Erkek şiddetine karşı mor nokta …

KARISINI ÖLDÜRMEK İÇİN KADIN KILIĞINA GİRDİ         


Kayseri’nin Melikgazi ilçesi Esenyurt Mahallesi Büyükmenderes Caddesi Feslihan Sokak’ta oturan Cafiye Kaya, etek ve pijama giyip başına eşarp takarak kadın kılığına giren, ayrı yaşadığı eşi Rafet Kaya’nın bıçaklı saldırısına uğradı. Oturduğu eve kaçmak isteyen kadın, boşanma davası açtığı ve bir süreden beri ayrı yaşadığı eşi Rafet Kaya tarafından boğazının bıçakla kesilmesi sonucu yaşamını yitirdi. Olay yerinden kadın kılığında kaçmak isteyen saldırgan koca, yakalanarak gözaltına alındı. Olay yerine gelen Cafiye Kaya’nın kızı Filiz Kaya gözyaşı dökerken annesinin cesedini görmek istedi. Filiz Kaya, “Neden hep kadınlar öldürülüyor? Annem niye korunmadı. Kadına şiddet ne zaman son bulacak?” diye tepki gösterdi. Bir süre önce cezaevinden çıktığı ve inşaatlarda taşeronluk yaptığı bildirilen Rafet Kaya hakkında evden uzaklaştırma cezası kararı olduğu öğrenildi. Kocası tarafından boğazı kesilerek öldürülen Cafiye Kaya ise evlerde temizlik yaparak geçimini sağlıyordu.

______________________________________________________

İŞİTME ENGELLİ KIZ ÇOCUĞUNA 5 ERKEĞİN TECAVÜZÜ

Edirne’de, 14 yaşındaki işitme engelli kız çocuğu Z.K, yaşları 76 ile 24 arasında değişen beş kişinin istismarına uğradı. Z.K.’nın teşhisine rağmen mahkeme, şüphelileri 4 Nisan 2012’de serbest bıraktı. Savcılık ve Çocuk Şube Müdürlüğü ise yasalar gerektirdiği halde Z.K.’yı koruma altına aldırmadı. Devlet kılını kıpırdatmazken, Z.K.’yı ve ailesini tanımayan emekli hâkim Nilgün Kurtoğlu, 22 Mayıs’ta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e e-mail atarak, kız çocuğunun korunmasını istedi. Fakat bu çığlık da işitilmedi. Ve bir hafta önce, kusma belirtileriyle Hastaneye kaldırılan Z.K.’nın 14 haftalık hamile olduğu, yani ‘korunması’ gereken dönemde bir kez daha tecavüze uğradığı anlaşıldı. Halen tedavi gören Z.K.’nın kürtaj sınırını aştığı ve bu işlem için mahkemeden karar beklendiği öğrenildi.
Edirne’nin Çavuşbey Mahallesi’nde, 17 Ocak 1998’de dünyaya geldi Z.K. Dördü kız, yedi kardeşin beşincisiydi. Kardeşler içerisinde, sağır ve dilsiz olan tek çocuktu. Yıllarca bir fırında çalıştıktan sonra emekliliğe ayrılan 55 yaşındaki baba A., cilt kanserine yakalandığından artık çalışamıyordu. 42 yaşındaki annesi S. ise ev kadınıydı. Eve giren tek emekli maaşının 250 TL’si de iki göz odalı eve gidiyordu. Küçük Z.K., Edirne’de Şehit Öğretmen Adnan Tunca İşitme Engelliler İlkokulu’nda okuyordu. Geçen yıl üçüncü sınıfa geçmişti. Edirne Savcılığı’ndaki soruşturma dosyasına göre geçen 2 Nisan’da Edirne Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bir ihbar ulaştı. “Yıkık Hamam civarında kimi kişiler bir kız çocuğuna musallat oluyor” deniliyordu. Bunun üzerine polis, ilkin 14 yaşındaki Z.K.’yı emniyete götürdü. Ardından da Yıkık Hamam adı verilen tarihi ve metruk bölgede, üç şüpheliyi gözaltına aldı. Z.K., 2 Nisan’da, üç öğretmeni ve bir psikoloğun da hazır bulunduğu bir ortamda alınan ifadesinde, ‘çeşitli kişilerin 10-20 TL vererek, kendisiyle zorla birlikte olduklarını’ iddia etti. Aynı gün teşhis yapıldı. Z.K., üç kişiyi teşhis etti.
Bu kişilerden ilki, 1988 doğumlu İran uyruklu M.A.N. idi. İfadesinde, mağaza sahibi olduğunu, o gün Kapıkule Sınırı Kapısı’ndan geçemeyince geri döndüğünü ve Yıkık Hamam civarında durduğunu ve Z.K. ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını savundu. İkinci kişi, Yıkık Hamam yakınında alkol alan 1973 doğumlu kaynakçı M.S.’ydi. M.S. ise “Yıkık Hamam civarında otururken Z.K.’yi gördüm. Yanında M.N.A. vardı. Kız bana içeriyi işaret etti. Yönelmek üzereyken beni engelledi” dedi. Bir diğer şüpheli de M.S.’nin arkadaşı N.E.’ydi. Ve bir gün sonra, 3 Nisan’da, Z.K.’nın tekrar ifadesi alındı. İfadede, Z.K.’nın başkaca kişiler tarafından da suiistimal edildiği sonucu çıkıyordu.
Savcılık, eldeki üç şüpheliyi ‘çocuğun cinsel istismarı’ savıyla tutuklanmaları için Sulh Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Fakat mahkeme, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Yalnızca M.A.N.’ye yurtdışına çıkış yasağı getirildi. Bu arada polis, iki şüpheliyi daha gözaltına aldı. Böylece şüpheli sayısı beşe çıktı. Bunlar 76 yaşındaki Y.D. ile 56 yaşındaki N.A.’ydı. Kendisi de bir işitme engelli olan N.A., ifadesinde, “Ben Y.D.’nin kızla birlikte olduğunu biliyorum. Fakat ben birlikte olmadım” dedi. Bu şüpheliler serbest bırakılırken, dosyaya ulaşan adli tıp raporunda, “Z.K.’nın bedeninde darp ve cebir izi olmadığı, genital bölgede lezyon bulunmadığı fakat eski yırtıklar görüldüğü” saptandı. Buna göre Z.K., 2 Nisan’dan önce istismar edilmişti. Ayrıca Trakya Üniversitesi’nde yapılan incelemede, ‘ruh sağlığının bozulduğu’ tespit edildi. Savcılık bu aşamada, Çocuk Koruma Kanunu uyarınca, Çocuk Mahkemesi’ne başvurarak, Z.K.’yı koruma altına aldırması gerekirken, bu yola başvurmadı. Çocuk Şube Müdürlüğü ve okulu da kılını kıpırdatmayınca Z.K. koruma altına alınmayıp aileye verildi. Bu arada, Edirne’de yaşayan emekli hâkim Nilgün Kurtoğlu, ailesini ve kendisini hiç tanımadığı halde, harekete geçti. Skandalı öğrenir öğrenmez, 22 Mayıs’ta, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e bir e-mail gönderdi. Kurtoğlu, e-mail’de, çocuğun korunmasını istiyordu.
Ne var ki Kurtoğlu’nun bu çabası da sonuçsuz kaldı ve Z.K. koruma altına alınmadı. Geçen 3 Eylül’de Z.K., ‘kustuğu ve burnundan kanlar geldiği’ için hastaneye götürüldü. 14 yaşındaki Z.K.’nın, 14 haftalık, yani 3,5 aylık hamile olduğu belirlendi. Yani, ‘suistimal’ iddiiasıyla soruşturmanın başlatıldığı ve Z.K.’nin, yasalar öyle gerektirdiği halde korunma altına alınmadığı ve emekli hâkim Nilgün Kurtoğlu’nun mektup gönderdiği dönemde tekrar tecavüze uğradığı ortaya çıktı.

 

14 YAŞINDAKİ Z.K. İÇİN BAKAN FATMA ŞAHİN’E SESLENEN AMA SESİ DUYULMAYAN EMEKLİ HÂKİM, “KÜRTAJ İÇİN GEÇ KALINMASIN” DEDİ.

Edirne’de hayatını sürdüren emekli idare hâkimi Nilgün Kurtoğlu, geçen nisan ayında, cinsel istismarına uğradığı halde korunma altına alınmayan Z.K.’nin çığlığını işiten tek kişiydi. Aile ve Sosyal Potikaları Bakanı Fatma Şahin’e “Bu çocuğu koruyun” diye e-posta attı. Kurtoğlu’nun bu e-postası karşılık bulamadan Z.K. bu kez tecavüz sonucu hamile kaldı. Kurtoğlu şimdi öncelikle kürtaj yapılması, ardından Z.K. ve ailesinin korunması gerektiğini söylüyor. Ben halen hâkim olsam ve bu dava tazminat istemiyle önüme gelseydi, idare açısından hiç iyi olmazdı. Çünkü bu olayda, korunma istenmemiş ve dolayısıyla çocuk korunmamış. Bu korunamama nedeniyle mağduriyet yaşamış. Devletin çocuğu koruması gerekiyordu. Aile çocuğu koruyamıyor. O zaman çocuğu korumak idarenin göreviydi. İdare, yükümlüklerini yerine getirmek zorundaydı. Ağır bir ihmal var. Çok üzücü…” Tazminat davasının temeli, caydırıcı olmasıdır. Öyle bir tazminata hükmedilir ki, bir daha idare o ihlali yapmaktan cayar ve önlemlerini alır. O tazminat çok ağırdır. Öyle düşünmek istemiyorum ama maalesef öyle: Bu olayda tüm idareler kusurludur. Ben tüm çocukların korunmayı hak ettiklerini düşünüyorum. Hayata kırık dökük başlamamalılar.” Çocuğunu neden korunmadığı sorusuna idarenin cevap vermesi gerekiyor. Sonuçta idarenin kendi personelini sürekli eğitmesi, yeni olasılıklara hazırlaması, farkındalık yaratması gerekiyor. Sınırlarımızı artık ulusal hukuk değil, uluslararası hukuk belirliyor. Zannediyorum ki idare herhalde bundan sonra çocuğu koruma altına alacaktır. Ailesi kendini koruyamıyor ki çocuğunu koruyabilsin. Çocuğun derhal kürtaj yapılması lazım.”
Bu çocuk 14 yaşında ve hamile… Eğitim hakkı elinden alındı. Çocuk doğurma kararı alınırsa hamile olduğu için okula gidemeyecek. Sonra çocuğu doğurur doğurmaz da satılacak. Umudum o ki koruma kararı çıkar, çocuk kürtaj olur, ruhsal tedaviye alınır. Ailenin de korunması gerekiyor. Evine para girmeyen ve 10 kişinin yaşadığı bir ortamda ne bekliyor bu insanları? Fuhuş ve uyuşturucu…”

 

___________________________________________________

15 YAŞINDAKİ KIZI HAMİLE BIRAKAN ERKEĞE 29 YIL HAPİS

Olay, Bursa merkez Osmangazi İlçesi’nde 2007 yılında meydana geldi. İddiaya göre, aralarında ilişki bulunan kadının 15 yaşından küçük kızı M.T.B.’yi “Annene müzik seti vereceğim” diyerek kandıran Cemal Çubukçugil, daha sonra küçük kıza cinsel tacizde bulundu. M.T.B.’ye tabancasını gösteren Cemal Çubukçugil, olanları kimseye anlatmaması için kızı tehdit etti. Daha sonra M.T.B.’nin annesiyle aynı evde birlikte yaşamaya başlayan Cemal Çubukçugil, 2 yıllık süre boyunca genç kızla birçok kez ilişkiye girdi. M.T.B.’nin hamile kalması ardından ortaya çıkan olay üzerine gözaltına alınan Çubukçugil, sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklandı.Bursa 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’Cinsel istismar’ suçundan hakkında 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan Cemal Çubukçugil, son kez hâkim karşısına çıkarıldı. Daha önceki duruşmalarda 15 yaşından küçük kızla rızası üzerine ilişkiye girdiğini söyleyen ve yapılan DNA testi sonucu genç kızın çocuğunun babası olduğu tespit edilen Cemal Çubukçugil’e ’cinsel istismar’ suçundan 8 yıl hapis cezası verildi. Mahkeme heyeti, sanığın mağdurenin annesi ile aynı evde yaşadığı ve aile büyüğü konumunda olduğu sırada nüfuzunu kötüye kullandığı için bu cezayı 12 yıla çıkartıldı. Ayrıca suçun çocuğa karşı, cebir ve şiddet kullanarak ve birden fazla kez işlenmesi nedeniyle bu ceza da arttırıldı. Mahkeme sanık Cemal Çubukçugil’e toplam 29 yıl hapis cezası verildiğini açıkladı.Ayrıca sanık Cemal Çubukçugil’in kardeşi M.K.Ç.’nin de oğlunun kız arkadaşı olan H.K. ile arkadaşının kızı olan 13 yaşındaki B.B.’ye 2 yıl boyunca tecavüz ettiği iddiasıyla ağır ceza mahkemesinde 45 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına devam ediliyor.

__________________________________________________

İNTERNETTE TANIŞTIĞI KADINATECAVÜZ ETTİ
İstanbul’da ailesi ile birlikte polise başvuran 20 yaşındaki P.A. internet üzerinde tanıştığı bir kişinin tecavüzüne uğradığını söyledi. P.A. poliste verdiği ifadesinde “Onunla 3 ay önce Facebook üzerinde tanışmıştık. Kendisini ‘Muşlu Murat’ olarak tanıtmıştı. Bir süre konuştuktan sonra bir gün İstanbul’a geldi. Beni sevdiğini söylüyordu. O gün birlikte gezmeye gittik. Beni Esenyurt’ta bir arkadaşıyla tanıştıracağını söyleyerek bir eve soktu. Daha sonra bana tecavüz etti.” dedi.
Uçak bileti almaya çalışan zanlı Atatürk Havalimanında yakalandı. Asayiş Şube Müdürlüğüne getirilen Nesih E.’nin memleketi olan Muş’ta evli ve 3 çocuklu olduğu ortaya çıktı. Poliste ifade vermeyerek “Susma” hakkını kullanan Nesih E. çıkarıldığı Küçükçekmece adliyesinde tutuklanarak cezaevine gönderildi.

“İNSAN CANINBIN KIYMETİ YOK.. HELE KADININ HİÇ!”

 

Gaziantep’te yaşayan Asiye Deveci, “görücü usulü” tanıştığı Mehmet Altunay ile 25 yaşında evlenir. Ortaokuldan terk genç kadının “evlenme vakti” gelince başka seçeneği yoktur: “Tutucu bir ailem vardı. Arkadaşlık yapmak ayıptı.”Genç kadın, muayenehanelerde çalışarak para kazanırken kocası, çoğu zaman işsizdir. Deveci’nin annesi 2003’te evini satınca, kocası evin parasını ister. Vermek istemeyen genç kadın, kocasının uyguladığı şiddetin kurbanı olur. Bu olayın ardından boşanma davası için avukata vekâlet verdikten sonra kızlarını da alarak Balıkesir’e akrabalarının yanına gelir: “Çalışmaz, dayak atar. Boşanmak isteyince bırakmadı peşimi.”
Boşanmaya ikna olan Mehmet Altunay, Edremit’e gelip gitmeye başlar. Asiye Deveci, iki çocuğuyla yaşam mücadelesi vermektedir. Genç kadın, bir süre sonra Gaziantep’e dönmeye karar verir. Evlerinin adresini eski kocası bilmez ama öğrenmek için elinden geleni yapar: “Adı baba ya, kızları görme hakkı var. Hafta sonu görüşüyorlardı ama evin yerini bilmiyordu. Barışmak istiyordu. Bir gün sokakta, ‘Neden kızlarımı göstermiyorsun’ diyerek gırtlağıma yapıştı. Maksat, adımını evden içeri atmak.”
Tacizlere dayanamayan Deveci, adresi vermek zorunda kalır. Mehmet Altunay böylece, adımını yeniden eve atmış olur. Bir gün bir inşaatın tepesinden telefon açar: “Yanında çalıştığı doktorların araya girmesiyle, Altunay çocukları geri getirir. Çift, nikahsız birlikte yaşamaya başlar. Resmi nikah yaptırmak istemeyen Deveci, evin yükünü tek başına sırtlanmaya devam eder. Gaziantep’ten uzaklaşırlarsa her şeyin daha iyi olabileceği inancıyla genç kadın borç para temin ederek ailenin Muğla’ya taşınmasına ön ayak olur. Ancak bir gün, Altunay’ın Kuzey Irak’a çalışmaya gitmek için para istemesiyle canına tak eder: “Sürekli para bulmamı istiyordu. ‘Otobana mı çıkayım, yeter’ deyince, ‘Sen çıkarsın’ dedi. ‘Kocama para yetiştiremediğimi söyleyerek çıkarım’ deyince ağzımı burnumu kırdı.”
Genç kadın biriktirdiği 500 lirayı vereceğini söyler ama aynı gecenin sabahı evden kaçar: “Hemen otogara o parayla bilet almaya gittim. Kızlarımı da sonradan yanıma aldırdım.” Böylece anne ve iki kızı yeni bir hayata başlar. Eski koca ise, bir süre sonra ziyaretlerine devam edecektir. Altunay’ın iki ay önce genç kadına zorla bıçak vererek onu bıçaklamasını istemesinin üzerine Deveci, koruma talebiyle Edremit Savcılığı’na başvurur: “‘Can güvenliğim yok’ yazdım. Savcılık, dilekçeyi kaymakamlığa götürmemi istedi. Oradan da karakola gönderildim. Karakolda üstünde telefon numaraları yazılı bir kağıt verdiler. ‘155’i arayın, ulaşamazsanız bunu arayın’ yazıyor. Bıçaklanmam mı lazımdı koruma vermeleri için?” Olay günü, eski koca genç kadını iş yerinden arayarak görüşmek istediğini söyler. Asiye Deveci gitmek istemez ama Altunay çocuklar hakkında konuşmak istediğini belirterek ısrarcı olur. Genç kadın kızlarına telefon açar ama “içi bir tuhaf olunca” vazgeçer: “‘Gelmeyin annem, geri dönün‘ dedim. Herhalde içime doğdu.”
Deveci’nin önerdiği kafede oturmak istemeyen Altunay, başka yere geçer. Ancak oturdukları yerden Altunay’ın bir adamın bakışlarından “huylanması” nedeniyle kalkarlar. Çift, parkta bir banka oturur. “Yaptıklarının hesabını sormaya geldim” diyen adam, cebinden bıçak çıkarır:
“O bıçağı çıkardı ki… İçim cız etti. Gırtlağıma sol eliyle yapıştı. Bıçağı saplıyor, saplıyor… Hortumdan su nasıl akar, kan öyle akıyor benden… ‘Ya barışacaksın ya da tekrar bıçaklarım’ diyordu. ‘N’olur beni iki kızıma bağışla’ diyordum.”
Deveci, şimdi hem ruhsal hem fiziksel tarifi zor acılar içinde. “İnsan kaderini kendi değiştirebiliyormuş, bunu öğrendim.” diyor. Ve bunca zaman çığlığını duymayan yetkililere veryansın ediyor: “Üç ay önce bir görüşmemiz öncesinde karakolda buluşmak isteyerek polislere can güvenliğimin olmadığını anlattım. Ya karakolda ya da kapının önündeki banklarda konuşmak istedim. ‘Başka yerde konuşun’ dediler. İnsan canının hiç kıymeti yok. Hele kadının, hiç…”

______________________________________________________

TECAVÜZ EDEN ADAMIN BAŞINI KESİP KÖY MEYDANINA ATTI

Olay, Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Koruyaka Köyü’nde meydana geldi. 2 çocuk annesi ve 5 aylık hamile olduğu belirtilen Nevin Yıldırım’ın eşi İsmail Yıldırım, 8 ay kadar önce çalışmak için Antalya’nın Demre İlçesi’ne gitti. Evde 2 çocuğuyla kalan Nevin Yıldırım’ın kayınpederi İlyas Yıldırım ‘ın kız kardeşi ile evli olan ve aynı köyde oturan evli ve 2 çocuk babası 35 yaşındaki Nurettin Gider, iddiaya göre evine gittiği Nevin Yıldırım’a zaman zaman silah zoruyla tecavüz etti. Köyde dedikodu yayılması üzerine Nevin Yıldırım şikayetçi olacağını söyledi. Nurettin Gider, “Elimde, uygun olmayan fotoğrafların var. Bunu köye, herkese yayarım” tehdidiyle Nevin Yıldırım’la birlikte olmayı sürdürdü.

Nevin Yıldırım, “Birlikte kaçalım” diyerek evine çağırdığı Nurettin Gider ile tartıştıktan sonra aldığı av tüfeğiyle onu cinsel organından yaraladı. Yaralı halde kaçmaya çalışan Nurettin Gider, evin önündeki yaklaşık 2,5 metre yüksekliğindeki damdan düştü, ardından bahçe duvarından atlamak isterken düşüp duvarın dibine yığıldı. Arkasından giden Nevin Yıldırım, birkaç kez daha ateş ettikten sonra Nurettin Gider’in kafasını kesici bir aletle ayırarak, bir çuvala koydu.

Olay yerinden yaklaşık 200 metre kadar ilerideki köy meydanındaki kahvenin önüne giden Nevin Yıldırım, burada oturanlara bağırarak, “Arkamdan konuşmayın. Namusumla oynamayın. İşte namusumla oynayanın kellesi” diyerek, çuvalın içindeki Nurettin Gider’in başını köy meydanına attı. Gördükleri karşısında şoke olan köylüler, olayı jandarma ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine kısa sürede köye giden jandarma ekipleri, hiçbir şey olmamış gibi tüfeğini omzuna takarak evine dönen Nevin Yıldırım’ı gözaltına aldı. Nevin Yıldırım, güvenlik güçlerine Nurettin Gider’in bedeninin yerini gösterdikten sonra jandarma karakoluna götürüldü. Geniş güvenlik önlemi alınan köyde, sağlık ve güvenlik ekiplerinin incelemesi ardından Nurettin Gider’in cesedi, Yalvaç Devlet Hastanesi morguna götürüldü. Burada yapılan ilk inceleme ardından Gider’in cesedi ve kesik başı, ayrıntılı otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Isparta Barosu, halen sorgusu süren Nevin Yıldırım’ın savunmasını üstlenmek ve ifade verirken yanında bulunmak üzere bir avukat görevlendirdi. Avukat, hamile olan Nevin Yıldırım’ın karnındaki bebeğin babasının belirlenmesi için DNA testi yapılmasını istedi.

Nevin Yıldırım’ın babası Zekeriya Yıldız DHA muhabirine, öldürülen Nurettin Gider’in uzun süreden bu yana kızına sözlü ve cinsel tacizde bulunduğunu öğrendiğini belirterek, şöyle konuştu: “Kızımın artık canına ‘tak ettiği’ ve intihar etmeyi düşündüğünü, ‘İntihar etmeden önce bari namusumu temizleyeyim’ diye bu cinayeti işlediğini öğrendim. Kızım, daha önce bize bu konuyla ilgili bir şey söylemedi. Söylese başka türlü hallederdik. Kızımın biri 6, diğeri 2 yaşında 2 çocuğu var, bir de karnında var. Benim kızım böyle bir cinayet işleyecek insan değildi, ama canına tak demiş.” Zekeriya Yıldız, damadı İsmail Yıldırım’ın 5-6 aydan bu yana Antalya’nın Demre İlçesi’ndeki bir taş ocağında çalıştığını, bu nedenle kızının evde çocuklarıyla yalnız kaldığını ekledi.

 

______________________________________________________

35 SANIKLI CİNSEL İSTİSMAR DAVASINDA 19 ÖĞRENCİ SERBEST KALDI

 

Adapazarı’nda 3 ay önce 14 yaşındaki Ö.C.’ye, aralarında iki polis müdürünün de bulunduğu 31’i öğrenci 35 kişinin cinsel istismarda bulunmasıyla ilgili davaya dün Sakarya 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşma öncesi adliye önüne gelen kadın örgütleri Ö.C.’ye destek verdi. Sakarya Kadın Platformu açtıkları pankartla olayın takipçisi olacaklarını ilan etti. Platform adına açıklama yapan Özgül Karaman, “Fethiye ve N.Ç. davalarında adalete olan güveni sarsan sonuçlardan sonra, bu davanın takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz. Gelenekselleşen taciz ve tecavüz sisteminin ortadan kalkması için atılan her adım hayati önem taşımaktadır” dedi. Açıklama sırasında, davada tutuklu olarak yargılanan ve yaşları 18’den küçük olan çocukların aileleri tepki göstererek kendi çocuklarının da mağdur olduklarını öne sürdü.Aralarında 2 emniyet müdürü ve 18 yaşından küçük öğrencilerinde olduğu 35 kişinin cinsel istismarına uğradığı iddia edilen 14 yaşındaki Ö.Ç.’nin davasının ilk duruşmasında tutuklu yargılanan 19 öğrenci gece geç saatlerde tahliye edildi. Bu kararla dava kapsamında tutuklu sanık kalmadı.

Sakarya 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve yaklaşık 15,5 saat süren dava saat saat 00.15 sıralarında sona erdi. Mahkeme, emniyet müdürü N.Ş.’nin firari olduğu davada, tutuklu yargılanan 19 kişinin tahliyesine karar verdi. Mahkeme, tahliyeye gerekçe olarak sanıkların yaşlarının küçük, cezaevinde tutuklu kaldıkları süre ve delillerin toplanmasını gerekçe gösterdi. Tahliye kararını öğrenen tutuklu yakınları büyük sevinç yaşarken ailelerin çocuklarını cezaevinden alabilmek için gece yarısı Sakarya Cezaevine gitti. Tahliye edilen 19 kişinin, Ö.C.’ye cinsel istismarda bulunanlar olduğu iddia edildi.

_______________________________________________________

 

KADINA ERKEK ŞİDDETİNİN VESİKALIK FOTOĞRAFI

Mersin’in Tarsus İlçesi’nde 36 yıllık eşi M. C.’den 3 yıldır şiddet gördüğünü söyleyen 2 çocuk annesi 52 yaşındaki N. C., bir fotoğraf stüdyosuna gidip moraran gözü ve vücudundaki morlukların fotoğrafını çektirdi.

Kamyon şoförü eşinin 3 yıldır bir başka kadınla ilişkisi olduğunu, buna karşı çıktığı için de sürekli dayak yediğini söyleyen N. C., Cumhuriyet Savcılığı’na yapacağı suç duyurusunda delil olsun diye stüdyoda kamera karşısına geçti. Tekme, tokat ve sopayla dövülen N. C., moraran yüzü ve vücudundaki morlukları gösteren fotoğrafları karta bastırdı. Adliyeye başvurmak için dosya hazırlayan C., “Yuvamız yıkılmasın diye bugüne kadar şikayetçi olmadım, ama artık dayanacak gücüm kalmadı. Yediğim dayakların cezasız kalmasını istemiyorum” dedi.

____________________________________________________

AYRILMAYI KABULLENMEYEN ERKEK DEHŞET SAÇTI

Olay, Çınarlı Diş Hastanesi yakınlarında meydana geldi. Gülay Dilaslan, bir süre birlikte yaşadığı T.Ö.’den ayrılmak istedi. Bunu kabullenemeyen T.Ö., sürekli aradığı ve yolunu kestiği Dilaslan’ı tehdit etti. Tehditlere daha fazla dayanamayan Gülay Dilaslan, Bayraklı Adliyesi’nde savcılığa suç duyurusunda bulunmak için yanına kızları Derman Çevik, Remziye Çevik ve damadı Ferhat Kurtuluş’u da alarak yola çıktı.
T.Ö., adliyeye gittiklerini öğrendiği Ferhat Kurtuluş yönetimindeki 35 HP 285 plakalı otomobili takip etmeye başladı. T.Ö.’nün tehditlerine aldırış etmeden yoluna devam edip durmayan Ferhat Kurtuluş, sokak aralarında izini kaybettirmek için kaçmaya başladı. Diş hastanesi önüne kadar süren kovalamaca sonunda T.Ö., aracıyla Kurtuluş’un kullandığı otomobile çarptıktan sonra önünü keserek durmasını sağladı. T.Ö., daha sonra, elinde bıçakla inerek saldırdığı Gülay Dilaslan, kızları Derman Çevik, Remziye Çevik ve damadı Ferhat Kurtuluş’u çeşitli yerlerinden yaraladı.

GARDİYAN AYAĞI ALÇILI MAHKÛM KADINA TECAVÜZ ETTİ

Ankara Sincan Cezaevi’nde görevli 55 yaşındaki gardiyanın hırsızlık suçundan cezaevine giren 22 yaşındaki kadın mahkûma tecavüz ettiği iddia edildi. Kadın mahkûm gardiyandan davacı oldu. Yaklaşık 8 ay önce Sincan Cezaevi’ne giren iki çocuk annesi T.K., kaldığı koğuşta bacağını kırıp hastanelik oldu. Cezaevi içindeki hastaneye kaldırılan T.K’nın bir bacağı alçıya alındı. İddiaya göre, öğle tatili sırasında B.E. adlı gardiyan, yatalak haldeki T.K’ya tecavüz etti. T.K’nın çığlıkları üzerine görevliler odaya girdi, olaya tanık oldu. Olayın ardından T.K.’ya refakat etmesi için kız kardeşi hastaneye çağrıldı.

Tecavüz olayını kardeşine anlatan TK, “Ben burada devlete emanetim” diyerek B.E.’den şikâyetçi oldu. Sincan Cumhuriyet Savcılığı’nın cezaevi hastanesinde çalışan personel ve olaya tanık olan herkesin ifadesini aldığı öğrenildi. Hastanede T.K’ya refakat eden kız kardeşi K.A. çok konuşulacak bir iddiada bulundu. K.A., “B.E. asıl görevli olan gardiyanı yemeğe gönderip ablama tecavüz etmiş. Ablam ayağı alçılı olduğu için çaresiz kalmış. Olayı kapatmaya çalışıyorlar. Biz sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi.

 

________________________________________________________

TÜRK ERKEK YOLCU UÇAKTA YANINDAKİ KOLTUKTA UYUYAN KADINA CİNSEL TACİZDEN GÖZALTINA ALINDI

ABD’de bir Türk vatandaşı, Phoenix-New Jersey seferini yapan United Airlines uçağında yanındaki koltukta uyuyan kadın yolcuyu taciz ettiği gerekçesiyle gözaltına alındı. Cinsel taciz suçundan yargılanan 48 yaşındaki B.A.’nın, Newark havaalanında nezarete alındıktan sonra mahkemeye çıkarıldığı belirtildi. Savcılığın iddiasına göre, Pazartesi gecesi gerçekleşen olayda, B.A., pencere kenarındaki koltukta uyuyan kadın yolcunun göğüs ve bacaklarını elledi. Uyandığında yanındaki yolcunun bir elini gömleğinin içinde, diğerini de eteğinin altında bulan kadının ifadesine göre, nefes nefese olan B.A. kendisinden onu öpmesini istedi. Kadının bu durumu uçuş personeline bildirmesinin ardından B.A. uçakta gözaltına alındı, iner inmez de federal polise teslim edildi. B.A.’nın ilk duruşmada konuşmadı ve hâkim kefalet ücretinin belirlenmesi için duruşmaların sürdürülmesine karar verdi.

BOŞANMAK İSTEYEN KADINI KOCASI BIÇAKLADI

Asiye Altunay, 12 yıl önce M.A. ile evlenip Gaziantep’e gitti. Çiftin burada iki kız çocukları dünyaya geldi. Daha iyi bir yaşam umuduyla Muğla’ya taşınan çift arasında, iddiaya göre zamanla şiddetli geçimsizlik başladı. Bunun üzerine Altunay, 3 ay önce, eşyaları bir kamyona yükletip, iki çocuğuyla birlikte Edremit’teki baba ocağına döndü. Genç kadın, eşine boşanma davası da açtı. M.A., birkaç kez eşine telefon edip, evine dönmesini istedi. Ancak genç kadın eşinin bu çağrısını reddetti. Bunun üzerine M.A., 2 gün önce Edremit’e geldi. Eşine teklifini yineleyen M.A., çocuklarını alıp, bir süre gezdirdi. Eşine bir kez daha telefon eden M.A., evine dönmesini isteyip, konuşmak için Şehitler Parkı’na çağırdı. Parkta buluşan çift arasında tartışma çıktı. Tartışmanın uzaması üzerine M.A., cebinden çıkardığı komando bıçağını eşine rastgele saplamaya başladı. Kadının acı içinde feryatlarını duyan yakındaki, yerel yayımlanan Önce Körfez Gazetesi’nin muhabiri 29 yaşındaki Ateş Akaydın koşarak hemen olay yerine geldi. Önce fotoğraf çeken, ne olduğunu anlamaya çalışan Akaydın, daha sonra olaya müdahale edip M.A.’dan yaralı kadını bırakması istedi. Akaydın, bu arada elindeki bıçağı kendisine doğru tutup, tehditler savuran M.A.’ya çantasından çıkardığı biber gazını sıkıp, çevredekilerin de yardımıyla etkisiz hale getirdi. M.A., bu sırada gelen polisler tarafından gözaltına alındı. Vücudunun çeşitli yerlerine isabet eden 8 bıçak darbesiyle yaralanan kadın, ambulansla kaldırıldığı Edremit Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı. Altunay’ın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu bildirildi.

________________________________________________

ŞAMPİYON SPORCU SPOR SALONUNA GELEN MÜŞTERİSİ KADINI TECAVÜZDEN TUTUKLANDI

Geçen ay Dünya Profesyonel Kick Boks Birliği’nin Yunanistan ‘ın Selanik kentinde düzenlediği şampiyonada Türkiye ‘yi temsil eden ve 85 kiloda gümüş madalya alan B.K., Zonguldak’ın Devrek İlçesi’nde spor salonuna gelen müşterilerinden E.T.’ye tecavüz etmekle suçlandı. E.T., B.K.’nın kendisini evine davet edip burada tecavüz ettiğini iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulundu. B.K., polis tarafından gözaltına alındı. B.K., çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğü belirtildi.

_____________________________________________________

KOCASI DÖVEREK ÖLDÜRDÜ

Mersin’de 6 gün önce eşi tarafından darp edildiği gerekçesiyle hastaneye kaldırılan kadın, hayatını kaybetti. Yaklaşık 3 ay önce eşi Kamer Ü. (58) ile Toroslar ilçesi Çavuşlu Mahallesi’ndeki evlerinde tartışan A.Ü. (60), evden ayrıldı. 5 Temmuz Pazar günü evde tekrar bir araya gelen A.Ü, eşiyle tartıştı. Eşi tarafından darp edilen 3 çocuk annesi Kamer, çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine gelen 112 Acil Servis ekiplerince Mersin Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Bir süre önce de kalbinden ameliyat olduğu öğrenilen Kamer Ü, 6 gündür tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

_____________________________________________________

DOWN SENDROMLU KIZINA BABA TECAVÜZÜ GÖRMEZDEN GELİNDİ

İstanbul ‘da, zihinsel engellilerin devam ettiği bir okulda eğitim gören Ö.Ö., karnının ağrıdığını söyleyince ailesi tarafından doktora götürüldü. Muayenede down sendromlu Ö.Ö.’nün hamile olduğu anlaşıldı. Anne ve babası polise başvurdu ve soruşturma açıldı. Kartal Adli Tıp’tan rapor alındı ve bebeğe kürtaj yapıldı.
Raporda ‘Ö.Ö.’nün bakire, ultrason raporuna göre de gebe olduğu’ bilgisine yer verildi. Cenin üzerinde yapılan DNA testinde ise bebeğin yüzde 99.99 ihtimalle genç kızın babası A.Ö.’den olduğu tespit edildi. ‘Kızına cinsel istismarda bulunmadığını, durumu savcılığa da kendisinin ihbar ettiğini’ söyleyen baba cezaevine gönderildi.
Ö.Ö. ile öğrenim gördüğü okulda psikolog, formater öğretmen ve sınıf öğretmeninin katılımıyla görüşme yapıldı. Genç kız, babasının gece yanına geldiğini, kendisini öptüğünü, karnını ağrıttığını söyledi. Ö.Ö. ‘Bu kötülüğü sana kim yaptı?’ diye soran polise de istismarı anlattı.
Ö.Ö.’nün öğretmeni ise verdiği ifadede, kürtaj sonrası bu olayı kimin yapmış olabileceğini sorduğu annenin ‘Bilmiyorum, herkes olabilir, babası eve alkollü geliyor. Babası bile olabilir’ dediğini aktardı.
Baba A.Ö., Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi ‘nde yargılandı. Mahkeme babayı, ‘Vücuda organ veya sair bir cisim sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 15 yıl hapisle cezalandırıldı. Mahkeme, yasada öngörülen cezanın en üst sınırından babayı cezalandırmış oldu.
Dosya temyize gitti. 14. Ceza Dairesi ise ilginç bir karara imza atarak tecavüzü görmezden geldi. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nce, 1’e karşı 4 oyla verilen kararda, Adli Tıp’tan alınan raporda ‘Mağdurenin kızlık zarının ince kenarlı olup duhule müsait olmaması ve mağdurenin bakire olması’ ifadelerinin yer aldığı hatırlatıldı.
Bu nedenle sanığın eyleminin ‘çocuğun basit cinsel istismarı’ suçunu oluşturduğu belirtildi. Daire, ‘sanığın vücuda nasıl organ soktuğu açıklanmadan, çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan ceza verilemeyeceğini’ belirtti. Daire kararı, cezada indirim yapılması gerektiğini de içeriyor. Baba, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi ‘nde yeniden yargılanacak.
Bir üye hakim ise karara muhalefet etti. Söz konusu hakim, mağdurenin Adli Tıp kararı öncesi çizdiği bir resimde S. adlı bir kıza yer verdiğini belirtti. Ö.Ö.’nun resimdeki kızı kendisiyle özdeşletirdiğini ve ‘Babasının S.’ye yaptıklarını’ anlattığını kaydeden hakim, ‘Babası olan sanık A.Ö. tarafından hamile bırakıldığı tespit edildi. Eylemin kızlık zarı bozulmayacak biçimde vajinal yoldan organ sokmak suretiyle işlendiği anlaşılmıştır’ ifadelerini kullandı.
14. Ceza Dairesi, Mardin’de 26 kişinin istismarına uğrayan 13 yaşındaki N.Ç. davasında verdiği kararla da dikkat çekmişti. Daire, yerel mahkemenin ‘Mağdurenin sanıklarla rızasıyla birlikte olduğu’ yönündeki kararını onamıştı. Aynı daire, anal ve oral seksi, şiddet içeren, hayvanlarla, ölülerle ilişki gibi ilişki türleriyle bir tutmuştu. Bu yorumunu kanundaki ‘doğal olmayan ilişki’ ifadesine dayandıran Daire, evinde anal ve oral seks görüntüleri içeren CD bulundurana 1- 4 yıl arası hapis cezası verilmesini istemişti.

İKİ AİLENİN ORTAK TECAVÜZ PLANI

Muğla’nın Fethiye ilçesinde yaşayan Ö.A., nişanlısından ayrılmak istedi. Kararını nişanlısı T.G. ile annesi S.A. ve babası S.A’ya anlattı. Karara karşı çıkan Ö.A.’nın anne ve babası, iddiaya göre kızlarına T.G. ile evlenmesi konusunda baskı yaptı. T.G. de nişanlısının ayrılma isteğini babası N.A’ya anlatarak yardım istedi. Bunun üzerine bir araya gelen iki ailenin fertleri, çiftin evlenmesi için birlikte hareket etmeye karar verdi. İki aile fertleri akıl almaz bir plan yaptı. Ö.A. nişanlısının ailesi tarafından bir odaya kilitlendi. Kilitlendiği odada kendisine tecavüze kalkışan T.G’ye 3 saat direnen Ö.A., kaçmayı başarıp jandarmaya sığındı. Korkunç plana onay veren T.G’nin babası N.G. (58), ağabeyi Y.G. (33) ablası S.G. (35), ablasının eşi H.G. (40), halası H.C. (58), halasının oğlu Ç.C. (34) ile genç kızın annesi S.A. (43) ile babası S.A. (44) tecavüze yardım ve yataklık suçundan çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

__________________________________________________

NORMAL DOĞUM ISRARI ÖLDÜRDÜ

Sancıları tutan Şükrüye Tuğ, dün Başakşehir Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Burada bebeğin anne karnında zehirlendiği söylendi, Halkalı Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Bu hastaneden de yer olmadığı gerekçesiyle Zeytinburnu Semiha Şakir Doğumevi’ne sevk gerçekleşti.

Şükrüye Tuğ’a, burada anne ve çocuğun sağlık durumunun iyi olduğu söylenerek saat 22.00 sıralarında doğuma alındı. Yakını Zeynep Tuğ, sonrasını şöyle anlattı: “Söylendiğine göre anne orada iki defa bayılıyor. Yüksek tansiyonu varmış. Buna rağmen normal doğumda ısrar ediyorlar. Üçüncü kez bayıldığında anneyi mecburen sezeryana alıyorlar. Ameliyat bittiğinde yoğun bakıma alıyorlar ve bugün sabah saatlerinde bize öldüğünü söylediler. Bebek bayılma esnasında anne karnında oksijensiz kaldığı için yoğun bakıma alınıyor. Şu an halen yoğun bakımda.”

Savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını belirten Tuğ, “Sezeryan başta yapılabilirdi. Baştan itibaren sezeryana alınabilseydi böyle olmayabilirdi” dedi.

Şükrüye Tuğ’un eşi Ziya Tuğ, “Normal doğum olacağı ve hiçbir problem olmadığı söylendi. Başbakanımız sezeryana karşı olduğunu söylemişti. Ama işte sezaryen olmadığı için eşimi kaybettim. Bebeğim yoğun bakımda. Onun da hayati tehlikesi var. Ben gereken mercilere dilekçemi verdim. Şikayette bulundum. Ben kimseyi suçlamıyorum. Ama kusuru olanlar bulunsun, bunu istiyorum” dedi.

_________________________________________________

DİLAN’I KİM ÖLDÜRDÜ?

Adana’da 18 yaşındaki Dilan Biçen’in cesedi sulama kanalında bulundu. Genç kızın sevdiği gencin, ağabeyi ve amca çocukları tarafından gözlerinin önünde dövüldüğü, kendisinin de buna öfkelenerek 4 metre derinliğindeki kanala atlayıp intihar ettiği öne sürüldü. Polis, genç kızın intihar mı ettiği, yoksa aile meclisi kararıyla infaz mı edildiğini ortaya çıkarmak için araştırmalarını sürdürüyor.
Suyu kesilen kanalda sabah saatlerinde yapılan aramada Dilan Biçen’in cesedi olay yerinden yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bulundu. ’Silahla vurulup, kanala atıldı’ ihbarı nedeniyle ceset incelendi. Ancak, kurşun yarasına rastlanmadı. Ağzından kan sızan Dilen Biçen’in cesedi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı.

_____________________________________________

ERKEK UZAKLAŞTIRMA KARARINA RAĞMEN KARISINI ÖLDÜRDÜ

Haberin Fotoğrafları İçin Tıklayınız!

 

Olay Göktürk Ceviz sokak içerisinde bir marketin önünde meydana geldi. Bir arkadaşı ile sokak içerisinde bulunan sağlık ocağına giden Ayten Taşdelen, 1 ay önce polise giderek şikayetçi olduğu eşi Yaşar Taşdelen’in silahlı saldırına uğradı. Kurşun mermisiyle başından yaralanan Ayten Taşdelen’e ilk müdahaleyi sağlık ocağından çıkan doktorlar yaptı. Hastaneye sevk edilen Ayten Taşdelen, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Taşdelen’e müdahale eden sağlık çalışanı, “Biz vardığımızda nabız yoktu. Müdahale ettik elimizden geleni yaptık ve hastaneye sevk ettik. Başından vurulmuştu. Ölmüştü” dedi.
Polis olay sonrası firar eden Yaşar Taşdelen’i kısa süre içerisinde yakaladı. Olay yerinde incelemelerde bulunan Cinayet Büro dedektifleri, 5 adet boş kovan buldu. Ayten Taşdelen’in yaklaşık 1 ay önce eşinden şiddet gördüğü gerekçesiyle karakola giderek şikayetçi olduğu ve Yaşar Taşdelen’in hakkında “evden uzaklaştırma” kararı bulunduğu öğrenildi.Bu video 1008 kez izlenmiştir.

_____________________________________________________

BOŞANDIĞI KADINI KIZGIN YAĞLA HAŞLANDI, TUTUKSUZ YARGILANIYOR

Kendisine şiddet uygulayan eşi 24 yaşındaki Veysi Oral’dan 10 ay önce boşanan 22 yaşındaki Dilek Kanyılmaz, ailelerin araya girmesi ve 2,5 yaşındaki kızının babasız büyümemesi için, bir daha böyle davranmayacağı sözü üzerine Buca Gediz Mahallesi’ndeki evine geri döndü. Gece çift arasında, ayrı yaşadıkları dönemle ilgili tartışma çıktı. Bu sırada Veysi Oral, iddiaya göre eşinin üzerine, mutfakta tencere içerisinde duran kızgın yağı döküp kaçtı. Dilek Kanyılmaz, hastaneye kaldırılıp tedaviye alındı.
Boşandığı eşi Veysi Oral’ın bazen yüzüne yumruk attığını, bezen kolunda sigara söndürdüğünü, bacağından tornavida ile yaraladığını öne süren Dilek Kanyılmaz şunları anlattı:
“Ben yatmaya gitmiştim, o sırada eşim tencerede yağı kızdırmış, beni çağırdı. Bana ayrıyken gezmek için Çankaya’ya gidip gitmediğimi sordu. Ben de ‘hayır’ dedim, yeminler ettim. Ondan sonra inanmadığını söyleyip yağı üzerime döktü. Eşimden sürekli şiddet gördüm. Ayrılıp tekrar bir araya geldik, her seferinde şiddeti daha da arttı. Ailelerin araya girmesiyle tekrar barıştık. Gözlerimi de eşim yumruk atarak morarttı. Boşanmadan önce koruma talebinde de bulunmuştum.”
Olaydan iki gün sonra polise teslim olan Veysi Oral ise ifadesinde, tavada yumurta yaptığı sırada, içerisindeki yağın kazayla eşinin üzerine döküldüğünü söyledi. İşlemlerin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen Oral tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Uzun süre hastanede yatan kadın ise, tedavisi tamamlandıktan sonra annesiyle yaşadığı eve gönderildi. Dilek Kanyılmaz, mahkeme kararıyla koruma altına da alındı.

Olayı soruşturan savcı, tutuksuz sanık Veysi Oral hakkında ‘Tehdit, kötü muamele ve yaralama’ suçlarından 2,5 yıl ile 8 yıl arasında hapis cezası istemiyle Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açtı. Yargılamaya önümüzdeki günlerde başlanacağı belirtildi.

__________________________________________________

YARGITAY’DAN CİNSİYETÇİ KARAR               

D.B ve G. B 24 Temmuz 1998’de evlendi. Çiftin iki yıl sonra bir çocukları oldu. Çiftin evliliğinde 2000’li yılların ortasında sorunlar çıkmaya başladı ve 2007’nin sonuna doğru ayrı yaşamaya başladılar. Çiftin ayrı yaşadığı süreçte G.B., şiddetli geçimsizlik gerekçesi ile mahkemeye boşanma başvurusunda bulundu. Üsküdar 3. Aile Mahkemesi boşanma talebini reddetti ve bu karar Yargıtay’da da onandı. Daha sonra D.B., eşi G.B.’nin başka bir erkekle ilişkisi olduğu ve birlikte yaşadıkları iddiası ile Kasım 2010’da mahkemeye boşanma başvurusunda bulundu.Üsküdar 2. Aile Mahkemesi’nde görülen davada D.B. tarafı iddialarını mahkemeye delilleri ile birlikte sundu. G.B.’nin görüştüğü M. H. ile olan 52 sayfalık telefon dökümü, SMS görüşmeleri, birlikte tatile gittiklerine ilişkin görüntüler mahkemeye sunuldu. Mahkeme 23 Kasım 2011 tarihli kararında çiftin boşanmasına karar verdi. Mahkeme çocuğun velayetini ise babanın da rızası ile anneye verdi. Annenin nafaka talebini yerinde bulmazken çocuğa babası tarafından aylık belli bir nafakanın (300 TL) verilmesini hükmetti. Mahkeme boşanma kararında gerekçe olarak ise şu hususlara yer verdi: “Mutat olmayan saatlerde ve yoğun bir şekilde yapılan görüşmelerin hayatın olağan akışına uygun görülemeyeceği, keza dosyaya ibraz edilen mesaj dökümleri de gözetildiğinde, davalı (G.B.) ile, M. H. arasında bir ilişkinin yaşandığının anlaşıldığı, davalının evli bir kadın olduğu düşünüldüğünde bu davranışların ‘sadakatsizlik’ olduğu anlaşılmış; davacının haklı olduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, davalının kusurlu davranışları ile buna sebebiyet verdiği, davacının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi gerekmiştir.” G.B.’nin avukatı ise nafaka talepleri reddedildiği için yerel mahkemenin kararını temyize götürdü. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nde görülen davaya ilişkin karar 26 Haziran’da alındı. Üst mahkeme, yerel mahkemenin verdiği boşanma kararını oybirliği ile bozarken gerekçe olarak ise şu hükmü yer verdi: “Davacı kocanın boşanma davası ‘haysiyetsiz hayat sürme’ sebebine dayanmaktadır. Haysiyetsiz hayat sürmenin varlığından söz edilebilmesi için ve bu sebeple boşanma kararı verilebilmesi için eşin sosyal hayatta, toplumun genel değer yargıları ile çatışan olumsuz nitelikte kabul edilen davranışının süreklilik göstermesi ve bu davranışın diğer eş için birlikte yaşamayı ondan beklenemez hale getirmesi gereklidir. Süreklilik göstermeyen bir defalık bir davranış Türk Medeni Kanunu’nun 166’ıncı maddesindeki evlilik birliğini temelden sarsılması durumu için yeterli olabilirse de haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma kararı için yeterli değildir. Davalı kadının bir başka erkekle cep telefonu ile konuştuğu ve mesajlaştığı, toplanan delillerle anlaşılmaktadır. Davalı kadının gerçekleşen bu davranışı davacı koca bakımından birlikte yaşamayı ondan beklenemez duruma getirmiş ise de sürekliliği olmadığı anlaşıldığından haysiyetsiz hayat sürme ile Medeni Kanun’un 163’inci maddesindeki boşanma sebebi sabit kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.”

__________________________________________________________

________________________________________

AİLE BOYU ŞİDDET MAĞDURU KADIN TUVALETTE ÖLÜ BULUNDU

24 yaşındaki Melek Karaaslan, 8 yıl önce evlendiği eşinin ailesi tarafından 3 ay önce tuvalete kapatıldı. Gördüğü şiddet sonucu bir çocuğunu da kaybeden ve bu nedenle psikolojik sorunlar yaşayan Melek, kapatıldığı tuvaletten babası ve polisler eşliğinde kurtarıldı. Hasteneye getirildiğinde 30 kilogram olan Melek için ağrıValiliği Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı devreye girdi. Ağrı Devlet Hastanesi’nden Ankara’ya ambulans uçakla sevk edilen Melek, yoğun bakımda bir haftadır verdiği yaşam savaşını kaybetti.
Melek Karaaslan, 8 çocuklu ailesinin en büyük 2. çocuğu. 1988 doğumlu. 8 yıl önce, 16 yaşında evlendirildi. Ağrı’nın Hamur ilçesinde eşinin ailesiyle birlikte yaşamaya başladı. İddialara göre, eşinden ve ailesinden sürekli şiddet görüyordu. Evliliğinden 3 yıl sonra ilk çocuğu oldu. Yine dayak yediği bir gün dışarı atıldı. Hamile olan genç kadının evin dışında tek başına doğurduğu çocuk öldü. Melek o saatten sonra psikolojik bunalıma girdi. Davranışları bozulmaya başlayan Melek, eşinin ailesinden daha fazla şiddet görmeye başladı.
Sonraki yıllar Melek’in 2 çocuğu daha oldu. Ancak şiddet hiçbir zaman bitmedi. Melek’in babası birkaç kez kızını alıp eve geri götürdü. Ancak ailelerin büyükleri kızı ‘namustur’ diyerek eşinin evine geri gönderdi. Bu durum en son 6 ay önce yaşandı. Eşinin evine dönen Melek, gördüğü şiddet karşısında tuvaletini dahi tutamaz hale geldi. Ailesi kızı Melek’i en son 3-4 ay önce görmüş, o saatten sonra da bir daha haber alamamıştı.
İstanbul’da çalışan Melek’in ağabeyi Reis, Ağrı’ya döndü. Ailesinin haber alamadığı Melek’i iki hafta önce görmeye gitti. Melek’in bir düğünde olduğunu söylediler. Evde 15 dakika kalan Reis, kardeşini tuvalette yatarken buldu. Türkçe konuşmakta zorlanan Reis, Melek için ‘Mahvolmuş’ ifadesini kullanabildi: “Melek’lere gittim. Baktım kapıyı çekmişler. ‘Düğüne gitti’ dediler. 15 dakika oturdum. Kapıyı açtım. Lavaboda gördüm. ‘Neden orada’ diye sordum. ‘Hasta’ dediler. Altına kaçırıyormuş. ‘Kayınpederi burada bıraktı’ dediler. Ben kardeşimi görünce dayanamadım. Karanlık bir yerde. Yatıyor. Tuvalete bırakmışlar. Babama söyledim. Çok üzüldüm. Ağladım. Annem perişan, herkes perişan. Ben en son 8 ay önce gördüm. O zaman çok normaldi, hafif bir hastalığı vardı. Şimdi hastanede. Sadece yatıyor, konuşamıyor. Tüm vücudu yara içinde.”Reis, Melek’in eşinden ve ailesinden şikayetçi olduklarını da anlattı. Melek’in babası Kasım Levent Türkçe bilmiyor. Reis aracılığıyla durumu şöyle anlatıyor: “Kız ölüyormuş. Şikayet ettim. Bir ay mı, bir sene mi orada bilmiyoruz. En son 3 – 4 ay önce gördüm. O zaman normaldi.” Anne Hanım Levent ise, ağlamaktan konuşamıyor…
Ağrı Devlet Hastanesi çalışanlarından bir yetkili ise şunları söyledi: “Kızı ölüme terk etmişler Direkt öldüremedikleri için böyle bir yol seçmişler. Tuvalette tahta bir zeminde yatmış. Kendi tuvaletinin içinde olduğu için de yaralarını kurt kaplamıştı. Sağlık raporu çıkarıldı. Ailesinin durumu iyi değil. Ailesi bakamayacağını söyledi, bu nedenle sosyal hizmetlerde bakılması konusunda raporlar hazırlanıyor. Melek’in eşi ve eşinin babası polis tarafından gözaltına alındı. Ancak ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı. Melek’in eşi Ferdi, eşinene babasının adı ise Kudbetin Karaaslan. Radikal , Ağrı’nın dağlarında hayvan otlatan Kudbettin Karaaslan’a ulaştı. Kayınpeder Karaaslan ise iddiaları reddetti.
Kudbettin Karaaslan, Melek’in kardeşi geldiği sırada tuvalette olduğunu, her zaman orada tutmadıklarını belirterek şunları söyledi: “Romatizması vardı. Gittikçe eriyordu. Doktor bile sağlamdır diye rapor verdi. En son sonbaharda götürdük. Yürüyordu. Tuvalete gidiyordu. Ama 15-20 gün içinde eridi bitti. Götürecektik babası bırakmadı. Götürmese bir gün içinde biz de doktora götürecektik.”
İlk gelin aldığımızda da konuşmadığını söyleyen Karaaslan, Melek’in hocaya götürdüklerini şöyle anlattı: “Hocaya götürdük. 4-5 yere götürdük. Hoca, ‘bu kız 9 yaşındayken korkmuş’ dedi. ‘Keşke babası vermeseydi’ dedi. Biz gezdirdik iyileşmedi. İlk çocuğu öldü. Bizim evde doğurdu öldü. Doktora götürdük, doktor kurtaramadı. Diğerlerini hastanede doğurdu. Hiç dayak olayı olmadı. Hasta olduğu için kocasını göremiyor. Yatağına 2 senedir gitmiyordu. Kocası alıp götürüp getiriyordu, yatmıyordu beraber. Kız kendi istemiyordu. Bilseydik böyle olacağını diğer 2 çocuğu da dünyaya getirmezdik.”
Melek hastanenin yoğun bakımında vefat etti.

_____________________________________

 

KARISININ KENDİSİNİ ASMASINI İSTEDİ SONUÇ ALAMAYINCA BIÇAK TEHDIDIYLE BALKONDAN ATLATTI HYPERLINK “http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=MuhabirArama&Keyword=AY%C7A%20%D6RER

 

 

 

Fatma Şen 29 yaşında, 12 yıldır evli. Evliliği boyunca sistematik şiddete maruz kaldıktan sonra bir gün iş dönüşü, eşinin isteğiyle kendisini doğalgaz borusuna astı. Birbirine tutturulan iki fular koptuktan sonra “Seni böyle öldüremeyeceğim” diyen eşi tarafından bıçak zoruyla balkondan atlamaya zorlanan Şen dokuz ameliyat geçirdi, iki bacağında sekiz kırık oluştu. Beli ve omurgaları kırıldı, sağ ayak topuğu patladı. 20 gündür hastanede tedavi gören genç kadın ömür boyu sakat kalabilir.
Fatma Şen 12 yıldır evli olduğu Çetin Şen’le 18 yaşında ailesinin isteğiyle evlendi. Çiftin bir yıl sonra çocukları dünyaya geldi. Şiddet evliliğin ilk günlerinde başladı. Geçim sıkıntısı çeken aile Fatma Şen’in tekstil fabrikasından işe girmesiyle biraz rahatladı. Düzenli bir işte çalışmayan Çetin Şen’in şiddeti artınca ailesi Fatma Şen’e destek olmaya başladı. Eşi çeşitli suçlaran sık sık gözaltına Fatma Şen boşanmaya karar verdikten sonra bu olay yaşandı. Sürekli tehdit aldığı için savcılığa koruma talebinde bulunan Şen’e bir koruma verildi. Verilen koruma numarasını bırakarak “Zorunlu durumlarda beni arayın” dedi. Eşinin aniden geldiği durumlarda bir işe yaramayan bu korumadan sonuç alamadı.
En son olayda da Şen boşanmak istemesinin ardından eşini evde kendisini beklerken buldu. “Ne yapmaya çalışıyorsun sen?” diye soran eşi tarafından intihara zorlandı. Eşi önce kendisini asmasını istedi. Sonuç alamayınca da bıçak tehdidiyle Şen’i balkondan atlattı. Gözünü açtığında hastanedeydi.
Koruma verilmesine rağmen eşinin şiddetinden kurtulamayan Şen, yaşadığı olaydan sonra Esenyurt Asayiş Büro Amirliği’ne ifade verdi. Ancak ifadesinin “Çocuğum babasının beni kovaladığını görmesin diye balkondan atladım” olarak yazıldığını gördü. Şen, “
İfadem değiştirildi” diyor.

BIÇAKLAYAN ADAMIN BABASI BİTİREMEDİ AMA SAĞLIK OLSUN DEDİ

Çorum’un Karakeçili Mahallesi’ndeki Kültür Sitesi arkasında 21 yaşındaki Kadir A., kısa süre önce ayrıldığı eski eşi 18 yaşındaki Aynur A’yı arkadaşlarıyla gözerken gördü. Genç kadınla bir süre konuşan Kadir A, barışma teklifini reddeden genç kadınla tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine Kadir A, darp ettiği genç kadını bıçakla çeşitli yerlerinden yaraladı. Çevredekilerin durumu bildirmesi üzerine olay yerine gelen 112 Acil Servis ekiplerince genç kadın, Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Ameliyata alınan Aynur A’nın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Olaydan kısa süre sonra yakalanan ve asker firarisi olduğu öne sürülen zanlı, Merkez Komutanlığı ekiplerine teslim edildi. Zanlı daha sonra adliyeye sevk edildi.
Şüphelinin adliyeye sevk edildiği sırada yanında bulunan babası Zafer Aydemir, oğlunun olayı ”aşkı” için yaptığını öne sürdü.
Daha sonra adliye önündeki basın mensuplarına açıklamada bulunan baba Aydemir, şunları kaydetti: ”Oğlum bu kızdan boşanalı 15 gün oluyor. Oğlum bunun sağda solda gezdiğini duymuş ve ‘zoruma giden bazı şeyler var’ diyerek kendisini uyarmış. Her şeyi namus ve şerefi için yaptı. Bitiremedi ama sağlık olsun. Onlara örnek olsun” dedi.

ERKEKLER TECAVÜZE BEDEL BİÇTİLER

 

 

 

Erzurum’da 13 yaşındaki E.D. 15 yaşındaki akrabası Fatih D.’nin tecavüzüne uğradı. İşkenceye de uğrayan küçük kızın önce vahşi hayvan saldırısına uğradığını sanan aile tecavüz olayını öğrenince akrabaları olan Fatih D.’nin evini bastı.
Evi taş yağmuruna tutan aile “Tecavüzcüyü bize teslim edin yoksa evi yakarız” diyerek tehditler savurdu. Olaylar büyümeye yüz tutunca köyün ileri gelenleri devreye girdi. “Artık olan olmuş. İş kan davasına dönmesin” diyen ‘büyükler’ köy meclisini topladı ve korkunç bir anlaşma yapıldı.
İddiaya göre tecavüze uğrayan E.D.’nin babası Nizamettin D. “Barışırım ama bedel isterim” dedi, bu bedel karşılığında kan dökmeyeceği sözünü verdi. O bedel ise Fatih D.’nin babası Şükrü D. ile yapılan sözlü anlaşmada belirlendi.
Buna göre; 13 yaşındaki E.D. kendisine tecavüz eden 15 yaşındaki Fatih D. ile hemen evlendirilecekti. Ayrıca Şükrü D. başlık parası olarak bir tarla, bir sığır ve 5 de küçükbaş hayvan verecekti. Tüyler ürperten anlaşma bunlarla sınırlı kalmadı. Küçük kızın babası Nizamettin D. “Kızımın namusu gitti. Yeni bir kız isterim” dedi. Bu istek de berdel formülüyle halledildi. Buna göre tecavüzcü Fatih D.’nin tıpkı kurban gibi 13 yaşında olan kız kardeşi Şehriban D., E.D.’nin 15 yaşındaki ağabeyi Suat D. ile evlendirilecekti. Tüm bu şartları kabul eden Şükrü D. can korkusundan daha sonra köyü terk etti. Söz verdiği tarlayı, sığırı ve küçükbaş hayvanları bırakan baba Şükrü D. berdel yapacağı kızı Şehriban D.’yi ise yanında götürdü.
Yaşananlar, bir ihbar sonucu jandarmaya intikal etti. Köye gelen jandarma da tecavüz zanlısı Fatih D.’yi yakalayarak mahkemeye sevk etti. Suçunu itiraf eden Fatih D. ifadesinde şunları anlattı: “Koyunları otlatırken E.D. atını almak için benim bulunduğum yere geldi. Ben E.D.’nin ellerini ve ağzını bağlayarak birlikte oldum. Sonra da onu kaçırmak istediğimi söyledim. Gelmeyince bir süre yerde sürükledim ve sonra kaçtım. Dağlarda çobanların yanlarında kaldım.” Fatih D. “Çocukların Cinsel İstismarı” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayın açığa çıkmasıyla evinden alınan E.D. hastaneye kaldırıldı. Bir süre müşahede altında tutulduktan sonra da ailesine iade edildi.

_______________________________________________

BOŞANMA DILEKÇESİ VERMEK İÇİN GİTTİĞİ AVUKATLIK BÜROSUNDA KOCASI TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ

Afyonkarahisar’da boşanma dilekçesi yazdırmak için gittikleri avukatlık bürosunda eşi tarafından bıçaklanan kadın hayatını kaybetti.

Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde boşanma dilekçesi yazdırmak için gittikleri avukatlık bürosunda eşi tarafından bıçaklanan kadın, kaldırıldığı hastanede öldü. Alınan bilgiye göre, B.S. ile eşi S.S, çift boşanmak için Dinar Adliyesi’ne gitti. Burada kendilerine boşanma davası için dilekçe yazdırmaları gerektiği söylenen çift, dilekçe yazdırmak için adliye karşısındaki avukatlık bürosuna geçti.Büroya gelen B.S. ile S.S. arasında henüz bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine B.S, büronun dışına çıkan eşi S.S’yi boynundan bıçakla yaraladı. Yaralı kadın, olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri tarafından Dinar Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada tedavi altına alınan S.S. tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından kaçan B.S’nin yakalanması amacıyla çalışma başlatıldı.

 

 

 

 

Yorumlara kapalıdır.