Yargı “haksız”da kör, “tahrik”te dört göz!

Perihan Meşeli

“Çok sık banyo yapıyordu”, “Kahvaltıyı geç hazırladı”, “Boşanmak istedi”, “Meyve suyu ikram etim, reddetti”, “Bir aydır sadece makarna pişiriyordu”… Bunlar ve bir dünya sudan sebep kadınları öldürmek için yeterli. Kadınların hayatı erkekler tarafından yok yere tuzla buz edildiği yetmiyormuş gibi, yargı da adaletin terazisine geçirdiği haksız tahrik kılıfıyla katil erkekleri koruyor. Bu yazıda, öncelikle kılıfına uydurulmamış haksız tahrik kurumunun ne olduğunu ve hukuken düzenleniş biçimindeki sorunlara çok girmeden, mevcut haliyle kadınlara karşı işlenen cinayet, taciz, tecavüz ve diğer şiddete dayalı suçlarda uygulanış biçimini kısaca anlatmaya çalışacağım.

Haksız tahrik, cezada indirim sebeplerinden biri. TCK m.29 ve gerekçesi incelendiğinde haksız tahrik indiriminin uygulanabilmesi için: 1-Mağdurdan kaynaklanan tahrik edici bir fiil olmalıdır. 2- Fiil haksız olmalıdır. 3- Fiil failin öfke ve üzüntü duymasına yol açmalıdır. 4- Fail haksız tahrik nedeniyle tepki olarak bir suç işlemelidir. Bu şartların hepsi birlikte gerçekleşmiş olmalı ki haksız tahrik indirimi gündeme gelsin. Biri gerçekleşmemişse haksız tahrik indirimi uygulanamaz. Bu şartlar arasında, yargı tarafından hep “unutulduğu” için özellikle fiilin haksız olması hususuna dikkat çekmek gerek. Haksız fiilden kasıt, hukuk düzeninin onaylamadığı bir harekettir. Hareket, toplumsal değer yargıları, örf, adet, gelenek v.s. açısından tahrik edici olabilir ama hukuk düzenince tasvip ediliyorsa haksız tahrik indirimi uygulanamaz. Bunun yanında fail, suçu, kıskançlık, intikam gibi duygular nedeniyle veya tepkisel değil tasarlayarak işlemişse yine haksız tahrik indiriminden yararlanamayacaktır.[1] İndirim uygulanamaz uygulamalar ise kadın cinayetlerinin neredeyse hepsinde var. İşte gazete haberlerine yansımış birkaç örnek:

“9 Mart 2006 akşamı, Ali Şimşek, kendisinden izinsiz alışverişe çıktığını, kıyafet alarak borca girdiğini öğrendiği eşi Nurgül Şimşek’i ekmek bıçağıyla öldürdü. Cezası ‘haksız tahrik’ indirimiyle müebbetten 24 yıla indi”[2], 7 Ağustos 2007’de, Fatih Aguş, eşi Sevgi Aguş’u, kot pantolon giymesi yetmiyormuş gibi başka bir erkeğe de ‘cilveli şekilde’ saati sorduğu için öldürdü. Cezası ‘haksız tahrik’ altında işlediği ve pişman olduğu gerekçesiyle müebbetten 20 yıla indirildi.”[3], “Bir gece eşinin cinsel ilişki teklifini kabul etmeyen Ö.Y., bu konuda ısrar eden kocasını yataktan itekledikten sonra düşmesine neden oldu. Ü.Y. bu harekete, ruhsatsız tabancasını çekerek karşılık verdi ve eşi Ö.Y.’yi öldürdü. Kocaeli 1. Ağır C. Mahk.’de yargılanan Ü.Y., haksız tahrik indirimi de uygulanarak 24 yıl hapis ve 440 YTL adli para cezasına çarptırıldı..”[4], “İzmir 11. Ağır C.M., Alev Er’i öldüren eşi Şakir Er’e kadının piercing yaptırmasını ve çantasından doğum kontrol hapı çıkmasını ‘haksız tahrik’ sayarak 20 yıl hapis cezası verdi”[5]

Su içsek haksız tahrik diyen, kanunları bilerek ve isteyerek çiğneyen erkek bir yargı var karşımızda. Bu yüzden biz kadınlar için haksız tahrik indirimi “erkeklik indirimi” ile eşanlamlı. Yeni Ceza Kanunu’nda kadın örgütlerinin mücadelesiyle erkeklerin aldıkları cezaların dayanılmaz hafifliğine karşı birtakım olumlu düzenlemelere yer verildi. Eski kanunda töre cinayetlerinin failleri tahrik indiriminden yararlanabiliyorken yeni kanunda “töre veya namus cinayetlerinin” failleri hak­sız tahrik indiriminden yararlanamıyor. Namus cinayetleri, erkeklerin kadını, kadın bedenini ve cinselliğini kendilerine ait görmelerinden kaynaklanan cinayetler olup töre cinayetlerini de içeren daha kapsamlı bir terimdir. Kanuna “Namus bahanesiyle işlenen insan öldürme suçlarında haksız tahrik indirimi uygulanamaz” ibaresi konması gerekirdi. Ancak yeni kanun da namus cinayetlerini töre cinayetlerinden ibaret görmüş, faillerini “akraba içi”yle sınırlı bırakmış. Bu kadarını dahi içine sindirememiş ki bu ibareye kanunda değil kanunun gerekçesinde yer vermiş!

Kadınlar sırf kadın oldukları için öldürülüyor. Erkek egemen sistem katil erkeklerin adlarını değiştiriyor sadece. Bu sistematik erkek şiddeti karşısında biz feministler kadına yönelen şiddet davalarında tarafız. Ayşe Yılbaş, Sevim Zarif davalarında katiller haksız tahrik indiriminden yararlandırılmayarak gerektiği gibi cezalarını aldılar. Davalara her müdahillik talebimiz reddedilse de başka kadınların aramızdan ayrılmaması için bu davaların takipçisi olmaya devam edeceğiz. Eril cinsellik ve otoritesinin meşruiyetini sağlayan ataerkil sistemin tüm mekanizmalarına “sözümüz”: EMEĞİMİZ, BEDENİMİZ, KİMLİĞİMİZ BİZİMDİR!

 



[1] Arş Gör. Devrim Aydın, Yeni Türk Ceza Kanunu’nda Haksız Tahrik Yüksek Lisans Tez Çalışması,

http://www.nuveforum.net/292-suclar-cezalar/70711-yeni-turk-ceza-kanununda-haksiz-tahrik/

[2] 17.11.2006 tarihli haber http://www.tumgazeteler.com/?a=1803638

[3] 11.08.2007 tarihli haber http://www.tumgazeteler.com/?a=2348627

Yorumlara kapalıdır.