Posts Tagged ‘Özgecan Arslan’

Canilik değil, erkek şiddeti!

kadikoy-ozgecanEcehan Balta-Özlem Barın

Kadına yönelik şiddet; bir kadına yönelmiş görünse bile, aslında tüm kadınları susturmayı, bedenlerini ve hatta zihinlerini kontrol altına almayı hedefler. Örneğin, bir sokakta taciz hikâyesi dinlerseniz, o sokaktan artık kolay kolay geçemezsiniz. Özgecan’ı öldüren dolmuşçu olunca, bütün kadınların aklına dolmuşta yaşadıklarından başlayarak “teğet geçtikleri tehlikeler” üşüşür. Anneleri şiddete uğramış kadınlar, uğramamış olanlara göre kendileri de iki kat fazla şiddet görürler. Babaları şiddet uygulayan oğlan çocukları şiddete daha eğilimli olurlar. Şiddet etrafınızı ne kadar çevirmişse, o döngünün içinden çıkmak da o kadar zor olur.

Devamını Oku…

Özgecan’ın öldürülmesinin sorumlusu kim/kimler? (İFK)‏

ifkİstanbul Feminist Kolektif’in açıklamasını aşağıda okuyabilirsiniz.

 

Özgecan’ın tecavüz sonrası öldürülmesinin toplumun tüm kesimlerinden aldığı tepki, kuşkusuz kadın cinayetlerinin önlenmesi, erkeklerin engellenmesine yönelik bir fırsat yaratması açısından önemli. Fakat Özgecan’ın öldürülmesi hakkında yapılan tartışmaların çoğu bu yönde bir umut doğurmuyor. Çünkü başta iktidar olmak üzere hiçbir siyasi grup Özgecan’ın öldürülmesinin sorumluluğunu almak istemiyor. Özgecan’ın tecavüz sonrası öldürülmesi münferit bir olay gibi tartışılıyor. Ancak canilerin yapabileceği bir olay. Dolayısıyla eylemden eyleme koşan, demeç üzerine demeç veren erkekler kendilerini bu vahşi cinayetin dışında görüyorlar. Oysa Özgecan’ın katledilmesi hiç de tesadüf değil.

 

Özgecan’ın başına gelenleri önlenmeyen erkek şiddetinden, sürekli kadınlar hakkında konuşan siyasetten, kadınların kahkahasına, dekoltesine karışıp iffetli-iffetsiz kadın ayrımı yapanlardan, kadınların hayatını kontrol etmeyi kendine hak gören erkeklerden bağımsız göremezsiniz. Tecavüze faili olan erkekten ve erkek egemenliğinden soyutlayarak bakamazsınız.

 

Devamını Oku…

İlerici- Gerici İkileminde Feminist Politika

foto-ifkEce Kocabıçak

13 Şubat 2015

İktidar partisinin liberal ilerici ya da dinci gerici olduğu ikilemi üzerinden politika yapmak bize yeni   olanaklar sağlıyor mu? Yoksa bu ikilem, patriyarkanın öznesi erkekler ile devlet arasındaki tarihsel bağı  görünmez mi kılıyor? Bu soruya yanıt verebilmek için öncelikle feminist politika açısından neyin ilerici, neyin gerici olduğunu tarif etmeye çalışacağım. Ardından, feminist zemin üzerinde yaptığım bu ayrıma sadık kalarak, liberal iktidarların her koşulda kadınlar için ilerici olup olmadığını tartışacağım. Böylesi bir tartışmanın liberal ilerici- dinci gerici ikileminin feminist politikaya getirdiği kısıtları göstermesini umuyorum. Son olarak, farklı bir kavramsal çerçevenin izinden giderek, erkekler ile patriyarkanın kurumları olan devlet, heteroseksüel aile, kültürel ve dini pratikler, şiddet ve cinsellik arasındaki ilişkiye ve kadınların bu kurumlarla mücadelesine değineceğim.[1]

 

Devamını Oku…