|
Ankara Ankara Kadın Platformu üyesi yüzlerce kadın “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günün’nde” polis şiddetiyle karşılaştı. Polisin tekme ve gazla saldırısına karşı kadınlar yılmayarak saatlerce süren direniş karşısında barikatı aşarak eylemini gerçekleştirdi. Grup saat 12.00 de Kızılay - Güvenpark’ta toplanmaya başladı. Yüksel Caddesi’ne yürümek isteyen kadınlar polis barikatıyla karşılaştı. Polis, yürüyüş güzergâhının eylem için uygun olmadığı iddiasına karşı kadınlar daha önceki yılları hatırlattı. Ancak polis ısrarını sürdürünce grup “aç, aç, barikatı aç!” "polis git evine, bayram temizliğine", “polis boş durma git evini temizle" sloganlarıyla defalarca ve inatla polis barikatına yüklendi. Gaz ve tekmelerle polisin saldırdığı gözlendi. Polisin saldırgan tutumunu protesto eden kadınlar önce saat 14.00'te, taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle daha sonra da saat 15:00'te bir süre oturma eylemi yaptı. Saat 15.30’da Pankartlarıyla Yüksel Caddesi’ne yürüme kararı alan kadınlar, Güvenpark’tan ayrılmalarının ardından yaya geçidinden karşıya geçerken bir daha polis saldırısıyla karşılaştılar. Kaldırım üzerinden Yüksel Caddesi'ne yürüyen kortejin bu kez ortasına müdahele eden polis yine direnişle karşılaştı. Kortejin ön tarafına ısrarla yürümesini söyleyen polise kadınlar ''arkadaşlarımızın önü açılmadan yürümeyeceğiz'' dediler. Daha sonra birleşen kortej tam 4 saatlik direnişin ardından Yüksel Caddesi'ne ulaştı.Yüksel'de toplanan kadınlar, ''Kadın, yaşam, özgürlük'', ''Görünmeyen emek sesini yükselt”, “Cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüye son”, “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop; inadına isyan inadına özgürlük”, “Jin, jiyan, azadi”, bar bar bağırıyoruz, şiddete karşı bağırıyoruz'', ''geceleri de sokakları da istiyoruz'' sloganları attı. Türkçe ve Kürtçe basın açıklamasında kadınların, erkek şiddetine, tacize, tecavüze, cinsel ayrımcılığa, kapitalizme, militarizme ve işsizliğe karşı bir araya geldikleri belirtildi. Kadınlar, insanca bir yaşamı, özgürlüğü ve barışı getirecek gücü ve iradeyi ellerinde tuttuklarını, namus cinayetlerinin bitmesini, yargıda ayrımcılığın son bulmasını, anadilde eğitim hakkının verilmesi, sığınma evlerinin açılmasını, işten çıkarmalara son verilmesini, eğitim-sağlık- sosyal güvenlik hakkının genişletilmesini, kreş hakkının verilmesini, güvenli kentler gibi taleplerini sıraladı. Eskişehir 25 Kasım’da Eskişehir Demokratik Kadın Platformu, Kızılay İş Merkezi önünde toplanarak sloganlar eşliğinde Porsuk nehri boyunca yürüdü. Yürüyüşte “Kimsenin namusu olmayacağız", "Cinsel sınıfsal ulusal sömürüye son", "Krizin şiddetine dur diyeceğiz", "Jin Jiyan Azadi”, "Yaşasın kadın dayanışması", Namusame Azadiye Meye”, "Kadınlar artık susmayacaklar", "Eğitim, sağlık hakkımız söke söke alırız" sloganları atıldı. Basın açıklamasında, “biz kadınlar kadına yönelik şiddeti görünür kılmak ve esas olarak yok etmek için haykırıyoruz!..Nasıl Hüseyin Üzmez davasını takip edip ceza almasını sağladıysak; Rojin’in Serdar Turgut’a karşı açtığı davanın da takipçisi olacağımızı bir kez daha buradan belirtiyoruz.” denildi. Eylemde kadına yönelik şiddetle mücadele çerçevesinde önemli bir yeri olan Sığınma Evleri ve Kadın Danışma Ve Dayanışma Merkezinin çalışmalarının yetersiz olduğuna sık sık vurgu yapıldı. Büyükşehir, Tepebaşı ve Odunpazarı Belediyelerinin konuyla ilgili sorumsuz tavırları kamuoyu ile paylaşıldı. Kadınlar üç belediyeye seslenerek “Bilsinler ki Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezleri iyileştirilene ve Odunpazarı Belediyesindeki Sığınma Evi açılana kadar, sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.” dedi. İstanbul Kadınların toplanma yeri Taksim’di. Mor bayraklarıyla erkek şiddetine karşı seslerini yükselten kadınlar, katledilen hemcinslerini, suç aletlerini Beyoğlu’nda gezici sergide sergilediler. “Kadın cinayetleri münferit veya tesadüfi değil politiktir” dediler. Kadına Yönelik Şiddete Karşı Kadın İnsiyatifi'nden yaklaşık 350 kadın Taksim Meydanı'nda gezici sergilerini açarak "Kadın cinayetleri politiktir", "Erkek vuruyor, devlet koruyor", "Bağır herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun", "Dayağın çıktığı cenneti istemiyoruz", "Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir" sloganları attı ve kadınlara yönelik erkek şiddetini protesto etti. Grup daha sonra İstiklal Caddesi'nde yürüyüşe geçti ve Mis Sokak'ın girişinde toplanarak, sergiyi buraya taşıdı. Kadınlar daha sonra üstlerinde mor önlükleri, ellerinde pankartlar ve mor bayraklarla, sloganlar ve şarkılar eşliğinde Galatasaray Lisesi’ne doğru yürüdü. Burada yapılan açıklamada DTP Milletvekili Sebahat Tuncel “erkek egemen sistem ortadan kalkmadığı sürece şiddet bizim yaşamımızdan gitmeyecek. Eşitlik sağlanmadığı sürece ne yazık ki özgür olmayacağız. Biz özgür olmadığımız sürece de erkekler özgür olmayacak. Mücadele edelim, örgütlenelim. Özgürlük için hep birlikte sesimizi yükseltelim" diye konuştu. Platformun Türkçe ve Kürtçe olarak okunan açıklamasında, "Bu şiddeti bir grup dengesiz, sapık, cani, barbar, maganda, suça yatkın adamın uyguladığı bizlere yutturulmaya çalışılıyor. Oysa biz biliyoruz ki, erkek şiddeti münferit veya tesadüfi değildir, erkek egemen sistemin bir ürünüdür. Bu şiddet, adalet sisteminden ve yasalardan besleniyor" denildi.Platform taleplerini şöyle sıraladı:-Bedenimize ve kimliğimize yönelik tartışmaların erkekler ve erkek egemen zihniyet tarafından yapılmasını reddediyoruz. Bedenimize ve kimliğimize ait söz bizimdir.-Kılık kıyafetimiz yüzünden eğitimden ve kamusal alandan dışlanmayı, cinselliğimizin denetlenmesini, namus algısını reddediyoruz! Yasalar buna göre yeniden düzenlenmeli.-Erkek egemen yargının vermiş olduğu kadın düşmanı kararlara karşı çıkıyoruz.-Namus cinayetleri madde 82'deki nitelikli insan öldürme olarak sınıflandırılmalı ve 'haksız tahrik'e ilişkin tüm maddeler gerekçeden çıkartılmalıdır.-Devletin açma yükümlülüğü olan kadın sığınak sayısının ve kapasitelerinin artırılmalı, koşulları iyileştirilmeli.-Siyasal alanda mücadele eden kadınlara uygulanan baskı ve gözaltındaki işkenceler, taciz ve tecavüzler son bulmalı. |
|