Seçim süreci üzerine konuşmalar

feminist politika dergisi Bahar 2009-Sayı 2

Seçim İçin Feminist Kolektif”ten yaklaşık yirmi kadın, iki toplantı yaparak yerel seçimlerde yürüttüğümüz kampanyayı değerlendirdik. Çok da faydalı olduğuna inandığımız bu atölyenin sonuçlarını da bu iki sayfaya sığdırmaya çalıştık. Elbette farklı bakış açılarının olduğu toplantılardı bunlar. Bu nedenle okuyacağınız yazı, kesin sonuçlara ulaşılmış bir fikir yazısından çok farklı görüşleri içeren bir tartışma yazısı.

Seçimlere neden katıldık?

Seçim dönemi yaklaşınca ne yapabiliriz diye konuşmaya başladık. Politik mücadelemizi feministler olarak veriyorduk. Feminizmin bir politika olduğunu ortaya koymamız gerekiyor diye konuştuk uzun uzun. Seçimlere bağımsız bir adayla katılmanın bunları açığa çıkarmak açısından anlamlı olacağına karar verdik. Hiçbir partinin, platformun eklentisi olmayacaktık. Kadın hareketi ve feminizm genellikle öznesi belli olmayan, üzerinde politik çalışma yapılacak, politik olarak yönlendirilecek bir tür kitle hareketi olarak algılanıyor. Biz feministler, basitçe “kadın sorunu” olarak tanımlanan bu alanı, erkek egemenliğine karşı mücadele verdiğimiz alan olarak tanımlayarak, kendimizi bu mücadelenin politik özneleri olarak ortaya çıkarmak istedik. Başka siyasetlerin kadın politikasını destekleyecek yardımcı güç olmadığımızı, seçim programlarında alt başlık olmak istemediğimizi ilan etmiş olduk.
Feministler olarak kendimizi politik açıdan geliştirmemiz için de bir seçim kampanyası deneyimi kazanmanın önemli olduğunu düşündük. Öte yandan seçim dönemlerinde politikaya ilginin daha fazla olacağını ve sesimizin böylece daha çok duyulacağını göz önüne alarak feminizmin görünürlük kazanması açısından anlamlı bulduk seçimlere kendi adayımızla katılmayı.

Bir diğer açıdan, gündemdeki seçimin yerel seçim olması önemliydi. Yerel siyasetin kadınların hayatına doğrudan değen bir alan olmasının bizi daha da çok motive edeceğini düşündük.

Feminizmin bütünsel bir projesi var mı?

Biz, bütün toplumu dönüştürmeye tek başımıza aday mıyız? Bu soruyu seçim döneminde daha çok sorduk kendimize. Çünkü bu sefer yönetime talip oluyorduk. Bütün sorunlara feminizm içinden cevap veremeyebiliriz. Ancak, feminizmin erkek egemenliğine dair bütünlüklü bir tahlili ve patriyarkal toplumu dönüştürmeye yönelik bütünlüklü politikaları var. Bu politikalarla toplumun önüne çıkmak bizim açımızdan önemliydi.

Geçen seçim döneminde bir grup feminist, Ayşe Tükrükçü ve Saliha Ermez’in milletvekilliği adaylıklarını desteklemişlerdi.  “Vesikalılar” kampanyasında feminist sözün radikalliğini ortaya koymak için önemli bir imkân bulunmuştu kimimize göre. Aile’nin ve iffetli/iffetsiz kadın ayırımının patriyarka içindeki kritik önemi ortaya konmuştu. Bu yerel seçim çalışmasında ise sözümüzün daha çok yerele hapsolduğunu, radikal yanımızın zayıf kaldığını düşünenlerimiz var.

Kendi adayımızı çıkarmak feminizmin bir üst aşaması olmasa da, bu şekilde sözümüzü bütünlüklü bir biçimde ve doğrudan söyleme imkânı bulduğumuz değerlendirmelerimizde sıklıkla değinilen bir nokta oldu. Diğer siyasetlerden talepleri olan feministler olmaktan vazgeçerek politik bir kopuş yaşamamızın öneminivurguladık, ancak bunun ileride başka bir adayı destekleme kararı almamızın önünde bir engel oluşturmadığının da altı çizerek… İstediğimiz, ileride kurulması muhtemel koalisyon ilişkilerinde eşit politik özneler olarak yer alabilmekti. Seçimlere katılmış olmak bunu sağlayabilmenin garantisi olmasa da önemli bir adımıydı diye düşündük.

Nasıl bir kampanya düşündük ve nasıl bir aday seçtik?

Seçim çalışmasını kolektif yürütmek önemliydi. Seçim çalışmasında her an adayın ön plana çıkması ve kişiselleşmesi tehlikesiyle karşılaşabilirdik. Ülfet böyle biri olmayacaktı, biliyorduk. Ülfet çalışmanın içinde yeri geldiğinde erimeyi bildi. Ülfetin feminizmin özel bir yorumunda sivrilmemiş, kucaklayıcı feminizmi, herkesin ortaklaşabileceği bir aday olması açısından önemliydi. Feminizm bilgisi de tek başına kaldığı durumlarda doğru biçimde kendini ifade edebilecek düzeydeydi.

Politik sözümüzü nasıl oluşturmalıydık?

Seçimlere girme kararı aldıktan sonra yerel yönetimlere dair politik sözümüzü oluşturmaya başladık. Ancak politik söz, aday çıkartma kararının altını dolduracak sözdü. Karar alma süreci de çok erken tamamlanamadığından sözümüzü oluşturmak için çok fazla zamanımız olmadı. Politik sözü oluşturma toplantıları için zaman sınırımız olmasaydı, ortaklaştığımız noktaları daha çoğaltabilirdik ve daha güvenli bir propaganda dönemi yürütebilirdik.

Aday çıkarma kararını kalabalık toplantılarda almamış olmamız, içinde yaşadığımız dönemde feministlerin ortak iş yapma iradesiyle ilgiliydi. Bu kararı alırken daha önce birlikte iş yapmadığımız bütün kadınları katarak karar veremezdik. Seçim kararı alma sürecinde yeni insanları katmak oldukça zor. Ancak feministlerin de bütün gücüyle katıldıkları bir çalışma örgütlenemedi. Güçsüz olduğumuz bir dönemde bu kararı aldık. İşlerin aksamasını göze alarak daha çok tartışıp, itirazları daha çok konuşmak gerekiyordu belki de. Daha önceden toplanarak tartıştığımız feminist forumlar güzel bir zemindi. Feminist tartışmaların yapıldığı web listesi bunun yerini alamaz. Feminist hareketin örgütlenmesi ve birbirine yaklaşması için feminist forumları kullanılmaya devam edilmeli dedik kendimize.

Seçim kolay ama ondan önce nasıl kadınları bir araya getireceğimizi konuşmamız lazım. 

Seçime girmeden de bir sürü söz söyleyebilirdik. Tamamen bağımsız ve karşıt bir yerde durabilirdik; ya da karma siyasetler içine feminist sözü sokmaya çalışabilirdik. Ancak bu siyasetlerin içinde yer almış olan arkadaşlarımızın deneyimi bizi bu konuda umutsuzluğa düşürüyordu. “Hadi bir de kadın olsun” diye bir toplantıya gönderilmek istemiyordu bu gibi durumlara maruz kalan arkadaşlarımız. Diğer alternatif ise, seçim çalışması sırasında edindiğimiz deneyimlerden yoksun kalmamız anlamına gelirdi.

Feminist bir seçim kampanyası, kadınları da katmalı, vaatlerden ibaret olmamalı, dedik en baştan itibaren. Çeşitli kadınların kendi taleplerini oluşturmalarının da önünü açmalı, hazır sözler götürmemeliydik. Hiç temasımız olmayan mahalledeki kadınlara nasıl gidecektik? Oradaki kadınlarla nasıl buluşacaktık? Mahallelerde diğer parti adayları gibi propaganda yapmak istemiyorduk. Ancak bu buluşmaları seçim çalışması dönemine bırakmaktı problemli olan.
Feminist bir kampanya, birbirimizin deneyimleri üzerinden hareket eden, ortak bir temele sahip olduğumuzu fark ettiğimiz bir alan olabilirdi. Buna karşılık hayatımızın hiç değmediği kadınlarla toplanarak akıl verip akıl almak da problemli olabilirdi. Hayatlarımızı buluşturmanın yollarını aramalıydık, aramalıyız.

Peki ya kampanya süreci…

Böyle bir çalışmada planlamanın önemini gördük. Yapılacak çok fazla iş vardı ve bunu yapmaya aday çok az kadın… Dışarıda kalanları kampanyaya çekmek için harcanacak emek de yoktu, zaman da bulunamadı.

Feminist bir seçim kampanyasının nasıl olması gerektiği üzerine çok kafa yoramadık. Kolektif olması gereği konusunda hem fikirdik; adayı öne çıkarmayarak politik sözümüzü ortak kurmaya çalıştık. Ancak bu ortaklığın sınırları da belliydi. Diğer yöntemlerimiz üzerine çok düşünmeden bildiğimiz şeyi yaptık; artık yeni yöntemler üzerine düşünmeliyiz diye kararlaştırdık seçim sonrası toplantılarımızda. Sözümüzü başka kadınlarla kuramamaktaki tek engel zaman değil. Mahalledeki kadınla nasıl iletişim kuracağımızı bilmiyorduk, hâlâ da bilmiyoruz. Beyoğlu’nda yaşadığını bildiğimiz kadınlarla bir araya gelemedik. Kadınlara dokunmakta problemler yaşadık.
Örneğin afişlemeye çok emek ve zaman harcadık. Bu zamanda başka şeyler konuşabilirdik. Afiş asmanın gereksiz olması değil, bunu hiç tartışmamış olmamızdı sorun. Hiç tanımadığımız kadınlarla ilişki kurmak yerine, kostikle yollara düşmek daha rahattı belki de. Kendimize sonradan sorduğumuz soru şu oldu; başka kadınlarla başka yolculuklara çıkmak gibi bir niyetle hareket ettik mi gerçekten?
Mor İğne kampanyası için İstiklal caddesi doğru bir yerdi. Oysa seçim çalışmasında İstiklal caddesi sınırlayıcı oldu. Baştan itibaren en büyük korkumuz İstiklal’e sıkışıp kalmaktı ve ne yazık ki biraz öyle oldu. Bunda zaman ve çalışan emek gücünün azlığı etken olduysa da bunların hesabını yapmamış olmak da bizim eksiğimizdi.

Seçim arabasıyla bangır bangır gezmek hiç de feministçe değildi düşündüğümüzde. Çevreciyiz derken, gürültü kirliliğiydi yaptığımız çoğumuza göre.

Tekrar aday çıkarmak istiyor muyuz?
Seçimlerde aday çıkartmaya ilk karar verdiğimizde biz bunu propaganda amaçlı yapıyoruz demiştik. Propaganda ve örgütlenmeyi ayrı düşünmemeliydik. Diğer feminist kampanyalarda her zaman, propaganda dışardan yapılan bir şey değildir, deriz. Feminist bir seçim kampanyasında kendimizi farklı kadınlarla beslemek kaçınılmaz değil mi? Aslında seçim de herkesin söz söyleyebileceği bir alan olabilirdi. Seçimler aracılığıyla feminizmin bir amacını yerine getirebilir ve kadınları buluşturabilirdik diye konuştuk. Bu kampanya feminist örgütlenmeye ilgili sorunları açığa çıkardı. Kadınlarla bir arada olmayı seçimlerden bağımsız düşünmeliyiz dedik kendimize. Seçime bağlı olmadan nasıl bir örgütlenme istediğimizi tartışabilir ve sonuçlar çıkarabilirsek, bir yol bulabiliriz.
Yaptıklarımızı hiç yapmamış olsaydık belki de bunları bu denli net görüp, konuşamayacaktık, tartışamayacaktık. O nedenle bu yola çıkış, feminist mücadele deneyimleri arasında kendi adına çok önemli bir yerde. Attığımız her adımın kıymetini bilerek, bunlardan bir şeyler öğrenmeyi başarabilirsek, bu seçim çalışması özelinde dediğimiz gibi “kazanan biz olduk” demektir.

“Seçim İçin Feminist Kolektif”ten bir grup kadın

Yorumlara kapalıdır.