madem ki tecavücüler serbest; öyleyse kadınları tutuklayın…

 

Kamuoyuna daha önceden de yansıdığı gibi, 19.03.2010 tarihinde Ankara’nın merkezinde, saat 20:00 sularında ODTÜ’lü bir kadın öğrenciyi iki erkek kaçırdı ve tecavüz etti. Tecavüzcüler olayın ertesinde tutuklandı ve 7 ay süreyle tutuklu yargılandılar.

Ancak 2 kadın ve 1 erkek üyeden oluşan Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti, 2010 yılının Ekim ayında, tecavüz suçunun işlendiği tüm delillerle sabit iken, kadının ruh sağlığının bozulduğuna dair raporun Adli Tıp Kurumundan geç geleceğini gerekçe olarak göstererek, İstanbul Adli Tıp Kurumundan randevu tarihi bile alınmamışken, tecavüzcülerin tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Anlaşılan o ki; Mahkeme heyeti kadının mağduriyetini hiçe sayarak, raporun geç gelme ihtimali öngörüsü ile tecavüzcülerin “mağduriyetini” gidermek için tecavüzcüleri tahliye etti.
Davada tecavüz suçu sabit. Çünkü; dosyada kadının darp ve cebire uğradığını gösteren Adli Tıp raporu, tecavüzcülerin cinsel ilişkiye girmediklerini beyan etmelerine rağmen tecavüzcülere ait sperm örneği mevcut.

Dosyada kadının tecavüz sonucunda ruh sağlığının bozulduğuna dair Numune Hastanesinden, Ankara ve Gazi Üniversitesi hastanelerinden alınmış raporlar mevcut. Tecavüzcülerin her aşamada birbiri ile çelişen ifadeleri, kadının ise her aşamada verdiği tutarlı ve samimi beyanları mevcut.

Bir tek İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun raporu eksik!

İstanbul Adli Tıp Kurumundan gelecek rapor, kadın arkadaşımızın tecavüze uğradığı gerçeğini değiştirmeyecek, yalnızca kadının uğradığı tecavüz neticesinde ruhsal sağlığının bozulup bozulmadığını değerlendirecek. Ruh sağlığı bozulmuşsa tecavüzcüler en az 10 yıl, bozulmamış ise en az 7 yıl ceza alacaklar.
Bu dava diğer tecavüz davalarından aslında çok da farklı değil, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi heyetindeki kadın üyeler de, tecavüzcülerin kadın avukatı da, maalesef erkek egemen sistemden azade değil. Erkek egemen sistem her gün bizi tecavüze maruz bırakıyor. Her gün yeni bir haberle, yeni bir yorumla tekrar tekrar tecavüze uğruyoruz!

Orhan Çeker diyor ki, dekolte giymişseniz ve tecavüze uğramışsanız siz suçlusunuz! Aliye Kavaf daha insaflı bir yerden diyor ki, dekolte giyen kadın tacize uğruyorsa suçludur, ama tek sebep dekolte değildir! Yargıtay diyor ki, tecavüzcüye çok ceza verdin, indirim yap! Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti diyor ki; 13 yaşındaki N.Ç. 27 erkeğin tecavüzünü istese engelleyebilirdi! İstanbul Adli Tıp Kurumu diyor ki; 14 yaşında iken Hüseyin Üzmez’in tecavüzüne uğrasan da, ruhen sağlıklısın!
Bugün Sincan Davasının 4. duruşması yapıldı ve kadınlar tecavüzcülerin yeniden tutuklanmasını talep etti. Mahkeme başkanının karşı oyuna rağmen tecavüzcüler oyçokluğu ile tutuklanmadı. Yani şu an Ankara’da iki tecavüzcü elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Aramızdalar. Hiç birimiz güvende değiliz.

Her gün kadın cinayetlerine kurban gidiyoruz. Her gün evde, sokakta, işyerinde tacize tecavüze maruz bırakılıyoruz. Devlet bizi değil katilleri, tecavüzcüleri koruyor. Madem bu ülkede tecavüzcüler mağdur sayılıyor, madem bu ülkede yargı erkekten yana, madem bu ülkede 13 yaşındaki bir çocuğa toplu tecavüz olağan sayılıyor, madem bu ülkede kadınlar her daim suçlu, madem bu ülkede tecavüzcüler serbest kalıyor,

ÖYLEYSE BİZİ TUTUKLAYIN !!!

FeministBiz

Yorumlara kapalıdır.