‘Kadınların Davos’u’na eleştiri

mutfak cadıları Mayıs 2011

21. Küresel Kadın Zirvesi 5-7 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak. Zirveye 1000’in üzerinde iş kadını, politikacı ve sivil toplum örgütlerine mensup kadın katılıyor; hepside bulundukları kurumlarda üst düzey yönetici, yani ‘lider’ konumunda kadınlar. Aralarında Boeing, Intel, IBM, Vodofone, PepsiCo gibi dev şirketlerin üst düzey yöneticileri ile dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen 30’un üzerinde bakan var. Zirvenin amacının bu üst düzey konumlardaki kadınların birbirleriyle tanışarak, iş çevrelerini genişletmek ve bu sayede yeni işbirlikleri kurmak olduğu açıkça belirtiliyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’deki iş kadınlarının bu çevreye dahil olmasını önemsemiş ve Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad’i zirvenin bu yıl Türkiye’de yapılması için ikna etmiş. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner de Türk pazarına girmek isteyen bu girişimci iş kadınlarına Türkiye ekonomisini anlatacağı ve tavsiyelerde bulunacağı özel bir oturum düzenliyormuş.

Gerek sermayedarların kendi aralarındaki dayanışma gerekse de devlet yöneticileri ile sermayedarlar arasındaki dayanışma yeni bir olgu değil. Biraz daha yeni olan, bu dayanışma ağının içine kadın aktörlerin de girmiş olması. Bizim açımızdan rahatsız edici olan ise, böyle bir zirvenin kadınların ekonomik gelişmesi ve ilerlemesine hizmet edeceği yönündeki açıklamalar. Bu açıklamayı yapan Küresel Kadın Zirvesi Başkanı Irene Natividad, “Dünyada çalışan işçilerin neredeyse yarısı kadınlardan oluşmakta. Avrupa’da küçük işletmelerin üçte birinin sahibi kadınlar. Kadınların ekonomik gücü arttıkça tüketici olarak etkisi de artmakta” diyerek açık bir şekilde kadınların ekonomik gelişmesi ve ilerlemesinden anladığı şeyin kadınların daha fazla tüketmesi olduğunu ortaya koyuyor. Intel Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Bölge Direktörü Ayşegül İldeniz ise bu zirve sayesinde Türkiye’nin kadınların sorunlarına yönelik ortaya koyduğu çözümlerin uluslararası alanda tartışılacağını öne sürüyor. Bu buluşmayı “Türk kadınlarının dünyaya bir adım daha katılabileceği zirve” olarak niteleyen İldeniz, Türkiye’deki kadınların sorunlarından ve ortaya koymayı düşündüğü çözümlerden bu aşamada bahsetmiyor. Ancak o da Türkiye’deki kadınların sorunlarının çözümü için Natividad gibi kadınların daha fazla tüketmesi ya da TÜSIAD gibi esnek, güvencesiz, düşük ücretli iş olanaklarını artırarak kadınları bu işlerde istihdam etmek olarak görüyorsa bu zirvenin Türkiyeli kadınların yaşam koşullarını iyileştirmek adına hiçbir katkısı olmayacağı oldukça net görülebiliyor.

Kadınların ailelerindeki erkeklerden bağımsızlaşmaları, onlar için karşılıksız emek harcamak zorunda olmamaları, şiddete, tacize, tecavüze karşı direnme gücü elde edebilmeleri için kadınların ücretli işgücüne katılmaları elbette önemli. Ama kadın istihdamı artsın da ne şekilde artarsa artsın, bugünün neoliberal politikalarında öngörüldüğü gibi kadınların esnek, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde istihdamı sağlanarak artsın denmesinin çok problemli olduğunu düşünüyoruz. Bu kadınların yaşamlarını iyice ücretli emek/ücretsiz emek kıskacı içine hapsetmeyi öngören bir politikadır ve kadınların yaşamlarını iyileştirmeyeceği açıktır.

Yorumlara kapalıdır.