Kadınlar için esneklik diyarı: Hollanda

supermarket-checkout-408_334Türkiye’de kadın istihdamının oldukça düşük düzeyde olduğu bilinen bir gerçek. Son yıllarda bu sorunu dert edinmiş görünen hükümet ve sermaye çevreleri çözüm olarak “güvenceli esneklik” kavramını öne sürüyor. Bu minvalde sıkça gündeme gelen Hollanda örneği üzerinden, esnek çalışma koşullarının kadınların ücretli ve ücretsiz emeğine etkisini, Avrupa Birliği İstatistik Kurumu (Eurostat) ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verilerine dayanarak incelemeye çalışacağız.

 

2007- 2008 verilerine göre yarı-zamanlı çalışan tüm işçiler içerisinde, kadınların erkeklere oranının en yüksek olduğu ülke Hollanda. İkinci sırada İsviçre, ardından Almanya geliyor. Türkiye ise bu sıralamada 38 ülke içerisinde 22. konumda. Hollanda’da çalışan erkeklerin yüzde 22’sinin, kadınların ise yüzde 74’ünün yarı-zamanlı işlerde çalıştığını görüyoruz (Eurostat). Bu durum kadın istihdamının ağırlıkla yarı-zamanlı işlerde gerçekleştiğini gösteriyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) istatistiklerine dayanarak, Hollanda’da son 25 yıl içerisinde, aynı aile içindeki erkek ve kadının çalışma koşullarında ciddi bir dönüşüm yaşandığını söyleyebiliriz. Bu verilere göre hem kocanın, hem de kadının tam-zamanlı çalıştığı ve kocanın çalıştığı, kadının ise çalışmadığı ailelerin sayısı süratle düşerken, kocanın tam-zamanlı çalıştığı, kadının ise yarı-zamanlı çalıştığı ailelerin sayısı artmakta. Farklı bir deyişle, son 25 yıl içerisinde Hollanda’da tam-zamanlı işler gittikçe erkeklerin alanı haline gelirken, bu işlerde çalışan kadınların büyük bir kısmı yarı-zamanlı işlere çekilmiş. Çalışmayan pek çok kadın ise işgücü piyasasına yarı-zamanlı işlerde çalışmak suretiyle dahil olmuş.
Kadınların yarı-zamanlı işlerde gettolaşması, kadınla erkeğin ücretleri arasında da yüzde 80’a varan ciddi bir farklılığa yol açmış (OECD). Brüt saatlik ücretler bazında ortaya çıkan cinsiyet ayrımcılığı son 25 yıl içerisinde gittikçe kapanıyor olsa da, yarı-zamanlı çalışmaktan ötürü kadının toplamda eline geçen ücret halen erkeğin ücretinin kat be kat altında görünüyor. Başka bir deyişle, saatlik ücretler arasındaki fark azaldığı ölçüde kadın-erkek eşitliği soyut bir düzlemde sağlanmış oluyor. Ancak somut anlamda kadınların eline geçen aylık ücret çok daha düşük kalıyor. Görülüyor ki Hollanda’da esnek çalışma koşulları, toplam kadın istihdamını arttırırken, kadınların evdeki erkeğe maddi olarak bağımlı olması durumunda bir değişikliğe yol açmıyor.

Hollandalı kadınların esnek koşullarda istihdam ediliyor olması evdeki cinsiyete dayalı işbölümünde nasıl bir değişikliğe yol açıyor? Kadınlar ve erkekler arasında ev işlerine kimin ne kadar zaman ayırdığına dair yapılan çalışmaları birkaç açıdan incelemek bize yardımcı olacaktır. Tam-zamanlı ve yarı-zamanlı çalışan kadınlarla ücretli bir işte çalışmayan kadınların bakım ve diğer ücretsiz ev işlerine harcadıkları zaman arasında ciddi bir farklılık olmadığını görüyoruz. Buna göre tam-zamanlı çalışan bir Hollandalı kadın bakım dahil ev işlerine günde 6,2 saat ayırırken, bu durum yarı-zamanlı çalışan bir kadın için 6,4 saate çıkıyor. Ücretli bir işte çalışmayan bir kadın ise günde yaklaşık 7,4 saatini ev işlerine ayırıyor (OECD). Tam-zamanlı, yarı-zamanlı çalışan ve işsiz olan tüm Hollandalı erkekler ise günde ortalama 2,9 saatlerini bakım işleri dahil ev işlerine ayırıyorlar.

Tüm bu rakamlar birkaç olguya birden işaret ediyor: 1) Hollanda’da tam-zamanlı çalışan kadınların ev işlerine ayırdıkları zaman ile yarı-zamanlı çalışanlar arasında ciddi bir farklılık görülmüyor. 2) Kadınlar hiçbir işte çalışmadıkları durumda, ücretli bir işte çalıştıkları duruma göre yaklaşık 1 saat daha fazla ev işlerine zaman ayırıyor. 3) En önemlisi ise erkekler genel olarak ev işlerine kadınlara oranla çok daha az zaman ayırıyor.

Ann Oakley, 1974 yılında İngiltere’de yaptığı çalışma kapsamında tam-zamanlı çalışan kadınların kocalarının ev işlerine ayırdıkları zaman ile yarı-zamanlı çalışan kadınların kocalarının ayırdıkları zamanı mukayese ediyor. Vardığı sonuç; yarı-zamanlı çalışanların kocalarının, tam-zamanlı çalışanlara göre ev işlerine daha az zaman ayırdığı. Jane Wheelock ise 2000 yılında İngiltere’de yaptığı çalışmada, erkeklerin ancak işsiz kaldıkları durumda ev işlerine daha fazla zaman ayırdıklarını gözlerken, Lydia Morris söz konusu işsizliğin uzun sürmesi durumunda erkeklerin yeniden ev işlerinden uzaklaştıklarını gözlemliyor. Sonuç olarak Morris, yarı-zamanlı çalışan kadınların kocalarının ev işlerine olan yaklaşımının değişmediğini, buna karşılık kadınların işgücü piyasasına ev işlerini aksatmayacak biçimlerde katılmayı tercih ettiklerini gözlemliyor.

Hollanda’da kadın istihdamının yüksek olmasının ardındaki gerçek resme baktığımızda, Hollandalı kadınlar için yarı-zamanlı çalışmanın ne ev içi cinsiyete dayalı işbölümünde bir zayıflamaya yol açtığını, ne de kazandıkları ücret ile kendilerine evdeki erkekten bağımsız bir yaşam sağlayabildiklerini görüyoruz. Öte yandan, artan kadın istihdamı oranına karşılık doğurganlık oranındaki düşüşün diğer ülkelerden daha düşük olması ve en yaygın esneklik biçimlerinden biri olan yarı-zamanlı çalışmanın kadınlar sayesinde daha da yaygınlaşmasının hem sermaye birikimi, hem de evdeki erkek egemenliği açısından fayda sağlamakta olduğu aşikâr. Bu durum sermayeye bir yandan artı-değer oranını arttırırken, bir yandan da doğurganlık oranındaki düşüşü yavaşlatma imkânı tanırken, erkek için de evdeki işleri aksatmayacak, erkek tahakkümünden kurtulmasına izin vermeyecek şekilde, eve ek gelir getiren bir kadın anlamına geliyor. Bundan 25 yıl önce de feministlerin belirttiği gibi, çalışmayan kadın yerine, ücretli- ücretsiz emek kıskacı içinde evdeki “görevlerini” aksatmadan eve gelir getiren kadın gittikçe tercih edilir olmaya başlıyor.

Sonuç olarak, kadınlar için düşünülen esnek çalışma biçimlerinin, Hollanda’da kadınları evdeki patriyarkal tahakkümden kurtarmadığını, “hem evde, hem işte” çifte mesai yükümüzü arttırdığını görüyoruz. Oysa biz başka bir dünya hayal ediyor, bunun için mücadele ediyoruz!

Kaynaklar:
1- Avrupa Birliği İstatistik Kurumu (Eurostat) http://epp.eurostat.ec.europa.eu/portal/page/portal/eurostat/home
2- Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), Secretariat calculations on data from the European Labour Force Survey, and national data http://www.oecd.org/home/0,2987,en_2649_201185_1_1_1_1_1,00.html
3- Himmelweit, S., Gardiner, J. ve Mackintosh, M. (1975) “Women’s domestic labor,” On the Political Economy of Women, CSE Pamphlet no:2, London: Stage One.
4- Morris, L. (2000) “Domestic labor and employment status,” Himmelweit, S. (der.) içinde, Inside the Household: from Labor to Care, Macmillan: 65-79.
5- Oakley, A. (1974) Sociology of Housework, London: Martin Robertson.
6- Wheelock, J. (2000) “Capital restructuring and the domestic economy: a Marxist alternative to Materialism,” Himmelweit, S. (der.) içinde, Inside the Household: from Labor to Care, Macmillan: 41-64.

Yorumlara kapalıdır.