Posts Tagged ‘kadın-erkek’

Erkek Şiddeti ve Feminist Tutum

tesadf_deil_erkek_iddeti_150Gerek Özgecan’ın katli, gerekse bu vahşetin sonrasında ortaya çıkan toplumsal hareketlenme, birçok tartışmayı beraberinde getirdi. Bir yandan “idam, hadım, linç” sesleri yükseledursun, bir diğer yandan da bu olaya dönük tepkilerin içinden eril zihniyetin yeniden ve yeniden fışkırdığını görmek durumunda kaldık. Katilin anasına, bacısına küfredenlerden tutun da, yedi sülalesinin bir yerlerine koyan insanlara bazen meram anlatmaya çalıştık, bazen öfkemizden ne yapacağımızı bilemedik.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir diğer ses, koroya eklenmekte gecikmedi: “ Bu kadın-erkek meselesi değil, bu bir insaniyet meselesi.” “Olayı politikleştirmeyin, burada çok insani, çok vicdani bir durum var.” Bu sesin nasıl “üretildiğini” yani münferit olmayıp bizatihi ideolojik bir alt yapısı olduğunu görmek zor değil. AKP’nin eşitlik mücadelesini bile zoraki bir “eş değerlik” kabulüne indirgemek adına kurdurduğu bir STK (?) olan KADEM, televizyonlarda günlerdir bu söylemi yaygınlaştırmaya çalışıyor. Hülya Gülbahar başta olmak üzere feministler bu algı yönetiminin söylem mekanizmasına ne kadar çomak sokarsa soksun, söz yayılıyor: “Mesele kadın-erkek meselesi değil.”

Devamını Oku…

Yüzyıllardır söylüyoruz: Yasa önünde Eşitlik

mutfak cadıları-Ekim 2010

 

“… Vatanda her ferd biribirine müsâvi ve hukukça aynıdır. Maalesef bugün yine müsâvât yalnız erkek ferdlerindir. (Erkek) ve (dişi) diye iki nev’ insan telakkisi bugün vicdanlarda yaşıyor. Erkeklere hak, kadınlar sükût veriliyor. Hâlbuki bütün insaniyyet bir nev’-i maklûktur. Erkeklik, dişilik mevzû’-ı bahs olamaz. Devamını Oku…

Feminizmin politik öznesinde kimler var?

Gülnur Acar Savran

Son birkaç yıldır, kullandığımız feminist dilde “politik özne” kavramı giderek daha çok yer kaplamaya başladı. Foucault’nun ve onun izinde Butler’ın özneleşme ve tabilik arasında kurdukları sıkı bağlantı ve ‘özne’ye bu temelde yönelttikleri eleştiriye karşın kavramın böyle direnmesinin bir nedeni olmalı. Bunun, politik bir hareket olarak feminizmin, ya da Aksu Bora’nın çok sevdiğim ifadesiyle, bir “yatak odası siyaseti”[1] olarak “sağduyu”dan nasibini almamış olan feminizmin sesini bir nebze daha güçlü çıkarmaya başlamasıyla bir ilgisi olabilir mi? Bu kavrama en çok neyi anlatmak için ihtiyaç duyuyoruz; onu en çok hangi durumlarda kullanıyoruz?

Devamını Oku…

Haydi, kadınlar okula temizliğe!

mutfak cadıları-Haziran 2011

 

Kamudaki özelleştirmeler sonucunda, sağlıktan eğitime katkı payı ödediğimiz oranda hizmet alabiliyoruz. Devlet ve hükümetler sosyal harcamaları kısarken bakımın faturasını bize ödetiyor.  Devamını Oku…

Bizi hiç mi anlamayacaksınız ya hu?

mutfak cadıları, Mart-Nisan 2011

 

Ofis ortamına hapsolmuş milyonlarca kadından bir kısmının sevgilisiyle ya da eşiyle aynı ofiste çalışmak gibi bir derdi oluyor bazen. Kadın erkek arasındaki eşitsizliği dile getirmenin bir nevi  her  daim mızmızlanan insanlar gibi görülmemizi sağladığı bir cehennem burası. Devamını Oku…

Kadınlar ve Sendika Çıkmazı

mutfak cadıları Mart-Nisan 2011

Kadınların tarihsel olarak sendikaya üyelikleri konusundaki genel tavrı belirleyen, aileyi asıl geçindirenin erkek olarak görülmesi, kadının çalışmasına geçici gözüyle bakılmasıdır. Sanayi devrimiyle birlikte kadınların kitlesel olarak fabrikalarda çalışmaya başlamasına erkeklerin ciddi muhalefeti olmuştur. Bu muhalefet sendikalara üye olmalarını da engellemiştir. ***

Devamını Oku…