Kadına yönelik suçlarda tarafız

KADINA KARŞI ERKEK ŞİDDETİ DAVALARINA KADIN ÖRGÜTLERİ TARAFTIR,
AİLE BAKANLIĞI DEĞİL!

Kadın örgütleri olarak bugün bir kez daha kadına karşı erkek şiddet davalarında “TARAFIZ“ demek için Fatma Sen`in duruşmasını takip edeceğiz. Fatma, evliliği içinde kocası tarafından sistematik olarak şiddet gördü. Maruz kaldığı şiddeti polise bildirdiğinde, polis, hiçbirşey yapamayacağını söyledi, Fatma`nın mahkemeden aldığı tedbir kararından feragat etmesi için Fatma`yı zorladı. Fatma şiddet gördüğü evde yaşamaya mecbur bırakılırken, son olarak, sanık olan kocası, “ben seni öldürüp hapse girmem sen kendini öldür“ dedi. Aslında bütün kadın cinayeti davalarında olduğu bunda da sanık cinayetin her aşamasını tasarlamıştı. Son olarak Fatma`yı balkondan aşağı atarak onu öldürmeye teşebbüs etti.

 

Dava, doğrudan öldürmeye teşebbüs etmekten açılması gerekirken,  intihara teşvik suçlaması ile açıldı ve Büyükçekmece`de görüldü. Davanın başından bu yana kadın örgütleri duruşmalarda bulundu. Yapılan duruşmalarda, kadın örgütleri sanık tarafından türlü tehdit ve hakaretlere maruz kaldı. Bu hakaret ve tehditler karşısında, Büyükçekmece mahkemesi sanıgi engelleme girişiminde dahi bulunmadı.

Kadın örgütleri, 6284 Sayılı Yasa`nın yapım aşamasında, “kadın örgütlerinin kadına karşı şiddet davalarında müdahilliğinin tanınması“ için düzenleme yapılmasını talep ettiler. Ne var ki, kadın örgütlerinin talebi kabul edilmedi,  ancak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı  `nin müdahilliği düzenlendi.

Kadına yönelik şiddetin tarih boyunca, bir “aile meselesi“ olarak kabul edilip, “aile içinde saklandığı“, cezalandırılmadığı, erkekliğin cezasızlık hallerinin inşa edildiği erkek egemen toplumda, aile politikalarını güçlendirmek niyeti ile göreve gelen, boşanmaları engellemek için hareket ettiklerini söyleyen, her fırsatta aile güzellemesi yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı`nın müdahilliği, erkek şiddetine karşı ne kadar etkin olabilecektir?

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, altında teşkilatlanan kurumları ile kadınlara evlilik içinde sabırlı olmalarını salık verirken, Bakanlık şiddet davalarında nasıl bir müdahillik gösterebilir? Erkek şiddetinin altında yatan erkek egemenliğini, fiili eşitsizlikleri, erkeklerin cezasızlık hallerini teşhir edebilecek midir? Bakanlık, kendisi de hükümetin bir parçası olarak, hükümetin mevcut yasaları uygulamadığını, uygulayıcıların görev ihmallerini ve görevi kötüye kullanmalarını ifşa edebilecek midir? Devletin önüne geçemediği kadın cinayeti, tecavüz, her türlü erkek şiddeti davalarında yargı önünde devlete, kendi hükümetine, erkeklere karşı mücadele edebilecek midir?
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, attığı her adımda aile politikalarının güçlendirilmesini savunurken,  Balanlığın hükümetin yanlış uygulamalarına karşı çıkarak erkek egemenliğine karşı, gerekli uygulamalar için gerekli siyasi iradeyi gösteremeyeceğini biliyoruz.

Fatma Sen davasında bir önceki duruşmada, sanık, davada taraf olduklarını gördüğü kadın örgütlerine karşı, tehdit ve hakretlerde bulunmuştur. Kadın örgütlerine karşı dönerek, “bakın siz bayansınız ona göre“ diyerek gözdağı vermeye çalışmıştır. Bizler bugün Fatma Sen`i öldürmeye teşebbüs eden sanığın tehditlerine karşı suç duyurusunda bulunacağız. Kuşkusuz kadın örgütlerine yönelik ilk tehdit değildir bu. Erkek şiddetine karşı mücadele eden kadınlar, her an için erkeklerin, devletin,  tehdidi altındalar. Bizler kadinlar olarak, erkeklerin, erkek zihniyete sahip olan devletin ve  yargının engellemelerine rağmen bu davaları takip ederek, erkek şiddetine, erkek egemenliğine karşı mücadele etmeye devam edecegiz.

İSTANBUL FEMİNİST KOLEKTİF

Yorumlara kapalıdır.