Cezaevlerindeki şiddete karşı “Siyah Eylem”/1989

scan0001Feminist kadınların cezaevlerindeki şiddeti protesto etmek için kadınlara siyah giyme çağrısı,  Türkiye’deki feministler açısından bir eşikti. Siyah eylemle Türkiye’de 80 sonrasında oluşmaya başlayan feminist hareket, ilk kez özgül gündemi dışındaki bir olaya tepki vermiş oldu.  Bu da kimi tartışmaları beraberinde getirdi.

Güncelliğini koruyan bu tartışmanın arkasında şu sorular  yatıyor; Feminist Hareket kadınların kurtuluşu  ile doğrudan bağlantılı olmayan gündemlere ilişkin söz söylemeli miydi? Bağlantı kurularak mı söylenmeliydi, yoksa destek-dayanışma bağlamında mı sözünü kurmalıydı? Feminizmin bir politik özne olmasının anlamı neydi?

Siyah eylem cezaevlerinde şiddet gündeminin yakıcılığı dolayısıyla bütün bu sorulara yanıtlarını yürürken vermeye çalıştı. Hala da bu sorulara yanıt verme arayışımız sürüyor.

Sene 1989. 12 Eylül Hukuku cezaevlerindeki şiddetini sürdürüyor.  1 Ağustos 1989 tarihinde Türkiye Adalet Bakanlığı ünlü 1 Ağustos genelgesini yayınladı. Bununla birlikte cezaevlerindeki siyasi tutuklulara yönelik bir devlet terörü uygulamaya konuldu. Bütün cezaevlerinde bu nedenle direnişler, açlık grevleri gelişti. Bu süreçte Eskişehir Özel Tip Cezaevi, bakanlığın kararı ile kapatıldı ve oradaki bütün tutuklular sürgün edildi. Eskişehir’den Aydın’a sürgün sevk sırasında adeta bir ölüm tabutuna dönüştürülmüş cezaevi nakil aracının içine sıkıştırılmış tutuklulardan ikisi kapılar açılmadığı için havasızlıktan yaşamlarını yitirmişti.

Yaşanan vahşet hepimizi dehşete düşürmüştü.  20-21 mayıs 1989’da İstanbul’da toplanan 1.Kadın Kurultayı’nın tartışmalarının kitaplaştırılması gündemiyle Kadın Kültür Evi’nin Tünel’deki yerinde toplanmışken bu konuyu da konuşmaya başladık. ‘bir şey yapmalıydık”  Nur’dan  “sevk zinciri ile birbirimize bağlanalım”önerisi geldi. Yelda 1 Agustos Genelgesi ile   “yasallaşan” tek tipe gönderme yaparak tek renk giyinmemizi önerdi. Protesto rengi olarak siyahta karar kıldık

Meğer aynı gün Handan da ,”birşeyler yapmak istiyorum. Kiminle? Deli kadınlarla” diye düşünüyormuş. Handan’ın “daha ne kadar ölü isteniyor? bizi böyle görmek istiyorsunuz deyip ölü gibi yerlere yatalım’ önerisini büyük bir coşkuyla karşıladık. Nermin’ in “basın siyah sütun atsın” önerisini de destekledik.

Önce bu önerilerimizi kadınlarla değil insan hakları savunucularıyla gerçekleştirmenin yolunu aradık. Yani ilk anda bir kadın eylemi planlamamıştık. Kimi girişimlerde bulunduk.

Bir sonraki toplantıda ise bu çağrıyı kadınlara yapalım ve biz yapalım dedik.  Sonra da farklı görüşlerden kadınlar, aramızda oluşturduğumuz birlikle Ağustos Genelgesi’ne karşı çıkmaya ve hapishanelerdeki direnişleri desteklemeye karar verdik.
9 Ağustos Çarşamba günü, siyahlar giyen kadınlar Cağaloğlu Meydanı’nda yere yatarak yolu bir süre trafiğe kapattı ve basın bildirisi okudu.

Basın açıklaması şöyleydi:

“Hapishanelerde, ölümlere varan bir devlet şiddeti yaşanıyor. Ölen ölsün anlayışıyla “ne yapalım yani” sorumsuzluğu içindeki Adalet Bakanlığı ve hükümet bunun sorumlularıdır.

Yüzyıllardır şiddetle yüz yüze kalmış bir cins olarak biz kadınlar, 1 Ağustos Genelgesi•ne dayanılarak devletin uyguladığı şiddete kayıtsız kalamayız. Hapishanelerde direnenlerin yanındayız.

Bütün herkesi; bu cinayetlere karşı çıkmaya, 1 Ağustos Genelgesi•nin kaldırılmasını istemeye, bu durumu protesto etmek için siyahlar giymeye ve gazeteleri siyah sütun atmaya çağırıyoruz. Açlık grevleri bitse de bu ölümlerin sorumlularının cezalandırılmasını istiyoruz.”

Eylemi yaptığımız akşam yeniden biraraya geldik ve hemen ertesi gün yeni bir eylem yapmaya karar vermiştik. Direnişi destek ve
scan0002cezaevindeki şiddeti protesto üzerine de konuştuk bu toplantıda.

Biz kadınlar olarak eylem yapacağız ama bu noktada söylemimiz ne olacaktı? İşte tam bu tartışılırken Sedef’in ‘biz kadınlar şiddeti çok yakından tanıyoruz, cezaevlerinde devletin uyguladığı şiddete karşıyız” açıklaması geldi. Ayşe de ‘Bugün isyanımız siyahla’ sloganını önerdi.

Tutuklama

10 Ağustos Perşembe günü, siyahlı kadınlar Tünel’den Galatasaray’a kadar sessizce yürüdükten sonra ellerindeki küçük siyah kartonları havaya fırlattılar ve alkışlarla dağıldılar.

Yürüyüş sonrası, Emel Armutçu, Nuran Ağan, Şenay Gelişli , GülnurAcar Savran, Süheyla Kalyoncu, Ayşe Düzkan, FilizKarakuş, Saynur Çetiner, Eftal, Zübeyde Atay ve Nazmiye Ülker gözaltına alındılar.  Aslında polisin gözaltına aldığı kişi sayısı 4-5 kişiydi. Ancak birbirini bırakmayan kadınlar karakola giderken 11 kişi oldular. 2 gün Beyoğlu Karakolu’nda kaldıktan ve şubede ifadeleri alındıktan sonra DGM’ye sevk edildiler. 12 Ağustos Cumartesi günü tutuklandılar.

11 Ağustos Cuma günü gözaltının ertesinde ise, Cumhuriyet gazetesinde kadınların bir ilanı yayınlandı:

“Bugün isyanımız siyahla”
Devlet 1 Ağustos Genelgesi•ne dayanarak cezaevlerinde şiddet uyguluyor. Şiddetin her türünü çok iyi bilen biz kadınlar herkesi protesto etmeye, 12 Ağustos cumartesi günü bütün kadınları siyah giymeye, herkesi protestosunu ifade etmek için üzerinde siyah bulundurrmaya çağırıyoruz.”

12 Ağustos Cumartesi günü ise, Beşiktaş’ta toplanan siyahlı kadınlar, beyaz bir panonun siyaha boyanmasından sonra, ellerindeki siyah kurdeleleri yere atarak dağıldılar. Aynı gün, sosyalistlerin Kuruçeşme’de yaptıkları Birlik İçin Girişim toplantısına gelen bir grup siyahlı kadın burada bir mesaj okuyarak “siyah eylem”in yaygınlaştırılması için çağrıda bulundu.

Cezaevlerindeki siyahlı feminist kadınlar

scan0004O sırada cezaevlerinde açlık grevleri devam ediyordu. 11 siyahlı kadın da destek için bir hafta açlık grevi yaptılar. Siyahlı kadınlar cezaevindeki açlık grevine dahil olmak yerine süresini kendilerinin belirlediği bir destek grevi yapmaya karar vermişlerdi.
Cezaevinde feminist kadınlar cezaevindeki diğer siyasi tutuklularla-sosyalist örgütlerden- bir tartışma yürüttüler.  Kendilerini ‘kadın kurtuluş hareketi’nden olarak tanımlayan 11 siyahlı kadın, sayılarına bakılmaksızın cezaevindeki tüm farklı siyasi grupların temsilcilerinin doğal üyesi olduğu cezaevi konseyinde ‘kadın kurtuluş hareketi’ tarafıyla bir temsilcilerinin olması gerektiğini savundular. Ancak bu talep cezaevindeki bir kaç siyasi grup (kurtuluş, pkk,…) dışında Konsey üyelerinin çoğunluğu tarafından kabul edilmedi. Bu konuda Cezaevi Konseyi- Konsey Yürütme temsilcileriyle (Görüşmeciler arasında sonradan polisler tarafından katledilen Bedri Yağan da vardı.) uzun saatler süren toplantılar yapıldı. Bu toplantılar ve öncesi iç tartışma süreçleri feministlerin bir politik özne ve kadın kurtuluş hareketinin siyasi bir hareket olması konusunda bizi politik olarak güçlendirdi. Cezaevinde kendimizi ‘kadın kurtuluş hareketi’ olarak tanımlamamız feministler arasında da bir tartışma konusu oldu.
Sonuçta feministlerin bir siyasi grup olarak cezaevlerindeki deneyimleri oldukça önemliydi. 10’dan fazla irili ufaklı sosyalist grubun temsilcilerinden oluşan cezaevi konseyine bizden bir temsilcinin girmesine engel olunmuştu. Ama biz bu süreçten çok şey deneyimlemiştik.

Siyahlı kadınlar bir aylık tutukluluktan sonra, 7 Eylül 1989’daki ilk duruşmalarında kefaletle serbest bırakıldılar. Cezaevlerindeki açlık
scan0003 grevleri ise kimi kazanımlarla Ağustos sonunda bitirilmişti. Foto mahkeme
Siyahlı eylem katılan/katılmayan tüm feminist kadınların savunduğu bir eylem oldu. Ancak eylemin politik içeriği konusunda farklılıklar vardı. Bu farklılıklar üzerinden anlamlı tartışmalar yürüdü.(F.K.)

Bağlantılı yazılar

Kaktüs 7.sayı-1989 Eylül

“Bugün İsyanımız Siyahla” / Nesrin Tura

“Şiddetin Türünü Çok İyi Bilmemizden” Ötürü Değil, / Minu İnkaya

Siyah Protesto / Asiye Müjgan-Fatma Mefkure-Nalan Çağlar .

 

Yorumlara kapalıdır.