Erkek Şiddetine Karşı Mor Nokta-Haberler

erkek-adalet-deil-gerek-adaletErkek yargı yine boş durmadı…

• Geçtiğimiz yıl kızının erkek arkadaşı tarafından bıçaklanarak öldürülen Adliye çalışanı Necla Yıldız’ın davasında erkek yargı, tutuklu sanık Gazi Baltacı’nın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının belirlenmesi için; savcının bile aksi yönde görüş bildirmesine rağmen, sanığın İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine karar verdi. Necla Yıldız’ın avukatları, sanığın akıl hastalığıyla ilgili daha önce Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinden rapor alındığını, başka bir rapora gerek olmadığını, bu yönüyle dosyanın tamamlandığını ifade ederek, esas hakkında kararın verilmesini talep etti. Avukatlar, kararın süreci uzatmaya yönelik olduğuna işaret ederek tepkilerini dile getirdiler. Gazi Baltacı’nın akıl hastası olup olmadığının belirlenmesi için, İstanbul Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas dairesine gönderilmesine karar veren mahkeme, eksik belgelerin tamamlanması için duruşmayı erteledi. Salonun dışındaysa kadınlar, pankart ve sloganlarla, kadın cinayetlerine karşı tepkilerini gösterdiler.

• Almanya’da eşi Aynur Özdemir’i öldürdükten sonra Türkiye’de müebbet hapis cezasına çarptırılan Vedat Özdemir ’in cezası, televizyon kumandası fırlatmak tahrik nedeni sayılınca, 18 yıl 4 aya indi. Üye hâkimin “Kumanda fırlatmanın karşılığı tokat olabilir” diye şerh koyduğu kararla birlikte Özdemir, 7 yıl sonra serbest kalacak. Kararlı bir şekilde canavarca bir hisle defalarca Aynur Özdemir’i bıçaklayarak öldüren, ölümü kesinleşsin diye üstüne kapıyı kilitleyen Vedat Özdemir’in aldığı hapis cezasının infazı 12 yıl olarak hesaplandığından, 5 yıldır cezaevinde olan Özdemir 7 yıl sonra serbest kalacak.

• İzmir’de bir müzikholde kimliği olmadığı gerekçesiyle gözaltına aldıkları Fevziye Cengiz’e karakolda işkence eden polislerin yargılandığı mahkemede işkence suçundan dava açılması talebi reddedildiği için dayakçı polisler 5 yıl 9 ay ile yargılanırken, mağdur Cengiz 6.5 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. Daha önce sadece 1.5 yıl hapis cezası istemiyle dava açılan polislere istenen ceza “tehdit ve hakaret” suçlarından yeni dava açılmasıyla 5 yıl 9 aya çıksa da mağdur Cengiz’e istenen cezanın altında kaldı.

• -“Derin Sular” dizisinde rol aldığı kadın arkadaşına tecavüz ettiği için 13 yıl hapis cezası istemiyle tutuklu yargılanan başrol oyuncusu Canberk Denizli adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Mahkemede, tecavüze bahane üreten tecavüz mağduru kadının ‘şiddetli kıskançlık krizlerine girdiği”, “rolünü çok abarttığı” şeklindeki tanık ifadelerinin ve müştekinin psikolojisinin olay öncesinde mi yoksa sonrasında mı bozulduğunu gösterecek raporun beklenmesi kararının ardından sanık Denizli tahliye edildi.
Adli Tıp’ın “rıza”yla imtihanı…

• Diyarbakır’da eşi öldükten sonra 3 çocuğuyla birlikte yaşayan zihinsel engelli kadına 2 yıl boyunca tecavüz eden İbrahim H.T’nin “tehdit ederek alıkoymak” ve “birden fazla cinsel saldırı” suçlamalarıyla 17 yıl hapisle yargılandığı mahkemede; Adli Tıp Kurumu, tecavüz sonucu doğan çocuktan alınan DNA örneği sonucuna ve mağdur kadının ifadelerine rağmen, kadının cinsel saldırıya uğradığında bağırmadığını gerekçe göstererek, “kendisini savunabilirdi, rıza var” diye rapor düzenledi. Rapor sonucunda tecavüzcü İbrahim H.T, mahkemenin tek kadın üyesi Hatice Polat’ın izinli olduğu gün yapılan duruşmada, 2 yıllık tutukluluğun ardından tahliye edildi.

23 ekim habertrk protesto 043Kadın düşmanı gazetecilerin zırvaları bitmedi tükenmedi…

• Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç, yazılarıyla kadın düşmanlığına devam etti. 30 Ocak tarihli “Soyunan Sosyalist” başlıklı yazısında Ardıç, FEMEN’in eylemleri üzerinden Türkiye’deki feministlere, kadın hareketine ve sosyalist kadınlara “Peki, bizim protestocu hanımlar niçin soyunmazlar acaba? Hem solcu olup hem de ‘örf ve adetlerimize’ saygılı oldukları için mi yoksa güzelliklerine güvenemedikleri için mi? Hanım hanım, gazete basıp güvenlikçi tartaklamak değil, gerektiğinde kıçını açmaktır marifet! Aç ki muhalif basın sana da haber değeri versin.” sözleriyle saldırdı. Kadınlar, basın açıklamaları ve köşe yazılarında; Ardıç gibilerinin her gün kadınların tacize, tecavüze uğramasını normalleştirdiğini hatta bu tür ifadelerin şiddet uygulayıcılarını cesaretlendirdiğini, Ardıç’ın yalnızca kadın düşmanı değil aynı zamanda azmettirici olduğunu söyleyerek karşılık verdiler.

Yasal düzenlemeler yine kadın yok “aile” var dedi!…

• Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca hazırlanan Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı, Bakanlar Kurulu’nda imzaya açıldı. 236 kadın örgütünün oluşturduğu ‘’Şiddete Son Platformu’’ tarafından hazırlanan ve İstanbul Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşmeler referans alınarak hazırlanan yasa taslağı, bu süreçte `kadın örgütlerinin yasa taslağı` olarak bakanlığa sunuldu. Kadınlar, erkek egemen sistem ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden politikaların yasaya nasıl yansıyacağının takipçisi oldu. İmzaya açılan taslakta medeni hale atıfta bulunulmaması, şiddet önleme ve izleme merkezlerinin öngörülmesi, kolluk kuvvetlerine uzaklaştırma yetkisinin verilmesi, tedbir kararlarının ihlalinde zorlama hapis ve kararın ihlalinde tedbirin süresiz uzatılması, ayrıca tedbir kararının en yakın Aile Mahkemesi’nden alınabilmesi gibi hükümlerin yasaya girmesi olumlu gelişmeler olarak değerlendirildi. Ancak, şiddet uygulayıcılarına dair “yakın ilişki” ibaresinin taslağa girmemesi, şiddet önleme merkezlerinin şiddet uygulayana da hizmet verecek olması, bakanlıkça karşılanacak sağlık giderlerinin yalnızca sigortası olmayan kadınları kapsayarak, kocası üzerinden sigortası olan kadınları dışarıda bırakması; kadına yönelik şiddet eğitimleri kolluk kuvvetlerine verilirken, hâkim ve savcıların eğitimine değinilmemesi ve de en önemlisi kadın örgütlerinin dava müdahilliğinin taslağa girmemiş olması şiddete karşı kadın hareketinin işaret ettiği eksikler arasında yer aldı.

Kamuya oynayanlardan inciler..

• Evlilik içi tecavüz ve kadınların kocaları ya da sevgilileri tarafından uğradığı cinsel şiddeti görünür kılma çabalarına, cinsel şiddete karşı mücadeleye rağmen, Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) “cinsel hayat terapistleri” partnerlere verdikleri “cinsellik için her zaman isteğe gerek yok.” , “seks görev olarak da başlıyorsa bir zararı yok” gibi önerilerle şiddeti olağanlaştıran ve meşrulaştıran tutumlarını kamuoyuyla da paylaşarak özellikle tecavüzler konusunda yaygın ataerkil mitleri “bilimsel” veriler gibi sunarak azmettirici rol oynadılar.

• Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Selman Esmerer, toplu taşıma araçlarında yaşanan tacizlere ilişkin olarak yaptığı teklifle kadınları, onlara tahsis edilen “pembe metrobüs”lerde izole ederek tacizi engelleme yolunu çözüm olarak sundu. 3-4 karma metrobüse karşılık 1 pembe metrobüs önerisiyle Esmerer, taciz ile patriyarka arasındaki bağı kopararak hem tacizi, erkeklerle kadınların kamusal alanda yan yana durmasının doğal bir sonucu haline getirmiş hem de kadın için ayrı bir alan yaratarak tacizci erkeği değil, tacize uğrayan kadının bir nevi cezalandırılmasını önermiş oldu.
Kocalar, sevgililer öldürmeye, devlet korumaya devam etti…

• 18 yaşındaki Özge Tingir’in kocası İbrahim Tingir, “erkeklerle görüştüğü” bahanesiyle, genç kadının yanlarına döndüğü ailesinin evine zorla girip, 30 yerinden bıçaklayıp, boğazını keserek öldürdü.

• Muğla’da, evinde sigara paketleri bulan kocası tarafından sigara içtiği için dövülen G.Ç. jandarmaya gidip kocası R.Ç.’den şikayetçi oldu. 13 yıllık evliliği boyunca sistematik olarak şiddet gören kadına son olayın ardından gittiği hastanede bir ay iş göremez raporu verildi.

• Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde 25 yaşındaki Sinan Dursun, daha önce de tehdit ettiği lise öğrencisi genç kadını, “aşkına karşılık bulamadığı” gerekçesiyle öldürdü. Kadının içinde bulunduğu okul servisinin önünü keserek pompalı tüfekle ateş eden Dursun’un saldırısı sonucunda iki genç kadın hayatını kaybetti; bir kadın da yaralandı. Olayın ardından kaçan Dursun yakalanamadı. Kızının cenazesinde anne, cenazeye katılan Adana valisi Celalettin Cerrah’a kızının iki yıldır tehdit edildiğini, başvurdukları halde savcılığın kızını neden korumadığını sordu.

altTacize, tecavüze, şiddete ses çıkardılar ama..

• Adana’da cinsel tacize uğrayan 2 kadın öğretmen sürgün edildi. Eğitim-Sen üyeleri de valilik önünde tacizi ve sürgünü protesto etti. Adana Semerkant İlköğretim Okulu’nda görev yapan iki kadın öğretmenler, Okul Müdürü Kadir Yumşak ve hizmetli İsmail Çetinkaya’nın cinsel tacizi nedeniyle İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurdu. Öğretmenlerin şikâyetleri üzerine soruşturma açıldı. Soruşturma sonrasında İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hizmetli İsmail Çetinkaya aleyhine suç duyurusunda bulunuldu ve cinsel saldırı suçlamasıyla 10. Asliye Ceza mahkemesinde dava açıldı. Okul Müdürü Kadir Yumşak için ise “okulun düzenini bozmak” gerekçesiyle ihtar ve aylıktan kesme cezaları verildi. Ancak tacize uğrayan öğretmenler S.T. ve H.G. başka okullara sürgün edildi. Eğitim-Sen Şube Kadın Sekreteri Esra Arslan Kösele, “Bu süreçte, tacize sessiz kalmadıkları, birlikte ses olmayı başardıkları için Milli Eğitim Müdürlüğü’nün şiddetine maruz kalan, yerlerinden edilen, öğrencilerinden koparılan, sürülen yine kadın öğretmenlerimiz olmuştur” diye konuştu.

• 11’i öğrenci 61 kadın hakkında, ”kadına yönelik şiddete hayır!” eylemine katıldıkları gerekçesiyle hem polis hem de rektörlük tarafından soruşturma açıldı. İfade veren kadınlara ”eyleme ne amaçla katıldınız?”, ”Bu eyleme sizi kim çağırdı?” soruları yöneltildi. Haklarında soruşturma açılan kadınlar, bu olayda devletin kadın düşmanlığının bir kez daha su yüzüne çıktığını söylediler.

Devlet(ler) “kadın düşmanlığı”nda “sınır” tanımadı…

• 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle getirilen, yabancıların ‘Türkiye’de geçirdikleri 90 günün ardından giriş çıkış yapmaları zorunluluğu’, en çok çalışma izni olmaksızın çalışan yabancı bakıcı kadınları etkileyecek. 90 gün kalıp bir günü Türkiye dışında geçirdikten sonra geri dönmeleri imkânsızlaşacak olan kadınlar, kayıt dışılıkla mücadele adı altında insan ticaretinin mağdurları haline getirilecekler.

  • Şile’de iki Ukraynalı kadın üç erkek tarafından bir evde silah zoruyla alıkonularak tecavüze uğradı. Kadınlardan birinin kaçmayı başarması ve polise başvurması üzerine yakalanan erkeklerden ikisi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, yalnızca biri “hürriyetten yoksun bırakmak”, “tecavüz ve darp etmek” suçlamalarıyla tutuklanıp cezaevine gönderildi.
  • Türkiye’den İsviçre’ye giderek yerleşen oğlunun eşini ailesine “bakire olmadığı” şeklinde şikâyet eden kadın, Bern-Mittelland Bölge Mahkemesi’nde “cinayete teşvik teşebbüsü” nden mahkûm oldu. Savcı, “açık bir cinayet çağrısı olmamasına karşın, Anadolu’daki sosyokültürel çevre dikkate alındığında, mesaj gayet açık ve net.” dedi.

Yetmez ama…

  • Samsun’da lise öğrencisi 17 yaşındaki genç kadını sokak ortasında elle taciz ettiği iddiasıyla hâkim karşısına çıkan 53 yaşındaki tutuklu, “cinsel istismar” suçundan 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
  • İstanbul Emniyet Müdürlüğü kadına yönelik şiddete müdahale için özel bir ekip kurdu. 100 memurdan oluşan bu ekip, özel bir eğitimden geçirildi. Her ilçeye en az iki memur düşecek şekilde tüm ile dağıtıldı. Sadece bu işle görevli ekibin yarısı, kadın polislerden oluşturuldu. Gönüllülük esasına göre ekiplere giren kişilerin aile içi şiddet geçmişi bulunmamasına dikkat edilmiş.
  • Erzurum’da yoldan geçen kadına sözlü tacizde bulunan Sadrettin G. 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, “Erkek nasıl olur sana göstereyim!” sözünü cinsel saldırı suçu kabul etti.
  • Kırklareli’nde, ilköğretim öğrencisi 3 kız çocuğuna, cinsel istismarda bulunan S.M. hakkında, mağdur çocukların açık kimlik bilgileri tespit edilmeden, görgü tanıklarının ifadeleri ve olay yerinde bulunan meni örnekleri delil olarak gösterilerek dava açıldı. Ancak Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi, mağdurların açık kimliklerinin olmadığı iddianameyi kabul etmedi, iade etti. Adalet Bakanlığı yazılı emir yoluyla devreye girdi. Dosya Yargıtay’a geldi. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, “Suçun mağdurlar üzerinde doğuracağı olumsuz etki göz önüne alındığında, kimlik bilgilerinin tespit edilmemesinin suçun oluşumunu etkilemeyecek olmasına” vurgu yaparak, görgü tanıklarının, çocukların cinsel istismara uğradıklarını görmelerinin, olay yerinde bulunan meni örnekleriyle de şüphelinin DNA’sının uyumlu olmasının, davanın açılması için yeterli görüldüğünü bildirdi. Yargıtay “Esasen ve gerçekte ortada suçun mağdurunun var olduğu, yapılan soruşturmada toplanan delillerin kamu davasının açılmasına ilişkin yeterli şüphe oluşturduğu” yorumuyla, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’nin iade kararını bozdu ve yargılamanın başlaması için dosyayı mahkemeye gönderdi.

Erkek egemen yapının “zafer”i…

Dünya Ekonomik Forumu’nun kadın-erkek eşitliği konusunda yayımladığı yıllık rapor açıklandı. Kadınların sağlık, eğitim, ekonomik güç ve siyasi temsil gibi alanlarda erkekler karşısındaki durumunun ele alındığı rapora göre, Türkiye 134 ülke arasında 126. sırada yer aldı. Türkiye geçen yıl da ‘Toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından en kötü durumda olan ülkeler’ arasında yer almıştı.

 

Yorumlara kapalıdır.