İşsizlik estetik yaptırıyor

mutfak cadıları-Ocak 2011

TUİK verilerine göre eylül döneminde işsizlik oranı %11.3.  Genç nüfusta işsizlik ise 21.2 Yani her 5 gençten biri işsiz.

Kapitalizmin içinden geçtiğimiz aşamasında; gelişen teknolojinin, işgücünü daha az ihtiyaç duyulur kılması ve az kişiyle çok iş yapabilmeyi dayatması nedeniyle iş başvurularında artan bir rekabet söz konusu.

Güvenceli ve görece yüksek ücretli işler vasıflı olmayı gerektiriyor, vasıflılık için ise mesleki donanım, daha fazla boş zaman ve uzun süreli eğitim gerektiğinden erkekler avantajlı durumdalar. Kadınlar bunun için gereken zamanı evde çocuk, yaşlı, hasta bakımına, ya da evli oldukları erkeklerin hayatını kolaylaştıracak, onlara iş hayatlarında boş zaman yaratacak ev ve bakım faaliyetleri için harcadıklarından, iş piyasasında her zaman düşük ücretli, güvencesiz işlere ya da işsizliğe mahkum oluyorlar.
İşsizliğin getirdiği rekabet koşullarını yine patriyarka belirliyor;  bu yarışta genç ve güzel görünenler önde… İş ilanlarında dil, teknik donanım, genç ve aktif olmanın yanı sıra güzellik de önemli bir özellik olarak öne çıkıyor.

Araştırmalar, işte ayrımcılığın en çok yaş etkenine bağlı olarak ortaya çıktığını gösteriyor. Bu yüzden  ‘genç’ çalışanlar karşısında güçlü ve avantajlı olmanın yolu da estetik cerrahiden ya da benzeri uygulamalardan geçiyor. Aynı sorun, kariyer basamaklarını tırmanma fırsatını yakalayabilen kadınlar için de söz konusu. Buna şimdilerde  “kariyer estetiği’’ deniyor. Estetik yaptıranların % 85’inin kadınlar olması şaşırtıcı olmasa gerek. İstatistikler kariyer estetiği operasyonlarında son 5 yılda % 100 lük bir artış olduğunu söylüyor.

Daha güzel ve çekici olmanın, işte yükselme ve kariyer basamaklarını kolayca tırmanmanın kapılarını açacağı fikri hakim. Araştırmaların bu fikri doğruladığı söyleniyor. Böylece genç, güzel ve ‘fit’ olmanın, daha enerjik ve üretken görünmeyi sağladığı düşüncesi ile estetik yaptırma kaygısı körükleniyor. Böyle görünmediklerini düşünenlerde özgüven eksikliği gözleniyor. Özgüven eksikliğini gidermek için de, gelsin burun ve meme düzeltmeler, yağ aldırmalar, karın ve yüz gerdirmeler… Eril tıp, patriyarkal kapitalizmin yardımına hazır; ünlü hastanelerin öncülüğünde başlatılan projelerle şirketlere kurumsal kariyer estetiği konusunda danışmanlık hizmeti veriliyor. Bazı hekimler de bu pazardan nemalanmak ve mucizeler pazarlamak üzere medya yoluyla ‘’güzellik endüstrisi çorbasına bilimsellik tuzu’’ ekliyor.

Tüm özellikleri aynı olan iki elemandan ‘güzel’ olanın kariyerinde daha hızlı ilerleyebildiğini, daha çok fırsatla karşılaştığını gösteren araştırmalar; bir yanıyla bu miti yeniden ve yeniden üretmeye de yarıyor. Cornell üniversitesinde yapılan bir araştırmada ortalamanın 30 kg üstündeki iş kadınlarının maaşlarının % 9 daha düşük olduğu görünüyor. Erkeklerle eşit işleri yaptıkları halde daha düşük ücret alan kadınlar, bir de güzellik baskısı nedeniyle ücret ayrımcılığına maruz kalıyorlar. Medyada ve sinemada sürekli gündemde tutulan genç ve güzel kadınlar “imaj her şeydir” fikrini sürekli olarak zihinlere enjekte etmeye yarıyor.

Yaşla birlikte performansın düşeceğine dair ön yargılar her daim ‘fit’ görünmeyi şart kılıyor. Kadınların hem evde, hem işte çalışıp çifte mesai yapmaları; bitmez tükenmez ev işleri peşinde koşturarak, bir yandan da çocuk, hasta ve yaşlı bakmaları çalışkan ve enerjik olduklarını kanıtlamaya yetmiyor. “Enerjik” görünmek için estetik yaptırmaları bekleniyor.

Eskiden sadece göz önündeki politikacılara, film yıldızlarına mahsus kabul edilen her zaman genç ve güzel kalma baskısı artık tüm toplumsal kesimden kadınları kapsamış durumda.

Evde erkekler tarafından emekleri ve bedenleri denetlenen kadınların, piyasa koşullarında emekleri değersizleştirilip bedenleri yeniden biçimlendiriliyor.

Güzellik mitleri ve bedeni yeniden biçimlendirmeye ve denetlemeye yarayan estetik operasyonlar kadınları özgür ve mutlu kılmıyor ancak onları kıskaca alan patriyarkal kapitalizmin çarklarını döndürmeyi garantiliyor. Özgürlük ise feminist mücadeleden, kadın dayanışmasından ve bedenlerimizin bizim olduğunu bilmekten ve inanmaktan geçiyor.

 

Yorumlara kapalıdır.