Haberler
26 yıldır bu topraklarda savaşın korkunç sonuçlarını yaşadık. 26 yıldır barış özlemi çekiyoruz ama yalnızca savaşı tanıyoruz. Savaşı, ölümlerden, yıkımlardan, yanan ormanlardan, mayında kopan bacaklardan tanıyoruz. Sokaklarda kol gezen erkek şiddetinden, tecavüzlerin artıp meşrulaşmasından tanıyoruz savaşı. Havanla parçalanan ceylanlardan, ölü çocuklardan tanıyoruz. Uykusuz gecelerden, ölüm taşıyan günlerden, göçlerden ve yoksulluktan tanıyoruz savaşı. Hayata hâkim olan eril dilden tanıyoruz onu. Hoşgörüsüzlük ve linçten… Sırtımızdaki yükün artmasından, sesimizin duyulmaz, taleplerimizin görünmez olmasından tanıyoruz. Biz kadınları hayatın en kıyısına itmesinden tanıyoruz onu. Savaşı çok iyi tanıyoruz. Ve savaş istemiyoruz. Daha fazla ölüm, daha fazla acı, daha fazla yangın, daha fazla erkek şiddeti istemiyoruz. Yeryüzünün korunmasına, yaşamın hepimiz için iyileştirilmesine harcanacak gelirin, savaşa, bombalara, öldürmeye, düşmanlığa harcanmasını istemiyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Amargi Kadın Kooperatifi Onbir yıldır haksız yere Mısır Çarşısı patlamasından sorumlu tutularak suçlanan ve sonunda ayrı ayrı iki kez “beraat” ederek davası sonuçlanan yol arkadaşımız sosyolog, feminist ve yazar Pınar Selek'in beraati, haksız bir şekilde Yargıtay 9. Dairesi tarafından Mart 2009'da bozuldu. Yargıtay 9. Dairesi'nin bu kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı da, Yargıtay Genel Kurulu'nda geçen hafta oyçokluğu ile reddedildi. Ve bu kararlar karşısında biz, yıllar sonra, hala adalet bekliyoruz. Artık “Pınar Selek'e tanığız” demiyoruz. Zira, Pınar'ın eşitlik, özgürlük, barış ve adalet yolunda attığı adımları bugün sadece Türkiye değil, tüm dünya biliyor. |
|
Devamını oku...
|
|
 
Dicle'yi unutmayacağız.... Ah Dicle! Hasbiye Günaçtı Ne yazsam ne yazsam, her şeyi yazıp, hiç bir şey yazmamış olsam. Az ötemizde iken ”seninle bir kahve içmek” isteğimi ertelediğim için “keşke” lerin beni boğduğunu da yazsam sonra ... 2008’in 1 mayısında iki biber gazı arası çekilmiş fotoğrafa bakıyorum. “ Limonlar da çıksın” derken ağız dolusu güldüğümüz fotoğraf…Polisin engelleme çabalarına rağmen, hangi ara resim çektirebilmiştik? Hatırlar mısın, o gün tek tek dağıtılmamıza rağmen, köşe başlarında yeniden bir araya geliyorduk. Ana yola çıkma isteğimizi engelleyememişlerdi. “Feministler” pankartının arkasında biber yangını gözlerimizle Pangaltı’da yürürken ne çok mutluyduk! Şimdi, “keşke” lerin iktidar zamanı. Keşke şunu deseydim! Keşke böyle olsaydı! Keşke..keşke…oysa hiç bir işe yaramıyor. İstemiyorsan kalmayı, tutamamışsak seni, acılarını azaltacak şeyler yapamamışsak… Bu kapitalizm duyarlılık katliamına devam ederken… Gitmen, gitmemen… Bilemiyorum. Yaşamanı isterdim, en bildiğim bu. Acılarını paylaştığın kadınları, feminist mücadele arkadaşlarını, öğrencilerini, sokak hayvanlarını bırakmamak için “keşke” gidecek başka limanların da olabilseydi. Yani gitmeseydin, diyorum. Birlikte daha çok gülebilirdik. Birlikte 8 martlarda 1 mayıslarda yürüyebilirdik… Egemen zihniyetin sadece kendini düşünerek inşa ettiği hayat, doğayı, hayvanları, çocukları, kadınları yok sayarak kurgulanan dünya, duyarlı herkes için inanılmaz incitici… Anlıyorum, duyarlılığın, acıların fazla geldi yüreğine. Oysa tek sığınak dayanışmak idi. Nasıl oldu da yanımızdan gittin? Kimseyi kırmak istemeyen Dicle, ölüme giderken bile “özür” dileyecek kadar düşünceli, yaşarken varlığı herkese sevinç veren kadın… Kalın bir çizik attın acıların altına. Bir “ek” yaptın, acıyla mücadele edenlerin yol haritasına… Ah Dicle! Dün seni uğurlamak için Zincirlikuyu camiinin avlusunda toplandık. Senin için toplanılmayacak tek yer orasıydı bekli de. İmam canımızı sıktı, acılarımıza el koymak istedi. Sustuk, öfkemizi içimizde tuttuk. Akıl dedi imam, akılsızca “akıl” verdiğini sanarak. Bizi bu imamlara zorlayan hayatı değiştirmeyi biz kez daha çok istedik.Yaşamın acılarını ancak duyarlı insanlar hissederler. Hayatı önemseyen biri olmasaydın bunca acılar sana işleyemezdi ki. Ülkemizde ve dünyada acı yaratan herkes ve her şeyin, gidişinde payı var. Giderken "gülümseyen yüzünün altında sakladığın acı tortuları bize bıraktın", şimdi seni hüzünle anarken, acıların bitti diye sevinmek istiyorum. |
|
Dava Yargıtay'da Ayşe Yılbaş davası, 28 Temmuz günü yapılan sekizinci duruşmada karara bağlandı. Ayşe’nin katledilme davası bir yıl sürdü. Sonuçta Ayşe’nin katili, kocası Hüseyin Güneş Özmen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Türkiye’de hemen hemen hergün bir kadın çoğunlukla kocası ya da bir yakını tarafından erkeklik nedenleriyle öldürülüyor. Ayşe de bunlardan biri. |
|
Duruşma Seyir Notları
|
|
|
 
İstanbul'da IMF ve Dünya Bankası'na karşı basın açıklaması yapan "Feminist Kolektif" Taksim'de bir süre trafiği kesip IMF karşıtı slogan attılar. Feministler 6 Ekim'de Taksim'de DİSK, TTB, TMMOB ve KESK'in yaptığı ve IMF karşıtı tüm platformların destek verdiği protesto eylemine de mor bayraklarıyla katıldılar. IMF ve Dünya Bankası’nın kadın düşmanı politikalarına HAYIR! Sermaye örgütleri toplanmış kârlarını nasıl artıracaklarını konuşuyor. Kendi yarattıkları krizin faturasını kadınlara işçilere ve yoksullara nasıl ödeteceklerini planlamak için toplanıyorlar. Biz IMF ve DB kararlarının ne anlama geldiğini 1 Ekim’de birinici yılı dolan SSGSS yasasından biliyoruz. |
|
Devamını oku...
|
“Söyleyecek Sözümüz, Çözümü Geliştirecek Gücümüz Var!” Biz kadınlar, “Söyleyecek Sözümüz Çözümü Geliştirecek Gücümüz Var!” diyerek; önce Mayıs ayında Diyarbakır’da buluştuk, sonra Haziran ayında Ankara’da, Ağustos sıcağında Hakkari Berçelan Yaylası’nda ve Taksim’de aynı anda çadır kurup, barış nöbetinde biraraya geldik, sonra İstanbul’da Kadın Barış Şenliği’nde… Bu toprakların doğusunda batısında, güneyinde kuzeyinde yıllardan beri çok büyük acılar yaşandı. Her ölümde bizim de ömrümüzden günler, aylar, yıllar toprağa aktı... Barış herkese; en çok bize, biz kadınlara gerekiyor. Çünkü şiddetin hayatlarımızda nelere mal olduğunu en iyi biz kadınlar biliyoruz. İşte bu yüzden birarada olmak, birbirimizin yüreğine dokunmak, barışı, taleplerimizi ve neler yapabileceğimizi konuşmak istiyoruz. İşte şimdi tam da zamanı... Barış için kadın forumunda biraraya gelelim! Barış İçin Kadın İnsiyatifi Girişimi
|
|
17-18 EKİM BARIŞ İÇİN KADIN FORUMU GÜNDEM BAŞLIKLARI
|
|
Ankara, 05/10/2009, Oya Tatlınar 27-30 Eylül 2009 tarihlerinde Ankara’da, Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi yapıldı. Sağlıklı ve mutlu çocukların yaşadığı bir dünya düşleyenleri biraraya getiren buluşma, Ankara Çocuk Koruma Birimi, Çocuk ve Bilgi Güvenliği Derneği, Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği ve Ankara Barosu tarafından düzenlendi. Bu alanda yıllardır emek harcamış uzmanlar, birikimlerini, sorunlarını ve olası çözüm yollarını paylaştılar. Çocuk istismarı ve ihmali, pek çok açıdan son derece ciddi ve karmaşık bir sorun; hem yapısı, hem de bu olguyu yaratan nedenler itibariyle. Üstelik bütün veriler, hızla çözüm yolları bulunmazsa istismar ve ihmalin daha da yaygınlaşacağını ve ideal formülün çoklu bir yapı içermesi gerektiğini gösteriyor. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 3 |
|
|