Devletin görevi kadınların tamamını şiddetten korumaktır

Basın Açıklaması – 28 Aralık 2011

Devletin Görevi Bazı Nikahlı Kadınları Değil
“Her Kadını” Şiddetten Korumaktır!

Kadına karsı şiddet yasa taslağındaki “yakın ilişki içinde yaşayanlar” kavramı Başbakanlık tarafından taslaktan çıkarılmıştır. Oysa imam nikahlı ilişkilerden resmi nikah imkanı olmayan zorla erken evlendirilmiş kız çocuklara; aynı çatı altında nikahsız yasayanlardan, birlikte oturmadıkları halde bir ilişki içinde olanlara kadar, Türkiye’de yaşayan milyonlarca kadın şiddet yaşamaktadır.

Başbakanlığın “yakın ilişki içinde yaşayanlar”  ifadesini yasa taslağından çıkarması, yukarıda sözü edilen kadınları iki, üç kat mağdur etme sonucunu doğuracaktır. Türkiye kadınları şiddetten korumadığı için AIHM tarafından mahkum edilen dünyadaki ilk devlet olmuştur. Buna rağmen Türkiye’de kadınların öldürülme oranı tüm dünyanın dehşetle izlediği bir hal almıştır. Biz 1996 yılından beri mücadelesini verdiğimiz bu yasa taslağının önerilerimizle biraz daha geliştirilmesini beklerken, Başbakanlık’tan eldeki taslağı bile daraltan bir müdahalenin gelmiş olması vahimdir.

Biz ev içi dahil her türlü şiddeti yasayan kadınları yıllardır destekleyen kadın örgütleri olarak, yılların deneyimine dayanarak, yasa taslağının bu haliyle şiddeti önlemede son derece yetersiz olacağını Bakanlığa defalarca yazılı ve sözlü olarak bildirdik. Bu konuda bir çok kez yüz yüze toplantı yaptık. Taslakta, kadın örgütlerinin içinde olduğu etkin bir izleme ve denetleme mekanizmasının olmaması büyük bir eksikliktir. Bunun yerine tasarı, kadınların ve varsa çocuklarının Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne bağlı denetimli serbestlik bürolarında, suçlular ve hatta tekrar tekrar suç isleyenler ya da özel tehlikeli suç işleyenlerle aynı yerde bulunmaları sonucunu doğuracak bir mekanizma kurmayı öngörmektedir. Bu da kadınları ve çocuklarını saldırganlarla karsı karsıya getirecek ve yepyeni mağduriyetlere neden olacaktır. Aynı şekilde, İstanbul Sözleşmesi’nde kadına karsı şiddet vakalarında yargının hiçbir aşamasında “uzlaşma ve arabuluculuk” girişiminde bulunulmaması gerektiği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, taslakta aile içi şiddet vakalarına özgü özel dinamikler göz ardı edilerek ısrarla bu yasağa yer verilmemektedir.

Tüm dünyada kadına karsı şiddet konusunda çalışan kadın örgütlerinin 1970’lerden beri edindiği deneyimlere göre, kadına karsı şiddet vakalarında kadına destek, ancak bunu yasayan kadının her adımda arzusu ve birlikte alınacak kararlarla sürdürülecek olursa etkili olmaktadır. Bunun tersi, kadının ve çocuklarının yaşamını ciddi oranda tehlikeye atmaktadır. Psikiyatrist, psikolog, avukat gibi özel çalışan bazı mesleklere ve kadın danışma merkezleri gibi tüm kadın örgütlerine bildirim yükümlülüğünün getirilmesi son derece tehlikelidir. Bu konu, kadınları tüm yasal hakları ve prosedürler konusunda bilgilendirilme niteliğiyle sınırlı olmalıdır.

Şiddete Son Platformu’nu oluşturan kadın örgütleri olarak 27 Aralık 2011 günü Bakanlıkta yaptığımız toplantıda, tasarıdan Başbakanlık tarafından “yakın ilişki içinde yasayanlar” ifadesinin çıkartıldığı bilgisi bize aktarılmadı. Biz bunu maalesef toplantı sonrasında basından öğrendik. Bu durum, Bakanlık ile kadın örgütleri arasındaki ilişkinin şeffaf bir bicimde yürümediğinin somut bir göstergesidir. Aynı şekilde, kadın örgütleri olarak kadına yönelik şiddet konusunda medyaya sansür niteliği taşıyan hiçbir düzenlemenin bu yasada yer almaması gerektiğini defalarca dile getirmiş olduğumuz halde, Başbakanlığa verilen taslağın bu şekilde değiştirildiğini yine 27 Aralık günkü toplantıdan sonra basından öğrendik.

Bizler Başbakanlığı, Bakanlar Kurulu’nu ve kadından sorumlu olması gereken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nı, kadınları şiddetten korumak üzere kadın örgütlerinin on yıllara dayanan deneyimlerini ciddiye almaya ve işlevsel, etkin ve amacına uygun bir yasa çıkarmaya, kısacası GOREVE CAGIRIYORUZ! Kadın örgütleri olarak hazırladığımız taslaktaki her bir önerimizin yaşamsal önemde olduğunu bir kez daha hatırlatıyor ve taslağımızın mevcut haliyle, bir an önce yasalaşmasını ısrarla talep ediyoruz.

Şiddete Son Platformu

Yorumlara kapalıdır.