Rojava’da kadın ailenin eş başkanı olacak

2013_0802_rojovaRojava Demokratik Halk hareketi (TEV-DEM) siyasetteki ‘eş başkanlık’ sistemini aileye taşıyor. Artık aile reisi hem kadın hem de erkek olacak. TEV-DEM Sözcüsü Çınar Salih “Aile bir kriz yaşıyor” diyor ve bu yeni süreçte eşitlik dengesini kadının lehine çevirmeye çalıştıklarını söylüyor. Salih ile yaptığımız söyleşi…

Sizin için epey soru hazırladık ancak Kürt kadınları bizi şaşırtmaya devam ediyor. Bugün de yeni bir kavram duyduk sizden ; “aile eş başkanlığı”… Bunun ne olduğunu ve Rojava’da nasıl işlediğini bizimle paylaşır mısınız?

Demokrasi aslında katılımcılık ve çoğulculuktur. Bize göre şimdiye kadar yaşam tek yönlüydü. Bu yaşamın içinde egemen taraf olarak sadece erkekler vardı; ekonomi, siyaset vb. konularda erkek egemenliği vardı. Bize göre temel sorun şudur: Bu sistemde kadınlar köle olarak görülmüştür ve bunun sebebi erkek egemen sistemdir.

 

(Bu ara gülüşmeler oluyor. Çınar çeviriyi beğenmiyor, fikirlerini Türkçe olarak bizimle paylaşıyor.. Türkçe’yi nasıl öğrendiğini sorduğumuzda yine gülerek “valla biz komşuyuz, Türkiye’de yaşayan akrabalarım da var” diyor.)

İktidar, kadın ve erkek arasındaki ilişkilerden başladı öncelikle. Buradan bakarak erkek ve kadın sorunlarını tespit ediyoruz ve aileden başlıyoruz. Meseleye buradan bakarsak erkek ve kadın sorunlarını halledebiliriz. Ekonomi, siyaset her zaman erkek egemen olduğu için biz öncelikle bunun kaynağı olan aileden başlamak istedik. Bizim yanımızda mesala Hıristiyan olan topluluklar var. Onlar kamusal alanda bizden daha açıklar ama onlarda da aile içinde erkekler egemen ve kadın erkek eşitliği yok. O yüzden ailenin demokratikleştirilmesinden başlayarak toplumu değiştirmek istedik. Çünkü aile erkektir. Aile bir kriz yaşıyor bu süreçte. Erkek ve kadın eski şekilde idare edemiyorlar. Çocuklar ailelerini dinlemiyor, bu yapıya itiraz ediyorlar. Bu yeni süreçte aile değişmeye mecbur. Bu da kadının aleyhine değil lehine olacak. Biz bu eşitlik dengesini yakalamak için çalışıyoruz. Erkek ve kadın olarak bu dönüşümü birlikte yapmayı hedeflediğimiz için, başkanı olmayan, kadın ve erkeğin eşit olduğu bir aileden söz ediyoruz. Siyasetteki “eş başkanlık” sistemini biçimsel ve kurumsal olarak değil, ruhuyla ve mantığıyla aileye taşıyoruz. Siyasette olduğu gibi kadın aktif olarak sistemi değiştirme gücünü aileye kadar taşıyacak.

 

Peki “aile eş başkanlığı” sistemini anlattığınızda ne gibi soru ve sorunlarla karşılaşıyorsunuz.

Pek sorunlarla karşılaşmadık. Bu yeni bir şeydir. İnsanlar eski aile yapısından bıkmışlar, anlamaya çalışıyorlar. Tepki varsa da bu olumlu bir tepkidir.

 

Buna bağlı olarak o zaman soralım; Kuzey Kürdistan’da Kürt Özgürlük Hareketi’nden kadınlar, kadınların kurtuluş ideolojisi olarak “Jineoloji” yi gündeme getirdiler. Yurt dışında da bununla ilgili bir konferans yapıldı. Bu coğrafyada da tartışılıyor. Feminizmi dışlamayan ancak feminizmi de aşan bir ideoloji olduğu vurgusu var. Siz ne düşünüyorsunuz, Rojava’da da tartışılıyor mu bu kavram?

Jineoloji bir kadın bilimi olarak ortaya konulmuş. Zaten biz asıl olarak Jineolojiyi bir anlamda pratikleştiriyoruz. Rojava’da kadın hareketi buna uzak değil, tam tersine pratik bir zemini var. Konferans, toplantılar çok yapamadık ama pratikte bunu yaşama geçiriyoruz, deneyimliyoruz.

 

Kadınlar Rojava’da erkek işleri olarak görülen mesleklerde çalışıyor. Mesela kadın trafik polisliği gibi. Nasıl işliyor, onlara tepkiler var mı , yoksa kadındır diye kuralları reddetmeler oluyor mu?

Bizde kadın her alanda var. Kadın işi , erkek işi ayrımı kalmadı Rojava’da. Siyaset alanında diplomaside hiçbir yere sadece erkekler gitmiyor. Artık halk da, biz de erkeklerin bizsiz bir yerlere gitmesini kaldıramıyoruz. Bunu çok renksiz ve acayip görüyoruz. Yaşamın her alanında mücadele veriyoruz. Erkekler vermiyor, biz alıyoruz haklarımızı. Bu nedenle bize minnet etmemizi söyleyemezler. Mücadele ettikçe kendilerini ağırdan satacak bir durumları kalmıyor. Erkekler bir şey yaptığında abartıyorlar, oysa biz de onların yaptıkları şeyleri yapabiliyoruz. Hatta yaptıklarımızı daha insancıl yapıyoruz. Örneğin, savaşta Cenevre kurallarını daha çok uyguluyor kadınlar. Savaşı erkekler gibi daha radikal ve kötü yönlere çekmiyorlar. Hani erkeklerin içinde ne zaman ortaya çıkacağı belli olmayan bir canavar var, oysa kadınlar her zaman bunu durdurabiliyor. Yaşamın her alanında var kadınlar. Yaşlı kadınlar da siyasetin içinde. Bizim yaşlı kadınlarımızın da örgütü var, toplantılara giriyorlar. Örneğin bir aile içinde, biri YPG’de, diğeri örgüt asayişte, başka biri okulda, bir diğeri konfederasyonda. Yani her biri bir örgütte. Boşta olan, dışarıda kalan kimse yoktur. Tabii ki aktif örgütlenmeye katılmayanlar da var.

Kadın ekonomisi kuruyoruz. Kadın meclislerimiz de oluştu. Bunların altında komünler var. Kadınlar hem genel siyasette hem de kendilerine ait özgül kadın komünlerinde yer alıyorlar. Erkekler bizle dalga geçiyor ; “hem kendi hakkınızı alıyorsunuz hem de bizim hakkımızın yarısını alıyorsunuz”. Yani onlara bir çarık bırakıyoruz. (Gülüşmeler) . Bu yolda ilerliyoruz. Olumsuz tepki yok.

 

Kadınların ekonomik açıdan güçlenmesi için ekonomik birimlerden bahsettiniz. Nedir bunlar, nasıl işliyor?

Kadın ekonomi meclisimiz var. Kadına yönelik projeler geliştiriyor. Mesela tekstil alanında… Özgül iş yerleri var. Yeni bir oluşum ve deneme sürecindeyiz. Ekonomiyi komün ve kooperatif üzerine oturtuyoruz. Bizim şansımız var. Kapitalizm bizde çok gelişmemiş. Kapitalist ekonomi yok gibi. Şehirler hala büyümemiş ve ham. Yeni ekonomik sistemin bizde zemini var, bu sistemi daha kolay uygulayabiliriz. Bizim de çok deneyimimiz yok, aklımız yettiğince yapacağız. Erkekler bize yıllardır, ekonomi sizin işiniz değildir demişler, biz şimdi gidip diyoruz ki hayır ekonomi asıl bizim işimizdir, siz bizden çalmışsınız. Bunu geri almak çabasındayız.

 

Kadın mahkemeleri ne durumda, işliyor mu?

Kadın mahkemelerini kurmadık. Ama mahkemelerde ve adalet sistemi içinde kadın örgütleri var. Kadın evlerimiz var, onların içinde de komiteler… Herhangi bir sorunu çözmek için “ara buluculuk” yapıyor bu komiteler. (Çınar ıslah kavramını kullanıyor). Örneğin kadın ya da erkek; iki kişi arasında sorun çıktığında çözüm bulmada aracılık yapıyorlar.

 

Peki bu örgütlenme kadınlar açısından nasıl tezahür ediyor. Mesela boşanmalarda bir artış oldu mu?

Böyle bir şey söyleyemeyiz. Ama son 15 yıldır, Esad rejimi tarafından uygulanan baskı ve yaratılan kaos ortamı aileleri de etkiledi. Diğer yandan mevcut aile de yenilmeyeye dönük bir kriz yaşıyor. Bu sırada boşanmalar da olacaktır. Bir kaos süreci ve bu sürecin aile üzerinde olumsuz etkileri var. Biz bu yüzden aileyi bu kaos ortamından çıkarmak, demokratikleştirerek yaşanabilir bir ortam yaratmak istiyoruz.

Kadın görüyor, gelişiyor, gözü açılıyor. Artık o kuyunun içinde kalamıyor. Mevcut aile ve evlilikleri derin bir kuyu olarak görüp bırakıyor. Bu bir yanıdır. Diğer yanda ise ciddi bir sözleşme olmadığından sağlam bir temel üzerine oturmadığı için evlilikler bitiyor. Tabii ki bırakacaklar çünkü en baştan yanlış bir temelde kurulmuş. Bizim toplumda boşanmak ayıp bir durumdur. Boşanan kadın zaten ölüdür. Biz bu zihniyete karşı mücadele veriyoruz. Boşanmak tam bir özgürlük olmasa da bağımsızlıktır. Birlikteliği oluşturan sevgi ve saygı yoksa orada yaşam yoktur. Bu durumlarda birlikteliğin sürmesi için köprü olmuyoruz.

 

Aile içinde kadın şiddet gördüğünde bunu nasıl çözüyorsunuz?

Sara isimli bir kurumumuz var. Bağımsız bir dernek. Bizim topraklarda namus meselesi; Kürtlerin genelinde var ama bizde çok daha katıdır. Bir namus cinayeti yaşandığında kadınlar ayaklandı yürüyüşler yaptı. Etkisi de oldu. Bu bir zihniyeti değiştirme mücadelesi ve sürüyor. Yekitiya Star olarak bazı kanunlar çıkarttık. Çok eşliliği kaldırdık. Hukukçu kadınlar, kadınlar lehine birçok kanun çıkarttı.

 

IŞİD’le ilgili de biraz konuşalım. Hepimizin bildiği gibi IŞİD kadınlar açısından büyük bir tehlike arz ediyor. İşgal ettiği yerlerde ilk yayınladıkları fetva kadınların zorunlu olmadıkça dışarıya çıkmamaları ve örtünmeleri. Bu konuda siz nasıl bir tehdit ve tehlike görüyorsunuz ve nasıl tedbir alıyorsunuz?

Savaşıyoruz… Kadınların erkeklerden daha çok tepki vermesi gerekiyor. Çünkü erkekler bir şekilde kendilerine bir yer bulabilirler ama kadınlar asla. Çünkü IŞİD kadınlara karşı bir katliamdır. Onun için kadınlar IŞİD’e karşı daha fazla mücadele vermeli. Tabii erkek sistemler kadınlara karşı katliamcıdır. Bunlar (IŞİD) cihad nikahı yapıyor. Bunlara karşı çıkmak gerekiyor. Nasıl eskiden kadınlar kendilerini savunmak için suya atlamış, burada da topyekun savunmaya geçeceksin. IŞİD, doğru bir örgütlenme ve siyasi bir çizgi olmazsa hepimizi ezip geçer. Bizim kendimizi savunacağımız askeri güçlerimiz var. Kadınları örgütlenmenin dışında bırakmak, kendimizi savunmasız bırakmaktır ve tehlikelidir.

 

YPG’ye katılan evli ve çocuklu kadınlar var mı?

Var. Kendi çocuğunu ailesinin yanına bırakarak YPG’ye katılan kadınlar var. Evli olmayan kadınlar kadar fazla değiller ama varlar.

 

Kürtler dışındaki diğer halklardan kadınlarla ilişkileriniz nasıl erkeklere kıyasla?

Süryanilerin az da olsa kendi örgütlenmeleri var. Araplarda ise siyasal ve toplumsal örgütlenme yok , böyle bir bakış açısı da zayıf. O yüzden çok zorlanıyoruz. Ancak bireysel olarak içlerine girerek örgütlenebiliyoruz. Ama YPG’ye Arap kadınlar katılıyor. Mesela erkekler kızıyor, ama kadınlar geri dönmeyeceğiz savaşacağız diyor. Epey de bir katılım var. Ama farklı bir örgütlenmeleri yok. Bizim bu durumumuzdan etkileniyorlar ve etkileneceklerdir de.

 

Hepimiz biliyoruz ki erkek egemen sistemde ev işleri, yaşlı ve çocuk bakımı kadınlar tarafından yapılıyor. Farklılıklar olsa da dünyanın her yerinde aynı. Siyasette ve ailede eş başkanlık vb. durumları konuşurken, ev içi emek ve iş bölümünü de konuşuyor musunuz?

Akademiler açtık ve gayet iyi çalışıyorlar. Kadınları bilinçlendirmek amacıyla kuruldu. Sadece kadınlara özgü, erkekler yok burada. Kadınlara dayatılan yaşam felsefesi ve yaşam biçimini anlamak, çözümlemek gerekir. Çünkü dayatılanları kadınlar doğal görüyor. Bunu kırmak ve bunların sonradan dayatıldığını anlamak için akademilerde kadınlar eğitim alıyor. İş bölümü bizde de sorundur. Bazı ailelerde daha orantılı yapılmaktadır, kırılan yerler vardır ama bir bakıyorsunuz kadın hem işe gidiyor ve koştura koştura eve geliyor ve yemek yapıyor. Bunu kıramamışız henüz. Bunun da mücadelesini veriyoruz. Ama biz kadın erkek rolüne girsin istemiyoruz. Egemenliğin ve iktidarın cinsiyeti yoktur. Biz yaşamı daha güzel hale getirmeyi amaçlıyoruz.

 

Akademileri biraz daha açar mısınız?

Bu akademiler 30-35 kişilik, dönemsel katılıma açık. Daha çok meclis ve örgütteki kadınlara eğitim veriliyor. Toplumsal cinsiyet, kadın tarihi, dünya kadın hareketi, feminizm, hakikat felsefesi gibi derslerimiz var. Eğitim komisyonları sorumlu olduğu dersleri veriyor. Akademiye katılanlar akademide kalıyor. Çocuğu olanlar en fazla bir ay kalıyor. Bir çeşit kamp gibi burası.

 

Vakit kalmadı. Uyarılıyoruz arkadaşlar tarafından. Son olarak, feminizme dönersek. Jineolojiyi konuştuk biraz. Rojavalı kadınlar feminizmle ilgili ne düşünüyor, kendilerine feminist diyen var mı? Bu ideolojiyi ne kadar tartışıyorsunuz?

Valla Rojavalı kadınlar feminizmle tanışmamış, hatta ismini bile duymamış. Bu devletin yarattığı durum. Bizim dış dünya ile ilişkimiz gelişmedi. Ama son yıllarda yani özgürleştiğimiz bu dönemde, Rojavalı kadınlar da feminizmi duymaya başladı. Kadın sorunu kadına özgü değil, topluma bağlı bir durumdur. Kadını yok ederek toplumu, özgürlüğü ve yaşamı yok ettiler. Kadın yaşamdır. Biz daha geniş bir açıdan bakıyoruz. Bir uçta kadın diğer uçta erkek gibi ayrıştırarak değil de sorunu toplumsal olarak çözmeye çalışıyoruz.

 

Rojava’da farklı cinsel yönelimler ve kimliklerle ilgili açığa çıkan bir hareket var mı?

Yoktur.

 

Türkiye kadın hareketine, feministlere söyleyeceğiniz son bir şey var mı?

Biz kendimizi sizlere çok yakın hissediyoruz. Eminiz siz de öyle hissediyorsunuz. Rojava’da ne kadar gelişirsek,  Kuzey de bundan o kadar etkilenir. İnanıyoruz ki kadın hareketi daha aktif bir hale gelecek. Bizim hedefimiz en ücra yerdeki kadına da ulaşmak. Bu Türkiye’de biraz eksik kalmış gibi geliyor bana. Sizi topluma daha az inmiş görüyoruz.

 

20.06.2014

 

* TEV-DEM (Rojava Demokratik Halk hareketi) : 6 siyasi partinin oluşturduğu bir çatı örgütlenme. Ayrıca onlarca da sivil toplum örgütü var bu çatının altında. Her bir oluşumun bir temsilcisiyle bir genel koordinasyon oluşturulmuş. Yekitiyi Star da bu çatının içinde. Altta komünlerden başlayarak halk meclislerine doğru örgütlenme var. Bu çatıda başkan ve eş başkanlık yok.

 

 

Yorumlara kapalıdır.