Şefika Etik davasında yine erkek yalanlar

adana_kadin_platformu14subatŞefika Etik aramızdan ayrılalı daha 6 ay olmadı. 14 ‘ünde ‘çocuk gelin’, 15’inde anne olan Şefika, evliliği süresince hep şiddet görüyor. Bir gün tüm gücünü toplayıp karakola şikayette bulunuyor ve sığınmaevine yerleştiriliyor. Şefika sığınmaevindeyken kocasının ‘barışalım’ tacizleri karşısında devletin arabulucuğuna ‘tamam’ diyor. Kocasının çiçeklerle almaya geldiği sığınmaevinden eve döndükten 2 saat sonra banyoda yine kocası tarafından bıçaklanıyor. Kamuoyu onu Habertürk’ün medya şiddeti olarak sürmanşetinde yayınladığı ‘’sırtından bıçaklı ‘’ fotoğrafıyla tanıdı. Cesedini yıkayan yakınlarının anlattıkları, katilin kendisinden ayrılmaya çalışan, onu karakola şikayet eden, sığınmaevine giden karısını işkence ederek öldürdüğünü ortaya koyuyor.

Katil İbrahim Etik, birinci duruşmada geniş ailesini, çocuklarını arkasına alarak Şefika Etik’i katletmesine dair bir senaryo yazdı. Şefika onu aldatıyordu. Canı burnunda bir yaşam sürdüren sürekli orası burası morarmış şekilde dolaşan Şefika’nın yeni bir ilişki yaşayacak enerjisi, zamanı, ruh hali var mıydı? Sanmıyoruz. Ama keşke olabilseydi… Şefika’nın ev sahibiyle ve bir başkasıyla daha birlikte olduğu iddialarının yalan olduğu ifadelerden, bakışlardan, zorlama cümlelerden akıyordu. Son duruşmada aslında İbrahim Etik’in kullandığı, ama Şefika’nın kullandığını iddia ettiği telefon kayıtları dosyaya gelmişti. Telefon kayıtları Şefika’nın sığınmaevi’nde olduğu zamana ilişkin bir dökümü de içeriyordu. Bu döküme göre sığınmaevi’ndeyken kendi kendisiyle de onlarca kez konusmus görünüyor.. Mahkeme heyeti ‘aldattı’ ididalarına inandı mı bilmiyoruz. Ama biz inanmadık. Katilin ve tanıkların yaptığı Şefika’nın geçmişini yağmalaktı o kadar.. Geçen duruşmada ifade edilen yalan senaryonun yetmediği düşünülmüş ki bu duruşma yeni iddialarla gelindi. Katilin avukatlığını yapan erkek kişi, katilin olay sonrası yanık tedavisi gördüğünü ve aldığı ilaçların yan etkisinin hafıza kaybına neden olduğunu iddia etti. Ve daha önce söylenmeyen ‘bomba’ bilgiyi ortaya koydu. Şefika Etik öldürülmeden 3 gün önce sığınmaevinde kalırken, ilişkisi olduğu iddia edilen kişiyle cinsel münasebette bulunmuş. Ancak sıcak su olmadığından yıkanamamış. Eve gelince de kocasına ‘ben 3 gün önce cinsel münasebette bulundum. Yıkanmam gerek’ demiş. Üstüne de ‘Sen erkek misin?’ demiş. Bunun üzerine İbrahim Etik Şefika’yı öldürmüş. Erkek adaletin haksız tahrik indirimine tutunmak için ileri sürülen bu yalan senaryo, katil tarafından tekrar edilirken, Şefika’nın büyük oğlunun başı önde idi. Utandığını düşündük, ya da hayal ettik.

Bu davada karar ne olacak bilmiyoruz. Ancak cinayetin planlı işlendiği ve erkek adaletin önüne sürülen gerekçelerin davayı etkileyecek bir inandırıcılığı olmadığı ortada. Her yıl öldürülen yüzlerce kadının izleyebildiğimiz davalarından çok iyi biliyoruz ki yargının erkek haline karşı mücadele etmek, cinayetlere karşı mücadelenin de bir parçası. Dava takipleriyle kadın cinayetlerini görünür kılmaya ve kadın cinayetlerinde haksız tahrik=erkeklik indirimi yapılmaması için bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz. Bu davalarda, katillerin yargılanması aşamasında en önemli talebimiz Kadın cinayeti davalarında haksız tahrik uygulanmaması. Kadın örgütlerinin davalarda müdahil olarak kabul edilmesi ise kadına yönelik suçlara ilişkin genel bir talebimiz. Haksız tahrik indiriminin kaldırılması kadına yönelik erkek şiddeti bahanelerinin meşrulaştırılmaması anlamında önemli bir kazanım olacak. Ancak amacımız tek bir kadının bile şiddete uğramamasının, canından olmamasının sağlanması. Dolayısıyla Şefika Etik davasında üzerinde en çok düşüneceğimiz bölüm, Şefika’nın şiddet başvurusuna ve boşanma davasına rağmen neden yeterince korunmadığı, yerleri gizli tutulması gereken sığınakların şiddet gösterenler tarafından nasıl bilinebildiği, devletin kadınların katilleri ile nasıl arabuluculuğa soyunabildiği olmalıdır.

Şefika Etik davasının 21 Mart duruşmasını İstanbul Feminist Kolektif olarak takip ettik. Mor Çatı adına verdiğimiz müdahillik dilekçesi davanın sahipleri olduğu, Şefika’nın yakınları davaya müdahil olduğu gerekçesiyle reddedildi. Savcı esas hakkında mütalaasını önümüzdeki hafta vereceğini beyan etti. 16 Nisan’da saat 14.00’de Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilecek kararın erkek şiddetini meşrulaştırmayacak bir karar olmasını umut ediyoruz. Orada olacağız!…

Yorumlara kapalıdır.