900 örgüt ve 60.00 kişiyle ‘Kürtaj yasaklanamaz’

img_5487‘Kürtaj Yasaklanamaz’ başlıklı metin (http://www.kurtajyasaklanamaz.com) bir hafta içinde  ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösteren 900 örgüt ve  55 bin kişi tarafından imzalandı.İmzacı örgüt ve bireysel imza atan kadınlar, Türkiye’nin farklı illerinde  basın açıklaması yaptılar. Kadınlar imzaları  Başbakan, Cumhurbaşkanı, Sağlık Bakanı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına gönderdiler.

 

Yapılan basın açıklamasında “Kürtajı yasaklamak için başlatılan sürecin derhal durdurulması”  istendi.

‘Bizler, Kürtaj Yasaklanamaz kampanyası imzacısı, destekçisi 829 örgüt ve on binlerce kişi, güvenli kürtaj hakkının, kadınların kendi bedenleri ve doğurganlıkları üzerinde karar verme hakkının vazgeçilemez bir parçası olduğunu savunuyoruz. Başbakan’ın kürtaj ile ilgili açıklamasından sonra harekete geçen kadınlar olarak, bu sürecin DERHAL durdurulması talebiyle ulusal ve uluslararası bir imza kampanyası başlattık.

Hükümet programında yer almayan, seçim sürecinde hiçbir şekilde dile getirilmemiş olan kürtaj, son yıllarda sadece TCK reformu sırasında yasaklanmak bir yana, süresinin uzatılması ile gündeme gelmiş bir konuyken Başbakan’ın aniden dayatması ile yapay bir şekilde gündemimize girmiştir. Bu duruma rağmen ve sadece bir hafta içerisinde http://www.kurtajyasaklanamaz.com sitesi üzerinden örgütlenen imza kampanyasına;

• Türkiye’den ve yurt dışından onlarca farklı ülkeden, farklı cinsiyetten ve cinsel yönelimden, her dilden ve dinden 55.000’den fazla bireysel imza;

• Türkiye’den 332 kadın örgütü ve aralarında sendikalar, tabip odalarından barolarla çok çeşitli meslek örgütleri, siyasi partiler, engelli dernekleri, sanat, çevre ve kültür örgütlerinin bulunduğu; hekimler, din görevlileri, öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları, sanatçılar, öğrenciler ve daha niceleriyle toplumun her kesimini kapsayan 286 karma örgüt;

• Amerika’dan Almanya, Fransa, İsveç, Lüksemburg, Belçika, Avustralya, Hollanda, Meksika, İngiltere’ye; Filipinler’den Nikaragua, Hindistan, Malezya, Endonezya, Kongo’ya; Polonya’dan, Yunanistan, İsviçre, Filistin, Arjantin, Portekiz, Çek Cumhuriyeti, Tacikistan, Bulgaristan, Rusya’ya 49 ülkeden 211 örgüt imza verdi.
Haziran ayı başından beri çok çeşitli kesimlerden bu yasaklama girişimine karşı açıklamalar geliyor, protesto eylemlerinin arkası kesilmiyor. Başbakan’ın kürtaj yaptıran kadınları “katil” addettiği, Sağlık Bakanı’nın “tecavüze uğrayan kadınlar doğursun” diyerek tecavüz suçunu meşrulaştırdığı ve “kadınlar kürtaj ile ilgili değil, tecavüzün cezasının artırılmasıyla ilgili eylem yapsın” diyerek yıllardır tecavüze karşı mücadele veren kadın örgütlerini yok saydığı ve gündemi değiştirmeye çalıştığı, TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı’nın “kürtaj Uludere’den de beter bir iş” dediği son iki hafta içinde en az 23 ilde eylemler gerçekleşti. Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Uluslararası Af Örgütü gibi onlarca uluslararası örgüt bu konuda hükümeti eleştiren açıklamalar yaptı. yaptı. Medya, üzerindeki yoğun baskının da etkisiyle konuyu genellikle dini argümanlar üzerinden tartıştırma rüzgarına teslim olurken, eylemlerimizi ve söylemlerimizi yeterince duyuramadı.
Başbakan’ın ve hükümetin kürtaj tartışmasında kadınların temel bedensel, cinsel ve doğurganlık haklarını yok saymasına ve süresi Dünya Sağlık Örgütü’nce belirlenen ve dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde uygulanan adil ve güvenli kürtaj hakkının kullanımını yasaklama ya da kısıtlayarak fiilen kullanılamaz hale getirme girişimlerine son verilinceye dek İstanbul’dan Diyarbakır’a, Trabzon’dan Adana’ya onlarca ilde yaptığımız eylemlere devam edeceğiz. Eylem yapan kadınlara yönelik polis şiddetine karşı SESSİZ KALMAYACAĞIZ! Eylemlerde gözaltına alınan tüm kadınların derhal SERBEST BIRAKILMASINI İSTİYORUZ!
Biz imzacı örgütler ve kişiler olarak biliyoruz ki kürtajın yasaklanması veya kısıtlanarak fiilen kullanılamaz hale getirilmesi:
• kadınların sağlık ve yaşam haklarının ihlalidir!
• kadınların cinsel ve doğurganlık sağlıkları ve hakları ile ilgili karar verme haklarının ellerinden alınmasıdır!
• kadınların eşit bireyler olarak görülmediği süregelen muhafazakar zihniyetin bir başka tezahürüdür!
Kürtaj değil, kürtajın yasaklanması cinayettir. Böylesi bir karar milyonlarca kadının yaşam hakkının ve kadın, erkek ve çocukların insan onuruna yaraşır bir yaşam sürme haklarının açık bir ihlali anlamına gelir. Kadınların özgür tercihiyle yapılan güvenli kürtaj yaşam hakkıdır; kısıtlanamaz, yasaklanamaz. Güvenli kürtaj hakkı, kadınların kendi bedenleri ve doğurganlıkları üzerinde karar verme hakkının vazgeçilmez bir parçasıdır!
İmzacı 829 örgüt ve on binlerce kişi olarak bugün; Cumhurbaşkanı, Başbakan, Sağlık Bakanı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’na imzalarımızı yollarken kürtajı yasaklamak için başlatılan sürecin ve Başbakan ve Hükümetin kadın bedenini hedef alan siyasetinin DERHAL durdurulmasını talep ediyoruz!
Kürtaj yasaklanmasın kampanyası ile yola çıktık ve toplam 829 örgüt ve on binlerce kişinin desteğini aldık. Şimdi bu imzaları teslim ederken KADINLAR OLARAK diyoruz ki; kürtajı yasaklamak yerine BM 1994 Kahire Deklarasyonu ve Eylem Planı çerçevesinde, kadınların cinsel ve doğurganlık sağlığı ve hakları garantiye alınmalıdır. Bu amaçla;
• Türkiye’de bir iç hukuk normu olan BM Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Tasfiyesi Sözleşmesi (CEDAW) 16/e bendinde belirtilen” kadının çocuk sayısına ve çocukların ne zaman dünyaya geleceklerine serbestçe ve sorumlulukla karar verme hakkı” ve bu konuda devlete düşen yükümlülükler yeni anayasa açıkça yazılmalıdır.
• Kız ve erkek çocuklara yönelik eğitim müfredatlarına, bilimsel veriler ışığında cinsellik eğitimi eklenmelidir.
• Genç ve yetişkin kadın ve erkek nüfusa toplumsal cinsiyet eşitliği, kadının cinsel özerkliği ve istenmeyen gebeliklerin önlenmesi konusunda eğitim verilmelidir.
• Kapatılmış olan Ana Çocuk Sağlığı-Aile Planlaması merkezleri ile Sağlık Bakanlığı’ndaki ilgili müdürlük derhal açılmalıdır.
• İstenmeyen gebeliklerin önlenmesi konusunda erkeklerin sorumluluklarını da içeren politikalar geliştirilmeli ve erkek sperm kanallarının geçici kapatılması olan vazektomi uygulamalarının etkili gebelik önleyici yöntemlerden biri olarak kamuoyunca öğrenilmesi sağlanılmalıdır.
• İstenmeyen gebeliklerin önlenmesi noktasında vazektomi yöntemini seçecek erkeklere, yaşadıkları çevrede ücretsiz ve sağlıklı koşullarda vazektomi yapılacak sağlık üniteleri açılmalı, bu amaçla kamuya ait tüm sağlık tesislerinde konusunda eğitimli ve deneyimli personel bulundurulmalıdır.
• Güvenli doğum kontrolü konusundaki tüm hizmetler, ücretsiz ve herkesin erişebileceği yaygınlıkta, sağlıklı ortamlarda, konusunda uzman personel tarafından verilmelidir.
• Tüm bunlara rağmen gerçekleşen istenmeyen gebeliklerde, karar hakkı kadınlara ait olmak üzere 12 haftaya kadar ücretsiz, güvenli kürtaj hizmeti devlet tarafından sağlanmalıdır.
• Kürtaji erkeğin iznine bağlayan tüm yasal mevzuat iptal edilmelidir.
• Sağlıkta “dönüşüm” politikaları çerçevesinde, devlete ait sağlık birimlerinde sistematik olarak azaltılan ebeler, kürtaj ya da vazektomi uygulayacak personel sayısı derhal yeterli düzeye çıkarılmalıdır.
• Ücretli doğum izinleri süresi artırılmalı, kadın ve erkeğe seçimlik olarak tanınacak ebeveyn izinleri çocuğun ebeveyn bakımına ihtiyaç duyduğu tüm süreyi kapsamalı, bu süreden sonrası için devlet ve işverenler tarafından kreş ve okul öncesi eğitim dahil nitelikli çocuk bakım hizmetleri sunulmalıdır.’ 19 Haziran 2012

Yorumlara kapalıdır.