Posts Tagged ‘feministler’

Mor iğneler ellerimizde

Bahar Çelik (Mor İğne Eylem Grubu’ndan)

“Valla kızım üstüne alınma ama kadın istemezse tacize uğramaz. Ben tacize uğrayacağıma inanmıyorum”. Bu sözler mor iğne vermek istediğim 50 yaşlarında iki kadına ait. Kelimeler onların ağzından dökülürken ben ise çoktan 14 yaşıma dönmüştüm. Hatırlıyorum, eve kan ter içinde gitmiş, anneme ağlamıştım. Bir adam peşime takılmıştı. Okul formam üzerimde. Eve kadar takip etmişti. Kaş göz işaretleri yapmıştı. Ama ben adamın peşimden gelmesine laf edeceğime, neden benim peşime düştüğüne dair sorular sormuştum kendime. Kim bilir adam peşime takılsın diye ne yapmıştım.

Devamını Oku…

Feministler, kadınlar ve politik özne olmak…

feminist politika dergisi s.2, bahar 2009

Gülnur Acar Savran

İstanbul Beyoğlu’nda bağımsız feminist adayımızla katıldığımız seçim sürecinde, çeşitli vesilelerle, feministler olarak “politik özne” olduğumuzu dile getirdik. Bu ifadeyle tam olarak ne kast ediyorduk peki? Her şeyden önce şunu: Erkek egemenliği/patriyarka, içinde yaşadığımız toplumların en temel kurucu dinamiklerinden birisi ve toplumun bütününü şekillendiriyor. Başka bir deyişle, ekonomik, politik, kültürel, bedensel, cinsel boyutlarıyla bütünlüklü bir egemenlik biçimi…

Devamını Oku…

Sandıklarla, sonuçlarla işimiz yok bu seçimi biz kazandık.

29 Mart 2009 Seçimleri sonrası “seçim için feminist kolektif”in yaptığı  basın açıklaması:

Gelmiş geçmiş tüm seçimlerde erkek egemen politik öznelerin birbiriyle yarıştığını kadınlar üzerinden kadınları araçsallaştırarak politika yaptıklarını söylemiş, feministlerin politik özne olarak artık kendilerini ifade etmelerinin zamanı geldiğini söylemiştik…
Dediğimiz çıktı…

Devamını Oku…

2009 Yerel Seçimleri:”Bey-oğlu’na feminist sözümüz var!”

bayrak4Türkiye’de birçok alanda mücadele veren feministler olarak 2009 29 Mart’ta yapılacak yerel seçimleri gündemimize aldığımızda ilk anda sadece bir fikirdi belediye başkanlığı için aday çıkarmak.

Farklı kurumlarda örgütlü ya da bağımsız feminist kadınların katılımıyla düzenlediğimiz forumlarda öncelikle aday çıkarıp çıkarmayacağımızı, sonrasında da çıkarırsak bunun üstesinden nasıl gelebileceğimiz konuları üzerine yoğunlaştık.

Devamını Oku…

“Dayağa Karşı Dayanışma Kampanyası” Bildirisi

dayanisma5Kadınların Dayağa Karşı Dayanışma Kampanyası, boşanma davası açan bir kadının aleyhine verdiği gerekçeli kararda, “Kadının sırtından sopa, karnından sıpa eksik olmamalı” diyen yargıç Mustafa Durmuş’a açtığımız dava ile başladı, dayağın meşrulaştınlmasına karşı yürüyüşle ve kadın şenliğiyle devam etti.

Devamını Oku…

‘Dayağa Karşı Kadın Dayanışması Kampanyası’ tanıtım/1987

3-1Her şey 1987 yılının Şubat ayında başladı! Her şey değil tabii bizim kampanya öykümüz…

Çankırı’da bir hakim: Hakim Mustafa Durmuş, şiddet gördüğü için boşanmak isteyen bir kadının talebini “…kadının üç çocuğu bulunması, ayrıca dördüncü çocuğuna hamile olması…kocası geçimsiz de olsa kendisiyle halen cinsel ilişkide bulunduğu…” şeklindeki bir girizgahtan sonra ” …ara sıra kavganın evliliğin tadı tuzu olduğu…Anadolu’da çok dikkatimi çeken bir söz var ‘karının sırtını sopasız karnını sıpasız bırakmamak gerek derler…” sözleriyle reddediyordu!

Devamını Oku…

Seçimlerde Ayşe ve Saliha’nın Yanındaydık.

feminist gazete-2008 Mart

Ece Kocabıçak

22 Temmuz seçimlerinde genelev eski çalışanı, “vesikalı” milletvekili adayları Ayşe Tükrükçü ve Saliha Ermez’i destekledik. Ayşe ve Saliha “en diptekilerin adayıyız” diyorlardı. Her yerde karşılarına çıkarılan vesikalarının kaldırılmasını istiyor ve milletvekili olurlarsa genelevdeki kadınların sorunlarıyla ilgileneceklerini anlatıyorlardı. Feministler olarak bizler de Ayşe ve Saliha’ya destek olduk. 1 Temmuz’da ilk toplantımızı yaptık ve yaklaşık 45 gün sürecek yoğun bir kampanya temposunun içine daldık. Seçim günü geldi geçti, bizim hızımız kesilmedi.

Devamını Oku…

Biz feministler, Vesikalı Adayları destekliyoruz.

Biz feministler, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde vesikalı kadın adaylar
Ayşe Tükrükçü (İstanbul, 2. Bölge) ile Saliha Ermez’i (İstanbul, 1. Bölge)
destekliyoruz.

Biz feministler, Vesikalı Adayları destekliyoruz.

Çünkü; babamızın bakire kızı, geneleve giden kocalarımızın sadık karısı
olarak biliyoruz ki; aile, iş, meslek sahibi olsak da; “iffetsiz” denilen
“hayatsız kadınlarla”, “en diptekilerle”, “iffetli” denilen kadınlar
madalyonun iki yüzünü yaşıyor.

Devamını Oku…

Kırmızılı, Siyahlı, Başörtülü, Sapanlı Kadınlar…

tacizgrselMehtap Doğan/

Gezi Parkı Direnişi feminist bir eylem değildi, ama feminist kadınların etkin olduğu bir süreçti. Bu kadar çok kadının direnişin içinde yer alması ise birikmiş bir öfkenin göstergesiydi.

Halkın AKP iktidarına ve Tayyip Erdoğan’a olan öfkesinin direnişe dönüştüğü Gezi eylemlerinin ilk gününden itibaren biz kadınlar da kent merkezlerinde, caddelerde, sokaklarda, parklarda özgürce ve eşit bir biçimde var olmanın mücadelesini verdik. Kadınları aileye, evlere mahkûm etmeye çalışan, kamusal alanları erkeklere ait kılan patriyarkal sisteme karşı çıktık. Kürtajı fiilen yasaklayan, en az üç çocuk doğurmamızı söyleyen, erkek şiddetini besleyen, kadını esnek, güvencesiz ve ucuz emeğin kaynağı olarak gören, heteroseksüel tek eşliliği bütün topluma dayatan, trans cinayetlerini, lezbiyenlerin ve biseksüellerin üzerindeki baskıları artıran AKP hükümetine karşı yaşam alanlarımıza sahip çıkmak için direndik. Direnişin sürdüğü sokaklarda kendimizi normalden daha güvende hissettik. Bu güveni korumamız gerektiğini düşündüğümüz için de direniş boyunca parkı da, geceleri de, sokakları da, barikatları da terk etmedik.

Devamını Oku…

Bakanlık suçtan zarar gören mi?

cesitli-subat-ortasi-186Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kadına Yönelik Şiddet Suçlarında “Suçtan Zarar Gören” midir Hakikaten?

8 Mart Günü AKP’nin popülarist salvosuyla apar topar meclis gündemine taşınan yeni şiddet yasamız, iyice tırpanlanıp feminizmden “temizlendikten” sonra, 20 Mart 2012 günü yürürlüğe girdi.

Devamını Oku…

Şefika Etik davasına müdahiliz!

erkek-adalet-deil-gerek-adaletŞefika Etik, Türkiye’de her gün öldürülen kadınlardan biri. 6 Ekim 2011 tarihinde boşanmak istediği kocası tarafından öldürüldü. Kamuoyu onu Habertürk’ün medya şiddeti olarak tanımladığımız, sürmanşetinde yayınladığı, sırtından bıçaklı fotoğrafıyla tanıdı.

 Şefika Etik 20 Eylül tarihinde, kocasının uyguladığı şiddete isyan etti ve karakola başvurup şikayetçi oldu. Kendi talebi üzerine Kadın Sığınma Evi’ne yerleştirildi. Sığınakların amacı kadınların şiddetsiz bir yaşama geçiş yapabilmelidir. Sığınakların yerleri ve sığınaklarda kalan kadınların bilgisi gizli tutulmalıdır. Şefika Etik’in yeri ise kocası tarafından tespit edildi ve sığınaktan çıkmaya ikna edildi. Bir başka deyişle sığınak görevlilerin “arabulucuk” yapması sonucu ölüme gitti. Evine gider gitmez kocası tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Devlet bir kadını daha korumadı. Devletin, failler ile kadınlar arasındaki uzlaştırma ve arabuluculuğu kadınları öldürüyor!

 

Devamını Oku…