Kadınlar Artık Susmayacaklar!

S.Dilek Şentürk
megafonAlanlarda attığımız, “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop. İnadına isyan, inadına isyan, inadına özgürlük!” sloganımız, kadın dayanışmasıyla tek yumruk oluşumuzu ve bu dayanışmayla güçlendiğimizi ne güzel anlatmakta. Yolumuz, her ne kadar çok uzun da olsa bu güçle edineceğimiz kazanımlarla her gün biraz daha kurtuluşa yaklaştığımızın inancındayım. Kadın dayanışmasının, gün geçtikçe yaygınlaşıp, büyüdüğünü sezen erkek egemen sistem ise panik halindedir. Kendince yeni önlemler almakta, karalama politikası ile sözümüzün görünürlüğüne gölge düşürmeye çalışmaktadır.

 

Onlar bilmektedirler ki hiçbir güç, hiçbir inanç bu kadar kadını bir araya getirip, dökemez meydanlara. Kişisel bir menfaat beklemeksizin gönüllü olarak bu yola baş koymuş, beyniyle, yüreğiyle, tarihi ile mücadelenin içinde var olan kadın sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Kadına yönelik erkek şiddeti, taciz, tecavüz, kadın cinayetleri davalarının takibinden vazgeçmeyen kadınların, dayanışmadan aldıkları gücün farkındalar artık. Direniş öykülerini duymaktan tedirginler. Direnişi tetikleyen feminist hareketi karalamayı bir çare olarak görmekteler. Ama biz artık kadınlar susmayacaklar diyoruz. Susmuyorlar da;

Samsun’da, kocasından ayrılan ve boşanma davası devam etmekte olan beş çocuk annesinin, bir erkek tarafından taciz edilişini ve tacizcinin uğradığı akıbeti çok yakın zamanda hepimiz duyduk. Tacizci önce dedikodu çıkarıyor kadın hakkında. Boşanan bir kadın ya, “namus bekçisi” yok ya, at atabildiğin kadar mantığı ile. Tacize başvuruyor, biliyor ki “zaten parçalanmış aile” savunması işe yarayacak her hangi bir risk durumunda. Sistemden yana sırtı sağlam. Ama ” artık susmayacağız” diyen kadınların direniş öykülerinden bir haber olduğunun da farkında değil. Öyle bir özgüven kazandırmış ki ona bu erkek egemen sistem, hep, “bana bir şey olmaz” cesareti ile küçük dağları ben yarattım edası sinmiş üzerine. İşte bu tacizci de kadını öyle bir yıldırmış ki, kadın her şeyi göze alarak buluşma isteğini kabul edip onunla ormana gitmiş, fantezi amaçlı olduğunu söyleyerek adamı ağaca bağlamış. Toplumun kazandırdığı özgüven ve “kadındır, ne yapabilir ki” ön kabulü ile ağaca bağlanmasını onaylarken, aklı zaten sevişme hayalleriyle meşgul durumda da olduğundan, o durumda bile kendinden o kadar emindir ki. Erkekler genelde baskısız büyüdüklerinden sezme, tedbir alma, korunma, pratik çözüm bulma konularında kadınlar kadar başarılı olamıyorlar. Doğduğumuz günden beri ötelenmeyle yüzleşen bizler ise ister istemez var olmak adına pratikler üretebiliyoruz. İşte bu kahraman kadın da tacizcisini bir şekilde ağaca bağlayıp, alnına ve göğsüne bıçakla çizikler atmıştır. Cep telefonu ile de adamın bu aciz hallerini resimleyen kadın daha sonra “gelin alın” diyerek tacizcinin arkadaşlarını ormana çağırarak kendisi oradan ayrılmıştır. Bu harika kadın alacağı cezayı bildiği halde böyle bir direnişten sakınmamıştır.Tacizciyi deşifre etmek ve caydırıcı olması adına bu cezaya önceden razı olmuştur. Direniş öyküsüyle, sessizliğin öyküsünü bir kefeye koymuş, sessiz kaldığında daha çok mağdur olacağının hesabını yaparak bu yolu seçmiştir. Soruşturmanın sonucu bu sistemde nereye yol alır bilemeyiz ama, bu öykü kadının gücüdür, direnişidir, sesini duyurmasıdır.

Bir partinin erkek ilçe başkanının, “üyeliğim neden silinmiş” itirazı ile gelen kadın üyeye: “Kadınsan kadınlığını bil. Hakkımda sağda solda konuşma, edepsizlik yapma. Edebinle otur, ayağımın altına alırım” şeklindeki hakareti de cevapsız kalmamış, adli para cezasına çarptırılan bu zat için manevi tazminat davası da açılmıştır. Her ne kadar 5 yıl içinde suç işlememek koşuluyla hükmün açıklanması geri bırakılsa da, kadınların artık susmayacak olduklarının, erkek şiddetinin deşifre edilişinin bir göstergesidir bu. ”’Kadınsan kadınlığını bil” sözünün hakaret içerdiğini bilmiyordum. Ona hanımefendiliğini hatırlatmak amacıyla söylemiştim” şeklinde kendini savunan ilçe başkanına kadının susmayacak olduğunun gösterilişidir bu.

Eskişehir’de tramvayda anne-kıza tacizde bulunan erkeğin hiç aklına gelir miydi biber gazı bombardımanına uğrayacağı. “Acaba gören oldu mu” diye sağına soluna bakarak, kızaran yüzünü suçlu gibi saklayan kadınlar yok artık! Artık kadınlar susmuyor.”Kadınlar da hakkediyor” diyenlere inat biz artık asıl suçlunun farkındayız ve sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Kadına yönelik tüm saldırılara karşı sayımızı ve gücümüzü çoğaltmaya devam edeceğiz. Bu konuda sonsuz bir inanca sahibiz.

Bu inanç öyle güçlüdür ki, günden güne erkek egemen sistemde panikler yaratmaktadır. Öyle güçlüdür ki kadınları evlerinden çıkarıp alanlarda, takibini yaptıkları davaların mahkeme önlerinde bir araya getirmektedir. Öylesine güçlüdür ki direniş öyküleri baharın müjdecisi gibi tomurcuklarını patlatmaya yüz tutmuştur.

Yorumlara kapalıdır.