Yeni sendikalar yasası ve kadınlar

sendikalarSendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (STİSK) 7 Kasım 2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yasanın yerini aldığı yasalar, büyük ölçüde Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK)’in talepleri doğrultusunda hazırlanmıştı. Yeni sendikalar yasası ise, son dönemde yükselen işveren kuruluşları Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON)’un talepleri doğrultusunda oluşturulmuş.

TOBB’un, AKP-Cemaat ittifakının motor gücünü oluşturan küçük ölçekli sermaye sınıfının örgütü olduğu göz önüne alındığında bu inisiyatif alanının nedeni anlaşılıyor. Yasada yer alan 30’dan az işçinin çalıştığı iş yerlerinde sendikal tazminat talep edemeyeceğine ilişkin madde günlük yaşamdaki işlerliğinden çok hükümetin sendikalara karşı kimin yanında saf tuttuğunu gösteren ideolojik ve sınıfsal bir tutum olması bakımından anlamlı

İşkolu düzeyinde sendikalaşma kadınların aleyhine

Yeni yasa sendikalaşma düzeyini sadece “işkolu”yla sınırlayarak, işyeri-işletme ve meslek esaslı sendikaların kurulmasının yolunu kapatıyor. Böylece çiftçilerin, işsizlerin sendikalaşmasına olanak tanımıyor. Bu tip sendikaların kurulması halen engellenmekte. (Emekli-Sen kapatıldı; Genç-Sen’i kapatma davası sürüyor)
Sendikalar yasası, güvencesiz işlerde çalışan işçilerin sendikaya katılımının önünü de kapıyor. Ücretsiz aile işçisi kadınlar ile ev işçisi kadınların da sendikalı olabilme olanakları yok. Türkiye’de ücretli çalışan kadınların hemen hemen 2/3’ünün güvencesiz veya kayıt dışı işlerde çalıştığı bilindiğine göre, bu yasayla kadınların sendikalarda, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde temsili söz konusu olmayacak.

KOBİ’lerde çalışana sendikal tazminat yok!

Yeni yasanın 25. maddesi ile, 30’dan az işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçiler ile 6 aydan az kıdemi olan işçilerin sendikal nedenle işten çıkarılmaları halinde, sendikal tazminat talebiyle dava açma hakları ortadan kaldırıldı. Bu düzenleme anayasanın hem eşitlik ilkesine hem de sendikalaşma hakkını tanıyan hükmüne aykırı.
SGK’nın Temmuz 2012 verilerine göre Türkiye’de işyerlerinin yüzde 96’sında 30’dan az işçi çalışıyor. Bu işyerlerinde, kayıtlı işçilerin yarısı (6 milyon işçi) istihdam ediliyor. Sendikal tazminat talep etme hakkını elde etmek için gereken öteki iki koşul (İşçi, işyerinde en az 6 aydır çalışıyor olacak. İşçinin sözleşmesi, belirsiz süreli iş sözleşmesi olacak) dikkate alındığında, Türkiye’de işçilerin yaklaşık yüzde 60’ının iş güvencesi kapsamı dışında olduğunu söyleyebiliriz. Kısacası, yeni yasadan sonra, kayıtlı 10 işçiden 6’sının hiçbir sendikal güvencesi yok

Üstelik 30 kişiden az işçi çalışan yerlerde istihdam edilen kadın sayısının yüksek olması nedeniyle, bu koşulda işçilere sendikal tazminat ödenmiyor olması en çok kadınları etkileyecek.

Kadınlara yönelik özel madde var ama..

Yeni yasaya, bir öncekinden farklı olarak doğrudan kadınlara yönelik bir madde konmuş. Yasa, kuruluşlara, “faaliyetlerinden yararlanmada üyeleri arasında eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasaklarına uyma’ ve ‘faaliyetlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetme sorumluluğu’ getiriyor (B.5 Md26/3) Ancak yasada bu sorumluluğun neler olduğuna, nasıl yerine getirileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmuyor. Dolayısıyla yasaya konan bu maddenin uzun bir süre karşılığı olmayacak gibi gözüküyor. Kadınların sendikalarda ve toplu sözleşme süreçlerinde eşit temsiline ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, toplu iş sözleşmelerinde erkek egemenliğine ve cinsiyetçi işbölümünün kadınlar üzerindeki yüklerine ilişkin bir hüküm de yok.

Noter yerine e-devlet yoluyla üyelik

Yeni yasa ile sendika üyeliğinde ve istifada noter koşulu kaldırılıyor (bu hüküm bir yıl sonra yürürlüğe girecek). Sendika üyeliğinde çok ciddi bir engel olan noterlik mekanizması kaldırılmış olmakla birlikte yeni sistemde öngörülen e-devlet kapısı yoluyla üyelik sendika özgürlüğünü zedeler nitelikte. Paralı noter mekanizması kaldırılmakla birlikte üyelikte sendika üyeliğinde devletin aracılığı devam edecek, bir tür elektronik gözetim söz konusu olacak. Sendikaların yaptıkları üyeden işverenin anında haberdar olabilme ihtimali, işverenin örgütlenme çalışmasına müdahale etme olasılığını da yaratıyor (Aydın, Radikal 2).
Bu durum kişisel bilgilerin gizliliğini ihlal edebilir ve işverenler tarafından kötüye kullanılabilir. Ayrıca işçiler yalnızca, işverenlerin SGK’ya yaptıkları bildirimlerde yer alan işkolundaki sendikalara üye olabilecek. İşverenler, SGK’ya yaptıkları bildirimlerde işkolunu farklı göstererek, işçilerin sendikalaşmasını engelleyebilecek. Muvazaalı (hileli) biçimde çalıştırılan taşeron işçilerinin, asıl işverenin işkolundaki sendikalara üye olması ve sendikal hak arama mücadelesine girişmesi engellenecek. İşverenler işçilerden e-devlet şifrelerini toplayarak işçilerin sendikaya üye olup olmadığını denetleyebilecek. İşverenler, çeşitli yöntemlerle işçilerin izini sürebilecek. İşçileri daha kolay sendikadan istifa ettirebilecek

Deri ve tekstil iş kolu birleştirildi

Yeni yasa ile ayrıca 15 Ocak 2013’ye kadar Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK’ye) üye konfederasyonlara üye sendikalar için iş kolu barajının yüzde 0 olması benimsendi. Yine bu kapsamdaki sendikalar için baraj, 15 Ocak 2013-1 Temmuz 2016 tarihleri arasında yüzde 1, takip eden iki yıl için yüzde 2, 1 Temmuz 2018 tarihinden itibaren yüzde 3 olacak. Bazı iş kollarının birleştirilmesi ile bugünkü yüzde 10 barajını aratabilecek yeni barajlar ortaya çıktı. Örneğin özellikle kadınların yoğun olarak çalıştığı deri ve tekstil iş kolu, tek iş kolunda birleştirildi. Birleştirmeden önce deri iş kolunda işçi sayısı 45 bin civarındaydı. Birleşme sonrası, yeni iş kolunun işçi sayısı 850 bin civarına çıktı. Deri iş kolunun yüzde 10’u 4 bin 500 iken, yeni iş kolunun yüzde 1’i bile 8 bin 500’e denk geliyor. Yüzde 3’ü ise bugüne göre yüzde 56,6’ya denk düşüyor. Yeni yasa, iş kolu barajları ile toplu pazarlık hakkına ağır bir darbe indirirken, çifte baraj sistemini sürdürüyor. Sendikaların toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için iş kolu barajını geçse bile, işyeri/işletme barajını da geçmesi gerekiyor. Yasa, işyeri barajını yüzde 50 olarak korurken, işletme barajını yüzde 50’den 40’a çekiyor. Ancak yüzde 40’a düşürülen işletme barajı da toplu pazarlık hakkına ciddi bir kısıtlama niteliğini taşıyor. Yeni yasa, toplusözleşme düzeyinde sınırlamaları da sürdürüyor. Sözün özü, yeni yasa, yeni barajlarıyla toplu pazarlık hakkına baraj kurduğu gibi, bu barajı, işyeri/işletme barajı, yetki şartı, yetki itirazı sorunu ile güçlendirmeyi de ihmal etmiyor

En büyük iş koluna istatistik oyunu

Türkiye’de hizmetler sektörünün hızla gelişmesi ile birlikte, yine kadınların yoğun olarak çalıştıkları bir alan olan “Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar” iş kolu da inanılmaz bir hızla büyüdü ve Türkiye’nin en büyük iş kolu haline geldi. SGK verilerine göre bu iş kolunda çalışan işçi sayısı 2 milyon 600 bini buldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bir mahkeme kararı nedeni ile 2003’ten bu yana yayınladığı istatistiklerde, 2003 verilerini yayınlamaya devam ediyor. 2003 verisine göre ise iş kolundaki işçi sayısı, 436 bin 794.
Dolayısıyla, yeni istatistikle iş kolundaki işçi sayısı bir anda yaklaşık 5 katına çıkmış olacak. Ancak bu iş koluna da yüzde 1, 2 ve 3 barajları uygulanacak. Bu iş kolunda faaliyet gösteren ve hali hazırda yetkili olan Türk-İş’e bağlı Tez Koop-İş ve Koop-İş Sendikaları ile DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikasının toplam işçi sayısı bile yüzde 3 barajını aşamıyor! Dolayısıyla yeni yasa, Türkiye’nin en büyük iş kolundaki sendikal örgütlenmeyi de ciddi biçimde tehdit ediyor

Greve çıkmak artık çok zor!

Yeni yasanın en kısıtlayıcı hükümleri grev hakkı konusunda toplanıyor. Toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sırasında çıkacak uyuşmazlık sonucu yapılacak grevler (menfaat grevleri) dışındaki tüm grevler, yasa dışı grev olarak nitelenmiş. Böylece iş yavaşlatma, dayanışma grevi, sempati grevi, genel grev yasadışı hale geliyor. Menfaat grevi dışında yapılacak grevler ağır parasal yaptırımlara bağlanıyor ve bu tür “kanunsuz” grevlere katılan işçilerin iş sözleşmelerinin tazminatsız feshi öngörülüyor. Bu düzenleme de eski yasanın tekrarı niteliğinde.

Yeni yasa ile çok sayıda grev yasağı korunuyor. Bankacılık hizmetleri, petro-kimya, doğal gaz üretimi, şehir içi ulaşım işlerinde grev yasağı devam ediyor. Ayrıca Savunma Bakanlığı ve orduda çalışan sivil işçilerin grev yapmaları yasak (Çelik,T24). Özellikle bankacılık sektöründeki grev yasağı tamamen keyfi nitelikte ve bu sektörde yoğun olarak çalışan pek çok kadını doğrudan etkileyecek.

Yeni yasa, Bakanlar Kuruluna tanınan “Bir grevin genel sağlığı veya milli güvenliği bozucu nitelikte olması durumunda grevi 60 gün süre ile durdurma” yetkisini koruyor. Aslına bakılırsa 60 gün dolduğunda greve devam etme şansı yok, zorunlu olarak Yüksek Hakeme gidiliyor. Geçmişte bu hüküm, çok muğlak ve subjektif biçimde uygulanmış, örneğin lastik ve cam grevleri milli güvenlik gerekçeleriyle ertelenmişti. Dahası mevcut yasada, Bakanlar Kurulu’nun “grev erteleme” kararına karşı, Danıştay’a başvurma hakkı vardı. Ancak yeni yasa, bu hakkı da ortadan kaldırıyor, böylece ertelemenin grevi yasaklamaya dönüşme ihtimali doğuyor.

Yeni yasada, grev oylamasında öyle ince bir değişiklik yapıldı ki, “yasal” grevlerin önüne geçmek de artık çok kolay. Mevcut yasaya göre, sendika grev kararı aldığında, işyerindeki/işletmedeki işçilerin dörtte biri grev oylaması istediği takdirde oylama yapılıyordu. Grev oylamasında, işyerindeki/işletmedeki işçilerin yarısından bir fazlası “greve hayır” demediği sürece grev yapılabiliyordu. Grev oylamasına katılanların hepsi, “greve hayır” dese bile, toplam işçi sayısının yarısından fazlasına ulaşılamadığı sürece grev sürecine devam ediliyordu. İşverenler, işçileri baskı ve tehdit yolu ile grev oylamasına götürse bile, toplam işçi sayısının mutlak çoğunluğuna ulaşamadığı sürece grevi engelleyemiyordu. Ancak yeni yasaya göre artık, grev oylaması durumunda, toplam işçi sayısı değil, grev oylamasına katılan işçiler dikkate alınacak ve grev oylamasına katılan işçilerin yarısından fazlası “greve evet” demediği sürece grev yapılamayacak.

Sonuç
AKP hükümeti tarafından uzun süredir üzerinde çalışılan bu yeni yasa Türkiye’de mevcut anlayışla yürütülen sendikal örgütlenmeyi zorlaştıracak, beraberinde de sendikal hareketin krizini derinleştirecek düzenlemeler içeriyor. Genel olarak yasanın sendikal örgütlenmeyi zorlaştıran ve işçilerin temsilini ve toplu pazarlık hakkını ortadan kaldıran bir düzenleme olduğu söylenebilir. Pek çok işkolunda yüzde 3 işkolu barajı yeni sendikaların kurulmasını engelleyici ve halen toplu iş sözleşmesi yapabilen sendikaların toplu sözleşme yapma hakkını ortadan kaldırıcı nitelikte.

Bugün çalışan 6 milyona yakın kadının yarıya yakını kırsal kesimde, ücretsiz aile işçisi olarak, yüzde 40’ı hizmetler sektöründe, yüzde 15’i de imalat sanayinde çalışıyor. Toplam sendikalı işçilerin sadece yüzde 10’u kadın. Kamu emekçilerinde ise yüzde 30 oranında örgütlü kadın var. Neden kadınlar daha az örgütlü? Çünkü kadın emeği erkek emeğinden farklı. Sendikalar bu farklılığı yansıtacak politikalar yürütmüyor. Sendikalar dünyanın her yerinde erkek egemen örgütler. Yönetici, yönetim kurulu üyeleri, işyeri temsilcileri ağırlıklı olarak erkek. Kadınların sendikalarda ve toplu iş sözleşmesi süreçlerinde temsil edilmediğini ve sendika yönetimlerinde son derece az sayıda kadının yer aldığını biliyoruz. Bir avuç sendikalı kadın, yönetici konumuna gelemiyor; çünkü sendikalar cinsiyete dayalı işbölümünü sorgulamıyorlar. Sendikalar kadın emeğinin sadece işyerlerinde değil, evde, özel alanda emeğin yeniden üretimini gerçekleştirdiğini görmezden geliyorlar. Kadın emeğinin, erkek emeğinden farklı olarak evde pek çok sorumluluğu olduğunu, bu sorumlulukların çalışma hayatını ve sendikal aktivitelere katılımını engellediğini görmek ve önlem almak işlerine gelmiyor. Ekonomik kriz dönemlerinde ilk önce işten çıkartılanların kadınlar olduğu unutuluyor, çünkü eve ekmek getiren esas olarak erkektir diye kabul edilmiş ve bu kabul hiç sorgulanmıyor. Sendikalarda ve işyerlerinde kullanılan dil, yapılan şakalar; görev dağılımına, toplantılara , eylemlere kadar uzanan günlük pratik, eşitsiz ve hiyerarşik bir alt üst ilişkisini yeniden üretiyor. Erkek egemenliği her koşulda kadını eziyor, ikincilleştiriyor, emeğini değersizleştiriyor.

Kadınlar o yüzden sendikalı olmuyorlar; kendi dillerini konuşacakları, kendilerini ait hissedecekleri bir yapı bulamıyorlar. Zorluklara göğüs gerip sendikal aktivitelere katılanların talepleri (çalışma koşulları, cinsel tacizi görünür kılma, adil iş dağılımı, eşit ücret, mesleki eğitim, vb.) toplu sözleşmelerde yer bulmuyor. Bu talepleri etkin bir şekilde savunabilecekleri yönetici konumlara yükselemiyorlar.

Kadınların sendikaya katılabilmesinin önündeki önemli bir engel, yeni yasanın da dayandırıldığı “işçi” tanımı. Bu tanıma göre hala ev eksenli çalışanlar ve ev işçileri işçi olarak kabul edilmiyor. Yeni yasa yine öğrencilere, emeklilere, işsizlere, ev işçilerine, ücretsiz evde çalışan kadınlara sendika kurma hakkını tanımıyor. Biz ayrıca biliyoruz ki genel “işçi” kategorisinin en önemli mücadele aracı olan sendikal hakların bu şekilde tırpanlanması, çok daha fazla güvencesizlik, işsizlik ve düşük ücret demektir. Bu da “işçi” kategorisi içinde en alttakileri oluşturan kadınların çok daha fazla güvencesizliğe, düşük ücrete ve berbat çalışma koşullarına mahkum olmaları anlamına gelecektir.

Aralık 2012/MC

Kaynakça
Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/11/20121107-1.htm
Bakır, Onur. “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası”
Dosya 1:http://www.evrensel.net/news.php?id=39046
Dosya 2: http://www.evrensel.net/news.php?id=39095
Dosya 3: http://www.evrensel.net/news.php?id=39181
Dosya 4: http://www.evrensel.net/news.php?id=39229
Dosya 5: http://www.evrensel.net/news.php?id=39282
Dosya 6: http://www.evrensel.net/news.php?id=39399
Çelik, Zeynep. http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=48754, 21 Ekim 2012
Çelik, Aziz. “Yeni Sendika Yasası Ne Getiriyor, Ne Götürüyor?” http://t24.com.tr/yazi/yeni-sendikalar-yasasi-ne-getiriyor-ne-goturuyor/5858. 09.11.2012
Aydın, Zafer. “Lütfedince Sendikalaşma, Lütfedince Grev”, http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1106434&CategoryID=42. 04.11.2012.

Yorumlara kapalıdır.