El emeği, göz nuru çarkları (veya Birikimin Hamalları: Kadınlar)

istihdamTürkiye’de kadının istihdama katılımı, dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça düşük. Ulusal İstihdam Strateji belgesi ve yeni Teşvik Yasası gibi çeşitli belgelerde kadın istihdamının düşüklüğüne karşı tedbirler alınacağı söyleniyorsa da yıllardır değişen bir şey yok. Hatta kriz döneminde daha da sorunlu hale geldiği açık. 

Sağlık, ticaret ve inşaat faaliyetinde istihdam artışı görülmesine rağmen, özellikle eğitim ve sağlık gibi kadın emeğinin yoğun olduğu alanlarda özel sektör istihdamı azalıyor. Tabloda artan meyille gösterilen sağlık istihdamı ise kamu faaliyetleri yoğunlukta.

 
mmmmm

Kadın istihdamında ise sektörel dağılımda önemli bir eğilim var. Kadınlar perakende ve toptan ticaret, giyim eşyaları imalatı ile tekstil kadınların daha fazla istihdam edildiği faaliyet kolları. Bu sektörlerde mekansal dağılıma baktığımızda ise önce çelişkili gibi görünen bir durumla karşı karşıya kalıyoruz: Şöyle ki istihdamın genel olarak yüksek oranlarda arttığı büyük kentlerde kadın isihdamı aynı yoğunlukta artmıyor. Büyük kentlerde kadın emeğindeki artışın sınırlı olduğunu istatistiklerden görüyoruz. Erkeklerin şartları ne olusa olsun çalışmaları, çalışmamaktan daha az maliyetli ve giderek kötüleşen şartlarda bile olsa çalışmak zorunda kalırlarken kadınlarda bunun tersi sözkonusu. Kadınlar açısından çalışmaları için çocuk, hasta, yaşlı ve engelli bakımının maliyetinı karşılayacak ücretle olmalıdır. Ayrıca kadınlar canlı bir yedek işgücü deposu vazifesini gördükleri için daima işsizlikleri erkek işgücünün de ücretlerini düşürmek için ikili işleyen bir mekanizmayı sürdürür. Birincisi yeni nesillerin üretimi ile işgücünün sürekliliği garanti altına alınır. Böylece düşük ücret koşullarını ve giderek metalaşan kent hayatı içinde yükselen yaşam maliyetlerini (maddi hayatın yeniden üretimi anlamında) ev-içi üretim ile sürdürülebilir kılmak açıdından işlevseldir. İkinci olarak kadın istihdamı, partiyarka nedeniyle, becerisine bakılmaksızın eğreti olarak “iş yaşamında bulunan”, geçici, düşük ücretli, uysal, daha zor örgütlenen (kadın işçilerin örgütlenmesinin önündeki engel sadece sermaye tahakkümü değil, aynı zamanda erkek işçilerin dışlaması ile aile baskısıdır) bir yapıdadır. İstanbul, İzmir ve Ankara’da yoğunlaşan imalat sanayinin Bursa, Denizli, Manisa, Uşak, Edirne’deki atölye ve büyük fabrikalara üretimini kaydırmasının sebeplerinden birinin kadın işgücü potansiyeli olduğu biliniyor. Sermayedarlar, evlenince işi bırakacak dolayısıyla işi geçici olarak gören ve sigorta ile işgüvencesi talep etmeyen 15-25 yaş arası genç kadınların olduğu bölgeleri oldukça avantajlı bulduklarını söyleyebiliyorlar. Bu durum son zamanlarca çağrı merkezlerinde de görülmeye başlandı. Son derece kadın emeği yoğun olarak işletilen çağrı merkezleri aynı zamanda beden politikalarının yarattığı bir şiddet mahalline de dönüşmüş durumda. Yine toptan ve perakende ticarette tezgahtarlık, satış danışmanlığı veya bankalar ya da sigorta kurumlarında müşteri temsilciliği yapan kadınların, özenli ve dikkatli, sosyal ağları kurabilen, sabırlı ve prezentabl “sıcak kanlı, sempatik, ikna kabiliyeti yüksek, diksiyonu düzgün, iyi giyimli, kültürlü, ilgili ve tatlı dilli” olmaları salık verilir. İnsan kaynakları yöneticiliği, reklam ve pazalama işlerinin de genel olarak kadınların bulunduğu işler olmasının nedeni de insan ilişkilerini kadınların daha iyi yönetebilmeleri olarak açıklanabilir.

pagemm
Kadın emeğinin imalat sektöründe neredeyse yüzde 51’inin tekstil ve gıda sektöründe istihdam edildiğini yine istatistiklerden okuyabiliyoruz. Bu iki sektörün ucuz emeği sadece üretim mekanını kaydırma yoluyla değil, daha esnek çalışma biçimleriyle de sağladıklarını gözlemleyebiliyoruz. Urfa, Diyarbakır, Tekirdağ, Çanakkale, Kayseri, Maraş gibi kentlere bu sektörlerde üretimin kayması, sektörde sertifika almış becerili kadınların hakeğitim merkezleri ya da AB fonlu işkur projeleri ile nitelikli kadın işçilerin yetiştirilmesi yeni eğilimler. Ayrıca dışarıya işverme sistemi bazıları mikro kredilerle kurulmuş çeşitli evlerde ve fason atölyelerde kadınların kayıtdışı, ücretsiz aile emeği ya da öğrenci emeği çalıştırılması da üretimi iyice ucuzlaştırıyor ve hatta sağlıkları açıcından güvensiz, gelecekleri açısından ise güvencesiz hale getiriyor. Ancak tüm bu eğilimlere rağmen kamu spotlarında ve medyada hala kadınlar çalışmıyor; işçi olamıyor sadece eve katkıda bulunuyor.
Not: İlgili istatistikler ve raporlar için, SGK 4/a çalışan sayıları, TEPAV istihdam izleme bülteni ve TÜİK hanehalkı istatiktiklerine bakılabilir.

Yorumlara kapalıdır.