Yüzyıllardır söylüyoruz: Yasa önünde Eşitlik

mutfak cadıları-Ekim 2010

 

“… Vatanda her ferd biribirine müsâvi ve hukukça aynıdır. Maalesef bugün yine müsâvât yalnız erkek ferdlerindir. (Erkek) ve (dişi) diye iki nev’ insan telakkisi bugün vicdanlarda yaşıyor. Erkeklere hak, kadınlar sükût veriliyor. Hâlbuki bütün insaniyyet bir nev’-i maklûktur. Erkeklik, dişilik mevzû’-ı bahs olamaz. Bugün demokrasida erkek ferdin hukuku ne ise, kadın ferdin de hukuku o olmalıdır. Yoksa verilen müsâvâtı ikiye bölmenin, bu asırda mânası yoktur. … Hukuk, hukuktur. Müsâvât müsâvâttır. Onda derece farkı olamaz. Artık mazinin köhne haremlerinde, kafes altlarında gün görmeyen kadınlar kalmamıştır. Karanlık mezar gibi evlerinden, hayata gözlerini çevirmiştir. Bundan sonra kadın erkeklerin bâziçe-i şehveti değil, hanımı olmağı idrâke başlamıştır. Bugüne kadar kadın çocuk lalası, ev hizmetkârı olarak tanınmıştı. Hâlbuki bugünkü kadın, çocuğunun lalası değil annesi, evin hizmetkârı değil sahibidir. Evinde zevcinin hukuku ne ise kadının da odur. … “Kadın ilk defa hukukunu Fransa inkilâb-ı kebirinde duymuştur” der ve insan hakları evrensel beyannamesinin erkek egemen niteliğine karşı kadınların mücadelelerini anlatır. “Feminizm nedir? Erkek ve kadının hukuk ve vezâifini biribirine müsâvi kılmaktır. Çünkü erkek kadını kendinden ayrı bir mahlûk olarak telakki ediyor. Ve her hukuku kendine yontuyor. Kadını pençesine alacak kanunlara bağlıyordu” Enver Behnan (Yeni Harflerle Kadın Yolu/ Türk Kadın Yolu, 2009: 39- 40).

Yorumlara kapalıdır.