Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi ile söyleşi

Söyleşi: Zeynep Bursa, Ece Kocabıçak

musluman-erkek“Aslında Kabataş’ta çoçuklu bir kadına bu şekilde bir saldırı oldu mu, olmadı mı tartışmasına takılmanın anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu tür saldırılar zaten var. İlla ki bu olayın üzerine gitmenin faydalı olduğunu düşünmüyorum. Gerçekten bu olay oldu mu, olmadı mı, suç duyurusunda bulunuldu mu, bulunulmadı mı falandı, filandı, bunlar bana çok anlamlı gelmiyor artık”

Akife (Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi)

 

Sokakta verilen mücadelenin içine şiddet girdiğinde, bu şiddet hemencecik cinsiyet bazında da bir bölünmeyi getiriyor. Bu öyle bir bölünme ki, hangi ideolojiye sahip olursa olsun bütün erkekleri kapsayabiliyor… Tersini düşündüğümüzde sular daha da berraklaşıyor. Camiden evine dönerken bir grup başı açık kadın tarafından tartaklanan bir erkek duydunuz mu hiç? Ya da Ramazan’da bira içtiği için başörtülü kadınlar tarafından sözlü tacize maruz kalan bir erkek? İster milliyet, ister din, isterse sınıf temelinde olsun, erkeklerin politik aidiyetleri bağlamında kadınlar her daim araçsallaştırılır. Kadınlar “düşman olan diğer erkeklerin kadınları” olarak görülüp (asla düşmanın kendisi olacak kadar itibar görmezler) hadleri bildirilir, hadleri bildirilmelidir. Buna yanıt olarak, aynen Tayyip Erdoğan’ın Kazlıçeşme’de yaptığı gibi, öteki tarafın erkekleri, palaları kapıp sokağa çıkmaya çağrılır, keza “kadınlarına saldırılmıştır”. Sonuçta olan biz kadınlara olur, politik görüşümüz ne olursa olsun, kamusal alanda binbir zahmetle elde ettiğimiz yer daralır, varoluşumuz kısıtlanır. Bu yüzden kadına yönelik erkek şiddeti, tüm kadınların omuz omuza mücadele verdiği bir alan haline gelmiştir.

Gezi direnişi sürecinde erkek şiddeti bağlamında yaşananları, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi’nden Akife ve Zişan’a sorduk. Politika bahanesi ile erkeklerin kendilerine hak gördükleri bu şiddet biçiminin farklı veçhelerini anlattılar. Görünen o ki; erkek şiddeti bağlamında fiziksel ve sözlü şiddetten bahsedebiliriz. Ancak erkek şiddetinden farklı olarak ele alınması gereken, kadınlar arası sözlü şiddete de rastlamak mümkün.

Kadına yönelik şiddete karşı Müslümanlar, kadınlı erkekli karma bir inisiyatif. Gezi Parkı’na yönelik ortak bir tavır almamış olsalar da, içlerinde destekleyen epey bir insan varmış. Özellikle başörtülü kadınlara yönelik tacizler olduğu zaman Gezi Parkı gündemlerine daha çok girmiş. Geçtiğimiz Şubat ayında ilk toplantılarını yapmışlar. İslamcı gelenekten gelen, vicdani retçi bir kadın arkadaşın kendi çevresindekilere çağrısı ile harekete geçmişler. Sonrasında herkes kendi tanıdığına haber vermiş. “Kadına karşı şiddet her geçen gün artıyor, ancak buna karşılık Müslüman camiada hiçbir şey yapılmıyor. Biz de karşı çıkalım, bir araya gelelim ve birşeyler yapalım” demişler. “Kadına yönelik şiddet, işimizin çok önemli parçası ama sadece bu konu ile sınırlı değil, aslında inisiyatif kadın sorununun alışılageldik şablonların dışında, enine boyuna tartışıldığı tek yer” diye ekliyor Zişan. Çok yeni, yolun çok başında olduklarının altını çiziyorlar, eylemci bir geçmişten geldikleri için, içlerinde ciddi bir eylem damarı olduğundan bahsediyorlar. Ancak inisiyatifi sürekli sokağa dökülüp eylem yapacak bir grup olarak kurmadıklarını, başlangıçta daha çok fikirsel bir yapı olarak gördüklerini anlatıyorlar.

 

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi olarak bugüne kadar neler yaptınız?

Zişan: Gezi direnişinde yaptığımız iki eyleme gelene dek bir forum yaptık, “İslam’da Erkek” başlıklı bir forum idi. 1950, 60’lardan beri İslami çevrede çok ele alınan bir konu. “İslam’da Kadın” ya da “Kadın ve Aile”. Bu isimlerde otuzdan fazla kitap bulabilirsiniz. Ama hepsi de aynı bakış açısını taşır. Annelerimizin, babalarımızın okuduğu; biz Müslümanların zihin dünyasını şekillendiren kitaplar bunlar. Hatta halen bizim bilinç altımızda da etkisi vardır. Sürekli, kadının görevleri ve sorumlulukları anlatılır bu kitaplarda. Aslında kadını çok da Müslüman kabul etmeyen; ve sonunda Müslümanların sorumlulukları ve Müslüman kadının sorumlulukları diye bir ayrıma giden bir kafa. Biz de bunu tersine çevirelim, çünkü burada hastalıklı olan erkek diyerek şu sorularla yola çıktık: İslam’da erkek nedir, Müslüman erkeğin sorumlulukları nelerdir? Erkek ve aile falan gibi birleştirmeleri yapalım dedik. Forumun adı “İslam’da Erkek” olsun, içeriği de öyle olsun diye konuştuk. Etkinlik afişlerinin altına “Beylere de yer ayrılmıştır” diye yazdık. Çünkü camilerde “Hanımlara yer ayrılmıştır” yazısı görürsünüz.

Akife: Çünkü orası asıl erkeklerin yeridir, kadınlara da yer ayrılır şeklinde bir düşünce var. Biz de bu duruma istinaden etkinlik afişlerinin altına böyle bir not düşmüştük.

Zişan: Forum fena olmadı. Diyanette bir kadın müftü yardımcısı var, o gelmişti mesela. Kendisi hiç de fena olmayan işler yapıyor. Hidayet Tuksal katılmıştı, bir kaç kişi daha. Bu forumdan sonra bizim sınav yoğunluğumuz filan girdi, sonra da Gezi süreci başladı.

Akife: Gezi’den sonra biraz dağıldık, bir an evvel bir araya gelip, asıl kafamızda olan şeyleri yapmamız lazım. Çünkü biz kadına karşı şiddet için bir araya geldik. Hepimiz bir eylem hareketinden geliyor, çok farklı yerlerden. Herkesin hali hazırda farklı bir siyasi oluşumu var. Ancak kadına yönelik şiddete karşı Müslümanlar olarak bir araya gelmemizdi asıl motivasyon. Aslında çok yeni bir oluşum bu, ancak Gezi Parkı’nın ardından çokça duyuldu ve bir anda röportaj talepleri gelmeye başladı.

Zişan: Forum dışında bir de hutbe çalışmamız var.

Akife: Evet, Hutbe çalışması gibi bir şey de düşündük, bu çalışma halen devam ediyor. Şiddeti uygulayan erkek, böyle olunca neden hep kadın üzerinden konuşuyoruz, erkek üzerinden konuşulması gerekiyor aslında diye düşünüyoruz. Müslüman erkeklerin en fazla sayıda toplandığı yer, Cuma günü camide hutbenin okunduğu zamandır; ve Cuma vaazını veren adam aslında bir otoritedir. Bu yüzden kadına yönelik şiddete karşı vereceği vaaz etkili olacaktır diye düşünerek hutbe çalışması yaptık. Bunun için birkaç atölye çalışması yaptık ama daha sonuçlanmadı. Bir sonuçlansın, onu hayata geçirelim dedik. Aslında biraz da Diyanet’i harekete geçirmek istedik. Yani neden sessiz olsun ki Diyanet? Aslında birşeyler yapmaya çalışan insanlar da varmış sanırım Diyanet’te de. Böyle bir talep olduğunu da görsünler istiyoruz.

Biraz Gezi sürecine gelecek olursak; inisiyatif olarak değil, bireyler olarak katıldığınızı söylemiştiniz. Başörtülü Müslüman kadınlar olarak nasıl bir deneyimdi bu sizin için?

Akife: Ben Gezi sürecinde Ankara’daydım. Aslında başörtülü kadınlara yönelik bazı şiddet haberleri duydum. Bir tane başörtülü arkadaşımız arabasındayken önünü kesmişler. Onun öncesinde ilk günlerde Kuğulu Park’a gittiğinde başörtülü bir kadın arkadaşın üzerine yürünmüş. Bunları duydum. Benim başıma gelen bir şey olmadı ama. Daha çok, başörtülü kadına laf atma biçiminde şeyler duydum, ben de birkaç kez böyle bir şey hissettim. Zaten kimse açıktan laf atmıyor, bir şey yapmıyor ama onu hissettiriyor. Yani yürüyüşe gidiyorsunuz, mesela sana karşı bayrak sallıyor, böyle garip garip hareketler yapıyor. Kadına karşı şiddet de var bunun içinde ama orada daha çok senin başörtülü bir kadın olmandan dolayı da bir saldırı var. Gezinin böyle bir yanı da vardı, bundan siz de rahatsız olmuşsunuzdur. Benim kendi adıma en çok rahatsız olduğum bu oldu.

Zişan: Aslında bu tip hikayeleri ben de duydum… Benim de o esnada Ankara’da olan bir arkadaşım vardı. Ona da işte « başınızdakileri yolmaya geliyoruz » filan diye laf atmışlar. Benim Ankara’da yaşamışlığım da var, Ankara’da farklı bir potansiyel de var. Ben vakti zamanında bildiri dağıtırken bir kadının yanıma gelip « Sen git evinde beş tane çocuk doğur, neden bildiri dağıtıyorsun ? » dediğini de biliyorum. Benzer hikayeleri İstanbul’dan da duydum. Kendi kuzenime laf atıldığını duydum, birisine arabasındayken sopayla saldırıldığını duydum. Alışveriş merkezinden çıkarken laf atanı, taciz edeni duydum. Bu konuda çok hikaye duyduk.

 Akife: Şu da çok rahatsız ediciydi. İnsanlar fotoğraf çekmek istiyorlar. Bir teyze durup İslam’ın aslında ne kadar kardeşlik şeyi yarattığından, aslında beni çok sevdiğinden falan bahsetti. Yani “başörtülü kadınlar da burada, bakın” mesajı verilmesi… Orada bizi en fazla destekçi konumunda görüyor aslında, « aslında buralar bizim de bakın onlar da destek veriyor » bakış açısı. Ya da sana şey muamelesi yapıyor, « bak aydınlanmış kadın », « aydınlanmış, doğru yolu bulmuş ve şimdi bizimle saf tutmuş » gibi görüyor. Bunun bilinç altında aslında ne var ? Başörtülülerin Tayyip Erdoğan’ı desteklemesi gerektiğini düşünüyor… Ben kendi adıma rahatsız oldum. Fotoğraf çekme olayı çok komik, bence bu da bir tür taciz idi.

Zişan: Evet, fotoğraf çekilmek isteyen çok oldu… Yine ben direnişin ilk günü yalnız başıma kaldım. Cep telefonumu kaybettim. Arkadaşlarımın hangi sokakta olduğunu biliyorum ama sokağa çok geriden girmek zorundaydım. Girdim ama çok tedirgindim. Birisi yanındakine –artık öteki ne sorduysa- « o da bizden » diyerek benim orada oluşumu açıkladı.

Akife: Ben de mesela ODTÜ’den yapılan yürüyüşe katılmıştım. Arkadaşlarımdan ayrılmamam gerektiğini kafama kazımıştım. Yani açıklaması yok, kendime bile açıklayamıyorum, ama çok korkuyordum. Neden korktuğumu da sonra sonra anladım, orada yürüyüşü yapan insanlardan da korkuyordum.

Gezi sürecindeki eylemlerinizle ilgili nasıl tepkiler aldınız?

Akife: İnisiyatif’in sayfasında eylemin duyurusunu yaptığımızda gelen yorumların bazıları çok kötü idi. Mesela bir tane kadın forumu kastederek, “bir kere güzel bir şey yaptınız, heyecanlandırdınız, şimdi her şeyi mahvettiniz” gibi tamamen İnisyatif’i silen bir şey yazmıştı. “Kullanıldınız” yorumlarını çok aldık, çok acayipti.

Basın açıklamamızdan sonra metnin içindeki hükümete yönelik eleştirilere dair bir adam uzun uzadıya konuşmuştu birimiz ile.

Zişan: “Gezinin içindeki başörtülü kadınlar kendi yoldaşlarını protesto etmek zorunda kaldılar” yorumu ile Müslüman camiadan Hakan Albayrak olayı kullanmaya çalıştı. “Kazlıçeşme mitinginde böyle bir şey hiç olur muydu, başı açık bir kadına saldırılır mıydı?” türünden birşeyler yazdı. Ondan sonra Hakan Albayrak, Kazlıçeşme’den çıkıp, başı açık kadına palayla vuran, sırtına tekme atan palalı “yoldaş”ından hiç bahsetmedi tabii.

Söyleşi için teşekkürler.

Tanıştığımıza çok memnun olduk.

 

 

Yorumlara kapalıdır.