Posts Tagged ‘patriyarka’

Ataerkinin Günahı Kadınların Boynuna!

kkkS. Dilek Şentürk

 

Erkek egemen sistemin feminist hareketi yok saymak adına bu mücadeleyi hedef alan bazı bombaları vardır. Her ne kadar alanımıza düşmeden ellerinde patlatıyor olsak da ardı arkası kesilmiyor ürettikleri bombaların, karalamaların ve yok saymaların. Örneğin feminist hareketi hedef alan bu bombalardan biri “Eee, evet öyle diyorsunuz ama” sözleriyle başlayıp “Erkeği de yetiştiren kadın değil mi?” sorusuyla bitmekte. Üstelik ellerinde patladığını fark etmeden, yaptıkları karalamanın kendilerine zafer kazandırdığını düşünme yanılgısını yaşayarak. Yetiştirmek ve bakıcılığı aynı kefeye koyan zihniyetin kadına “yanlış yetiştirme” suçlamasını yaparken asıl amacı, feminizme düşürdükleri gölge altında serinlemektir.

Devamını Oku…

8 Mart, Bal ve Patriarkal Gürültü

sor-v3 Bilgesu Yaprak

Susmuyor, konuşuyor patriarka. Kulaklarımızda çınlayan erkeklerin değil, erkekliğin sesi. Satır satır, her saniye…
***
“Kadın dediğin evinde oturur. Ben ona kraliçeler gibi bakarım hem, ne gerek var çalışmasına? Otursun çocuklara baksın, yemek yapsın.”

Bazı feminist grupların bakış açısı, kadının çalışması, çocuk yapmaması, yuva kurmaması gerektiği yönünde olsa da, benim desteklediğim feminizm anlayışının temelinde kadının ne isterse onu yapması yatıyor. Biz kadınların, kimsenin bizim adımıza karar vermesine, doğruyu yanlışı belirlemesine ihtiyacımız yok. Ve evet, bir kadın isterse ev hanımı olabilir, çocuk yetiştirebilir. Fakat burada, erkeğin yorumuna odaklanmak istiyorum. Bu topraklarda “kaşık düşmanı” gibi bir terim varken yüz yıllardır, ‘ben kadınıma kraliçeler gibi bakarım’ komedisini nasıl algılamamız bekleniyor?

Devamını Oku…

Neo-liberal saldırıya karşı kadın dayanışması

 Feminist gazete-8 Mart 2008
 Necla Akgökçe

Kadınlar olarak 2007 yılında yüzakıyla çıktığımız önemli eylemlerden biri Novamed Grevi’ydi.  Birkaç sol grup dışında, kamuoyu, sendika ve grevci kadınlar,  grevin kazanılmasında kadının dayanışmasının ne kadar önemli bir rol oynadığı konusunda hemfikirler. Her görüşten feministler ve kadın hareketi yanlıları için dayanışma platformunun eylemleri kendi gücümüzü görme fabrikadaki kadının deneyimleri ile ortaklaşma açısından çok önemliydi.

Devamını Oku…

Ev işleri hiç bitmez

mutfak cadıları-Eylül 2010

 

Ev kadınlığı, dünyanın en zor işlerinden biri… Dışarıda çalıştığınızda tek iş yaparsınız ama evde yemek, bulaşık, temizlik, çamaşır, çocuk ve yaşlı bakımı pek çok işi birden yapmak zorundadır ev kadınları…Bunların hepsi dışarıda yapıldığında para getirir ama evde yaptığınızda, sizin doğal olarak göreviniz gibi algılanır…Üstelik, bu işler görünmez işlerdir… Yapılmadığında fabrikadaki işler de yürümez onun ötesinde yaşam durur ama ev işleri, iş diye istatistiklere girmez, ülkenin gayri safi milli hasılası içinde yeri yoktur… Devamını Oku…

Doğum Borçlanması: Alacaklıyken borçlu çıkarıldık…

Mutfak cadıları-Ağustos 2010

 

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) yasası ile doğum yapan kadınlara verilen prim borçlanma hakkının kapsamı 01.07.2010 tarihinde yapılan bir düzenleme ile genişletildi. Daha önce doğum borçlanmasından faydalanabilmesi için kadın sigortalının, doğum nedeniyle işten ayrılmış veya işten ayrıldığı tarihten itibaren üçyüz gün içinde doğum yapmış olması gerekiyordu. Devamını Oku…

Alıyoruz veriyoruz; patriyarkaya can veriyoruz

mutfak cadıları-Temmuz 2010

 

“Kadınlar, tüketiciler olarak, Çin ile Hindistan’ın pazar toplamının 2 katı kadar büyüklükte bir fırsat sunuyor şirketlere. Dünya çapında kadınların toplam yıllık kazançları 13 trilyon dolar iken, tüketim harcamaları 20 trilyon dolar…” diyor M.J. Silverstein ve K.Sayre; “Hal böyleyken şirketler kadınlara yeterince iyi davranmıyor, onların istek ve ihtiyaçlarını anlamıyorlar, sanki satın alma kararını verenler onlar değilmiş gibi davranıyorlar”. Yazı devamında hangi şirketlerin ne gibi stratejilerle kadın müşterileri tavladıklarını, ne kadar başarılı olduklarını ele alıyor ve kadın müşterilerine daha iyi hitap edebilmek için ne gibi yöntemler izlemeleri gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunuyor. Devamını Oku…

iyi ki feministiz

_mg_6815ayşe düzkan – feminist politika (9. sayı , 2011 kış)

hareket birbirinden farklı çok fazla şeyi ifade edebilen bir kelime. biz insanın, nesnenin devinimi meselesini bir yana bırakıp, toplumsal olana bakalım. sonunu ‘hareket’ diye bitirdiğiniz bir tamlamanın ilk iki kelimesi ‘gerçeküstü sanat’ da olabilir, ‘devrimci sınıf’ da…

feminizm de toplumsal bir hareket. bunu, toplumun aklımıza gelen gelmeyen bütün alanlarını etkilemek anlamında kullanıyorum. hukuk, edebiyat, plastik sanatlar, siyaset, etik, pozitif bilimler hatta giyim modası bile feminizmin ilgi ve etki alanında. feminizmi, başka ‘kadın çalışmaları’ndan ayrıştıran özelliklerden biri bu.

Devamını Oku…

Feminizm

Gülnur Acar Savran

Kadınların erkek egemenliğine karşı kolektif mücadeleleri ve bu mücadelenin dayandığı ideoloji. Feminizmin hareket noktasında, kadınların ezilmesinin diğer baskı ve tahakküm biçimleri karşısındaki özgüllüğünün ve sistematik niteliğinin kabulü vardır. Bu hareket noktasının günümüz feminizminde yaygın olarak benimsenen uzantısı ise şudur: Toplumsal cinsiyet hiyerarşisi, sınıf çelişkisinin ve ulusal/etnik ya da ırka dayalı egemenlik biçimlerinin yanı sıra toplumları biçimlendiren temel hâkimiyet biçimlerinden biridir. Patriarkanın ve kapitalizmin dinamikleri birbirine indirgenemeyecek ama birbirini besleyen dinamiklerdir. Bu feminist tahlile göre erkek egemenliği, kadınların ezilen, erkeklerin ezen taraf olduğu, başka bir ifadeyle biri hâkim diğeri tâbi iki toplumsal grubun karşı karşıya geldiği bir toplumsal ilişkidir.

Devamını Oku…

Sosyalist feminizm kurtuluş perspektifimizin neresinde duruyor?

Gülnur Acar Savran

Politik perspektifimizin, hayallerimizin, içinde yaşadığımız toplumsal ilişkilerin düzeltilmesine/düzenlenmesine hapsolduğu; zihinsel ve duygusal enerjimizin, kadınları maruz kaldıkları baskı, sömürü, şiddet karşısında biraz daha güçlendirmekle sınırlı olduğu bir dönem yaşıyoruz. Bunun ötesine uzanmaya, cinsiyet farklılığının toplumsal uzantıları olmadığı bir dünyayı ve daha da önemlisi böyle bir dünyaya bizi götürecek yolu tasavvur etmeye takatimiz yok gibi… Kadınların ailelerinden, kocalarından, babalarından görece bağımsızlaşabilmeleri, özgürleşmeleri, erkek şiddeti karşısında güçlenmeleri kuşkusuz feminist bir gelecek perspektifini ören ilmekler. Ama ne var ki, ufkunda kadınların kurtuluşuna yer olmayan bir özgürleşme ya da bağımsızlaşma politikasıyla kazanılan haklar, özgürlükler hep geriye alınabilir oluyor; kadınların bir bölümünü özgürleştirirken bir bölümünü şiddete, yoksulluğa daha açık hâle getirebiliyor.

Devamını Oku…

Aileyi yeniden gündemimize almak…

adhvSosyalist Feminist Kolektif

 

İkinci dalga feminizmin 70’li yıllarda uğraştığı başta gelen konulardan birisi aile idi: Tek eşli heteroseksüel evliliğe dayalı aile. Aileyi kadınlar açısından ele alan ve o güne kadar yaygın olduğu biçimiyle, türdeş bir birim olarak değil de, bir çıkar çatışmasının, bir iktidar ilişkisinin mekânı olarak tahlil eden yazılar/kitaplar o yıllarda giderek yaygınlaşıyordu. Aile içinde kadınların emeğine, bedenine el konduğu ve bu el koymanın erkek şiddetiyle güvence altına alındığı, o dönemin feminizminin mihenk taşlarından birisiydi. Evliliğin başka birliktelik biçimleriyle aşılması ise, yine o dönemin feminizmi açısından, kadınların özgürleşmesinin ve kurtuluşunun koşullarından en öncelikli olanıydı. Devamını Oku…

Kalkınmada Kadın Emeği

kalknmada-kadn-emeiEmel Dalfidan

“Kalkınma bir ülkede toplumsal refa­hın artması, insanların sınıf, cinsiyet, ırk, etnik köken, din vb. farkı gözetilmeksizin insan onuruna yakışan, bir yaşam düzeyi sürdürebilmesi için yürütülen çalışmalar olarak tanımlanabilir.”

Kapsamlı bir araştırmanın ve pek çok örneğin yer aldığı Kalkınmada Kadın Emeği adlı kitap, kalkınmanın ne olduğu­nun açıklandığı giriş bölümünde yer alan yukarıdaki satırlarla başlıyor. Kalkınma düşüncesinin gelişimi, kalkınma teorile­ri, kalkınma stratejileri ve kalkınma ide­olojileri dünyada ve ülkemizde bunlara ilişkin uygulamalar tarihsel gelişimi için­de detaylı bir şekilde incelenerek okuyucuların bilgisine sunulmuş.

Devamını Oku…

Sevgilim Yemek Pişiriyor!

mutfak cadıları Temmuz 2011

Babam “Şu kızlara yemek pişirmeyi öğret, büyüyünce aç kalacaklar” dediğinde, ciddiye almadığında takındığı tavırla “Hıı” der geçerdi annem. Biraz büyüdüğümde “Yemek pişirmeyi öğrenme, yoksa evlenince hep sen yaparsın” diye kulağıma fısıldamıştı. Boşanınca gerçekten babamın dediği oldu, aç kaldım. Ama yılmadım, güzel yemek pişiren erkeklere aşık oldum. Benim kalbime giden yol, midemden geçiyor anladım. ***

Devamını Oku…

Kapitalizm, Ataerkillik ve Kadın Emeği: Türkiye Örneği

kapitalizm-ataerkillik-ve-kadn-emeiİrem Yılmaz

Fedakar, güvenilir, sabırlı, itaatkar, uysal, ucuz (hatta yok pahasına)… Bu kavramlar, pek çok yönüyle –zamansal, mekansal vb.– kadınların yeryüzünde harcadığı emeği şekillendiren, kavrayıp kuşatan nitelemelerin en güçlüleri olarak, resmi ve gayrı resmi tüm kanallarda kadınlar aleyhine işletilmekte. Biz, bu ‘işletim sistemi’nde kadınların durumunu ücretli/ücretsiz emek kıskacıyla tanımlıyoruz. Tespitimizi gündemde tutmak içinse, aile ve iş yaşamında derinliğini yitirmeyen, hükümet ve patronlarca da sımsıkı sahiplenilen cinsiyetçi iş bölümü, fırsat yaratmamıza gerek bırakmıyor. Öngöremediğimiz bir tarihe kadar daimi gündemimiz olacak olan ücretli/ücretsiz kadın emeği konusunda, kadın akademisyenlerin ortak çalışmasıyla SAV’dan çıkan bu kitap, kadınların ücretsiz ev içi emeği kadar kadın istihdamının esnek ve enformel yapısı, kadınları hedef alan mikro krediler, göçmen kadın emeği konularında da, kapitalizm ve ataerkinin (patriyarka) birbirine sağladığı maddi temel üzerinden kapsamlı incelemeler sunuyor. Bu açıdan, esnek çalışma ile ilgili verilen bilgiler biz kadınların nasıl bir istihdam istediğimiz hakkında da soru/n ve taleplerimizi ortaya koyuyor.

Devamını Oku…