Bakıma Muhtaç Özürlülerin Bakımı

 

mutfak cadıları-Ekim 2010

27691 sayılı  ‘Özürlülerin[i]  Bakımı, Rehabilitasyonu ve Aile Danışmanlığı Hizmetlerine Dair Yönetmelik’ 3 Eylül 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlandı. Bu yönetmelik bir anlamda 2005 yılından beri bu konuda çıkan yasaları ve yasalarda yapılan değişiklikleri derli toplu hale getiriyor.
2005 yılından beri sakat hakları ile ilgili en önemli gelişme olan ağır sakatların bakımı ile ilgili düzenlemelerde  ‘bakıma muhtaç özürlü’nün ailesi önemli yer tutuyor. Burada aile kavramı ile işaret edilen kişi ailedeki bakıcı kadınlar. Yani başta anneler olmak üzere, eşler, kız çocukları, kız kardeşler.
Rehabilitasyon ve danışma hizmetleri aileye yani ailedeki bakıcı kadınlara da veriliyor. Evde bakım hizmeti geliştirilerek, tamamına yakını kadın olan bakıcılardan, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’nun 01/02/2007 tarihinde kabul edilen ek 7. maddesinde belirtilen koşullara sahip olan bir bölümüne evde bakım maaşı veriliyor.
Kabul edilen tüm yasa ve yönetmeliklerdeki ortak nokta  ‘özürlülerin ailesi yanında ve evde bakılmasına öncelik’ [ii] veriliyor olması.  Aile rehabilitasyonu öncelikle aileyi güçlendirmeyi ve kadınların bakıma muhtaç ağır sakat kişinin bakımını huzurla ve iyi bir şekilde yapmasını hedefliyor. Bütün sistem, kendi işini kendi yapamayan ve başkasının bedenine ihtiyaç duyan bakıma muhtaç durumda sakatların bakımını evde yapma-yaptırma üzerine kurulmuş.
Gündüzlü ve yatılı bakım merkezlerine kabulde annenin konumu çok ama çok önemli. Eğer bakıma muhtaç sakat birinin evinde annesi varsa bakımevine kabul edilmesi imkânsız. Bakım merkezlerinde ‘özürlü kabulünde öncelik gerektiren durumlar’[iii]la ilgili bir puanlama sistemi oluşturulmuş ve en yüksek puanı toplayana merkeze alımda öncelik tanınmakta.  Bu sisteme göre ‘aile içinde istismara uğrayan özürlüler’ en yüksek puan olan 9 puanı alıyorlar;  ‘annenin özürlü olması’  8 puan kazandırıyor;  ‘annenin vefat etmesi’ 7 puanlık bir koşul anlamına geliyor. Babanın vefat etmesi ise 5 puanlık bir yer kaplıyor. Ebeveynlerin hastalık ve yaşlılık nedeniyle özürlüye bakmakta zorlanması ise 5 puan demek.
Aile danışma ve rehabilitasyon merkezlerine kabulde ise öncelik, bakıma muhtaç kişinin yaşına göre belirleniyor. Okul öncesi çocuklara bakanlar birinci sırada. Evde bakılan ağır sakat durumdaki yaşlılara bakanlar için bu merkezlerden yararlanmak pek mümkün değil.
Kadınlar ev işleri, çocuk, hasta bakımı dışında ailedeki sakatların bakımından da birinci derecede sorumlular.  Bazen çocukları, bazen eşleri; bazen de anne baba ya da eşlerinin anne babaları olabilir bu yakınlar. Kadınlar bu bakım sorumluluklarını hemen hemen tek başlarına yerine getiriyorlar. Bu konudaki düzenlemelerde, tuvaletine kendisi gidemeyen, yemesini, içmesini, giyinmesini başka biri olmadan yapamayan, yine tek başına dışarı çıkamayan sakatlara bakım için ailedeki kadınlar tek  seçenek olarak gösteriliyor ve her yeni yasayla bu güçlendiriliyor. Kadınların zaten tam zamanlı ev kadınlığı dolayısıyla üzerlerinde biriken yüklere ek olarak gelen bu yükümlülük dolayısıyla yıpranmaları ikiye katlanıyor. Ağır hasta bakımı, kadınlarda bel/boyun fıtıkları, kas zedelenmeleri oluşmasını arttırıyor. Evlerin mimari yapıları da sakatların yaşamına uygun olmadığından ve bu ortamı rahatlatacak kimi teknik imkânlara ulaşmak da zor olduğundan kadınların yaşamı bu koşullar altında iyiden iyiye zorlaşıyor. Ayrıca evde bakım yapan kadınlar başlarına bir şey geldiğinde bakımından sorumlu oldukları kişinin ortada kalacağı endişesini sürekli olarak taşıyorlar. Genellikle de bu endişe gerçek oluyor.
Rehabilitasyon ve danışma merkezlerinde  kadınlara verilen eğitim, tavsiye ve psikolojik destek,  kadınların bu bakım hizmetini huzur içinde yapmaları ve bakım işinin kesintiye uğramaması üzerine kurulmuş. Özellikle doğuştan sakat çocuğu olan kadınlar, çevrenin de etkisiyle sakat çocuk doğurmanın suçluluğunu kolay kolay atamıyor, çocuğa kendisini perişan ederek  bakmayı bir vicdan sorunu yapabiliyorlar.  Sosyal Hizmetler Merkezlerinde kadınlara, ‘özürlü’ bir çocuğu olduğu gerçeğiyle barışmaları, yalnızlık ve suçluluk duygularından kurtularak  sakat ve yaşlı bakımı konusundaki sorunların üstesinden gelebilecek gücü kendilerinde bulabilmeleri, bu enerjiyi kendilerine ve baktıkları bireylere yansıtabilmeleri için terapi hizmeti veriliyor. Bütün sistem kadınların evde bakımı üzerine kurulduğu ve başka çıkış yoluna olanak tanınmadığı için kadınlar bu merkezlerde evde bakım görevleriyle barıştırılmaya çalışılıyor.

Evde Bakım Hizmetleri
2005 yılında, sosyal güvenlik kapsamı dışında kalan ve sosyal güvenlik kapsamında olduğu halde yoksul olan, bakıma muhtaç sakatlara yönelik bakım güvence sistemi ile ilgili bir adım atıldı ve evde bakım aylığı gündeme getirildi.[iv]‘Bakıma muhtaç ağır özürlü’lerin, yani yerinden kalkamayan, tek başına  banyo yapamayan, yemek yiyemeyen ya da zihni yerinde olmayan sakatların bakımını yapan akrabalarına bakım aylığı bağlanıyor artık. Ancak bakım aylığı alabilmek için, hanenin kişi başına gelirinin asgari ücretin 2/3’ünü geçmemesi gerekiyor. Yani mesela anne kız yaşıyor ve ‘ağır özürlü’ raporu olan annemize bakıyorsak bakım maaşı alabilmemiz için eve giren paranın 347.92 x 2= 695,84 TL’den az olması gerekiyor. Eğer eve 700 TL giriyorsa o zaman bakım aylığı alınamıyor.  Bakım aylığı alabilmek için bakıma muhtaç kişinin akrabası ya da vasisi olmak ve aynı adreste ikamet etmek zorunlu. Öte yandan bu hizmet dışarıdan satın alınamıyor.
Merkez aracılığıyla ‘özürlü bireye ikametgâhında verilen bakım hizmeti’ ise bir bakıcı personelin bir günde en fazla üç özürlüye evde bakım destek hizmeti yapmasıyla sınırlandırılıyor. Evde bakım başvurularının kabulü için çok fazla koşul aranıyor ve  personel yetersizliği dolayısıyla talepler karşılanamıyor.

Sonuç yerine
Hasta, yaşlı, çocuk bakımının yanı sıra, sakatların bakımında da aile içindeki  kadınları merkeze yerleştiren çözüm arayışının dışına çıkılmalı ve ağır sakatların bakımı için ücretsiz yatılı ve gündüzlü bakım evleri açılmalı. Bakım hizmetleri yasalarda sakatlar dışında yaşlı ve hasta bakımını da kapsayacak şekilde genişletilmeli ve sosyal güvenlik kapsamına dâhil edilmeli.  Evde bakım ücreti ödenmesi için yoksulluk sınırı altında gelire sahip olma koşulu kaldırılmalı. Bu ücret evde yaşlı, hasta ve sakat bakanlara koşulsuz verilmeli. Bakım hizmeti sadece akraba ve vasiler tarafından yapılmamalı, ücreti devlet tarafından ödenme koşuluyla dışarıdan da sağlanabilmeli.  ________________________________________
[i] Bugün Türkiye’de resmi belgelerde kullanılan ‘özürlü’ kelimesini,  topluma karşı bir özrü ifade etmesi dolayısıyla kullanmıyoruz.  Nazmiye Güçlü ‘özürlü’ ifadesine itirazını şöyle dile getiriyor: “İnsanların seçtiği kelime, onların düşüncelerinin dışa vurumu değil midir? Mağazalarda özürlü ürünler rafları olması, sözlüklerde özürlünün karşısında defolu yazması asla o kelimeyi kullanmamak için yeterli. Neden benim bir bacağım sizden kısa diye daha az değerli olayım. Biliyorsunuz özürlü ürünler daha ucuzdur, yani daha az değerlidir.”  (Araba Aldım Kadın Oldum. Nokta Kitap-Denemeler Dizisi, İstanbul, Kasım 2004,)
[ii] 27691 sayılı yönetmelik Md 7-(1)/a.
[iii] 27691 sayılı yönetmelik Ek 2.
[iv] 2010 yılı rakamlarına göre aylık evde bakım ücreti, ilk 6 aylık dönem için engelli yakınlarına 522.33 TL, ikinci 6 aylık dönemde ise 544.90 TL.

Yorumlara kapalıdır.