Posts Tagged ‘ev kadını’

İstatistiklerin Kadınlarla İmtihanı

mutfak cadıları-Aralık 2010

 

Kadınlar uzun yıllar resmi kaynaklarda, istatistiklerde ve araştırmalarda özne olarak yer alamadılar. Serpil Çakır II. Meşrutiyet döneminde kadın konulu araştırmasında daha önce fark etmediği bir gerçeğin farkına varır: Devamını Oku…

Ev işleri hiç bitmez

mutfak cadıları-Eylül 2010

 

Ev kadınlığı, dünyanın en zor işlerinden biri… Dışarıda çalıştığınızda tek iş yaparsınız ama evde yemek, bulaşık, temizlik, çamaşır, çocuk ve yaşlı bakımı pek çok işi birden yapmak zorundadır ev kadınları…Bunların hepsi dışarıda yapıldığında para getirir ama evde yaptığınızda, sizin doğal olarak göreviniz gibi algılanır…Üstelik, bu işler görünmez işlerdir… Yapılmadığında fabrikadaki işler de yürümez onun ötesinde yaşam durur ama ev işleri, iş diye istatistiklere girmez, ülkenin gayri safi milli hasılası içinde yeri yoktur… Devamını Oku…

Kadınlar iş ararsa

mutfak cadıları-haziran 2010

 

Dünya gazetesinin 19 Nisan 2010 tarihindeki sayısında Alaattin Aktaş’ın köşesinde şöyle bir başlık yer almaktaydı: “Her dört kadından biri değil de ikisi çalışmak istese işsizlik %33’ü bulacaktı”.  Devamını Oku…

Alınyazısı değil, Yargıtay kararı!

iyi-hal-indirimiHacer 49 yaşında dul kalıp da eli ekmek tutan çocukları da hayırsız çıkınca, sevap işlemeye meraklı konu komşu kolları sıvayıp ona yeni bir koca buldu. “Yaşı biraz geçkince ama hem evi hem maaşı var; can yoldaşı olursunuz”, dediler. Hacer, “hükümet nikâhı” diyecek oldu ama adamın çocukları, babaları ölünce mirastan Hacer’e pay düşer endişesiyle karşı çıktılar. Neticede Hacer pılısını pırtısını toplayıp adamın evine taşındı, imam nikahı kıyıldı, ortak yaşam başladı.

Devamını Oku…

Ev kadınlarının ‘’Meslek Hastalığı’’ olur mu?

mc1Kadınlara Özgü Hastalıklar

Bir ortopedi uzmanını, medyaya yaptığı açıklamada, çok fazla bilinmeyen ancak elde uyuşmalara neden olan hastalığın literatürde ”Karpal Tünel Sendromu” diye isimlendirildiğini ve ev hanımlarında sık karşılaşıldığını söyledi. Sinir sıkışmasına bağlı olarak bu parmaklarda uyuşma, duyu kaybı, ağrı ve güç kaybı ortaya çıkan hastalığın; şeker, guatr ve romatizma hastaları risk taşısa da, klinik uygulamada en çok elini hor kullananlarda görüldüğünü ifade etti. ‘’Bunlar içinde ev hanımları ve eliyle çalışan grup yer alıyor’’ diye ekledi.

Ev kadınlarına, çalışan hem de ağır çalışan kadınlara özgü hastalıkların bir tür meslek hastalığı olarak ifade edilmeleri duymaya alışık olduğumuz bir şey değil.

 

Cinsiyetçi iş bölümü gereği kadınlar, ev içinde tekrarlayan işler yapıyorlar.

Devamını Oku…

İşyeri mutfağındaki iş gerilimi de, ya evdeki ne?

mutfak cadıları Temmuz 2011

Mutfak ve servis çalışanlarında iş gerilimi ve nedenlerini irdeleyen bir araştırma yayımlanmış. ***

İş geriliminin önemli sağlık sorunlarına yol açan bir etmen olarak kabulünden yola çıkan çalışmada 77 mutfak çalışanı değerlendirilmiş ve 20’sinde iş gerilimi yüksek bulunmuş.

Devamını Oku…

Anneannem

aan2Zeynep kaçar

Anneannem göçmendi. Göçmek zorunda bırakılan bir ailenin üç kızından en güzeliydi. Savaş vardı. Savaş hep vardı. Savaş onun iste­ği dışında, hayalleri dışında, savaş onun kararları dışında vardı… Savaş hep var­dı. Kırım’ı hiç görmedi. Eskişehir’de doğup büyüdü. Babası zengindi. Fabri­kaları vardı. Babasının üç kızı, bir oğlu vardı. Üç kızdan sonra doğan oğlu, ba­basının en kıymetlisiydi. Anneannem Tatar güzeliydi. Kendi gibi güzel olanı sevdi ömrü boyunca. Güzele âşık oldu. Güzel olmak için yaşadı, güzel kaldı. İnsanlarla güzelse konuştu, güzel ol­mayanları yok saydı. Babası zengindi, babasının bir oğlu vardı. Umudu vardı. Büyük dayım sokakta öldü, kimsesizler mezarlığına gömüldü. Babasının sevgili oğlunu babası dışında kimse sevmedi. Anneannem üç kızın ortancası, üç kızın en güzeli, Kırım’ın, Eskişehir’in ve son­ra Bursa’nın en güzeli oldu, öyle kaldı. Anneannem güzel olmak, güzel kalmak için yaşadı. Zengin babasının sunduğu rahata aldırış etmedi, terzi oldu. Güzel kıyafetler dikebilmek için terzi oldu. En güzel kıyafetleri dikti. Anneannem hiç çalışmadı. 20 yaşından 86 yaşına kadar dikiş dikti. Kaderi gereği, kocası da, ço­cukları da zevkten nasibini almamıştı, önce onları giydirdi, sonra kardeşleri­ni, onların kocalarını, çocuklarını. Ama en güzellerini kendisi için dikti, kendi giydi. Sinemalara gitti, yıldızları sey­retti, ne giymişlerse dikkatlice inceledi, o gece sabahlara kadar uyumadı, ertesi sabah, sinemadaki yıldızdan bin kat gü­zel uyandı. Aynı giysiler, aynı şapkalar, aynı makyaj…

Devamını Oku…