Remzi Fındıklı’nın özlemi!!

milliyet-2012-07-08Sakine Günel
Neoliberal muhafazakar AKP, mutlak iktidar anlayışıyla her alanda kendi politikasını dayatarak uyguluyor. Devlet kurumlarının başında bulunan muhafazakar siyasetçiler, erkek olarak bulundukları mevkilerdeki görevlerinin yanı sıra, kadınları hedef alıyorlar. Cinsiyetçi ve ayrımcı vaazlar vererek, kadınları, yaratmak istedikleri muhafazakar dünyanın kuralları içine hapsetmek için konum ve mevkilerini kullanıyorlar. Çünkü iktidar onlara yetmiyor. Onların erkekliklerini ve iktidarını pekiştirecek şey, kadınlar üzerindeki hakimiyetleri! Kadınların konumu aynı zamanda AKP’nin, muhafazakar politikalarını pekiştirmenin bir göstergesi olacak.

Başbakanla başlayan kadın düşmanı vaazları, bürokratları da sürdürüyor. Polis Akademisi Başkanlığı’na atanan Prof. Remzi Fındıklı, “Hasılı Kelam/Özlü Sözler” adında bir kitap yazdı. Kitabında siyasetten askerlere, kadınlara ve dinlere ait ilginç görüşler ortaya koydu. “Batı, terbiye edilmemiş bir attır; 15’inde kız ya erde, ya yerde olmalıdır; fakirin aklı olsa, fakir olmazdı; erkeğin göbeklisi kadının da bebeklisi makbuldür; demokrasi vasat insanlar yönetimidir,” gibi sözlerin yer aldığı kitabını, polislere hitaben yaptığı bir toplantıda tavsiye etti.

Polis Akademisi Başkanı Remzi Fındıklı’nın kadınlar hakkında yumurtladığı sözlere bakılırsa, kendisinin kadına biçtiği rol adeta kölelik ve cariyelik… “On beşinde kız ya erde (kocada) ya yerde (mezarda) olmalıdır” diyen Remzi Fındıklı’ya göre o yaştaki kız çocuğu evlenmeli; on beş yaş cinsel olarak tahrik edici yaştır; evlenmeli, evlenmezse (!) mezarda olmalıdır, diyor. Bu açıkça erkeğin evlenme isteğini reddeden kız çocuğun öldürülmesini teşvik etmektir.

Kız çocuklarının yaşça büyük erkekler tarafından istismar edilip, evlenmeye zorlanması; (çocuk gelinler) kız çocuklarına tecavüzü rızaya dayandıran yargı kararları, bu anlayışın sonucu değil mi?

Muhafazakârlar kadınları geleneksel kadınlık rollerine hapsetmek istiyorlar. Onlara göre kadınlar fazla özgür! Erkeğin baskısına ve şiddetine karşı hak arayan, boşanan kadını, aile düzenini bozucu, geçimsiz olarak görüyorlar. Bunun ucu, “Direnen kadın, şiddeti hak eder,” anlayışına kadar gidiyor. Muhafazakarlar kadınların mücadele ederek kazandıkları hak ve özgürlükleri fazla buluyorlar. Kadınlar erkeklere itaat etmeyip boşanmak, çalışmak istiyorlar; çocuk yapıp-yapmama ve kaç çocuk doğuracakları konusunda baskı görmek istemiyorlar. Erkeklerle eşit haklara sahip olmak istiyorlar, zorla örtünmek istemiyorlar. Kadınların aile içindeki asıl görevinin çocuk doğurup, büyütmek ve kocaya itaat etmesin istiyorlar. Remzi Fındıklı, Polis Akademisi Başkanı olarak bulunduğu kurumda görevli polisleri kadınlara baskı yapmaya çağırıyor.

Hâlihazırda, artan muhafazakarlık ve cinsiyetçilik kolluk kuvvetlerinde de yaygın.

Kadınlar gördükleri şiddet nedeniyle karakola başvuruyor ya da kendilerini ölümle tehdit eden kocaya karşı koruma istiyorlar, dolayısıyla bu süreçlerde polislerle muhatap oluyorlar.

Remzi Fındıklı’nın “Bal arıdan kavga karıdan olur,” deyişi bu anlamda manidar: Kadınların haklarını uygulamakla yükümlü kamu kurumlarında çalışanlara da mesaj verilmiş oluyor. Böyle bir “cinsiyetçilik eğitimi”nden geçen kamu görevlileri, “Kocandır, barış,” diyerek kadının şikâyetini ciddiye almıyor; bu da kadının hayatına mal oluyor. Devlet kurumlarındaki görevlilerin yaptığı açıklamalar dikkate alındığını düşünürsek,Kadın cinayetleri devam ederken, taciz tecavüz davalarında erkekleri kollayıcı kararlar çıkıyorken, yasaları uygulamakla yükümlü kamu görevlilerinin, kadınları koruyucu mekanizmaları işletmeyecekleri çok açık.

Remzi Fındıklı’nın muhafazakar dünya temayülü, kadınlara çizilen bu dünyanın ve yaşamın ürkütücülüğünü de anlamamıza yetiyor. Vaaz edilen kadınlık hali; erkek devlet ve dindar erkek dünyasında kadının konumu, kadına biçilen rol; kadını kimliksizleştiren, erkeğe köleleştiren bu anlayış, yaşamadığımız ve yabancısı olduğumuz uzak bir zamandan geri çağrılmış gibi. Belki de değil, yaşımızın yetmediği böyle bir zamanı da yaşadı kadınlar… Muhafazakârın kadınları tasvir ettiği dünya temayülü, bugünleri epey arayacağımız muhafazakar erkeklerin dünyasından geliyor. Kurmak istedikleri dünya hiç kolay olamayacak…

Yorumlara kapalıdır.