Feminizm seksi ve komik olabilir, ancak dünyayı değiştirecek olan şey öfkedir

Slut walk NewcastleEllie Mae O’Hagan – http://www.guardian.co.uk  / Çeviri: Çiğdem G.D.

Feminizm hakkında şiirsel güzellemelerle geçen on yılı aşkın süreden sonra bu ay artık biraz teori okumam gerektiğine karar verince, 50 yıl önce bu hafta yayınlanmış olan Betty Friedan’ın “Kadınlığın Gizemi” kitabını edindim.

 

Evinin tanrıçası, kendini adamış anne, emre amade sevgili, sadık eş; 1960’lar Amerikasının imkansız mükemmellikteki bu kadın vizyonu için Friedan’ın oluşturduğu ifade “Kadınlığın Gizemi”. Cinsiyet eşitliği savaşının kazanıldığı, kadınlara kendilerini gerçekleştirebilecekleri tek şey olan ev kadınlığının keyfini çıkarmaktan başka bir şey kalmadığı yalanının Friedan ve çağdaşlarına yutturulmaya çalışılması kitapta büyük bir öfke ile ele alınıyor. Friedan, kendilerine mutluluk olarak öğretilmiş bu eziyeti deneyimleyen kadınların yaşadığı rahatsızlık hali için kullandığı “tanımsız sorun” ifadesini kitap içerisinde çokça zikrediyor.

“Kadınlığın Gizemi” için yapılan eleştirilerden bazıları çok yerinde – orta sınıf ev kadınlarının bıkkınlıklarını hafifletmek için dadılar gibi davranmalarını önerirken, sadece çalışan kadınlardan bahsediyor olması bunlara bir örnek – ancak bunlar kitabın taşıdığı önemi veya taşıdığı devrimsel niteliği değiştirmiyor. Okuduğumda, bu kitap sayesinde bileklerinden sarkan -ve öncesinde onlar için görülemez olan- zincirlerinin cisimleşmesine şahit olan kadınlar gözlerimin önünde canlandı. Bu haftaki The New York Times’da, Friedan’ın çalışmasını okumayı yaşamlarını derinden etkileyen ve dönüştüren bir deneyim olarak niteleyen ileri yaşlardaki bazı kadınlardan mektuplar yer alıyor.

Benim açımdan “Kadınlığın Gizemi”nin en şaşırtıcı ve acıklı yanı, halen geçerliliğini koruyor olması. Kendi neslimden kadınlar halen itaatkarlığımızı sağlayan bu yalanlara kanıyorlar. Kadınlara değer verildiği söyleniyor; ama saygı gösterilen bir erkeği tecavüzle itham ettiğimizde bu değer yok oluveriyor. Eşit olduğumuz söyleniyor; ama halen hem düşük ücretli hem ücretsiz işlerin en büyük kısmını biz yapıyoruz. Bize saygı duyulduğu söyleniyor, ama halen sokakta taciz ediliyor, medya tarafından nesneleştiriliyor, alaya alınıyor, kişisel ilişkilerimizde ‘dırdırcı, cadaloz, histerik’ gibi kelimelerle sürekli kötüleniyoruz. Friedan’ın bahsettiği gibi, bizim feminizmimiz de savaşların kazanıldığı ve erkek-tasdikli zaferiyle eşitliğin tadına varmakta özgür olduğumuz inancı ile baskılanmış durumdadır.

Feminizmin canlanışına dair kıvılcımlar mevcut; kaltak-yürüyüşleri, taciz ve medyadaki nesneleştirme konularında projeler, feminist yaz okulları -hepsi de kendilerine yutturulmak istenen yalanlara savaş açan yeni bir kadın neslinin göstergesi. Ancak tamamen hatalı olduğu ortaya çıkmış, erkeklerin hoşuna gitme düşkünü bir 90’lar feminizmi değişik bir şekilde yeniden baş göstermekte.

Belki de güncel feminizm bir yol ayrımında: feminist yaz okullarına karşılık elimizde Caitlin Morgan’ın(ingiliz tv programcısı ve köşe yazarı -ç.n.) sosyal baskı bağlamından dahi uzak bir şekilde yapılan cinsiyetçilik hakkında nükteli gözlemlerden ibaret görünen; kibirli, erkek yanlısı feminizmi var. Nesneleştirme karşıtı her kampanya karşılık, Amerika’da büyüyen bir hareket olarak kabul edilen ve kendilerini ‘seksi feministler’ olarak adlandıran, bir kadının hem cinsiyet eşitliğine inanıp hem de pubik kıllarını kökünden yok ettirmeye oldukça yüksek miktarlarda para dökebileceği konusunda içimiz rahatlatan “sex and the city” marka feminizmimiz var.

Benim açımdan seksi ve komik olmak bu yeni feminist hareketin temel taşları ise, uğraşmaktan vazgeçebiliriz. Temelinde feminizm; kızgın olmalıdır. Kızgın olmalıdır, çünkü kadınlar halen dolandırılmaktadır. Politik, sosyal ve ekonomik olarak halen engellendiğimiz bir toplumda, aynı “Kadınlığın Gizemi”ndeki gibi, eşitlik yalanı ile kandırılmaya çalışılıyoruz.

Feminizmin en temel işlevi cinsiyetçiliğin kazara oluşmadığı, toplumun erkekler lehine yapılanmış olmasının zorunlu sonucu olduğunun vurgulanmasıdır. Vajinalar hakkında espriler yahut rujdan vazgeçmek zorunda olmadığımızın teminat altına alınması yeterli değildir. Doğrudan söylemek gerekirse; yeni bir feminizm insanları kızdırmaktan çekinmemelidir.

Seksi ve komik feminizmin ilham kaynağı, sevilebilir olmadan feminizmin bir iş beceremeyeceği korkusudur. Gariplikleri haber veren kişi cinsiyet çalışmaları semineri salonundan haykıran erkek-düşmanı görünümlü bir lezbiyen olduğu sürece kitlelere ulaşmalarının mümkün olmadığı feministlere çok uzun zamandır söyleniyor. Ancak aynı zamanda kabul etmeliyiz ki, popüler ve hiç bir tehdit içermeyen feminizm de başarısız olmaya yazgılıdır. Patriyarkal bir toplumda – feministseniz öyle bir toplumda yaşadığımızı kabul ediyorsunuzdur- popüler ve tehdit edici olmayan şey erkeklerin kabul edilebilir saydıkları şeylerdir.

Feministler herkese hitap edebilmek isterlerse, patriyarka kültürü erkek değerleri ve erkek normları ile tanımlandığı için, yaptıkları şey gerçekte erkeklere seslenmektir. Popülerliği kendi doğruluğuna tercih eden bir feminizm, savaştığı problemleri yeniden üreteceğinden dolayı eninde sonunda iflas edecektir. Kim bilir, belki de Moran’ın son zamanlardaki ‘yüksek topuklu giyen kadınların tecavüze davetiye çıkardıkları’ gözlemleri bunun bir göstergesidir?

Friedan feminizmi değiştirmiştir, çünkü kadınların yüreklerine ve ruhlarına seslenen bir kitap yazmış ve bunu yaparken erkekleri kızdırmaktan korkmamıştır. The New York Times’da bu hafta yazan 82 yaşındaki bir kadın, “Kadınlığın Gizemi”nin hissettiği hayal kırıklığının bir delilik olmadığını kendisine gösterdiğini anlatmış. Bugün kadınlar kedi mizaçlı addedilmekten, nesneleştirilmekten rahatsızlık duyduklarında deliymiş gibi hissettirilmelerine ve utandırılmalarına kızgınlar. Feministlerin bu öfkeyi herkesi memnun eden ve hiç bir şey değiştirmeyen bir feminizmle boğmayı değil, daha iyi bir şeyler ortaya çıkarmak üzere yönlendirmeyi hedeflemelidirler.

Yorumlara kapalıdır.