Mısır’daki kadın muhabirlerin yaşadığı tacizler üzerine

tahrirde-tacizGeçtiğimiz günlerde Mısır’da Tahrir Meydanı’nda France 24 kanalı Mısır muhabiri Sonia Dridi, canlı yayında tacize uğradı. Aynı meydanda daha önce yaşanan tacizler karşısında Sınır Tanımayan Gazeteciler, medya kuruluşlarını kadın muhabirleri bölgeden çekmeye davet etmişti ve bu çağrı, kadın muhabirler tarafından büyük bir tepkiyle karşılanmıştı. Geçtiğimiz sene, 25 Kasım tarihinde Guardian’ın yaptığı haberi paylaşmayı önemli bulduk.

Kadınların toplumsal dönüşümlerdeki aktif rolününün önüne engel olarak çıkan şiddet, cinsel taciz ve tecavüze karşı feminist bir politika yürütülmediği takdirde hiçbir devrim, devrimin ön saflarındaki kadınların devrimi olmuyor. Kadın muhabirlerin ve direnişçi kadınların hikayelerinden de görüyoruz ki cinsel şiddette erkek dayanışması “özgürlük mücadelecileri” ile güvenlik kuvvetlerini bile bir noktada buluşturmaya kadir. Cinsel şiddet, kadınların karşısına mücadele ettikleri meydanda ya da o meydandan yaka paça alınıp götürüldeki karakolda çıkabiliyor.

Mısır’daki protestolar: Kadın Habercileri Kahire’den Çekmenin Bahanesi*

Gazetecilerin basın özgürlüğü ve güvenliği için kampanya yürüten bir örgüt olan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), geçtiğimiz günlerde gerçekleşen iki cinsel saldırı sonrası, uluslararası medyayı kadın gazetecilerini Kahire’ye göndermemeye davet eden bir açıklama yaptı. Şimdi RSF’nin üzerinde bu açıklamayı geri çekmeleri için önemli bir baskı var.

Örgütün Fransa ayağının açıklaması şöyleydi: “Şu anda medya, kadın gazetecileri Mısır’a göndermekten vazgeçmeli. Bu noktaya gelmemiz çok üzücü, ama bu cinsel saldırılar karşısında başka bir çözüm yolu görünmüyor.”

Bu öneri karşısında gazetecilerden önemli itirazlar geldi. Birkaç saat içinde RSF, web sitelerindeki açıklamayı biraz değiştirdi: “Habercilerinin ve savaş muhabirlerinin güvenliğini sağlamak öncelikleri olmalıdır.” Şöyle eklediler: “Bir kadın için Tahirir Meydanındaki gösterileri haber yapmak, bir erkeğe göre çok daha zor. Gerçeklik bu ve medya bununla yüzleşmeli.”

Bu açıklama, Fransız gazeteci Caroline Sinz’in Tahrir Meydanında bir grup tarafından cinsel saldırıya uğramasının ertesi günü yapıldı.

Sinz ile kendisi de şiddete uğrayan kameremanı, arbede sırasında ayrı düşmüşler. Sinz, Fransız Haber Ajansına “Bir grup genç ve yetişkin tarafından elbiselerinin yırtıldığını ve dövüldüğünü”, “tecavüz denebilecek” bir cinsel tacize uğradığını söyledi. “Bazı insanlar bana yardım etmeyi denediler ama başaramadılar. Oradan kurtulmam 45 dakika sürdü. Öleceğimi düşündüm.”

Bu saldırı, ABD televizyon muhabiri Lara Logan’ın bu senenin başında uğradığı cinsel taciz olayını tekrar gündeme getirdi. Logan sonradan 200 – 300 erkekten oluşan bir kalabalığın bir yandan telefonlarla fotoğraflarını çekerken bir yandan da giysilerini çıkarıp ona vurduklarını ve onu taciz ettiklerini anlattı. CBS (Columbian Broadcast Service) Haber’e şöyle söyledi: “Tek hissedebildiğim bana tekrar tekrar tekrar dokunarak tecavüz eden elleriydi.”

Diğer bir kadın gazeteci, Mona Elthawy ise bu hafta, 12 saatlik gözaltı süresi boyunca Mısır güvenlik güçlerinin tacizine uğradığını ve iki bileğinin de kırıldığını söyledi.

Lindsey Hilsum, Channel 4’un çatışma bölgelerinde uzun yıllar habercilik yapmış uluslararası editorü, Sınır Tanımayan Gazeteciler’e (RSF) ilk açıklamalarını geri çekmelerini söyleyen yazısında şöyle diyordu: “On yıllardır, kadın muhabirler olarak, editörlerin bizlere eşit muamele etmesi için savaşıyoruz. Basın özgürlüğünü tesis etmek adına örgütlenmiş bir örgütün nasıl böyle bir ayrımcılık tavsiyesinde bulunabileceğini anlayamıyorum.”

Hilsum, Guardian’a şunları söyledi: “Cinsel taciz ve saldırı gerçekten çok önemli ve korkunç bir sorun. Fakat bundan, ‘kadınların gözü korksun, zor koşullar altında habercilik yapmasınlar’ sonucu çıkarılmamalı. Yıllardır erkek gazeteciler de saldırıya uğruyor ve öldürüyorlar; ama kimse onları işlerini terk etmeye çağırmıyor.

Çatışma alanlarında çalışan tüm gazeteciler, olay anlarında güvenlikleri ve cinsel saldırı riski ile ilgili hızlı kararlar vermeliler. Bu tehlikeli bir meslek, hiçbir zaman güvende olduğunun %100 garantisi yok. Hepimiz riski nasıl azaltabileceğimizi düşünmeliyiz.”

Kahireli bir kadın gazeteciye göre ise son bir haftada devrimin başlangıcına oranla cinsel taciz çok artmış: “Mısır’da hayatım boyunca bu kadar tacizle karşılaşmamıştım.” “Artık Tahrir Meydanı tehlikeli bir his uyandırıyor bende.”

Geçtiğimiz sene, Mısır, Tunus, Libya ve Bahreyn’de habercilik yapan gazeteci, daha önce de çok zor durumların üstesinden geldiğini; ama Tahrir’de şu anda yaşanan cinsel taciz ve sarkıntılığın düzeyinin yeni bir durum olduğunu söylüyor.

Ayrıca ekliyor: “Bu durum çatışma bölgelerindeki kadın gazetecilerin cesaretini kırmamalı. Biz kadın gazeteciler, gazetecilik mesleğini erkeklerle eşit kapasitede icra ediyoruz. Ayrıca bölgede kadınların olması kadın bakışının yansıtılabilmesi adına çok önemli.”

Sydney Morning Herald ile Kahire protestolarını haberleştiren gazeteci Ruth Pollard ise geçtiğimiz haftalarda birçok kadın gazetecinin kuşatıldığını, sindirildiğini ve taciz edildiğini, Sinz’in yaşadıklarının korkunç ve rahatsız edici olduğunu; ama durumun kadın gazetecileri Mısır’dan uzaklaştırarak çözülemeyeceğini belirtiyor.

RSF’nin İngiltere ayağından Heather Blake, yaptığı açıklamada örgütün Fransa ayağının açıklamasının aksine, kadın gazetecilerin Arap Baharı boyunca kahramanca gazetecilik yaptıklarını, süreçte yaşamsal bir rol oynadıklarını ve seslerinin tüm dünyadan duyulmasının çok önemli bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Blake, kadın gazeteciler ve tüm gazeteciler için, haberlerini güvenli ve özgür biçimde yapabilecekleri bir ortamın sağlanması gerektiği üzerinde durdu.

Büyük haber kuruluşlarındaki gazetecilerin savaş alanında habercilik yapmadan önce özel eğitimlerden geçmeleri genellikle zorunlu tutuluyor; fakat bu eğitimler, cinsel taciz ve cinsel saldırı konularını kapsamıyor.

Mısır’da taciz olaylarını kayıt eden ve taciz haritası çıkartan bir örgütte görev alan Rebecca Chiao, cinsel taciz ve cinsel saldırının Mısır’da çok yaygın olduğunu; kadınların, evden çıktıkları her an, fiziksel ve sözlü saldırı altında olduklarını belirtti. Hazırladıkları raporların çok açık ve yakıcı olduğunu ekledi.

Mısır’da 2008 yılında yapılan araştırmada kadınların %83’ü, cinsel tacize maruz kaldıklarını bildirdi. Mısırlı kadınların neredeyse dörtte üçü taciz sırasında peçeli olduklarını, yabancı kadınların %98’i ise tehdide veya elle tacize maruz kaldıklarını söyledi.

*Guardian’ın 25 Kasım 2011 tarihli haberinden Güneş Engin tarafından Türkçeye çevrilmiştir.

(http://www.guardian.co.uk/world/2011/nov/25/egypt-protests-reporters-women-safety)

Yorumlara kapalıdır.