Posts Tagged ‘kürtaj’

Patriyarkanın kürtaj zorbalığı!

kurtaj-hakkiSakine Günel

 

Geçtiğimiz yaz başında hükümet, kürtajı yasaklama girişiminde bulunmuş, kadınlardan ve farklı kesimlerden gelen güçlü tepkiler karşısında geri adım atmıştı. Fakat, kadınların yasal olarak kazanılmış kürtaj hakkının kullanılmasını engelleyerek, kürtajı fiili biçimde yasak kıldı. Hükümet, uygulamadaki fiili kürtaj yasağını resmîleştirmek için yeni kürtaj düzenlemesini önümüzdeki günlerde Meclis gündemine getirecek. Devamını Oku…

Türkiye’de Kürtajın (Tıbbi) Tarihi

ku%cc%88rtajjjDr. Hafize Öztürk Türkmen

Doğal gebelik süresi tamamlanmadan önce, embriyonun ana rahminden çeşitli yöntemlerle alınarak gebeliğin sonlandırılması anlamına gelen “kürtaj” ya da “isteğe bağlı düşük”, son günlerde iktidarın marifetiyle yeniden kamuoyunun gündemine getirildi. Üremenin ve/veya doğurganlığın kontrolü amacıyla insanlığın başlangıcından beri varlığını sürdüren istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması uygulaması, tarihin çeşitli dönemlerinde alevlenen tartışmalara konu olmaktan kurtulamamış evrensel bir “sorun” adeta. Devamını Oku…

Kürtaj Yapmama Hakkı Neyin Hakkı?

doktorvicdani-redÖzlem Barın

 

Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın önceki gün Bakanlar Kurulu’nda sunumunu yaptığı yeni kürtaj yasa tasarısının maddelerinden birinin de sağlık personelinin kürtaj konusunda görevden çekilme hakkının tanınmasını içereceği söyleniyor. Haberlerde “kürtaj yapmama”, “görevden çekilme” hakkı olarak geçen bu “hak” neyin hakkıdır; ya da şöyle soralım: hangi hakkın kürtaj özelinde kullanımıdır? Hükümetin adını koymaktan çekineceği bu hak, tüm dünyada “vicdani ret” hakkı olarak geçen, bir kimsenin kendi vicdanına, inanç ve ilkelerine aykırı düşen hiçbir şeye ve hiç bir kamu hizmetine zorlanamayacağı şeklinde ifadesini bulan temel insan haklarından biridir.Vicdan özgürlüğü eşitliğini, sivil itaatsizliği içerecek şekilde vicdani ret hakkını anayasal güvence altına almaya direnen hükümetin kürtaj özelinde bu hakkı tanıyıvermesi pes dedirtiyor. Kürtaja karşı çıkarken bile kendi vicdanını dinleyip kendi sözünü oluşturmaktan aciz, Amerikan yeni muhafazakâr, “yaşam yanlısı” söylemi ithal eden hükümet temsilcilerinin, gelen tepkiler karşısında kürtajı yasaklayamayıp, fiilen yapılamaz duruma getirmek için yine Amerikan muhafazakârlığı tarzı ayak oyunlarına sığınacakları beklenebilirdi; ama bunu yapmanın bile bir tutarlılığı, en azından kendi yasalarında bir zemini olmalıydı.  Devamını Oku…

8 Mart Kadınları Örgütü’nden (İran- Afganistan) destek mesajı

Gönderilen metni olduğu gibi yayınlıyoruz

8marsDirenişiniz bizim de direnişimizdir!

Türkiye’deki devrimci kadınlara!

Türkiye kadınları bu rejimi kabul etmemişler ve kabul etmeyecekler. On yıllık AKP iktidarında kadın ve töre cinayetlerinin 14 kat arttığı herkes tarafından bilinmektedir. AKP iktidarı ve onu destekleyen ABD emperyalizmi, bu iktidarının ‘demokrasi’ ve “yumuşak İslamcılık” terimlerini birleştirerek halkın çoğunluğunu tatmin ve temsil etmekte olduğunu savunmaktadırlar. Türkiye’deki halkların son direnişi bu teorilerin hepsini boşa çıkardı ve bu yalanları açığa çıkaran önemli bir örnek oldu. Erdoğan’ın demokrasisi Türkiye kadınları için en yüzeysel seviyede, sadece okul ve işyerlerinde başörtüyü serbest bırakmakla özetlemiştir, onun “yumuşak İslamcılık” anlayışı sadece kadınların kürtaj gibi en doğal haklarını çiğnemek ve islami değerlere dayanan bir yaşam tarzını dayatmakla yorumlanmaktadır.

Devamını Oku…

Doğurganlık arttı, gözün aydın başbakan

erdogan-3-cocukBildiğiniz gibi son on yıldır doğurganlık hızı erken kapitalistleşen ülkelerdeki gibi genel olarak düşme eğiliminde. Ancak bu düşme eğilimi bizde hassas bir denge üzerinde ilerliyor. Örneğin, geçtiğimiz yıl bu düşüş sona erdi ve 2012 yılı, 15-44 yaş grubunda her bin kadın başına düşen doğum sayısında (doğum hızı) 1,2’lik bir artış ile kapandı. Artışın gerçekleştiği bölgeler İstanbul, Doğu Marmara, Ege ve Akdeniz. Burada bizim için önemli olan, artışın oranından çok düşme eğiliminde olan doğurganlık hızının artmış olması.

Yaklaşık son beş yıldır, devlet, bu hassas dengeyi kendi lehine çevirmek ve kadınlar olarak bizlerin doğurganlığı ve bakım emeği üzerinde tahakküm kurabilmek için üç koldan taaruza girişti. Bunlardan ilki Erdoğan’ın sözcülüğünde, kadınlardan üç, hatta yeri geldiğinde beş çocuk talep etmekBu ısrar bitmek tükenmek bilmedi. İkincisi, her daim olduğu gibi, söz konusu olan kadın hakları olduğunda ortaya balon vaatler salmak. Devletin hizmetine iyiden iyiye girmiş olan basın, bu balonları gerçekleşmiş gibi yazdı çizdi. Çocuk doğurana yardım ve devlet desteği geldiğine inandırıldık. Kadınların emeği ve bedeni üzerinde tahakküm kurmanın son yolu ise kürtaj karşıtı propaganda oldu. Kadınlar direndi ve somut olarak yasada hiçbir şeyi değiştiremediler. Ancak dindi, günâhtı, cinayetti, sağlık için riskliydi falandı filandı derken yaptıkları anti-propaganda etkili oldu. 

Devamını Oku…

Bakmayacağım Çocuğa Bakacak mı Devlet?

annelikbabalikKürtaj yasağının gündeme oturduğu bu günlerde medyada feministlerin söylemleri üzerine çok tartışıldı, çok konuşuldu. Kadın bedeninde can bulacak  ceninin yaşam hakkı,  müdahalede kadının söz sahibi olup olmaması üzerine günlerce söylendi, yazıldı, çizildi. Özellikle özürlü bebek doğumları  ve tecavüz bebekleri üzerine yapılan yorumlar tüyler ürperten cinstendi.

Devamını Oku…

Fişlenerek ve ikna turuna direnerek kürtaj…

ank-18-haz-kurt-9Filiz Karakuş

 

Orta yoldan kadınların kürtaj seçme hakkı değil devletin ve ailenin çıkarları çıkıyor.

Kürtajın cinayet olduğu ve yasaklanması gerektiği açıklamalarıyla başlayan tartışmalar, kadınların mücadeleleri ve her kesimden gelen tepkilerin belirlediği bir sürece yol açtı. Devamını Oku…

Bedenimiz Bizimdir

bedenimiz-bizimdir-denizlili-kadn-eylemiKâmile Yılmaz

Yüzyıllardır kadın bedeni üzerinden politika yapılıyor. Kadınlar da bu konuda yılmadan mücadeleyi sürdürüyorlar. Bir türlü bedenimizin yalnızca belden aşağı olmadığını, kafamızın da olduğunu, en az onlar kadar düşünebildiğimizi, bedenimizin yalnızca bize ait olduğunu anlatamadık. Kadının doğurmak zorunda olmadığını, bu konuda kararın yalnızca kendisine ait olması gerektiğini de anlatamadık. Biz yorulduk, erkek egemen sistem yorulmadı. Varsa yoksa kadın bedeni üzerinden politika üretmekte. Kadın bedeni üzerinde hak iddia etmekte. Konuşurlarken, sanki bir malın sahibiymişcesine edilen sözler dizilmekte.

Devamını Oku…

Bedenimiz bizimdir. Kürtaj olup olmama kararı bize aittir

img_4715Sakine Günel

Günde 3 kadın öldürülmesine seyirci kalan,  kadını aile içinde  tutma politikaları gereği  kadınlara yönelik 3 çocuk tavsiyesinin devamında da kürtaj yasağını gündeme getiren muhafazakâr ve otoriter akp, kadınların  kazanılmış haklarına yönelik saldırıda gelebileceği son noktaya vardı. Akp, kadınların hak taleplerine  kadın düşmanı politikalarla cevap veriyor; kadınları annelik kimliğine hapsederek kimliksizleştirme politikalarına  devam ediyor. Akp’nin aile politikası kadınları eve kapatmayı, kadınların bedeni  ve cinselliği üzerindeki erkek denetimini,  devlet eliyle pekiştirmeyi hedefliyor.

Devamını Oku…

Kürtaj toplumsal bir hak

Ayşe Toksöz-Özlem Barın

Patriyarkal sistem içerisinde kürtaj, kadınların bedenlerinin, cinselliklerinin ve doğurganlıklarının denetlenmesine karşı, kadınların kendi bedenlerini, yaşamlarını belirleyebilmelerinin ayrılmaz bir parçası.

krtaj-hakk
Devamını Oku…

Avrupa’da kürtaj…

women_on_waves1-copy-640x553Özlem Barın

La Lutte Continue (Kavga sürüyor)

Kürtaj hakları mücadelesi, kadınların kendi bedenlerini ve yeniden üretim işlevlerini kendilerinin belirlemesinin bir gereği olarak feminist hareketin ayrılmaz bir parçası olageldi.

Devamını Oku…

İstediğimiz zaman, istediğimiz kadar çocuk!

kurtaj1‘Tohum saçan’ erkek ve ‘ekilen tarla’ kadın temsilleri, erkeklerin doğum kontrolüne ilişkin konulardaki sorumsuzluğuna izin vermekle kalmıyor, bunu alenen körüklüyor da. Kürtajı, bireysel bir tercih olarak değil, kadınları özgürleştirecek bir toplumsal hak olarak kabul etmeli ve bu temelde savunmalıyız.

Devamını Oku…