Sevgilim Yemek Pişiriyor!

mutfak cadıları Temmuz 2011

Babam “Şu kızlara yemek pişirmeyi öğret, büyüyünce aç kalacaklar” dediğinde, ciddiye almadığında takındığı tavırla “Hıı” der geçerdi annem. Biraz büyüdüğümde “Yemek pişirmeyi öğrenme, yoksa evlenince hep sen yaparsın” diye kulağıma fısıldamıştı. Boşanınca gerçekten babamın dediği oldu, aç kaldım. Ama yılmadım, güzel yemek pişiren erkeklere aşık oldum. Benim kalbime giden yol, midemden geçiyor anladım. ***

Annemin sözünden çıkmadım, ama yıllar sonra farkettim ki yine de olmuyor. Cinsiyetçi işbölümü farklı formlarda yeniden doğuyor.

Babam “Şu kızlara yemek pişirmeyi öğret, büyüyünce aç kalacaklar” dediğinde, ciddiye almadığında takındığı tavırla “Hıı” der geçerdi annem. Biraz büyüdüğümde “Yemek pişirmeyi öğrenme, yoksa evlenince hep sen yaparsın” diye kulağıma fısıldamıştı. Boşanınca gerçekten babamın dediği oldu, aç kaldım. Ama yılmadım, güzel yemek pişiren erkeklere aşık oldum. Benim kalbime giden yol, midemden geçiyor anladım. ***

Annemin sözünden çıkmadım, ama yıllar sonra farkettim ki yine de olmuyor. Cinsiyetçi işbölümü farklı formlarda yeniden doğuyor. Şöyle izah edeyim: Emek sürecini baştan sona ele almakla başlayalım. Yemeği pişirmek, sadece malzemeleri sihirli bir beceri ile birbirine katıp, baharatlarını uygun oranlarda ekleyip, ateşi ayarlamaktan mı ibaret? Hayır, bu kısım yemek pişiren erkeğin (YPE) dahil olduğu ve burnundan kıl aldırmadığı kısım. Bir aşama geri gidelim lütfen: ***

YPE: “Sen de havucu rendeleyip, domastesleri doğrar mısın?” ***

Ben: “Elbette hayatım, sen yemeği pişiricen de ben bunu mu yapmayacağım?” ***

Yıllarım ustabaşı gibi davranan erkeklerin arkasında “soğan doğra, rendele, yıka, olmadı bir daha yıka, büyük doğramışsın, ince ince olacak” ile geçti. Bu da benim gibilerin görünmeyen emeğidir işte. Bir aşama daha geri gidelim, alışveriş? Kim gitti, aldı, getirdi, yerleştirdi malzemeyi? Ya da son dakka “Aaa zeytin yağı bitmiş” deyince YPE, bir koşu bakkala giden hep bendim. Tamam yemek pişti. Sofra, salata, bulaşıklar? YPE görevini tamamlamış oturmaktadır, bizzat bizim minnettar olma halimiz onun tatmin duygusunu kabartırken, kim bulaşıklarla ilgilenecek? “Eeh canım ne olacak? Alt tarafı makinaya koyacağım”… Şimdi yemek pişirmenin tüm emek sürecini baştan aşağı düşünelim ve kendi emeğimizi önce biz bir görelim. ***

Geçiyoruz işin prestij kısmına. Dikkat edin bakalım, YPE günde 3 öğün yenilen yemekleri mi pişiriyor, yoksa misafir yemeklerini mi? Misafir çağırıp üç, dört çeşit yemekle muhteşem sofralar kuran YPE, haftaiçi size bunu yapmıyorsa korkarım siz de kekleniyorsunuz. Yemek pişirmek, hele ki leziz yemek pişirmek, konukların takdirini kazanmak bir tür prestij çünkü. Son yıllarda tasarımlarını erkeklerin taleplerine uygun olarak ticari ve hiper-teknolojik mutfak tipine çeviren bir şirket satış patlaması yaşıyormuş. ***

Bir de yemek üzerinden kolaycı bir prestij edinme yolu var, o da pek çok sayıdaki meşakkatli yemeğe karşılık, tek çeşit ama konukların ilgisini çekecek birşey yapmak. Annemin onca yemeğine karşılık, babamın bir tek kurabiye yapıp, tüm iltifatları toplaması gibi. Babannemin 80 yıllık ömrü boyunca pişirdiği 72 küsür çeşit yemeğin, dedemin yapmayı bildiği tek bir piyaz kadar itibar görmemesi gibi (Ben de tekne gezilerimiz için piyaz numarasını denedim ama hiç sökmedi). ***

“Artık eşitiz”ya da “Patriyarka bizim ilişkilerimizden muaf” efsanelerinde baş rolü kapan yemek pişiren erkek (YPE) ve çocuk bakan erkek (ÇBE) modellerine biraz daha yakından bakalım lütfen. İlk bakışta çok etkileyici olabilirler, kötünün iyisine razı gelmeye de hazırız; ama cinsiyetçi işbölümünün ve etrafını ören sosyal ilişkilerin başka formlarda nasıl yeniden ürediğini anlamak, kadın olarak kendi konumumuzu görmemiz açısından önemli. Çünkü “erkeklerden alacaklı” olanlar hep başka kadınlar sandık, biz değiliz zannettik. Oysa ki kurtulduğumuzu sandığımız için patriyarkaya karşı bazen annelerimizden daha da naif olabiliyoruz.

Yorumlara kapalıdır.