SFK 7.Kamp ( 28-29-30-31 Ağustos 2013)

Sosyalist Feminist Kolektif’in 7. Kampımızı 28-29-30-31 Ağustos 2013 tarihinde Dikili-Bademli’de gerçekleştirdik.

7. Kamp gündemleri içinde en yoğun tartışmaları, SFK’nın son bir yıldır kendini tazelemek için yaptığı tartışmalar ışığında hazırlanan ve SFK’nın bundan sonraki örgütlenme ilkelerini belirleyecek tazelenme metni üzerinden yürüttük.

 

Tazelenme tartışmalarını yürüttüğümüz başlıklar:

-Sfk nasıl bir örgütlenmedir?
-Sfk ile kurduğumuz ilişki
– Birlikte iş yapabilme becerilerini nasıl geliştirebiliriz?
-Komisyonların ve küçük grupların işleyişleri
-Görevlere gönüllülük, asgari örgütlenme koşulları
-Komisyonlarda rotasyon
-İller arası dayanışmayı nasıl arttırabiliriz?
– SFK’nın kadın çalışma gruplarıyla ilişki biçimi
(göçmen+barış+cinayetler, kürtaj haktır vb.)
– Bu ilişkilerde ilkelerimiz ve önceliklerimiz
– Politik anlamda SFK nereye gidiyor?
– Feminist örgütlenme nedir?
-Nasıl bir feminist politika istiyoruz?
– Feminist hareket/örgütlenme ve feminist yapılarla
(platform,kolektif,örgüt) ilişkiler başlangıçta nasıldı,
şimdi nasıl? Güncel gereksinimlerde farklılıklar nelerdir?

SFK 7. kampında, SFK’nın bir sonraki kampa kadar sürdürebileceği ‘kent-mekan’ üzerinden bir kampanya olasılığı üzerine de tartışıldı.

KAMPANYA TARTIŞMALARI (2014)
Özet:
Kampanyanın içeriği, sınırları ve işleyişi konusunda kamp süresince bir komisyon listesi gezdirildi. Bu komisyon İstanbul’un tazelenme sürecinde yaptığı gibi, gelen talepleri değerlendirecek, teorik çerçeveyi kurmak adına bütün küçük grupları okuma metinleri ile yönlendirecek (her ilin bir küçük grup olduğu varsayımı ile), genel üye toplantısına kadar, gruplar tartışmalarını yaparak komisyon ile paylaşacak. Komisyon, Genel Üye Toplantısında (25-25 Ekim, Eskişehir önerisi ile) inceltilmiş tartışmaları özetleyecek ve genel üye toplantısında, atölye vb tartışmayı kolaylaştırıcı yöntemler ile yol haritası çıkarılacak.

Kampanya Tartışması (1 Eylül 2014-Pazar)
Kampanya tartışmalarında kent meselesinden, kadınların üzerinde yarattığı somut etkilerden, kadınların kent çeperine itilmesi ve bunun, kadınların hayatını ekonomik, ulaşım vs gibi etkenlerle zorlaştırması vs konuşuldu:

Mekan/kent/kamusal alan tartışması
Kentsel dönüşüm politikalarının kadınlar üzerindeki etkileriyle AKP politikalarının kadınlar üzerindeki politikalarının ne kadar benzer olduğunu da konuşmuştuk. Bu politikalar bize neler yapıyor biz neler istiyoruz bunu söyleyelim demiştik. Özgür ilişkiler özgür mekanlar demeyelim özgür kadınlar özgür mekanlar diyelim gibi öneri gelmişti. Bunu slogan gibi somutlaştırabiliriz.
Özgürleştirici mekanlar diyoruz ulaşımla barınmayla falan kalıyor o. Devletten hizmet ve talep gibi şeylere gidiyor mesele, kafamızdakiyle tam uymuyor. Mesela başta tamamen belediye kadın dayanışma evi açsın diye düşünürken sonra somut ihtiyaçlara cevap arayan bir yere gidiyoruz. Özgürleştirici mekansal araçlar, mekanizmalar demek aslında bu. Kadınların hapsedildikleri bu mekansal düzenlemelerin tersine döndürülmesi gibi bir çerçeveden kurmak gerek kampanyayı. Mekan Türkçede yere, ölçeğe vs pek çok şeye denk gelen şekilde kullanılıyor. Çok soyut bir kavram bir yanıyla. Halkevlerinin, 10 yıldır yürüyen bir kent hareketi var. Bizim gibi kadınlarla bütünleştirmeden yürüyen bir hareket ama onu da bilmeliyiz diye düşünüyorum. Belki mekan diye kullanmadan, kendimizi de rahatlatan bir şekilde kurmalıyız.
Mesela yerinden edilmiş mülteciler var, onları da kapsamak gerekiyor mekan dediğimizde, Üçte ikisi kadın. Onu da kapsamak gerekiyor o halde, çok geniş bir şey mekan dediğimizde.
Kent üzerinden mi yürümeli o halde, mekanın içine her şey giriyor, çok soyut. Kent üzerinden yürüyebiliriz belki, “Özgür Kent Özgür Kadın”. Ana bir şey kursak devamını sloganı bunun üzerinden öreriz.
Her mahalle için bir kadın dayanışma evi talep edebiliriz belki.
Mekan kelimesini talep ederken, kent sadece kentli kadınları kapsar mı endişesi vardı ama evet mekan da çok soyut kaldı.
Bana da özgürleştirme çok soyut geldi. Fatma Şahinin Antep’te sığınmaevlerini kapatmaya başladığı söyleniyor, bu politikalardan yürümeli.
Odağının mümkün olduğunca daraltılması gerekiyor. Kent daha mantıklı. Kadınları aileden, evlilikten, erkeklerden özgürleştirecek kent talebinde olduğumuzu hep aklımızda tutmalıyız, her türlü kent hakkı değil de kadınların bunlardan kurtulmasını talep edecek sınırlar içinde düşünüp iyice tanımlayalım.
Tüm bu konuşulanları kamusal alan diye tercüme ediyorum zihnimde. Asıl ihtiyacımız böyle bir şey bence. Bunun da aileden, erkekten özgürleştirecek bir şey olduğunu düşünüyorum. Kent demek de çok sınırlayıcı geliyor ve kafamda ihtiyacımızla tam doğru yere oturmuyor.
Kadınlar için güvenlik ve sosyal güvenlik ihtiyaçları temel iki ihtiyaç. Özgür güvenli kentsel alanlar, özgür özerk/bağımsız kadınlar gibi bir şey diyebiliriz. Talepler kısmı için bir komisyon oluşturup orada tartışılır. Kampanyanın sloganı tüm talepleri kapsamayabilir, çerçeve yazısı yapacak bunu.
Kamusal alan demeyi kısıtlayıcı buluyorum. Kent daha doğru. Kent konuttan başlayan, mahalle, park, toplanma mekanları, diğer kentlerle ilişkiler falan hepsini içine alıyor ama kamusal mekan dediğimiz konutu dışında bırakacak, bu sorunlu. Kent demek elimizi daha geniş tutmamızı sağlar, kentin yeniden yapılanmasını bize göre tarif edelim, AKP kenti yeniden yapılandırıyor, biz de biz bunu nasıl yapardık onu anlatalım.
Talepler ve adresleri ne olmalı
Güvenlik üzerinden örmek sorunlu, çok dikkatli olmalı. Polis, güvenlik görevlilileri bizim için güvenlik sağlayamaz, sokakların ışıksızlaşmaması falan demeli. Özgürlüğü daha çok vurgulamalı, güvenlik olmadan zaten özgürlük olmaz. Bir de erişilebilir olmayı vurgulamayı unutmayalım. Sadece ekonomik değil bu, yandaşlık, mekansal ulaşılabilirlik vs..
Polis elbette bunu sağlayamaz ama bizim devletten de taleplerimiz olmalı , kadınların vatandaşlık hakkıyla da ilgili.
Ekonomik ihtiyaçlara göre değil kadınlara göre şekillenen şehirler talebimizi unutmayalım. Belediyelerden talep ederken bunu bize verin diye değil de bunu kurarken dikkat etmeli, bu bir haktır diye kurmayı aklımızda tutalım.
Kavramları tartışmak
Biraz kavramlar üzerinden de konuşmaya ihtiyacımız var, kent neyi dışlar mekan neyi kapsar tam bilemeyebiliyoruz.
Kampanyanın örgütlenmesi
Aile, ev, TOKİ AKP, AVM kıskacında kadın gibi bir şey nasıl olur?
Bu kampanya aslında bilgilenmeyi de içeren bir süreç olduğu için aslında bir TOKİ cumhuriyetinin AKP’yle ve neoliberal politikalarla ilişkisini kurabileceğimiz bir şekilde mi düşünsek ve bunları da küçük gruplarda tartıştığımız bir şey mi yapsak.
Her ne kadar aile dışında hayat var kampanyası gibi düşünsek de. Bu biraz daha farklı olacak onun için illerde bunun üzerine kafa yoralım buradaki notları da atalım guruba diye öneriyorum.
Genel üye toplantısına kadar aktifleri bu konuya yoğunlaşarak yapıp buradaki notları da guruplara atalım.
Nasıl örgütleyeceğimizi konuşmaya devam ediyorsak, nasıl sıkışık bir şey içine girdiğimizi de tartışmamız gerekiyor. Komisyon bir an önce konuşmaya başlamalı ki ve metinler önermeli ki olabildiğince tartışmaya yer kalsın. Sonra da o küçük guruplar şeklinde tekrar tartışmayı genel üye toplantısında konuşuruz.

Kampanya iletişim

Daha önce bir kentle ilgili mail gurubu kurmuştuk Ne yapalım, o grup devam edecekse oraya bir şey söyleyelim. Daha önce grupta olmayan gönüllüleri de ekleyelim..
Tazelenmedeki yöntem i zlenebilir. İsim yazdıranların çalışma gurubu oluşturarak, çıkan metinler üzerinden bu bilgileri dolaştırarak. Bu grupların bu kampanyayı örgütleme işini üstlenebileceğini düşünüyorum. O şekilde küçük gruplarca tartışılmasını sağlayarak oradan hareketle de hep birlikte tartışacağımız şekilde olabilir.
illerarası toplantı 25 26 Ekim Eskişehir olarak öneriliyor.
Kampanya içerik, kaynaklar tartışma başlıkları
Bilgilendirme çok önemli de çok ağır teorik tartışmalara boğulma riskimiz var, bunu gözeterek ve daha çok politik bir tartışma şeklinde yapmaya dikkat edelim.
Kent kadın çalışmaları yapılmadı ama bildiğim kadarıyla mahallelerde yapılmış çeşitli çalışmalar var diye biliyorum. Kadın merkezinde olan bir kent çalışması çok fazla yok. Okuma listesi göndermek çok sorun değil zaten. Üçe ayrılıp da liste gönderilebilir tabi: daha soyut ve daha somut metinler şeklinde mesela. Ağırlıklı Marksistlerin çalıştığı bir alan orada da sermaye sınıf ilişkisi var zaten
Bir Kampanya Komisyonu oluşturuldu.

 

Yorumlara kapalıdır.