Posts Tagged ‘erkek yargı’

Burası kimin ülkesi?

kadinlarBilgesu Yaprak

Çok değil birkaç gece önce, Kadıköy’ün göbeğinde genç bir kadın evine girerken saldırıya uğradı. Tanımadığı bir adam, kadın binaya girerken üzerine atladı. Aç bir hayvan gibi. Avının canını isteyen bir vahşi hayvan gibi atladı kadının üzerine. Kadının bir canı, bir ruhu, bir önemi yokmuş gibi saldırdı ve gözünün içine bakarak koparmaya çalıştı bir göğsünü kadının. Kadın nasıl bir güçle itebildi adamı üzerinden, nasıl bağırabildi boğazını yırtarcasına, adam can korkusuyla nasıl kaçmaya başladı, mahallenin gençleri ayakkabılarını bile giymeye fırsat bulamadan nasıl düştüler adamın peşine, genç kadın nasıl devrildi kapı önünde, bütün komşular nasıl toplandı, nasıl oturttular kadını sandalyeye, kahve hangi evden geldi, suyu kim uzattı, kim sordu ilk “Ne oldu çocuğum?” diye, kimse anlamadı.

Hikayeyi bile dakikalarca anlatamadı kadın, camda sigara içerken tesadüfen olaya tanıklık eden bir başka kadının dudaklarından döküldü olup bitenler. “Birden atladı kızın üzerine. Binanın içine soktu, göğsünü kavradı. Daha nasıl anlatılır ben bilmiyorum, nefret edermiş gibi koparmaya çalıştı…” Bir komşu kadın akıl etti, bir kontrol etmek lazımdı. Genç kadını eve soktular, soyup göğsüne baktılar. Yaşlı başlı kadınlar hayatlarında ilk defa böyle bir şeye tanık olmuşcasına çığlık attılar. Abiler geldi sonra. “Polise gidelim mi kızım?” dediler. “Bak şahit de var.” Ama genç kadın gözünün yaşını silip başını iki yana salladı. “İstemiyorum. O muameleye katlanacak gücüm yok artık…” Eskiden olsa “Yanına kâr mı kalsın? Bugün sana, yarın başkalarına mı yapsın?” denir, tepki gösterildi. Bu defa kimse itiraz etmedi. Herkes biliyordu sistemi, piyes sergilemenin vakti değildi…

***

2014 Türkiyesinde genç bir kadın tek başına evine yürümekten korkuyor şimdi. Tüm entelektüel birikimi, tüm aktivist tavrı, savunduğu tüm gerçekler bir gecede çalınmış gibi sayıklıyor günlerdir evinde. “Kıyafetim de çok düzgündü. Saat de geç değildi ki. Kimseye bakmamıştım. Kimseye gülümsememiştim. Ben bir şey yapmadım ki. Ben bunu haketmedim ki…” Sanki dünya üzerindeki herhangi bir birey, herhangi bir sebeple böyle bir şey yaşamayı hakedebilirmiş gibi. 2014 Türkiyesinde genç bir kadın evinde bile yalnız kalamıyor şimdi.

Sanki o adam binadan hiç çıkmamış gibi, sanki her an yeniden üzerine atlayıp yarım bıraktığı işi bitirebilirmiş gibi. 2014 Türkiyesinde genç bir kadın aynada göğsüne bakamıyor şimdi. Gözü kapalı sürüyor ilaçlarını, bir parça çürük bile görmekten korkuyor çünkü. 2014 Türkiyesinde bir kadın savaşmak bile istemiyor şimdi. Tek çare buradan gitmekmiş gibi, burası onun ülkesi değilmiş gibi… Sahi, kadınların arkalarına bakmadan adım bile atamadıkları, her geçen gün korkudan bir düğme daha kapadıkları, evlerinin kapılarını üç defa kilitledikleri bu ülke, kimin ülkesi?

***

Burası bizim değil, bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi.” -Tezer Özlü

 

Erkek egemenliğine ve erkek yargıya İtiraz eden kadınlar yargılanıyor

Kadına  yönelik erkek şiddeti azalmadan sürüyor, her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle güne başlıyoruz. Kadın cinayetlerinin sayısını devletin çelişen açıklamaları nedeniyle tam olarak bilemiyoruz. Resmi makamlardan gelen sayılarda, basında çıkan haberler yoluyla tutulan çetelelerdeki rakamlarda kadın cinayetlerinin hız kesmediğini, her gün bir kadının öldürüldüğünü görüyoruz.

Devamını Oku…

Arzu Yıldırım ölmeyebilirdi

Erkek şiddetiyle ilgili suç duyurularını önemsiz sayan, görevini yapmayan, kadınları  ‘korunmasız bırakan’, savcıları takip ediyoruz! Gözümüz savcılıklarda!

Arzu Yıldırım İstanbul Ümraniye’de birlikte yaşadığı sevgilisi tarafından öldürüldü. Arzu’nun çantasından savcılığa verdiği ‘ öldürüleceğim’ dilekçesi çıktı.  Arzu 7 Şubat’ta bu dilekçeyi verdikten 2 gün sonra öldürüldü.

Devamını Oku…

Mezar değil, sığınak İstiyoruz!

Feminist-iz Basın Açıklaması
3 Nisan 2010

Endişeliyiz…
Hayatlarımız, geleceğimiz ve sevdiklerimiz için…

Öfkeliyiz…
Yaşama hakkımız her vesileyle elimizden alındığı, ömürlerimiz bozuk para gibi harcandığı, şiddete maruz kaldığımızda bize gidecek yer bırakılmadığı için…

Devamını Oku…

Ayşe Yılbaş’ın katili tahliye peşinde!

meri-yazAyşe Yılbaş’ın 15 kurşunla öldürülmesinden tam 4 yıl sonra yeniden başlayan davanın ilk duruşmasında, Hüseyin Özmen, davayı izleyen feministlerin, müdahil olan avukatların kendisine hakarette bulunduğunu iddia ederek duruşmaların sesli ve görüntülü yapılmasını ve kadın örgütlerinin baskısıyla basında aleyhinde haberler yapılarak mahkemenin baskı altına alınmaya çalışıldığını iddia ederek de bu yöndeki yayınların durdurulması için karar alınmasını talep etmişti. Mahkeme heyeti Hüseyin Özmen’in taleplerini reddetmiş. Barodan bir avukat atanması kararını almıştı.

Devamını Oku…

Yargı “haksız”da kör, “tahrik”te dört göz!

Perihan Meşeli

“Çok sık banyo yapıyordu”, “Kahvaltıyı geç hazırladı”, “Boşanmak istedi”, “Meyve suyu ikram etim, reddetti”, “Bir aydır sadece makarna pişiriyordu”… Bunlar ve bir dünya sudan sebep kadınları öldürmek için yeterli. Kadınların hayatı erkekler tarafından yok yere tuzla buz edildiği yetmiyormuş gibi, yargı da adaletin terazisine geçirdiği haksız tahrik kılıfıyla katil erkekleri koruyor. Bu yazıda, öncelikle kılıfına uydurulmamış haksız tahrik kurumunun ne olduğunu ve hukuken düzenleniş biçimindeki sorunlara çok girmeden, mevcut haliyle kadınlara karşı işlenen cinayet, taciz, tecavüz ve diğer şiddete dayalı suçlarda uygulanış biçimini kısaca anlatmaya çalışacağım.

Haksız tahrik, cezada indirim sebeplerinden biri. TCK m.29 ve gerekçesi incelendiğinde haksız tahrik indiriminin uygulanabilmesi için: 1-Mağdurdan kaynaklanan tahrik edici bir fiil olmalıdır. 2- Fiil haksız olmalıdır. 3- Fiil failin öfke ve üzüntü duymasına yol açmalıdır. 4- Fail haksız tahrik nedeniyle tepki olarak bir suç işlemelidir. Bu şartların hepsi birlikte gerçekleşmiş olmalı ki haksız tahrik indirimi gündeme gelsin. Biri gerçekleşmemişse haksız tahrik indirimi uygulanamaz. Bu şartlar arasında, yargı tarafından hep “unutulduğu” için özellikle fiilin haksız olması hususuna dikkat çekmek gerek. Haksız fiilden kasıt, hukuk düzeninin onaylamadığı bir harekettir. Hareket, toplumsal değer yargıları, örf, adet, gelenek v.s. açısından tahrik edici olabilir ama hukuk düzenince tasvip ediliyorsa haksız tahrik indirimi uygulanamaz. Bunun yanında fail, suçu, kıskançlık, intikam gibi duygular nedeniyle veya tepkisel değil tasarlayarak işlemişse yine haksız tahrik indiriminden yararlanamayacaktır.[1] İndirim uygulanamaz uygulamalar ise kadın cinayetlerinin neredeyse hepsinde var. İşte gazete haberlerine yansımış birkaç örnek:

“9 Mart 2006 akşamı, Ali Şimşek, kendisinden izinsiz alışverişe çıktığını, kıyafet alarak borca girdiğini öğrendiği eşi Nurgül Şimşek’i ekmek bıçağıyla öldürdü. Cezası ‘haksız tahrik’ indirimiyle müebbetten 24 yıla indi”[2]“7 Ağustos 2007’de, Fatih Aguş, eşi Sevgi Aguş’u, kot pantolon giymesi yetmiyormuş gibi başka bir erkeğe de ‘cilveli şekilde’ saati sorduğu için öldürdü. Cezası ‘haksız tahrik’ altında işlediği ve pişman olduğu gerekçesiyle müebbetten 20 yıla indirildi.”[3], “Bir gece eşinin cinsel ilişki teklifini kabul etmeyen Ö.Y., bu konuda ısrar eden kocasını yataktan itekledikten sonra düşmesine neden oldu. Ü.Y. bu harekete, ruhsatsız tabancasını çekerek karşılık verdi ve eşi Ö.Y.’yi öldürdü. Kocaeli 1. Ağır C. Mahk.’de yargılanan Ü.Y., haksız tahrik indirimi de uygulanarak 24 yıl hapis ve 440 YTL adli para cezasına çarptırıldı..”[4], “İzmir 11. Ağır C.M., Alev Er’i öldüren eşi Şakir Er’e kadının piercing yaptırmasını ve çantasından doğum kontrol hapı çıkmasını ‘haksız tahrik’ sayarak 20 yıl hapis cezası verdi”[5]

Su içsek haksız tahrik diyen, kanunları bilerek ve isteyerek çiğneyen erkek bir yargı var karşımızda. Bu yüzden biz kadınlar için haksız tahrik indirimi “erkeklik indirimi” ile eşanlamlı. Yeni Ceza Kanunu’nda kadın örgütlerinin mücadelesiyle erkeklerin aldıkları cezaların dayanılmaz hafifliğine karşı birtakım olumlu düzenlemelere yer verildi. Eski kanunda töre cinayetlerinin failleri tahrik indiriminden yararlanabiliyorken yeni kanunda “töre veya namus cinayetlerinin” failleri hak­sız tahrik indiriminden yararlanamıyor. Namus cinayetleri, erkeklerin kadını, kadın bedenini ve cinselliğini kendilerine ait görmelerinden kaynaklanan cinayetler olup töre cinayetlerini de içeren daha kapsamlı bir terimdir. Kanuna “Namus bahanesiyle işlenen insan öldürme suçlarında haksız tahrik indirimi uygulanamaz” ibaresi konması gerekirdi. Ancak yeni kanun da namus cinayetlerini töre cinayetlerinden ibaret görmüş, faillerini “akraba içi”yle sınırlı bırakmış. Bu kadarını dahi içine sindirememiş ki bu ibareye kanunda değil kanunun gerekçesinde yer vermiş!

Kadınlar sırf kadın oldukları için öldürülüyor. Erkek egemen sistem katil erkeklerin adlarını değiştiriyor sadece. Bu sistematik erkek şiddeti karşısında biz feministler kadına yönelen şiddet davalarında tarafız. Ayşe Yılbaş, Sevim Zarif davalarında katiller haksız tahrik indiriminden yararlandırılmayarak gerektiği gibi cezalarını aldılar. Davalara her müdahillik talebimiz reddedilse de başka kadınların aramızdan ayrılmaması için bu davaların takipçisi olmaya devam edeceğiz. Eril cinsellik ve otoritesinin meşruiyetini sağlayan ataerkil sistemin tüm mekanizmalarına “sözümüz”: EMEĞİMİZ, BEDENİMİZ, KİMLİĞİMİZ BİZİMDİR!

 

[1] Arş Gör. Devrim Aydın, Yeni Türk Ceza Kanunu’nda Haksız Tahrik Yüksek Lisans Tez Çalışması,

http://www.nuveforum.net/292-suclar-cezalar/70711-yeni-turk-ceza-kanununda-haksiz-tahrik/

[2] 17.11.2006 tarihli haber http://www.tumgazeteler.com/?a=1803638

[3] 11.08.2007 tarihli haber http://www.tumgazeteler.com/?a=2348627

[4] 26.11.2007 tarihli haber http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=239876

[5] 20.09.2007 tarihli haber http://www.nethaber.com/NewsDetails.aspx?id=37971