Kadın emeği politikalarımızda geçen yıl

Dergimiz Feminist Politika’nın ikinci sayısında “ücretli-ücretsiz emek kıskacı” diye adlandırdığımız ve kadınların ev içindeki karşılıksız emeğinin belirlediği koşullarda ücretli emek gücüne katılımı ve ücretli emek gücüne katılımının da ev içindeki karşılıksız emeği nasıl etkilediği/hangi koşullarda yeniden şekillendirdiği tartışmasıyla, kadın emeği politikasına bütünlüklü bir giriş yaptık.

İkinci -Gönen- kampta aldığımız karar doğrultusunda kurduğumuz “kadın emeği grubu” patriyarkal kapitalizm analizimizin temel belirleyeni olarak, ev içindeki karşılıksız emek üzerinden bir kampanya yapma kararı almıştı.  Gönen kampı sonrası Sosyalist Feminist Kolektif’de, Kadın Emeği adıyla olarak bir çalışma grubunun oluşturulmasına karar verdik. Bu gruba çevremizde bizzat ilişki içinde olduğumuz, bizim analizlerimize ters düşmeyen, SFK dışından da feminist arkadaşlarımızın katılabileceğine dair bir yönelimle birlikte; ilk elden kampta kadın emeği grubunda çalışmaya karar verenlerin bu meseleyle ilgili nasıl söz üretmemiz ve neler yapmamız gerektiğine dair tekrar biraraya gelmesine karar verildi. Ve ilk toplantı Eskişehir’de yapıldı. Daha sonra “Erkeklerden alacaklıyız” başlığını alan kampanya fikri orada ki toplantıda çıktı.

 

“Erkeklerden alacaklıyız” başlığı altında örgütlediğimiz kampanyanın metinlerinde temel olarak ev içinde kadın işi olarak kabul gören tüm ev işlerinin, esas olarak erkekler için harcanan karşılıksız emek olduğundan yola çıktık. Temizlik, yemek, yaşlı bakımı ve en önemlisi çocuk bakımı gibi “kadın işleri”nin yapılmasından erkeklerin maddi çıkarı (para, zaman) olduğundan hareketle, bugüne kadar yaptığımız işler için “Erkeklerden alacaklıyız” dedik. Ancak ev içinde erkeklerin hizmetinde harcadığımız karşılıksız emekten sermayenin de maddi çıkar (hem erkekler dolayımıyla hem de ev içindeki karşılıksız emeğin sonucu olarak ücretli işgücüne katıldığımızda yaşadığımız cinsiyetçi işbölümü –ucuz emek, niteliksiz işlerde, güvencesiz çalışma vs.– elde ettiğinden hareketle sürmanşette sermayeden de alacaklı olduğumuzu söyledik.

 

Erkeklerin ve sermayenin maddi çıkarları için harcadığımız karşılıksız emeği ortadan kaldırmak için üç ayaklı talepler bildirgesi ortaya koyduk.

1- Erkeklere; ev işlerini eşit paylaşana dek ev işi yapmıyoruz, yemeği siz yapın çocuklara siz bakın dedik.

2- Sermayeye; cinsiyetçi işbölümüne, ucuz emek olmaya, güvencesiz niteliksiz işlerde çalışmaya hayır dedik.

3- Devletten ise, oluşturduğumuz sosyal politikalar bağlamında taleplerde bulunduk. Ev içindeki bakım emeği yükünü kadınların sırtından alarak kreş, yaşlı bakımı, vb. kadınların ücretli emek gücüne katılımının önünü açacak politikaları listeledik.

 

Aynı şekilde ücretli emek gücüne katıldığımızda karşılaştığımız cinsiyetçiliğe karşı eğitim ve istihdam politikalarının cinsiyetçilikten arındırılmasını ve kadınlara pozitif ayrımcılık uygulanmasını istedik. Tüm bunların yanı sıra hali hazırda kadınların evdeki erkeğe bağımlılığı nedeniyle yaşadığı baskıyı ortadan kaldırmak için, kadınlara, iş aramaya başladıkları andan itibaren işsizlik sigortası, ücretsiz, güvenli barınma hakkı, babadan ve kocadan bağımsız sağlık güvencesi, ev kadınlarına emeklilik hakkı gibi talepler sıraladık.

 

Yani ilk başta kampanya üst başlığı olarak kullandığımız Erkeklerden, sermayeden, devletten alacaklıyız” sloganı üzerinden türettiğimiz taleplerle esas olarak ev içindeki koşulları değiştirmeyi öne çıkaran bir politika oluşturduk. Bu anlamıyla ikinci sayıdaki ücretli-ücretsiz emek kıskacı metaforunu ücretsiz emeğin-ücretli emek üzerindeki belirleyiciliğini öne çıkararak kampanyalaştırdık. Kampanyanın öne çıkan vurgusu, feminist bir ayrımı belirginleştirerek, ezen erkek özneyi vurgulayan “Erkeklerden alacaklıyız” sloganı oldu. 3. kamp (2010) –Akçakoca– esnasında kampanyayı sürdürme, yaygınlaştırma kararının yanı sıra, odaklama tartışmaları da yapıldı ve model kreş önerisi eğilimi oluştu.

 

Sermaye-Devlet Cephesi: Kadın İstihdamı ve Esneklik***

SFK olara kendi kampanyamız ekseninde kadın emeği üzerine politika üretirken sermaye-devlet de bu dönemi çokça kadın emeği üzerinden inşa edecek politikalarla ortaya çıktı. Kadın istihdamını artırma/esneklik (güvenceli mi?) başlığıyla ortaya konan bu süreç, esas olarak kadınların cinsiyetçiliğe dayalı ucuz, niteliksiz vs. emek olma koşullarına resmiyet ve süreklilik kazandırma çabasıyla şekillendirildi. AB’ye uyum başlığı altında “kadın istihdamını hızla arttırma” hedefi, kadınların aile bağlarını ve aile için harcadıkları karşılıksız emeği meşrulaştırma hedefiyle ortaklaştırıldı.

 

Yani, feminizmin ikinci dalgasının kazanımlarıyla şekillenen dünyada ücretli emek gücüne katılan kadının ev içindeki iş yükünün azalması parametresi, yeni muhafazakârlığın şemsiyesi altında güçlenen neo-liberalizmde, ev içindeki sorumlukları aksatmadan aileye katkıda bulunan, (çoğu zaman yine ev içinde ya da sınırlı saatlerde ev dışında) ücretli çalışan kadına dönüştürüldü. Kadınlar kendilerinden sorumlu bireyler olarak değil, ailenin parçası anne kimlikleriyle ücretli çalışmaya çağrılıyor. Bunun Türkiye koşullarındaki temel ideolojik referansları da sık sık AKP’nin kadın istihdamını artırma hedefini vurgulayan Tayyip Erdoğan tarafından “üç çocuk doğurun”, “kadın erkek eşitliğine değil fırsat eşitliğine inanıyorum” cümleleriyle ifade edildi. Yani kadınlar üç çocuk doğurup onları büyütüp ev işlerini yaparken evde parça başı işlerle “aile gelirine” katkıda bulunacak, ya da belirli zamanlarda çağrıya bağlı olarak gittikleri işyerlerinde çalışacak ve bu durumda da evdeki işlerini aksatmayacaklar.

 

Bu çerçevede ortaya çıkan yasal düzenlemeler, genelgeler, hedefler, projeler vs. şunlar oldu:

Kadın istihdamının sağlanması ve fırsat eşitliğinin sağlanması, başbakanlık genelgesi

İş ve aile yaşamının uyumlulaştırılması

İstihdam yasasındaki düzenlemeler

27691 sayılı “Özürlülerin Bakımı, Rehabilitasyonu ve Aile Danışmanlığı Hizmetlerine Dair Yönetmelik”

Doğum borçlanması düzenlemeleri

Kamu çalışanlarında ebeveyn izni

Regl izni

En son olarak torba yasa

Seçimlerden sonra da torba yasanın o sırada gündemden çıkarılan maddelerinin yeniden gündeme alınması.

 

Torba Yasa Mini Kampanya / Nasıl Bir İstihdam İstiyoruz?

Torba yasa üzerine ayrı bir mini kampanya ile SFK olarak tutumumuzu belirttik. Yasanın kapsamı nedeniyle “Erkeklerden Alacaklıyız” başlığı altında bir çalışmanın doğru olamayacağını düşündük. Esas eksenini “güvenceli esneklik” düzenlemelerinin oluşturduğu Torba Yasa’ya karşı metinlerimizi yazarken, “Erkeklerden alacaklıyız” kampanyası esnasında oluşturduğumuz sosyal politikalar çerçevesini esas aldık. Yani yukarıda sıraladığımız sermayeden alacaklıyız, devletten taleplerimiz var bölümüne göre torba yasaya ilişkin itirazlarımızı sıraladık. Bu süreçte sermaye- devlet ittifakının düzenlediği TÜSİAD toplantısının kapısında da esnek istihdama karşı sesimizi yükselttik. Çokça Mutfak Cadıları aracılığı ile yer yer bildirilerimiz dergi yazılarımız, sokak eylemlerimiz ve katıldığımız paneller aracılığıyla esnek istihdamın kadınların aile bağını nasıl güçlendirdiğini ve nasıl bir istihdam istediğimizi ifade ettik.

 

Bu süreç boyunca en başarılı olduğumuz nokta, bir yandan sermaye-devlet- medya üçgeninin diğer yandan ana-akım kadın hareketinin “kadın istihdamını artırma hedefi” korolarından farklı bir istihdam talebini öne çıkarmamızdı. Sermaye-devlet- medya üçgeni ailenin kadın üzerindeki baskısını aynen devam ettiren bir kadın istihdamı öngörürken, ana-akım kadın hareketi, kadınları güçlendirme hedefi ile kadın istihdamını artırmayı savundu. Bu anlamıyla yer yer güvenceli esnekliği desteklerken kreş ve yaşlı bakımı gibi talepleri de istihdamı artırmanın önkoşulu olarak destekliyorlardı.

 

Bizim farkımız ise kreş, yaşlı bakımı gibi talepleri kadınların istihdama katılması için değil ev içindeki erkek egemenliğini ve sermayenin çıkarlarını aşındırmak için öne çıkarmamız. Keza her ne olursa olsun istihdamı artırmak değil, işgücü piyasasının cinsiyetçi yapısını geriletmek hedefiyle “nasıl bir istihdam” istediğimizi ifade ettik. Yani kadın işleri denilen işlerde yoğunlaşmanın, ev işlerinin uzantısı işlerde çalışmanın kadınların güçlenmesi sonucu doğurmayacağını söyledik. Kısaca “kıskacı” bir bütün halinde ele alarak talep ettiğimiz ücretli çalışma koşullarını sıraladık.

 

Gelinen noktada;

Sermaye devlet ittifakının gündeminde kadınlar için yeniden güvenceli esneklik maddeleri var. SFK olarak önümüzdeki dönemde hangi eksende kampanya yapma tartışmasının gündemimize almamız gerektiğinde hemfikir olduk. Tartışmayı olgunlaştırmak açısından birbirine karşı olarak sunulmayan kimi öneriler üzerine konuştuk.

 

1-Kreş talep etmek… Erkeklerden alacaklıyız kampanyasıyla, ev işi hiçbir şekilde kadın işi değildir ve erkekler yapsın, şeklinde feminist vurgusu belirgin bir sloganı olabildiğince yaygınlaştırdık. Şimdi spesifik bir talebi öne çıkarlım. Ama bunun da klasik solcu talep gibi algılanması riski var. Yine de feminist vurguyu öne çıkararak (mesela çocuklara bakmıyoruz, evde baba ilgilensin, gün içinde kreşe gitsin, patron kreş açsın, belediye açsın, kreşlerde erkekler çalışsın vs. vs gibi) yapılabilir.

 

2-Tüm kadınlara emeklilik hakkı… Ücretli çalışma karşılığı emekli olma hakkı olmayan tüm kadınlara emeklilik hakkı üzerinden bir kampanya yapmak. Özellikle esnek çalışmanın bu kadar yaygınlaştığı, kadınlar için özel sektörde çalışıp emeklilik hakkı kazanmanın bu derece sınırlı olduğu koşullarda [ve emeklilik yaşları da bu derece yüksekken] emeklilik hakkı kampanyasının iyi olabileceğini konuştuk. En bilinen tanımla “ev kadınlarına emeklilik” diye geçen bu öneride ev kadını lafının kimi sorunlar taşıyabileceğini de gündeme aldık: Ev emeğinin ücretlendirilmesi çağrışımı yapabileceği ve sadece evli kadınları çağrıştırabileceği

 

19-20-21 Ağustos’ta Ilgaz’da gerçekleştirdiğimiz 4. kampımızda kimi sonuçlar ürettik. Ev emeğinin ücretlendirilmesiyle aynı anlama gelir mi diye konuştuk. Ancak işsizlik sigortası çalışmaya bağlı ve geçici bir süre verildiği için, kadınlar da çoğunlukla güvencesiz ve kayıt dışı çalışırlarken geçici olarak bile işsizlik sigortasından faydalanamıyorlar. Yani ücretli emek gücüne katılmak istedikleri andan itibaren alabildikleri bir işsizlik maaşı yok. Bunun için özellikle ilerleyen yaşlarda işsizlik maaşı da alamadıklarından, emeklilik hakkı talebi gerekir diye düşündük. Kaldı ki işsizlik sigortası çalışmaya bağlı olmadığı koşullarda bile ücreti emek gücüne katılma talebinden sonra edinilen bir hak. Oysa biz ücretli emek gücüne katılma yaşı/olanakları olmayan kadınlar için emeklilik hakkının önemli olduğunu konuştuk. Örneğin bir kadın 65 yaşında kocasından boşanınca barınma sağlık güvencesi ve emekli maaşı hakkına sahip olmalıdır

 

SFK’nın yürüttüğü ‘Erkeklerden Alacaklıyız’ kampanyasının bu yıl öne çıkaracağı gündeminin ne olacağı üzerine yürüttüğümüz tartışmaların emeklilik, kreş ve esnekleşme olarak üç ayaklı yürütülmesine karar verdik.

Ekimde bu konuyu tek gündemli bir toplantıda tartışma ve konferans sonrasında kampanyamızın yeni adımını örme fikrinde ortaklaştık.

Kreş hakkının istihdamla bağlantılı dile getirilmesinin, dışarıda çalışmayan kadınların annelik rollerinin sabitlenmemesi için elzem olması yanında, bakım işlerinin erkekler ve kadınlar arasında eşit paylaşımının, ücret kaybı olmaksızın iş gününün kısaltılmasının politik talepler olarak önemi konuşuldu. Hem iş yeri, hem mahalle kreşlerinin finansmanının devlet tarafından karşılanmasının, yönetiminin belediyelere bırakılmasının ve cinsiyetçilikten arındırılmış bir eğitim veren kreş yönetimlerinde cinsiyetçi iş bölümünü tersine çevirecek önlemler alınmasının gereğini vurguladık.

Tüm kadınlar için emeklilik hakkını savunurken, ev içi cinsiyetçi iş bölümüne ve hiyerarşiye karşı çıktığımızı, kadınları güvenceli istihdama yönlendirecek talepleri, iş yerlerinde ve mesleki eğitim kurslarının cinsiyetçi işlerden arındırılması için de kotayı, kadınların artan iş yükleri için sosyal güvenceyi, babadan, kocadan bağımsız sağlık ve güvenlik haklarını önde tuttuğumuzu yeniden dillendirdik. Çalışma sürelerinden ve işin niteliğinden bağımsız bir ücretlendirme politikasını, devredilemez babalık iznini savunmaya devam ediyoruz.

Tartıştıklarımızın ışığında;

18 yaşını bitirmiş ve işe girmek isteyen tüm kadınlar için işsizlik sigortası sağlanması ve en az 1 yıl aylık ödenmesi

Boşanmak isteyen kadınlara boşanma müracaatından itibaren 2 yıl koşulsuz aylık ve işe girmek istediği andan itibaren işsizlik sigortası sağlanarak en az 1 yıl süreyle aylık ödenmesi

Ücretli-ücretsiz çalışan tüm kadınlara 50 yaşında emeklilik hakkı

Doğum izni süresinin kadınların emekliliğine sayılması ve sigortalarının devam etmesi gibi taleplerimizi somutladık.

Yorumlara kapalıdır.