Grinin Elli Versiyonu…

 

Malumunuz bir Grinin Elli Tonu (Fifty Shades of Grey) http://en.wikipedia.org/wiki/Fifty_Shades_of_Grey furyası aldı yürüdü. Kitaba dair çıkan haberlere bakarsak 37 dile çevrilmiş ve tüm dünyada 40 milyondan fazla satmış.Yazarı E.L. James eski bir televizyon programcısı, yeni bir ev kadınıyken ve orta yaş bunalımına girdiği için bu kitabı yazmış. Yazdıklarını eşiyle de denemiş. Kitaptaki fantezi oyuncaklarının yakında satışı yapılacakmış. Toplardan uzak durmak gerekiyormuş. Kitapla ilgili benim favori ürünüm ise bebek tulumu. Üzerinde “Dokuz ay önce annem Grinin Elli Tonu’nu okudu” yazıyor. Bunlar öyle sürüp gidiyor… Medya kendine dumanı üstünde ağız sulandıran bir mevzu buldu. Röportajın biri bin para! E.L. James neredeyse her hafta bir gazetede. Az önce yazdıklarımı da bu röportajlardan, gazete haberlerinden öğrendim. Peki kitabı bu kadar popüler kılan ne?


Serinin ilk kitabını aşağı yukarı ilk çıktığı zaman aldım. Ne menem bir kitap olduğunu iyi kötü  biliyordum. Mesleğim, konumum açısından düşünülürse belki kitabı alış serüvenim, marketten utana sıkıla kadın bağı, tampon alan kadınların havasında olmalıydı ama öyle olmadı hiç. Kitabı merak ediyordum ve aldım. O kadar! Kitabın üzerinde erotik romans yazıyor. Öncelikle belli ki romansa kattığı bu “yenilikle” okurunu “cezbediyor” kitap. Kitabın henüz üçüncü bölümüne gelmeden gidişatın nasıl olacağını rahatlıkla çıkarsayabiliyorsunuz. Damla Çeliktaban HaberTürk’teki köşesinde hayran edebiyatından söz ediyor ve kitabın Alacakaranlık serisiyle benzerliklerine değiniyordu (http://www.haberturk.com/yasam/haber/788824-hayran-edebiyati-ya-da-alacakaranligin-elli-tonu). Yazar  E.L. James de Alacakaranlık serisini defalarca okuduğunu ve ondan sonra yazmaya başladığını söylüyor. Bense daha da geriye gitmenin olanaklı olduğunu düşünüyorum. Eğer Jane Austen’e hakaret olmayacaksa bence pek çok romans gibi Grinin Elli Tonu’unda da Aşk ve Gurur’dan (Pride and Prejudice) izler yakalamak olanaklı. Bana kalırsa sahip olduğu aura anlamında Anastasia’dan yaşça büyük, klasik müzik, resim gibi yüksek zevkleri olan, milyarder işadamı Christian Grey’in mesafeli, erişilmez,  yaşça Elizabeth’ten büyük ve varsıl Marc Darcy’den pek de farklı olduğunu düşünmüyorum. Aynı gizem her ikisi için de geçerli. Keza, Anastasia ve Elizabeth de kendi dönem ve kuşakları içinde sıradışı özellikler gösteren genç kızlar. Elizabeth’in kızkardeşi Jane’i görmek için kilometrelerce yürümesinin Darcy üzerinde bıraktığı şaşkınlıkla, Anastasia’nın Kaplumbağa kullanıyor olmasının yarattığı şaşkınlık çok mu farklı? Ya babaya olan düşkünlük? Belki Ray Anastasia’nın biyolojik babası değil ama baba bildiği bu adama, deli dolu, çocuksu hayaller peşinde koşan, uçarı annesinden daha bağlı, tıpkı Elizabeth’in tek derdi danslı balolar ve kızları için hayırlı bir kısmet arayan annesinden çok babasına düşkün olması gibi. Kate’le Jane arasında da bence benzerlikler var. Christian’ın üvey kardeşiyle birlikte olmaları sizce de Mr. Bingley ile Jane’in ilişkisini anımsatmıyor mu ya da Marc Darcy’nin kızkardeşi Georgiana’nın  Elizabeth’e kanının hemen kaynaması gibi Christian’ın üvey kızkardeşinin de o ilk aile yemeğinde Anastasia’ya aşırı sıcak davranması? Kuşkusuz Aşk ve Gurur yalnızca bir romans olmakla kalmaz. Dönemin sosyal ve hatta ekonomik koşul ve dengeleri hakkında da göze sokmadan, ayrıntılı bilgi verir. İçinde yaşadığımız çağa uygun olarak E.L. James de öyküye yedirebildiği  her markayı koyuvermiş romanına. 15 sene sonra, şüpheliyim ama, eğer hala Grinin Elli Tonu’nu    okuyan birileri çıkarsa içinde bulunduğumuz yılın popüler markalarını öğrenmiş olacaklar. Jane Austen’in eserleriyle boy ölçüşmesi olanaksız olsa da daha basit bir boyutta Grinin Elli Tonu da benzer bir işleve sahip yani.

grinin-50-tonu-bebek-tulumuBen henüz sadece ilk kitabı okudum. İkinciyi okumak konusunda isteksizdim ama kitap hakkında düşündükçe seriyi tamamlamam gerektiğini hissediyorum. Dolayısıyla henüz bir fikrim yok ama Christian Grey’in BDSM konusunda “ufkunu açan” ve belli ki kontrolü elinde tutan yaşça büyük kadının Marc Darcy’nin halası gibi bir rol üstlenmesini bekliyorum. Kısaca bence Grinin Elli Tonu hayran edebiyatı üzerinden çözümlenecekse kemik yapı Jane Austen’den çıkartılabilir. Sonuçta, bana göre, Grinin Elli Tonu’nun yegane farklılığı kadınlara yönelik bir tür olan romansa, erkeklerin tekelinde bulunan kimi pornografik detayları yedirmiş olması. Yarattığı yenilik bundan ibaret.

Kitabı okurken meşhur İngiliz TV komedisi Keeping Up Appearance’daki http://www.imdb.com/title/tt0098837/ Daisy karakteri geldi aklıma. Bölümlerde sık sık tekrar eden sahne şudur: Sabah ya da akşam uykudan önce Daisy, Harlequin (bizim beyaz dizi olarak bildiğimiz romanslar) türü hafif bir kitap okumaktadır. Yatağın içinde heyecanla bacaklarını sallayarak okuduğu bölümü romantizmden nasibini almamış, karısıyla değil yeni şeyler denemek, sevişmeyi bile aklından geçirmeyen kocasına okumaya, onu “alevlendirmeye” çalışır. (Lütfen 2:30-4:00 ve 4:47-5:49 arasını izleyin http://www.youtube.com/watch?v=Fp0iojdPzlw) Daisy kurmaca bir karakter ama gerçek hayatta da karşılığı var elbette. Geçen hafta çıkan haber bunu kanıtladı (http://www.haberturk.com/yasam/haber/793238-grinin-50-tonu-bosanma-nedeni) O tür kitaplardaki Arap şeyhlerinin ya da petrol milyarderlerinin yerini Christian Grey aldı ve Grey sadece ihtirasla öpmekle kalmıyor. Olay bundan ibaret.

Öte yandan, elbette kitabın erotik ve hatta soft porno detayları tartışmaya açık. Öncelikle Anastasia’nın içinde yaşadığı toplumsal kültürel dinamiklere göre bakire olması tamamen bir fanteziyi tetikliyor. Tıpkı yıllar önce Britney Spears’ın ilk şöhret olduğunda bakire olduğunu ve bekaretini bir milyon dolara verebileceğini ilan etmesinin yarattığı fantezi gibi. Bir erkeğin ilk kadını ve mümkünse sonrasında tek kadını olmak püriten ahlakın ve aile kurumunu yücelten bakışın pompaladığı “fantezilerin” başında geliyor. Kitap da öncelikle bu fantezi üzerinden ilerliyor. Christian Grey’in, her ne demekse “Vanilya Seks”inden sonra bir anlaşma yapmak istemesi ve buna göre Ana’nın yataktaki öğretmeni olmaya talip olması ve mutlak hükmediciyi oynaması da modern dünyada yaşamının kontrolünü elinde bulundurması gerektiği söylenen kadınlara Sindrella Kompleksi’ni hatırlatan bir duygu veriyor. “Bırak her şeye o karar versin. Sen güzel kafanı yorma, kendini üzme. Alacağın haz da cabası!” Öte yandan bir erkeğin sekse her an hazır olması ve bir kadının her ilişkide tatmin yaşaması da tamamen pornografik ve gerçek dünyadan çok uzak bir fantezi bana göre.

Peki çiftlerin ya da bir kadının fanteziye gereksinim duyması yanlış mı? Bana göre hiç değil. Ama E.L. James’in romans türüne yaptığı bu “katkının” ilk örneğinde kadının yüzyıllardır makus talihi olan tahakküm altında olma, boyun eğme halini bedenselleştirmesi ve bunu hazza dönüştürmesi problematik. Tabii bunun yine heteroseksül ilişki üzerinden ilerlemesi de başka bir durum. Yakında ikinci kitabı da alacağım. Bakalım öngörülerim tutacak mı yoksa kitap beni şaşırtmayı başaracak mı? Bu arada sırada Reflected In you var. Sylvia Day’in ‘Reflected In You’ adlı romanın birkaç gün içinde Büyük Britanya’da 80.000’den fazla satarak E.L. James’in çok satan kitabı ‘Grinin Elli Tonu’ nun ilk haftasındaki satışını geride bıraktığı haberi gazetelerde yerini aldı. Bu gidişle türün devamı gelecek gibi. Birileri de bu satış rakamlarının neyin, insanların yaşamındaki hangi eksikliğin karşılığı olduğunu araştırır herhalde.

Yorumlara kapalıdır.