F.Ş.’nin inatçı cesareti

kadn_cinayet_ic_dis_renkBanu Paker

Hastanenin ortopedi bölümünde üç yataklı bir odanın ortasında yatan F.Ş.’yi ilk gördüğümüzde yastık desteğiyle yan yatırılmış bir halde uyuyordu. Yanında sonradan refakatçim olarak tanıttığı 15-16 yaşlarındaki kız yeğeni yatağın ucunda sessizce oturuyordu. Gazeteci olmadığımızı ama haberini basından öğrendikten sonra ziyaret etmek istediğimizi, İstanbul Feminist Kolektif adına geldiğimizi kısaca anlattık. Oldukça iri ve siyah gözlerini kırpıştırarak, sıcak bir gülümsemeyle bizi kabul etti. Yatağının yanına iliştik. Belli ki basının sorularından bunalmıştı. Biz de dinledik…

 

F. 29 yaşında ve 12 yıldır Çetin Ş. ile evli. 17’sinde ailesinin isteğiyle evlenmiş. Bir yıl sonra da bir oğlan çocuğu olmuş. F hastanedeyken oğlana kayınvalidesi, Çetin’in annesi bakıyordu. Evlendiği ilk günden beri kocasından sürekli şiddet görmüş. Daha önce de boşanma dilekçesi vermiş ama sonra vazgeçmiş.

Geçim sıkıntısı nedeniyle (kocanın düzenli bir işi yok) son olarak hem tekstil hem temizlik içinde çalışarak evi geçindiriyormuş. Defalarca ev bozup, ev kurmuşlar, son olarak yaşadıkları eve de F.’nin sayesinde yerleşmişler. “Ayaklarımın üstünde durmamı” hazmedemedi diyordu.
Ç.Ş., F.’ye uyguladığı şiddetin yanısıra çeşitli suçlardan sık sık gözaltına alınmış. F.’nin ailesi de destek olunca (annesi ölmüş, baba ve evli iki kızkardeşi var) boşanmaya karar vermiş. Boşanma kararıyla birlikte şiddetin dozu da artmış.
Sürekli tehdit aldığı için savcılığa başvurmuş, koruma talebinde bulunmuş. Bir koruma da verilmiş. Ama koruma ortada yok. Verilen koruma, numarasını bırakarak “Zorunlu durumlarda beni arayın” demiş. İkinci defa koruma talebinde ise karakol, “aynı evde yaşıyorsun, koruma ne yapacak” demiş.

Son yaşanan olay günü; Ç. önce F.’yi kendisini fularıyla doğal gaz borusuna asması için zorlamış, bıçakla tehdit ederek. Fular kopunca, bıçakla evin içinde kovalamış. Ardından dördüncü katın balkonundan aşağı yuvarlamış. İki ayak ve omurga kırık, felç olma tehlikesiyle yüzyüze bir halde hastaneye kanlar içinde kaldırılmış. Önce bir, sonra başka hastane derken saatler süren bir dizi ameliyat geçirmek zorunda kalmış. Biz gördüğümüzde, alçılarının bir kısmından kurtulmuştu ama yatakta bile zor hareket ediyordu; sol ayağına özel bir alet takılıydı. Omurgasının akıbeti ise belli değildi.

F. yaşadığı olaydan sonra Esenyurt Asayiş Büro Amirliği’ne verdiği ifadenin değiştirildiğini “Çocuğum babasının beni kovaladığını görmesin diye balkondan atladım” olarak yazıldığını söylüyor. Oysa ikinci duruşmada tanık olarak dinlenen oğlu da, F.’nin söylediği gibi, olay günü evde olmadığını doğruladı.

Tutuklanan koca Ç. hakkında ise “Başkasını intihara yönlendirme ve yardım etme ile kasten yaralama” suçlarından beş yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
F.’yi ikinci ziyaretimizde, neredeyse “imkansız” sayılabilecek bir gelişme göstermiş, yatağında doğrularak bizi karşılamıştı. Daha biz varmadan baronun atadığı avukatından ilk duruşma bilgisini almış, öfkeliydi. Oğlunu yanına almak istiyordu.
F.’nin iki duruşması da “olaylı” geçti. Büyükçekmece adliyesinde görülen duruşmaların ilkinde üç feminist avukat ve feminist kadınlar duruşmaya girdiler. Ç. verdiği ifadede masum olduğunu ve karısını sevdiğini söylüyordu. Duruşma bitiminde ise, ailesi, F.’nin babasına laf atmaktan geri durmadı.

İkinci duruşmada ise, hem Ç, hem ailesi ağız birliği içinde F.’nin üzerine iftiralarla dolu bir ifade verdiler. Ne yazık ki 11 yaşındaki oğlu da tanık olarak dinlendi. Bir sosyal hizmet görevlisi de çocuğun dinlenmesi sırasında, F’nin avukatının isteği üzerine mahkemede hazır bulundu. Ç. duruşma boyunca dayanışma için salonda bulunan feminist kadınları önce bakışları ve sonra açıkça sözleriyle hedef alarak tehdit etti.
Sonuç F. açısından başarılıydı. Ç. “intihara yönlendirme” değil “insan öldürmeye teşebbüs” suçlamasıyla Ağır Cezaya devredildi.

F. taburcu oldu, ailesinin yanına taşındı, oğlunu da yanına alabildi. Üçüncü duruşma bir iki ay içinde yapılacak.

Yorumlara kapalıdır.