Yine geliyorum diyen bir kadın cinayeti. Daha önce öldürülen kadınların çoğunluğu gibi Şefika’nın ölümünü de karakola başvurması, sığınmaevinde kalıyor olması engellemedi.
Burada sorumuz çok…
Nasıl oluyor da şiddet uygulayan erkek Sığınmaevi’nin yerini bilebiliyor ?
Nasıl oluyor da Sığınmaevi’nden çıktıktan 2 saat sonra canından olan Şefika’nın ölümünün sorumluluğu ‘kendi isteğiyle gitti’ cümlesiyle devletin/ kadından sorumlu bakanlığın üstünden atılabiliyor?
Nasıl oluyor da her gün 3-5 kadının öldürüldüğü bilindiği halde kadınların sığınmaevinden şiddet ve ölüm yuvası evlerine geri dönmesi engellenmiyor?
Bütün bunlar üzerine düşünürken Habertürk gazetesinin Şefika’nın çıplak ölü bedenini manşete taşıması hepimizin kanını dondurdu. Bu manşet dolayısıyla yaşadığımız acı, duyduğumuz öfke kolay kolay silinmez..
Bu manşete tepki ve eleştiri çok oldu. Bakan Fatma Şahin de bu manşeti kendi sorumluluğundan hiç söz etmeden eleştirdi. Oysa Şefika’nın ölümünden , sığınma evlerinin kosullarını iyileştirmeyen SHÇEK’ler; SHCEK’lere “kadınları kocalarıyla barıstırın “talimati veren Fatma Şahin sorumlu değil mi?
Habertürk ve Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Aytaylı’nın kadın düşmanlığı konusunda sicili kabarık.
Basın ve kamuoyu hatırlayacaktır, bir yıl önce (23 ekim 2010) Habertürk , tecavüzü meşrulaştıran bir program yapmış; kadın cinayetlerine karşı isyandayız” kampanyası dahilinde bunu protesto etmiştik.
İşte bugün yine Habertürk’ün iki gün önce hem pornografi hem de şiddet içeren manşetine ve Fatih Altaylınin dün yayınlanan bize” pes üzerine pes ” dedirten yazısına karşı buradayız.
Altaylı’nın bu manşet/ fotoğrafla” kadın cinayetlerini görünür kılmayı amaçladığına” inanmamızı beklemeyin. “Kadına yönelik erkek şiddetini teşhir ettim” derken, kurumları ve erkekleri, yani suçluları azad ettiğini fark etmiyor. Kadına şiddeti pornografikleştirdiğini görmezden geliyor.
Kadın düşmanlığından prim ummak, katil erkekleri cesaretlendiren yayınlar yapmak gazetecilik olabilir mi?
Fatih Altaylı’ya ve onun gibilere “özür dile, istifa et ve ortalıktan yok ol!” diyoruz!
Yıllardır söylüyoruz, Medya kadına yönelik erkek şiddetini meşrulaştıran dilden vazgeçsin, Kadın katillerini güçlendirecek haberler yapmasın.
Şefika Tetik’in öldürülmesi bize, katillerin en yakınımızdaki erkekler olduğunu, karakola başvurmanın bizi ölümden kurtaramadığını, sığınmaevleri’nden ölüme gönderilebileceğimizi, sorumluluktan uzak Bakanlık açıklamasınıı ,bir ölü bedenden tiraj uman cinsiyetçi medyayı bir kez daha gösterdi.
Artık yeter!
Kadın Cinayetlerine Karşı İsyandayız
(Protesto görüntüsü için: http://www.youtube.com/watch?v=OoMDr_f6VRM)