Posts Tagged ‘istanbul feminist kolektif’

“Kadın Cinayetlerine İsyandayız” Kampanyası

logoİstanbul Feminist Kolektif- “Kadın Cinayetlerine İsyandayız” Kampanyası

Kadın cinayetleri feministlerin uzun yıllardır mücadele gündemlerinden biriydi. Kampanya fikri bu mücadeleyi daha güçlü olarak sürdürme gerekliliğinden doğdu. Kampanyaya gelene kadar İstanbul’da farklı gruplardan ve bağımsız feministler, birlikte faaliyet sürdürürken kimi zaman “feministler”, çoğunlukla “feminist kolektif” imzasını kullanıyorlardı. Bu kampanya ile birlikte İstanbul Feminist Kolektif imzasında karar kılındı.

Devamını Oku…

İstanbul Barosu seçimlerinde Filiz Kerestecioğlu’nu destekliyoruz!

filiz-kerİstanbul Barosu seçimlerinde “oylarımız”
“Çağdaş, Katılımcı, Özgürlükçü Avukatlar Grubu”nun feminist başkanına ve kadın adaylarına

 

Taciz ve tecavüz davalarında yaşanan ispat sorunları, çoğu zaman hayatı didik didik edilenin/ yargılananın, yani yeniden yeniden tecavüze uğrayanın şikâyetçi kadın olması, kadın cinayeti davalarında “namus” gerekçesiyle yapılan haksız tahrik indirimleri… Tümü adalet mekanizmasındaki su katılmamış cinsiyetçiliğin birer yansıması sadece. Devamını Oku…

Hangi polis kadını şiddetten koruyacak?

 img_5866Deniz Bayram

6284 Sayılı Yasa, 8 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe girdi. Yasanın yapım sürecinde,  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kadın örgütlerini birçok kez toplantıya çağırdı ve görüş aldı. Bu süreç içerisinde bütün emeklerini bu yasa taslağına veren kadın örgütleri zaman zaman atıl kalan taleplerinin arkasında sonuna kadar durdu. Kadın örgütleri süreç içinde hem alan çalışmasının deneyimini hem de kadına yönelik şiddet ile mücadelenin esasen nasıl politik bir mücadele olduğunu kadın erkek eşitsizliklerinin yeniden üretilmesinin şiddetin arkasında en önemli dinamik olarak karşımıza çıktığını, kadın erkek eşitliğine inanmıyorum diyen bir Başabakan’a ragmen her toplantıda ifade etti.

Devamını Oku…

Fatma’ya bu sonu hazırlayan sadece kocası mı?

img_7448255b1255dKocası tarafından ölüm tehdidiyle 4.kattan düşürülen Fatma Şen’in davasının ilk duruşmasında, “intihara yönlendirme” değil “insan öldürmeye teşebbüs” suçlamasıyla görevsizlik talep edildi. İstanbul Feminist Kolektif üyeleri de davayı avukatlarıyla birlikte izlediler. İstanbul Feminist Kolektif “Fatma’yı korumadınız. Çetin Şen’i engellemediniz” pankartıyla adliye önünde bir basın açıklaması yaptı. Duruşma sonrasında da bir grup feminist duruşmaya katılamayan Fatma’yı ziyaret ederek duruşmanın bilgisini verdiler. Duruşmada Fatma Şen’in ifadesinin hastahanede alınması kararlaştırıldı. Duruşma görevsizlik konusunda karar vermek üzere 13 Ağustos’a ertelendi.

Basın açıklaması:

Fatma Şen 29 yaşında, 12 yıldır evli. 12 yıl boyunca eşi Çetin Şen’den gördüğü şiddet, en son Fatma’nın canına kast etme noktasına geldi. Çetin Şen, Fatma’yı öldürmeye ve bu cinayetten cezasız kurtulmaya o kadar kararlıydı ki, cinayetin intihar gibi görünmesi için gereken bütün önlemleri almıştı.

Önce Fatma’yı, birbirine eklediği iki fularla kendisini doğalgaz borusuna asmaya zorladı, fularlar kopunca birinci plan gerçekleşmedi. Sonra yine hazırda bulundurduğu bıçakla tehdit ederek Fatma’yı balkondan atlamaya zorladı. Fatma balkondan atladı ve şimdi bir aydır hastanede. Bacakları ve omurga kemikleri kırıldı; bir dizi ameliyat geçirdi. Felç kalma ihtimali var.

Fatma’ya bu sonu hazırlayan sadece kocası mı?

Maalesef işin içinde yine görevini yapmayan devlet kurumları var.
Fatma Şen, evliliği süresince gördüğü şiddete artık dur demek için karakola başvurmuş, mahkemeden koruma kararı almıştı. Ancak mahkemenin verdiği koruma kararının, Esentepe Karakolu’nda hükmü geçmedi. Karakolda görevli polislerden biri Fatma’yı bu koruma kararından zorla feragat ettirdi.

Savcı, Fatma’nın hastanede bilinci tam yerinde değilken verdiği ifadesine dayanarak, davayı intihara teşvikten açtı. Oysa dosyada Çetin Şen’in kurduğu darağacını, birbirine bağlanmış ve kopmuş fuları, bıçağı, itişme izlerini yani Çetin Şen’in Fatma’yı öldürmeye teşebbüs ettiğini gösteren olay yeri krokisi de vardı. Savcının davayı intihara teşvikten açması, cinayete intihar süsü vermeye çalışan Çetin Şen’i eminiz çok rahatlatmıştır.

Bütün sorunları çözecekmiş gibi lanse edilen ancak yürürlüğe girdiğinin 4. ayında ardarda ihlal edildiği ortaya çıkan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, Mahmure Karakule, Ferdane Çöl, Sevda Karatekin’i ve basına yansımadığı için adını bilmediğimiz kadınları korumaya yetmiyor. Polis kadını korumuyor, erkeği engellemiyor; savcı soruşturmuyor; hakim salıveriyor.

Bu yasayı uygulamakla ve uygulatmakla yükümlü hükümete, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına soruyoruz: Kadınları böyle mi koruyacaksınız? Yasanın verdiği görevleri yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz? Kadın katili erkekleri korumak, cezasız bırakmak, az ceza almalarını sağlamak için birbiriyle yarışan kamu görevlileri hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Bakanınız, polisiniz, savcınız erkek adaletsizliğine çanak tutsa da, biz kadınlar, bu erkek dayanışmasını teşhir etmeye devam edeceğiz. Kadın katliamları son bulana kadar, katil erkekleri durdurana kadar, gerçek adaleti sağlamak için mücadelemizi sürdüreceğiz!

İstanbul Feminist Kolektif/1 Ağustos 2012

 

 

Özgecan’ın öldürülmesinin sorumlusu kim/kimler? (İFK)‏

ifkİstanbul Feminist Kolektif’in açıklamasını aşağıda okuyabilirsiniz.

 

Özgecan’ın tecavüz sonrası öldürülmesinin toplumun tüm kesimlerinden aldığı tepki, kuşkusuz kadın cinayetlerinin önlenmesi, erkeklerin engellenmesine yönelik bir fırsat yaratması açısından önemli. Fakat Özgecan’ın öldürülmesi hakkında yapılan tartışmaların çoğu bu yönde bir umut doğurmuyor. Çünkü başta iktidar olmak üzere hiçbir siyasi grup Özgecan’ın öldürülmesinin sorumluluğunu almak istemiyor. Özgecan’ın tecavüz sonrası öldürülmesi münferit bir olay gibi tartışılıyor. Ancak canilerin yapabileceği bir olay. Dolayısıyla eylemden eyleme koşan, demeç üzerine demeç veren erkekler kendilerini bu vahşi cinayetin dışında görüyorlar. Oysa Özgecan’ın katledilmesi hiç de tesadüf değil.

 

Özgecan’ın başına gelenleri önlenmeyen erkek şiddetinden, sürekli kadınlar hakkında konuşan siyasetten, kadınların kahkahasına, dekoltesine karışıp iffetli-iffetsiz kadın ayrımı yapanlardan, kadınların hayatını kontrol etmeyi kendine hak gören erkeklerden bağımsız göremezsiniz. Tecavüze faili olan erkekten ve erkek egemenliğinden soyutlayarak bakamazsınız.

 

Devamını Oku…

Feminist Bir Anneler Günü Değerlendirmesi

ykf-agZeynep Kurtuluş Korkman

Anneliğin sahtekarca yüceltildiği (“anneler kutsaldır” ve “cennet annelerin ayakları altındadır”) ve bu yüceltmenin tüketime yönlendirildiği (“anneler gününü kutlamanın ve annenize verdiğiniz değeri göstermenin doğru yolu, mutfak eşyaları ve kozmetik ürünleri hediye etmektir”) bir ortamda, feministlerin anneler günü eleştirisi de bu yüceltmenin ve onun aldığı ticari formun ifşa edilmesine yöneldi.

Devamını Oku…

Erkek adalet değil gerçek adalet

filizdavafoto“Kendisini öldürmeye çalışan erkeğin soyadını taşımak istemediğini” söyleyen Fatma Yürek (Şen) ve “şiddet uygulayan erkeklerin, kadınları öldürene kadar serbest dolaştıklarını” söyleyen Filiz Yücel Karakuş hakkında mahkeme heyetine hakaretten açılan dava beraat kararı ile sonuçlandı. Bakırköy Adliyesi’nde buluşan İstanbul Feminist Kolektif dahilindeki kadınların dava öncesinde erkek adaleti teşhir edip gerçek adalet taleplerini dile getirmek üzere düzenledikleri basın açıklaması metnini aşağıda bulabilirsiniz.

Devamını Oku…

Kadın cinayeti davalarına müdahiliz!

Şefika Etik, Türkiye’de her gün öldürülen kadınlardan biri. 6 Ekim 2011 tarihinde boşanmak istediği kocası tarafından öldürüldü. Kamuoyu onu Habertürk’ün medya şiddeti olarak tanımladığımız, sürmanşetinde yayınladığı, sırtından bıçaklı fotoğrafıyla tanıdı.

Devamını Oku…

Arzu Odabaşı adeta göz göre göre katledildi.

22 Şubat 2011 Salı günü dört çocuk annesi Arzu Odabaşı Üsküdar’da ayrı yaşadığı eşi Mustafa Odabaşı tarafından vurularak öldürüldü. Evlerde temizlik yaparak henüz öğrenim gören biri kız, dört çocuğunun geçimini sağlayan Arzu Odabaşı adeta göz göre göre katledildi.

Evet bu bir katliamdır!

Devamını Oku…

Erkeklerin Sevgisi Her Gün Üç Kadını Öldürüyor!

İstanbul Feminist Kolektif Basın Açıklaması
14 Şubat 2010 / Taksim-Galatasaray

Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Bugün dünyanın her yerinde erkekler, ellerinde başta kırmızı güller ve daha birçok hediye ile sevgilileri olan kadınlara, onları ne kadar çok sevdiklerini anlatacaklar.

Devamını Oku…

CEDAW ve İstanbul sözleşmelerine imza atmak, yetmiyor

altCEDAW ve İstanbul sözleşmelerine imza atmak, yetmiyor
Türkiye cinsiyet ayrımında 135 ülke içinde 124.sırada

Aileye değil kadınlara destek!

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Türkiye’de yapılacak Cedaw 30.yıl toplantısına ev sahipliği yapıyor.

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti kadınlardan taraf olduğunu dünyaya Cedaw ve İstanbul sözleşmelerine ilk imza atan ülkelerden olmasıyla anlatıyor.

Oysa ki imza atmak yetmiyor! Hala Türkiye “Dünya Cinsiyet Ayrımı” raporunda 135 ülke arasında 124. sırada.

Kadınları eve, aileye, kocaya mahkum eden politikaları güçlü bir şekilde sürdüren, kadınları birey olarak değil aile olarak gören, aile içinde ise anne, ev kadını, çocuk, hasta, yaşlı bakıcısı olarak gören AKP Hükümeti’nin ve Aile ve Sosyal Politika Bakanlığı’nın yaklaşımını CEDAW toplantısı vesilesiyle bir kez daha duyurmak ve hükümete imza attığı sözleşmeleri uygulama yükümlülüğünü hatırlatmak için;
1 Kasim 2012 Perşembe saat 9:30’da Renaissance İstanbul Bosphorus Hotel önündebasın açıklaması yapacağız.

Katılımınızı bekliyoruz

İstanbul Feminist Kolektif

Şefika Etik davasına müdahiliz!

erkek-adalet-deil-gerek-adaletŞefika Etik, Türkiye’de her gün öldürülen kadınlardan biri. 6 Ekim 2011 tarihinde boşanmak istediği kocası tarafından öldürüldü. Kamuoyu onu Habertürk’ün medya şiddeti olarak tanımladığımız, sürmanşetinde yayınladığı, sırtından bıçaklı fotoğrafıyla tanıdı.

 Şefika Etik 20 Eylül tarihinde, kocasının uyguladığı şiddete isyan etti ve karakola başvurup şikayetçi oldu. Kendi talebi üzerine Kadın Sığınma Evi’ne yerleştirildi. Sığınakların amacı kadınların şiddetsiz bir yaşama geçiş yapabilmelidir. Sığınakların yerleri ve sığınaklarda kalan kadınların bilgisi gizli tutulmalıdır. Şefika Etik’in yeri ise kocası tarafından tespit edildi ve sığınaktan çıkmaya ikna edildi. Bir başka deyişle sığınak görevlilerin “arabulucuk” yapması sonucu ölüme gitti. Evine gider gitmez kocası tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Devlet bir kadını daha korumadı. Devletin, failler ile kadınlar arasındaki uzlaştırma ve arabuluculuğu kadınları öldürüyor!

 

Devamını Oku…

Öldüren “Sevgi” İstemiyoruz!

 

14.02.2011/İstanbul Feminist Kolektif, 14 Şubat’ta sevgililer günü kutlanırken kadın katlinin sürdüğünü hatırlattı; savcılıklara tehdit edildikleri için suç duyurusunda bulunan kadınlarla yüz yüze görüşmeleri ve bu kadınları acilen aile mahkemelerine yönlendirmeleri çağrısında bulundu.

Devamını Oku…