Pınar İkiz davasında erkek adalet değil gerçek adalet istiyoruz

9 yıllık evli, 2 çocuk annesi Pınar İkiz, yıllardır kocası Abbas Şahin’den şiddet görüyordu. Yediği dayaklar yüzünden 4 defa hastanelik oldu. Kocası hakkında suç duyurusunda bulundu ama tekrar şiddet göreceği, öldürüleceği endişesiyle şikayette bulunmadı.


Pınar yaşadığı şiddetten kurtulup şiddetsiz yeni bir hayat kurma umudu ile boşanmaya karar vererek ailesinin yanına yerleşmişti.  Abbas Şahin’in ısrarlı görüşme talebine bir kerelik evet diyen Pınar, Abbas Şahin tarafından kafasından vurularak öldürüldü.

Pınar’ın hikayesinde şiddet yaşayan kadınların hikayelerinden pek çok parça var. Şiddet yaşayan pek çok kadın öldürülme tehlikesi nedeniyle şikayette bulunamıyor. Çünkü biliyorlar ki şiddet yaşayan hemen her kadının kolayca alabildiği koruma kararı aslında kadınları korumuyor. Devlet her ne kadar “şiddete sıfır tolerans” dese de, erkek şiddeti ile mücadelede gerekli mekanizmaları kurmuyor, kadınları güçlendirmiyor. Kadından sorumlu olması gereken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, kadınları boşanma aşamasında yeni bir hayat kurabilmeleri için desteklemek şöyle dursun, boşanmalarını önleyici yönlendirmeler yapmayı daha uygun buluyor. Tüm bunlar bir araya geldiğinde kadınları denetim altında tutan erkek şiddeti daha da güçleniyor; kadınların şiddetsiz yaşamlar kurabilmeleri daha da zorlaşıyor.

Pınar’ın davası 20 Ağustos tarihinde  Bakırköy Adliyesi 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülmeye başlandı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın davaya müdahil olma talebi reddedildi. Bakanlığın görevi  kadınları erkek şiddetinden koruyacak ve şiddetsiz bir yaşam kurabilmeleri için  gerekli mekanizmaları kurarak, onların  güçlenmesine katkı sağlamaktır. Kadınların koruyamayan, katillerini cezalandırmayan devletin kurumu olan Bakanlık, bu ölümün sorumlusu da olduğundan Bakanlık’ın müdahillik talebini biz kadınlar da kabul etmiyoruz. Kadın cinayetleri davalarında “suçtan zarar gören” kadınlar olduğu için bu davalarda sadece kadın örgütlerinin müdahil olarak kabul edilmesi gerekir.

Geçen davada Bakanlık’ın müdahillik talebinin reddediliş gerekçesinde gördük ki, mahkeme kadın cinayeti ile kadına yönelik erkek şiddeti arasındaki bağlantıyı görmeyi reddediyor. Geçen duruşmada Mahkeme Heyeti, Pınar adına müdahil olan avukatların tüm çabalarına rağmen, Pınar’ın hayatını, uğradığı sistemli şiddeti, aldığı koruma kararının Pınar’ın öldürülmesi ile ilişkisi olmadığını söyleyerek, avukatların bu yöndeki konuşmalarının ve tanıklara sordukları soruların önünü kesmiştir Mahkeme Heyeti’ne göre dava kapsamında konuşulabilecek olay sadece cinayet anıydı, çünkü bu dava kadına yönelik şiddet davası değil cinayet davasıydı(!) Dolayısıyla gerisi yani Pınar’ın 24 yıllık hayatı mahkeme dosyasını boğacak bir ayrıntıydı(!)

Daha kaç kadın  göz göre göre katledilecek?

Sözümüz yargıya!

Kadın cinayetleri davalarında, kadınların erkeklerle yaşarken maruz kaldığı baskılar, şiddet,  savcılık ve karakol başvuruları, aldıkları koruma kararları dava kapsamı dışında olamaz.  Kadınların öldürülünceye kadar maruz kaldıkları şiddetin cinayetin bir parçası olduğu görünmez kılınmamalıdır.

Kadın cinayeti davalarında, yargılama süreçlerinde öldürülen kadınların hayatları didikleniyor, yaşadıkları hayat biçimi öldürülmelerinin gerekçesi sayılmaya çalışılarak, öldürülmeleri meşrulaştırılıyor, kadın katillerine “haksız tahrik”  ceza indirimi adı altında erkeklik indirimi yapılıyor. Bu erkek egemen yargı süreçlerinden vazgeçilmelidir.

Pınar İkiz davasında erkek adalet değil gerçek adalet istiyoruz!

Tek bir kadının dahi şiddete uğramadığı bir dünya için yaşasın kadın dayanışması!

İstanbul Feminist Kolektif/18.09.2012

Yorumlara kapalıdır.