Burçak yası tutanlar

Yazın gelmesiyle birlikte; malum hasat mevsimi, gezici mevsimlik kadın tarım işçileri de evlerinden, kendilerine ait hissettikleri güvenli ortamlarından uzak hayatlarının sürdürmekte. Ekmeğini çıkarmak, ailelerine destek olmak için çoğu zaman dillerini bile bilmedikleri, üretim zincirinin içinde yer alan dayıbaşı, elçi dışında gittikleri yerden hiç kimseyle karşılaşma imkanı dahi olmadan tarlalarda çalışmakta.

Şubat ayından başlayıp Kasım ayına kadar, ortalama üç değişik şehirde geçen; sabah güneşin doğmasıyla başlayan ve gece geç saatlere kadar barınma mekanında ve tarlada dur duraksız çalışılan bu süreç, gezici mevsimlik kadın tarım işçisi için” kötü kaderden” ibaret bir hayat.

Az topraklı veya topraksız ailelerde kadınlar, tarımsal üretimin her aşamasında yer alırken ailenin geçimi için öncelikle mevsimlik işçilik yapmaktalar. Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 115. sayısında Tarımsal işletmelerde 2009 yılı için mevsimlik tarım işletmelerinin ücret yapısına ilişkin yapmış olduğu araştırma sonuçlarına göre mevsimlik tarım işçiliği yapan kadınlar aynı işi yapan erkeklere göre %30 daha az ücret almaktadır. Araştırma hangi işleri yoğunlukla kadınların hangilerini erkeklerin yaptığını söylemese de biz emek yoğun işler olan tütün, çapalama, ürün toplama vb işlerde kadınların daha fazla çalıştığını biliyoruz. Özellikle gezici olmayan mevsimlik tarım işçilerinde yaşlanan şu sahne hepimize tanıdık gelecektir; evin reisi sayılan erkekle birlikte ailece tarlaya çalışmaya gidilir. Erkek bir süre çalıştıktan sonra “siz devam edin benim halletmem gereken (muhtarla konuşmak, dayıbaşı ile görüşmek gibi) bir iş var der ve sıvışır. Bir ağaç gölgesinde saatlerce bitmek bilmeyen görüşmeler yapılırken diğerleri yaptıkları işe göre -daha sonra birçok ortopedik hastalığa neden olan- azap verici bir pozisyonda saatlerce güneşin altında çalışırlar. Buna ilaveten kadınların çalıştıkları tarlalar dışında da işleri bitmek bilmemekte.

Mevsimlik gezici kadın tarım işçileri patriarkal yapıdan dolayı en fazla ezilmiş kesim olarak cinsiyetçi iş bölümünden dolayı belki de en fazla alacaklı olan kesimdir Gezici mevsimlik kadın işçiler; çoğu sıcakta içlerinde durmakta zorlanılan naylonlardan oluşturulmuş tek odalı çadırları aylar boyu içlerinde yaşayacakları evleri haline dönüştürmekle yükümlüler. Oturma odası, yatak odası ve mutfak olarak kullanılan bu barınma mekanlarında yemek yapma, yemek sonrası temizlik, çocukların bakımı, giyeceklerin yıkanması ve hazır edilmesi, çadırın temizliği, ekmeğin pişirilmesi ve su temini gibi görevleri de yerine getirmekteler. Yapılan araştırmalarda mevsimlik erkek tarım işçileri çalışma koşullarına ilişkin en çok düşük ücretten şikayet ederken kadınlar en önemli sorunu kötü çadır koşulları olarak ifade etmektedir. Çoğu barınma mekanında veya yakınında bir tuvaletin bile bulunmayışından dolayı kadınlar gündüzleri “ayıp” sayılacağından tuvaletlerini bütün gün tutup ancak hava karardıktan sonra uygun bir yer bularak ihtiyaçlarını giderebilmekte.

Yine özlemlerine ilişkin on seçenekli bir soruya “ümidi kırık işçi kadınlar” olarak verdikleri cevaplardan “bu işten kurtulmak” ilk sırada yer alırken “ev hanımı olmak” ve “evlenmek” son sırada yer almıştır.

Ne yazık ki mevsimlik kadın işçilerine dair araştırmalar yok denecek kadar az ve var olanlar da erkek egemen kapitalist kalkınma söylemine dayanmaktadır. Örneğin 2002 yılında Uluslar arası Çalışma Örgütü Türkiye temsilciliğinin yaptırmış olduğu “Türkiye’de gezici ve geçici kadın tarım işçilerinin çalışma ve yaşam koşulları ve sorunları” araştırmasında; “Kadınların büyük bir kesiminin Türkçe bilmediği ve Türkçe bilenlerin de görüşme cetveli içeriğini anlayacak düzeyde kavrama yeteneğinden yoksun olduğu görülmüştür.” Cümlesi kimin kimi ve neyi anlamaktan yoksun, bu konuyla ilgili körlüklerin nerelerde olduğunu çok açık bir şekilde göstermektedir.

Yine 24 Mart 2010 tarihinde 27531 sayılı resmi gazetede yayınlanan mevsimlik gezici tarım işçilerinin çalışma ve sosyal hayatlarının iyileştirilmesi hakkında başbakanlık genelgesinde kadınlardan 13. madde dışında bahsedilmemektedir. Yaşam koşullarının iyileştirilmesi ile ilgili maddeler aileye yöneliktir ve kadının iş yükünü hafifletecek önlemler değildir. Bahsedilen 13. maddede işçilerin geri dönüşlerinde başta kadın ve genç kızlar olmak üzere, yetişkinlere okuma-yazma, sosyal-kültürel faaliyetler ve meslek edindirme kursları düzenlenmesi hususunda gerekli imkanların hazırlanması ön görülmektedir. Bu kadınlar büyük ihtimalle bulundukları bölgede işleri bittiği gibi arkalarına bakmaksızın evlerine dönmek istemektedirler. Ayrıca bahsi geçen meslek edinme kursları ile edinecekleri var sayılan mesleklerini gerçekleştirme ihtimali nedir sormak isteriz? Ama görünen o ki; genelge mevsimlik gezici kadın tarım işçilerinin gerçekliğinden uzak, sırf süs olsun diye konmuş maddelerle dolu bir genelge.

Yorumlara kapalıdır.