Çağrı Merkezleri:Kadın çalışanlar için yeni bir olanak mı?

Çağrı Merkezleri:”Yeni teknolojinin fabrikalar”ı…

Çağrı merkezleri, son yıllarda bankacılıktan sigortacılığa, otomotivden teknik desteğe kadar bir çok alanda karşımıza çıkıyor. Hızlı ve zahmetsiz bir hizmet sunduğu iddiasıyla, giderek bağımsız bir sektör haline gelen çağrı merkezlerine, sermaye de büyük bir aç gözlülükle ilgisini yöneltiyor.

Yapılan bir araştırmaya göre, çağrı merkezi pazarında yaklaşık 40 bin kişi çalışıyor. 2013 yılına gelindiğinde ise, bu alanda 60 bin kişinin çalışacağı öngörülüvor. Şu anda, Türkiye’ de yaklaşık 300 büyük ve orta ölçekli çağrı merkezi bulunuyor.

Çağrı merkezi çalışanlarının çoğu kadın. Kadınların, sektörün yüzde 60’ını oluşturduğu tahmin ediliyor. Geçici olarak işe alınıyorlar, çok azı ise uzun sürelerle çalışabiliyor. Çalışanların sürekli olarak yenilenmesi patronların tercih ettiği bir yöntem. Bu sayede maliyetleri düşürmek ve denetimi sağlayabilmeleri mümkün oluyor.

Ucuz emek, esnek çalışma koşulları nerede varsa, orada kadın çalışanlarla karşılaşıyoruz! Üstelik genç ve üniversite mezunu olsalar da (toplam çalışanların yüzde 40’tan fazlası üniversite mezunu) eğitimle elde ettikleri vasıflarını hiç mi hiç kullanamadan, geçici sözleşmeli, kısmi süreli çalışmak durumundalar.

Çağrı merkezlerinin yarı zamanlı çalışanlarının yüzde 80’ini ise yine kadınlar oluşturuyor. Vardiyalı, hafta sonları ve resmi tatillerde çalışmak ise normal bir uygulama. Boyun, bel ve sırt ağrılarının yanı sıra, sıkı bir elektronik denetim ve gözetim altında performans değerlendirilmesine maruz kalıyorlar. Yine yaygın söylemin aksine zamanı kullanma konusunda insiyatif sahibi değiller.

Patronlara, çağrı merkezlerinde çalışmayı, daha iyi bir iş buluncaya kadar geçici bir iş olarak gören kadınların durumu bir fırsat olarak görünüyor ve düşük ücretle çalıştırabilecekleri eğitimli emek gücü sağlıyor.

Çağrı merkezleri bağımsız bir işkolu olarak tanımlanmıyor. Böyle olunca da, farklı işkollarında yer alan şirketlerde, örgütlenmek, sendikalaşmak başlıbaşına bir sorun.

Fiziksel tahribatlara ruh sağlıklarındaki bozulma da eşlik eden kadın çalışanlar, ya işten ayrılmak durumunda kalıyorlar ya da atılıyorlar.

Diğer yandan, ABD ve AB ülkelerinde izlenen yeni bir yol, sermayenin maliyetleri düşürme ve karını arttırma konusundaki “azmini” gözler önüne serer nitelikte. Bilgisayar ve telefon teknolojisi (çağrı merkezi işinin temelde dayandığı form) bürolardan artık evlere taşınıyor. Türkiye’ de ise Turkcell’in öncülüğünde “engellilere” iş imkanı yaratma iddiasıyla başlayan uygulama, kadın çalışanları da kullanarak yaygınlaşıyor.
Kadınlardan bir yandan bebeklerini emzirip, bir yandan da yumuşak, sıcak ve sabırlı bir ses tonuyla müşterilerin isteklerini yerine getirmeleri bekleniyor.

Çağrı merkezleri, ister bürolarda ister evlerde kurulsun. “müşterilerin kendilerini iyi hissetmelerini” sağlamak amaçlar arasında. Tabii bu noktada bu görevi yerine en iyi getirebilecek olanlar, yine kadınlar. Aşırı sömürüye maruz bırakılmak, tacize uğramak yetmez, bir de müşteriyi memnun edeceksiniz!

İşte yeni teknolojik gelişmelerin kadınlara getirdiği olanaklar!

Yorumlara kapalıdır.