Posts Tagged ‘bedenimiz’

Yeniden Mor İğne!

feminist gazete-Mart 2008

Filiz karakuş

Taksim’deki cinsel saldırıdan sonra, bundan 19 yıl önce “Bedenimiz bizimdir cinsel tacize hayır” kampanyasında olduğu gibi yeniden mor iğnelerimizle sokaklara çıktık.
O zamanlar, cinsel taciz terimini çoğumuz ilk kez duymuş, cinsel taciz tanımını yapmak için ise başımızdan geçenleri, yanı başımızda yaşananları tek tek ortaya dökmüştük. Açığa çıkarmak, paylaşmak, haykırmak ve teşhir etmek gerektiğini ilk kez hep birlikte konuşuyorduk.  “Biz kadınlar”ın ötesinde  her birimiz özne idik. Kendimizi, kadınlık durumumuzu yeni keşfediyorduk. Öfkemizi büyütüyorduk.

Devamını Oku…

İşsizlik estetik yaptırıyor

mutfak cadıları-Ocak 2011

TUİK verilerine göre eylül döneminde işsizlik oranı %11.3.  Genç nüfusta işsizlik ise 21.2 Yani her 5 gençten biri işsiz.

Kapitalizmin içinden geçtiğimiz aşamasında; gelişen teknolojinin, işgücünü daha az ihtiyaç duyulur kılması ve az kişiyle çok iş yapabilmeyi dayatması nedeniyle iş başvurularında artan bir rekabet söz konusu.

Devamını Oku…

Başbakan’a cevabımızdır: Mevcut durumu korumak değil, yıkmak istiyoruz

mutfak cadıları-haziran 2010

 

Başbakan Erdoğan, “3 çocuk doğurun” inadından vazgeçmedi bir türlü. Bu inat “gündüz dilimde gece düşümde” mertebesine varmış olmalı ki, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir nikâhta tutamadı kendini, üstüne bir de ödül vaat etti. “Eğer böyle giderse 2038’de durumumuz kötü. Bu durumu düzeltmemiz lazım. Belki ödül de koyarız bu işe, belli olmaz. Çünkü bu işi başarmamız lazım” diyen Erdoğan’a göre, Türkiye’nin şu anda nüfus artış hızı yüzde 1.5 ile 1.8 aralığında. Olması gereken düzey ise en azından yüzde 2.5. Niye peki? Erdoğan “En az yüzde 2.5 olmalı ki mevcut durum korunsun” diyor. Devamını Oku…

Kadının beyanı esastır, tersini ispat yükümlülüğü erkeğe aittir…

kadnn-beyan-esasKadınlara yönelik tacizin, cinsel saldırının, tecavüzün, şiddetin ve hatta kadın cinayetlerinin adeta sıradanlaştığı bir toplumda yaşıyoruz. Bunların sürekli gündemde olmasına rağmen, ne devletin önleyici önlemler almaya niyeti var ne de yargının erkekleri cezalandırmaya. Üstüne bir de ceza almadan salıverilen erkeklerin, patriyarkal bir dayanışma içinde diğer erkekler tarafından kadına haddini bildirmiş, şiddetinin haklılığı anlaşılmış, zafer kazanmış kahramanlar olarak el üstünde karşılanması var.

Devamını Oku…

Şiddet kimin suçu, neyin utancı?

mor-nokta_3_ebru_sorgunBirçok kadın gördüğü şiddetin adını koyamamaktadır ve adını koyduğunda da kendisine yapılanın, kendisinin bir suçu karşılığında olduğuna inanma eğilimindedir. “Kesinlikle dayağı, azarlanmayı hak edecek bir şey yapmışımdır, benim suçumdur, erkektir ne de olsa” fikri maalesef son derece içselleşmiştir. Halbuki şiddet ne şiddet görenin suçudur, ne tanrı kelamıdır, ne de kader olarak görülmelidir.

Devamını Oku…