Eş veya eski eş cinsel istismarı

cinsel-istismarŞahika Yüksel

Üç veya daha çok sayıda çocuğu olan ve çalışmayan, bağımsız bir geliri olmayan kadınlar, şiddet, istismar, koca tecavüzü benzer travmalar yaşasalar da tecavüzcüleri olan eşleri ile aynı yatakta yatarlar; ayrılamazlar.

Bazı cinsel istismar türleri “normal” kabul edilir ve yer yer, onların travmatik olarak tanımlanmayabileceği ileri sürülür. Açıklanması ve ispat edilmesi zor olan evlilikte tecavüz, bu tür “mazeretli” cinsel istismar örneklerinden birisidir. Evlilik içinde cinsel istismar konusunu, istismar eden, edilen ve danışmanlık yapanlar için çelişkiler taşıyan bir cinsel istismar türü olması nedeniyle seçtim. Sevgili tecavüzünü bu yazıda ele almayacağım.

 

“Randevu tecavüzü”, “yakın ilişkide şiddet” gibi adlar da verilen eş cinsel istismarı; sevgili, eş veya eski sevgilinin zorlaması ile gerçekleşen ilişkilerdir. Evlilikte kadının rızası olmadan eşinin cinsel ilişkide bulunması ve bunu zor ve şiddet kullanarak gerçekleştirmesi, onu istenmeyen cinsel davranışlara zorlaması, fuhşa zorlaması, cinselliği bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılması gibi davranışlar eş cinsel istismarı örnekleri arasında sayılabilir.

Sıklık: Konunun öncüsü, feminist sosyolog Diana Russell’dır (1982). Russell Boston’da (1992) halen evli /yaşamının bir devresinde evlenmiş olan kadınlarda eş tecavüzü öyküsünü araştırmış ve kadınların 1/7 ile 1/10’unun eş tecavüzü yaşadığını ve tecavüzün çoğul olduğunu bildirmiştir. Kadınların yarısı, eş tecavüzünün yirmiden fazla olduğunu bildirmiştir. Eşlerinin fiziksel şiddetine maruz kalan kadınlarda eş tecavüzüne iki kat daha fazla rastlanmaktadır.

Türkiye’de Durum: Savaş (2003), Adana’da evli kadınların % 18’inin cinsel ilişkilerinin sürekli olarak zorla gerçekleştiğini belirtmiştir. Ayrıca, bu kocaların %8’inin aşırı kıskanç olduğunu ve cinsel şiddete maruz kalan kadınların tümünün ileri derecede fiziksel şiddete de maruz kaldığını ekler. Yüksel ve Dişçigil’in (2004) çalışmalarında, İstanbul’da bir psikiyatri polikliniğine başvuran kadınların eşlerinin şiddet kullanıp kullanmadığı ve ne tür şiddet kullandığı araştırılmıştır. Fiziksel şiddet yaşadığını bildiren her beş kadından biri aynı zamanda cinsel ilişkiye zorlandığını bildirmiştir. İlkkaracan (2001), Güneydoğu Anadolu’da yaptığı taramada, evli kadınların yarısının fiziksel şiddet, bunların yarısının da aynı zamanda eş tecavüzü yaşadığını ve eğitim düzeyi yükseldikçe şiddet oranının düştüğünü belirtir.

Kadına Yönelik Şiddet Bir Sağlık Sorunudur. Cinsel saldırılar ruh sağlığını etkiler; travma ile ilişkili ruhsal sorunlara neden olur. Adını koymadığınız bir durumu sorun olarak tanımlayamazsınız:

Kadınlar: Kadınların yaşadıkları cinsel şiddeti uygulayan kişi eşleri olduğunda çoğunlukla kendilerini tecavüz mağduru ve eşlerini “tecavüzcü“ olarak adlandırmadıkları görülmektedir. Tecavüze tecavüz denmemesinin, tecavüzü yaşayanlarda travmatik sorunların gelişmesine karşı koruyucu bir etkisi olmamaktadır.

Cinsel istismar ve tecavüz hakkında o toplumdaki mitler ve tutumlar önemlidir. Tecavüz eylemine katılmayanların, seyircilerin, diğerlerinin konuya hoşgörülü yaklaşması, benzer davranışları besler. Tecavüz ve ilgili önyargılar ve tutumlar üzerine çalışmalarda bu sorunun ipuçları vardır. Bu çalışmaların örneklemini polis, hakim, tıp öğrencisi, doktor gibi, tecavüz sonrası karşılaşılabilecek meslek grubundan kişiler oluşturmaktadır. Yanıtlarda, dereceleri değişerek, erkeklerde daha baskın olarak mağduru az çok sorumlu ve suçlu bulma eğilimi görülmüştür. Bu durum, tecavüzle mücadelede toplumsal haberdarlık çalışmalarının önemine işaret eder (Akvardar, Yüksel 1992, Gölge 2000). Dahası, birçok kadın da eşinin cinsel zorlamalarından utanır ve kendisini sorumlu tutma eğilimindedir.

Uzmanlar: Bir hastalıktan korunmanın ilk basamağı, hastalığın varlığının bilinmesidir. Güvenliğin sağlanamadığı bir ortamda ise hiçbir tedavi etkin olamaz. Güvenliği sağlık çalışanları tek başına sağlayamaz. Sağlık personeli ve doktorlar cinsel saldırı yaşamış kişileri çok farklı koşullarda ve devrelerde görebilirler. Nitekim eş şiddetiyle yaralanan kadınlar, sağlık kuruluşlarında eşlerinin kötü muamelesini gizliyorlardı. Sağlık personeli, eş şiddetinden kuşkulanmıyor/ kuşkulansa da bunu kadınlara belli etmiyordu.

Kadına yönelik şiddetin, özellikle aile içi şiddetin, sağlık sorunları kisvesi altında, doktora başvuran kadınlar arasında gizli kalmasını engellemek amacıyla rutin olarak şiddetin taranması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Genel ve ruh sağlığı acil polikliniklerine başvuran kadınlarda eş şiddeti rutin olarak sorgulanmalıdır.

Bu yazı Feminist Politika’nın 2. sayısında yayınlanmıştır.

Yorumlara kapalıdır.