Kadınların soluğunu kesmeyin/Gezi Direnişi

kn23 Haziran 2013

AKP’nin kentsel dönüşüm politikaları, yaşadığımız alanları kimseye sormadan, ‘dev projeler’le yok ediyor, tarihini silerek baştan yaratıyor. Bunun adına ise “ekonomik gelişme” diyorlar. Aslında yaptıkları, onların deyimiyle “gelişmekte olan” birçok dünya metropolünde uygulananın aynısı. Metropolü finans merkezi yapmak, dünya sermayesini kente çekmek ve inşaatlarla mümkün olduğunca kendi sermayesini de büyütmek. Birçok metropolü krize sokan bir büyüme, kravatlıların büyümesi diyelim biz ona. Kadınların büyümesi değil. Çünkü biz kadınlar, mahallelerimiz, sokağa çıkınca gittiğimiz parklar yıkılınca nefessiz, yaşamsız kalıyoruz. TOKİ’lere, plazalara nasıl sığalım?

Bazılarımız, göçle geldiğimiz kentte yıllarca emekle bir hayat kurduk. Bizim mahallelerimiz işçi yataklarıydı, tarihinizi dayandırdığınız o bazı eski iktidarlar da pek hoşnuttu durumdan. Her gün ovduk o gecekonduları biz, mahallelerin sosyal ilişkilerini üstlendik. Devran döndü, şimdi gelişimin önünde engel olduk. Gündelik hayatımızı görmeden büyük projelerle düzenlediğiniz kent, bizim kentimiz değil mi?

Başkalarımız gözünü bu şehirde açtı. Bu kent hiçbir zaman eski günlerini, eski düzenini bir düş gibi anabileceğimiz bir yer olmadı açıkçası. Metropolde yaşıyorduk nihayetinde ve dün de bugün de yaşaması güç bir yerdi burası. Dinamik bir tarihi vardı kentin, biz kadınlar da etrafımızdakileri değiştirdik, değiştik. Doğduğumuz mahalleler dar geldi bazen kaçıp uzaklaştık; ama gittiğimiz yerlerde illa ki ellerimizle erkeklerin yaşadığından çok daha büyük zorluklara göğüs gererek bir hayat yarattık kendimize. Güvenli evler isterken güvenli sokaklar da istedik…

Bu gerçek bir planlaması bile olmayan kentte, özellikle AKP iktidarıyla her gün yeni bir proje atıldı ortaya. Kadınların fikirlerinin dahil olduğu bütünlüklü bir kent planlaması yerine; birbiriyle uyumsuz, devliği kendi sermaye açlığından menkul projeler sıraladılar. Lütfedip yazarlarsa gazetelerden öğrendik. Yerel yoktu adeta, yerelde biz kadınlar yoktuk. Kontrol edilemez, vergilendirilmeyen bu büyüme kravatlı erkeklerin büyümesiydi.
Kent, kilometrelerce uzaktaki ‘ödüllü’ mimarın masasındaki proje değildir, sermayenin birikimini rahatlatacak yatırım alanı değildir. Kentin her köşesinden kadınların emeği, sesi sızar.

Kadınların soluğunu kesmeyin.
Sosyalist Feminist Kolektif

Yorumlara kapalıdır.