Posts Tagged ‘üç cocuk’

“dünyalı kadınlara çağrımızdır…”

Women gather for 8th March demonstration in Beyoglu. Women in Turkey still struggle for their rights against discrimination, oppression and patriarchal system which draw women away from political, economical and social life. They continue to raise their voices against increasing domestic violence, sexual harrasment, rape, honour killings, being discriminated because of their sexual choices. poverty, invisible labor at home, cheap labor at work and war in general.

Women gather for 8th March demonstration in Beyoglu. Women in Turkey still struggle for their rights against discrimination, oppression and patriarchal system which draw women away from political, economical and social life. They continue to raise their voices against increasing domestic violence, sexual harrasment, rape, honour killings, being discriminated because of their sexual choices. poverty, invisible labor at home, cheap labor at work and war in general.

elif can

konuya hızlı gireyim. nasıl oldu bilmiyorum. kendime geldiğimde her yer toz içerisinde. ama öyle bildiğimiz tek tabaka, uysal tozlardan değil. en az beş yıl alınmamış! tam karşıda mutfak desem değil, çöplük desem hiç değil bir yer… bunlar bulaşık olamaz. burası benim evim olamaz. bir saniye, ben neredeyim? şöyle bir bakınayım, nerede olduğumu anlayayım diye kımıldamak istiyorum ama üzerime, artık nereden geliyorsa bunlar, bir dünya kirli çamaşır devriliyor. çamaşır deryasından güç bela sıyrılıp çıkacakken tam karşıdaki yıkanmış fakat katlanmamış, katlansa bile ütülenmemiş, ütülense bile yerine yerleştirilmemiş temiz çamaşır dağıyla göz göze geliyorum. ışıldayan beyazlar bana göz mü kırpıyor öyle? renkliler “katla bizi” diye bir türkü tutturmuş halay mı çekiyor? çamaşırlar benimle iletişim mi kuruyor?

Devamını Oku…

Üç çocuk ve sonrası

mutfak cadıları-Temmuz 2010

 

Üç çocuk doğurmalıymış kadınlar, öyle diyor başbakan. Kadınlardan elbette ki sadece üç çocuğu doğurmaları değil, bu çocuklara bakmaları, tek uğraşılarını bakım faaliyetleriyle sınırlamaları, hayatlarını vakfetmeleri de bekleniyor doğuracakları çocuklara. Bakım işlerine kendilerini adamaları ve bu şekilde mutlu olmaları beklenen kadınların, çalışmak istemeleri, iş aramaları ise, Türkiye’deki işsizliğin en önemli sorumlusu olarak gösteriliyor yine AKP’li bakanlar tarafından. Devamını Oku…

Doğurganlık arttı, gözün aydın başbakan

erdogan-3-cocukBildiğiniz gibi son on yıldır doğurganlık hızı erken kapitalistleşen ülkelerdeki gibi genel olarak düşme eğiliminde. Ancak bu düşme eğilimi bizde hassas bir denge üzerinde ilerliyor. Örneğin, geçtiğimiz yıl bu düşüş sona erdi ve 2012 yılı, 15-44 yaş grubunda her bin kadın başına düşen doğum sayısında (doğum hızı) 1,2’lik bir artış ile kapandı. Artışın gerçekleştiği bölgeler İstanbul, Doğu Marmara, Ege ve Akdeniz. Burada bizim için önemli olan, artışın oranından çok düşme eğiliminde olan doğurganlık hızının artmış olması.

Yaklaşık son beş yıldır, devlet, bu hassas dengeyi kendi lehine çevirmek ve kadınlar olarak bizlerin doğurganlığı ve bakım emeği üzerinde tahakküm kurabilmek için üç koldan taaruza girişti. Bunlardan ilki Erdoğan’ın sözcülüğünde, kadınlardan üç, hatta yeri geldiğinde beş çocuk talep etmekBu ısrar bitmek tükenmek bilmedi. İkincisi, her daim olduğu gibi, söz konusu olan kadın hakları olduğunda ortaya balon vaatler salmak. Devletin hizmetine iyiden iyiye girmiş olan basın, bu balonları gerçekleşmiş gibi yazdı çizdi. Çocuk doğurana yardım ve devlet desteği geldiğine inandırıldık. Kadınların emeği ve bedeni üzerinde tahakküm kurmanın son yolu ise kürtaj karşıtı propaganda oldu. Kadınlar direndi ve somut olarak yasada hiçbir şeyi değiştiremediler. Ancak dindi, günâhtı, cinayetti, sağlık için riskliydi falandı filandı derken yaptıkları anti-propaganda etkili oldu. 

Devamını Oku…

Aileyi yeniden gündemimize almak…

adhvSosyalist Feminist Kolektif

 

İkinci dalga feminizmin 70’li yıllarda uğraştığı başta gelen konulardan birisi aile idi: Tek eşli heteroseksüel evliliğe dayalı aile. Aileyi kadınlar açısından ele alan ve o güne kadar yaygın olduğu biçimiyle, türdeş bir birim olarak değil de, bir çıkar çatışmasının, bir iktidar ilişkisinin mekânı olarak tahlil eden yazılar/kitaplar o yıllarda giderek yaygınlaşıyordu. Aile içinde kadınların emeğine, bedenine el konduğu ve bu el koymanın erkek şiddetiyle güvence altına alındığı, o dönemin feminizminin mihenk taşlarından birisiydi. Evliliğin başka birliktelik biçimleriyle aşılması ise, yine o dönemin feminizmi açısından, kadınların özgürleşmesinin ve kurtuluşunun koşullarından en öncelikli olanıydı. Devamını Oku…