Mor iğneler ellerimizde

Bahar Çelik (Mor İğne Eylem Grubu’ndan)

“Valla kızım üstüne alınma ama kadın istemezse tacize uğramaz. Ben tacize uğrayacağıma inanmıyorum”. Bu sözler mor iğne vermek istediğim 50 yaşlarında iki kadına ait. Kelimeler onların ağzından dökülürken ben ise çoktan 14 yaşıma dönmüştüm. Hatırlıyorum, eve kan ter içinde gitmiş, anneme ağlamıştım. Bir adam peşime takılmıştı. Okul formam üzerimde. Eve kadar takip etmişti. Kaş göz işaretleri yapmıştı. Ama ben adamın peşimden gelmesine laf edeceğime, neden benim peşime düştüğüne dair sorular sormuştum kendime. Kim bilir adam peşime takılsın diye ne yapmıştım.

Öyle ya ben istemesem bu adamın peşimde ne işi vardı (değil mi teyze)? Adamdan ucuz kurtulmuştum da daha sonra otobüste, argo tabirle fortçu bir heriften kurtulamamıştım. Üstelik otobüse tek başıma binmeye başlayalı henüz birkaç hafta olmuştu (gel de kendine güvenini kazan). Apar topar kendi durağıma gelmeden inmiş, ağlamaya başlamıştım. Bir daha kimse bana bunu yapamayacaktı. Bunun için kendime söz vermiştim.

Yılbaşında yaşanan taciz görüntülerini izlediğimde hissettiklerim çocukluğumda hissettiklerim ile benzerdi. Yine  aynı kızgınlık, aynı hınç. Birkaç erkeğin vücudunda cisimleşmiş patriark zihniyet, kadınların bedenine saldırmıştı. Aslına bakılırsa bütün bir yılın kısa bir özetiydi bu görüntüler… Çünkü geçen yıl boyunca da kadınlar sınıfsal konumları ne olursa olsun, yine sırf kadın oldukları için tacize, tecavüze uğramış, katledilmişti. Bütün sene boyunca kadın cinayetleri işlenmiş gelgelelim yargı bu konuda hiç adil davranmamıştı. Haksız tahrik adı verilen indirimle yaptığının cezasını müebbet hapisle ödemesi gereken adamlar birkaç yıl sonra yine aramızda yerlerini almışlardı. Mücadele edip kazandığımız onca yasaya rağmen kadınlara cinsel saldırıda bulunan erkekler, 57 YTL verip ellerini kollarını sallaya sallaya suç mahaline geri dönmüşlerdi.

20 yıl önce feminist kadınlar “bedenimiz bizimdir” diyerek “Mor İğne” kampanyasını başlatmışlar ve konuya dikkat çekmek için vapurlarda bağıra bağıra mor iğne satmışlardı. 20 yıl sonra bugün ne yazık ki değişen hiçbir şey yok. Aksine erkekler her zamankinden daha saldırgan şekilde kadınların bedeninde hak iddia ediyorlar. Karısını, kızını, annesini, kız kardeşini namusum diye niteleyen erkekler ve erk zihniyet, gerek gördüğünde namusunu temizlemek adına gözlerini kırpmadan kadınları öldürüyor. Gazetelerin üçüncü sayfaları her gün kadınların öldürüldüğü cinayetler ile dolu. Erkek arkadaşı ile telefonda konuştuğu için, beyaz tayt giydiği için, tecavüze ya da enseste maruz kalıp hamile kaldığı için kadınlar öldürülüyor. Erkekler bunu tek başına yapmıyor. Suç ortakları var. Gazete manşetleri ve haber sunumları ile besleyen medya, yasaları keyfiyetle uygulayan yargı.

Artık örgütlü

Mor İğne kampanyası yılbaşında yaşanan saldırının ardından tekrar başladı. Kadınlar yılbaşından bu yana her cuma akşamı 20.00-22.00 arası yağmur demiyor, soğuk demiyor, Taksim’de İstiklal Caddesi üzerindeki Mis Sokak girişinde buluşuyor. 8 Mart’a kadar da buluşmaya devam edecek. Kendilerini sözle taciz eden, küçümseyen bakışlarla bakan erkeklere aldırmadan, kadınlardan aldığı destekle devam edecek.

Eylemin ilk altı haftası boyunca binlerce mor iğne ve Mor İğne kampanyasını anlatan bildiri dağıtıldı. Mor iğneleri kadınlar kolektif şekilde hazırlıyor. Eylemden önce biraraya gelen kadınlar hem sohbet ediyor, deneyimlerini birbirlerine aktarıyor hem de iğneleri hazırlıyor. Daha önce hiçbir eyleme katılmamış kadınlar mor iğne eyleminde buluşuyor. Annesini, küçük kızını kapıp mor iğne eylemine geliyor. Mor İğne eylemiyle birlikte kadınlar arasında bambaşka bir iletişim ağı kuruldu. Eylemlerde attığımız bir slogan var, “kadınlar artık susmayacak”. Evet, kadınlar artık susmayacak ve dayanışarak mücadeleye devam edecek. Mor iğne bağları güçlendiren en büyük araç olacak.

Şubat-2008

Yorumlara kapalıdır.