Searching for "seçim süreci üzerine"

Seçim süreci üzerine konuşmalar

feminist politika dergisi Bahar 2009-Sayı 2

Seçim İçin Feminist Kolektif”ten yaklaşık yirmi kadın, iki toplantı yaparak yerel seçimlerde yürüttüğümüz kampanyayı değerlendirdik. Çok da faydalı olduğuna inandığımız bu atölyenin sonuçlarını da bu iki sayfaya sığdırmaya çalıştık. Elbette farklı bakış açılarının olduğu toplantılardı bunlar. Bu nedenle okuyacağınız yazı, kesin sonuçlara ulaşılmış bir fikir yazısından çok farklı görüşleri içeren bir tartışma yazısı.

Devamını Oku…

2007 Genel Seçimleri: “Vesikalıları destekliyoruz!”

vesika-22007 Genel seçimleri yaklaşırken feministlerin hiç hazırlığı yoktu. İstanbul’daki feministlerin çoğunun üye olduğu feminist email grupta adaylar ve seçim politikamız üzerine yazışmalar yürüyordu. Siyasi partilerin ve ‘ortak aday’ların belirlenme sürecinde feministler aktif yer almamıştı, feministlerden destek de istenmemişti. Dolayısıyla bize ortaya çıkan adaylar üzerinden “oy vermek-vermemek” , “aktif seçim çalışması yapıp yapmamak” kalmıştı.

Devamını Oku…

Barış İçin Kadın Girişimi Çözüm Süreci Raporu

rozetBarış İçin Kadın Girişimi, kadınların çözüme ve barışa dair beklentileri, talepleri, gerekli yasal düzenlemeler, savaş hakikatleri ve güvenlik reformu konularının yer aldığı, kadınların barış sürecine yaklaşımlarını ve çözüm için önerilerini sundukları raporu açıkladı. ‘Barış İçin Kadın Girişimi Çözüm Süreci Raporu’nu paylaşıyoruz:

Devamını Oku…

2009 Yerel Seçimleri:”Bey-oğlu’na feminist sözümüz var!”

bayrak4Türkiye’de birçok alanda mücadele veren feministler olarak 2009 29 Mart’ta yapılacak yerel seçimleri gündemimize aldığımızda ilk anda sadece bir fikirdi belediye başkanlığı için aday çıkarmak.

Farklı kurumlarda örgütlü ya da bağımsız feminist kadınların katılımıyla düzenlediğimiz forumlarda öncelikle aday çıkarıp çıkarmayacağımızı, sonrasında da çıkarırsak bunun üstesinden nasıl gelebileceğimiz konuları üzerine yoğunlaştık.

Devamını Oku…

Parçası olduklarımız

Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası’ (2010-2014)

• ‘Kadın Cinayetlerine İsyandayız’ Kampanyası/tanıtım
• İstanbul Feminist Kolektif- Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanya Grubu
• Şemse, Kadriye, Güldünya, Nuran… (2002-2004)
• Türk Ceza Kanunu değişirken kadın cinayetleri… (2002-2004)
• Sevim Zarif Cinayeti ve Dava süreci (Temmuz 2007- Ekim 2008)
• Pippa Bacca davası: “Şiddete uğramak için kadın olmak yetiyor” (Nisan 2008-Haziran 2009)
• Satı Korkmak cinayeti (Şubat 2009-Kasım 2009)
• Celalettin Cerrah kadınları hedef gösteriyor!/İFK (9.05.2009)
• Erkeklerin Sevgisi Her Gün Üç Kadını Öldürüyor! (14 Şubat 2010)
• İstanbul Feminist Kolektif’ten Başbakan’ı protesto eylemi (5 Kasım 2010)
• DOSYA / MEDYA Medya Kadın Cinayetlerine Nasıl Yaklaşıyor?(Kasım 2010)
• 2009’un ilk 7 ayında 953 kadın öldürüldü.
• Kadın cinayetlerine isyandayız (11.11.2010)
• Kadın Cinayetlerini Sona Erdirmek İçin Kadınlar Ele Ele…(24 Kasım 2010)
• Öldüren “Sevgi” İstemiyoruz! (14 Şubat 2011)
• Arzu Yıldırım ölmeyebilirdi (17 Şubat 2011)
• Cinayetten savcılık da sorumlu/18.02.2011
• Arzu Odabaşı adeta göz göre göre katledildi. (27 Şubat 2011)
Öldürülüyoruz. Devlet seyrediyor…/Arzu Odabaşı (23 Şubat 2011)
• Kadınlar Günü’nü kutlayamadığımız bir 8 Mart daha! (8 Mart 2011)
• Kadın Cinayetlerine Hep Birlikte Karşı Duralım!(23 Kasım 2011)
• Devletin görevi kadınların tamamını şiddetten korumaktır (28 Aralık 2011)
• Karakollar kadın katillerini engellemiyor. (21 Temmuz 2012)
• CEDAW’a taraf olmak kadınları özgürleştirmeye yetmez! (Kasım 2012)
• Beyaz kurdele kampanyasi kokteylinin davetsiz misafiriydik:)) (24 Kasım 2012)

• Ayşe Yılbaş Davasının Peşini Hiç Bırakmadık (Şubat 2008- Mayıs 2012)
Ayşe Yılbaş davası yeniden başlıyor; 21 Şubat Saat 9.00’da Cağlayan Adliyesi’ndeyiz!
Ayşe Yılbaş davası 20 Mart’a ertelendi
Ayşe Yılbaş’ın katili tahliye peşinde!
• Israrlı “erkeklik” halleri…/Ayşe Yılbaş
Ayşe Yılbaş’ın Katiline İndirim Yok!
• Ayşe Paşalı davasına ulaşan köprünün/yolun başlangıcı Ayşe Yılbaş davası (M:E)

Fatma’ya bu sonu hazırlayan sadece kocası mı? (Ağustos 2012)
Erkek egemenliğine ve erkek yargıya itiraz eden kadınlar yargılanıyor. (Eylül 2013)

Siz öldürülmüş kadınları teşhir ettikçe biz daha çok öldürülüyoruz!/Şefika Etik (9.10.2011)
• Kadın cinayeti davalarına müdahiliz!/Şefika Etik Davası (23.01.2012)
• Şefika Etik davası: Kadın bedeninden ölüme gerekçe yaratmak 2012)
• Şefika Etik davasına müdahiliz!
Şefika Etik davasında yine erkek yalanlar
• Şefika Etik’in katiline ağırlaştırılmış müebbet

Takip Ettiğimiz Davalarda Haksız Tahrik İndirimi Yok!

• Zeynep Göçek davasına Mor Çatı adına müdahillik! Nisan 2012)
• Gülşah’ı korumadınız, Ümit Karakafa’yı engellemediniz! Ağustos 2012)
• Mahmure’yi Korumadınız, Zülfikar’ı Engellemediniz!

• Pınar İkiz davasında yargı, erkek yüzünü yine gösterdi! (20 Ağustos 2013)
• Pınar İkiz davasında erkek adalet değil gerçek adalet istiyoruz (18.09.2013)
• Pınar İkiz cinayetinin 8. duruşması için yarın Bakırköy Adliyesi’ndeyiz 02.07.2014)
• Kadına yönelik suçlarda tarafız (Ekim 2013)
Özgecan’ın öldürülmesinin sorumlusu kim/kimler? (İFK-15 Şubat 2015)
• Aslı Baş Davasında Yargı – Erkek İşbirliğine Devam 13 Şubat 2014)
Hanime Aslan’ın davasını takip ediyoruz! ( 1 Temmuz 2014)
21 Ağustos’ta Hanime Aslan için Çağlayan Adliyesi’ndeyiz (2014)

2009 Mart Yerel Seçimleri:”Bey-oğlu’na feminist sözümüz var!”

• 2009 Yerel Seçimleri:”Bey-oğlu’na feminist sözümüz var!”/Kampanya tanıtım
• Sandıklarla, sonuçlarla işimiz yok bu seçimi biz kazandık.
Neler yaptık, neler yapabilirdik?
• Seçim İçin Feminist Kolektif’in kampanyasindan…
• Bey-oğlu’na feminist sözümüz var!” Kampanyası
• Seçim Süreci Üzerine Konuşmalar

Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu

• Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu/Tanıtım
• Kürtaj Haktır Karar Kadınların (7 Haziran 2012)
• Kürtaj haktır. Pazar günü yürüyoruz!(17 Haziran 2012)
• Bekaret, Gebelik, Kürtaj fişlenemez’ (28 Haziran 2012)
• İstemeden Hamile Kalırsanız!/Rehber (Ocak 2013)
• Kurtaj Uygulamarına Dair Videolar Yayında!
• Kadınlara çağrı; Rahim hikayelerimizi anlatıyoruz…(Aralık 2012)
• Yasada Hak Hastanede Yasak! (3 Mayıs 2013)
• Kürtaj Yasada Hak Hastanede Yasak!(3 Mayıs 2013)
• Kürtaj hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz, kürtaj yasakçılarına oy vermeyeceğiz! (28 Mart 2014)

Parçası olduğumuz Platformlar

Barış İçin Kadın Girişimi

Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu

Kadın Emeği Platformu

Kadınların Gezi Direnişi (Haziran-Eylül 2013)

• Kadınlar da isyanda Sosyalist Feminist Kolektif/1 Haziran 2013
• Kadınlar artık mutfaktan çıktı! Ne evin mutfağı ne sokağın mutfağında olacağız! -Sosyalist Feminist Kolektif/3 Haziran 2013
• Kadınların soluğunu kesmeyin-Sosyalist Feminist Kolektif/3 Haziran 2013
• Kadınlar için “Başbakan istifa! Hükümet istifa!”-Ece Kocabıçak/4 Haziran 2013
• Bu fotoğrafta kim yok?/5 Haziran 2013
• Başörtülü Kadınlara Yönelik Şiddet ve Direnişte Kadın Temsili-İFK/6 Haziran 2013
• Ana akım küfürler karşısında cinsiyetçi olmayan alternatifler istiyoruz!/8 Haziran 2013
Erdoğan kadınlara erken emeklilik sözü vererek direnişi bölmeye çalıştı
• Tayyipsiz, Tacizsiz Bir Yaşam İçin Sokaklardayız!/8 Haziran 2013
• 8 Mart Kadınları Örgütü’nden (İran- Afganistan) destek mesajı/13 Haziran 2013
• Haydi duran kadınlar sokaklar bizim!/21 Haziran 2013
• Tüm dünyada feministler Başbakan’dan Taksim’de direnen kadınların taleplerini dinlemesini istiyor/24 Haziran 2013
• Direnişteki kadınlar geziyi ve sonrasını konuşuyor!/24 Haziran 2013
• Biz de direndik ama söz, yetki, karar, iktidar erkeklerdeydi-Yoğurtçu Kadın/26 Haziran 2013
• Karşı çıktım ve “ne yapıyorsunuz?” dedim-Tanıklık/26 Haziran 2013
• Kadınlar gözaltında taciz ve tecavüze karşı harekete geçiyor! -Yoğurtçu Kadın /29 Haziran 2013
• Türkiye’yi Sarsan 20 Gün… Hülya Osmanağaoğlu/1 Temmuz 2013
• Kadın düşmanlarına meydan okuyoruz!/ 6 Temmuz 2013
• Parklarda kadın forumlarının gündemi tacizdi/8 Temmuz 2013
• Gözaltinda Kadınlara Yönelik Cinsel Taciz ve Saldırılara Sessiz Kalmıyoruz!/12 Temmuz 2013
• Barbi, Modernite, Nöroloji, Gezi-Çiğdem G.D./Temmuz 2013
• “Biber gazı bala benziyor”-Sakine Günel/15 Temmuz 2013
• Cinsel tacize karşı Kadıköy’de atölye/22 Temmuz 2013
• Yoğurtçu Kadın Forumu mahalle örgütlenmelerini konuştu!/31 Temmuz 2013
• Kadınlar Sokakları Terketmiyor!-Göztepe Kadın/ 4 Ağustos 2013
• Kırmızılı, Siyahlı, Başörtülü, Sapanlı Kadınlar…Mehtap Doğan/Ağustos 2013
• Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi ile söyleşi/1 Eylül 2013
• Herkesin bildiği sırrı bütün Yeldeğirmeni duydu!/8Eylül 2013
• Türkiye’de kadın olarak direnmek/17 Eylül 2013
• Kadıköy’de kadınlar polis tacizine karşı yürüdü /24 Eylül 2013

Feminist Politika Dergileri Dosya Konuları

Dergilerimizi internet ortamında görüntülemekte sorun yaşıyorsanız, dilediğiniz derginin üzerine sağ tıklayarak (Mac için kntrl+tık), hedef dosyayı bilgisayarınıza kaydetmeyi seçebilirsiniz.
PDF dosyalarını açamıyorsanız, bilgisayarınıza Acrobat Reader yüklemek için tıklayın
Feminist Politika 28

SAYI 28

28.sayı dosyamızda “Kadınlar hayatlarına sahip çıkıyor” dedik. Çilem Doğan’ı, Nevin Yıldırım’ı, Yasemin Çakal’ı basına yansıyan hikâyelerinden tanıyorsunuz: Onlar hayatlarını başka biçimlerde savunma alternatifleri kalmamış, erkek şiddeti karşısında meşru müdafa hakkını kullanan kadınlar. Çilem ve Yasemin ile avukat arkadaşlarımız cezaevinde görüştü; Nevin’in sesini, onun mektuplarından derlediğimiz bir yazıyla yansıtmaya çalıştık. Çeşitli korunma – direnme stratejileri geliştiren, Hasret’in yaptığı gibi boşanan, Deniz gibi trans kadın olmayı seçen, kadın dayanışmasıyla güçlenen daha niceleri var. Dosyamızda birçok tekil hikâyenin yanısıra, büyük resme bakmayı deneyen feminist kadınların yazılarına da yer verdik.
Feminist Politika 27

SAYI 27

27.sayımızın dosyasında kadınların yol hikayelerine kulak verirken, özgür seyahatlerden zorunlu göçlere uzanan yelpazeyi biraz dalgalandırdık. İsteyerek çıkılan keşif yolculuklarının getirdiği heyecanı, özgürlük duygusunu, bazıları sonradan hazza dönüşen kimi acılı zorlanmaları paylaşan yazıları; ufku belirsiz, zorunlu göçlerin kadınları yaşamlarında köklü değişimlere, mücadelelere ve güçlenmeye götürüşünü anlatan yazılarla harmanladık.
Kadınların yol hikayelerinin kadınların kendilerini nasıl değiştirdiğine bakmak istedik.
Gidilemeyen yolculukları, seçilemeyen yolları tarif edebilmenin, hikayeleştirmenin yolculuğun
kendisi kadar besleyici olabildiğini de fark ettik. Yol hikayelerimizin bizi feminizm yolculuğumuz hakkında birlikte düşünmeye davet etmesi, yol göstermesi dileğiyle.
Feminist Politika 26

SAYI 26

26.sayıda dosya konumuz “AKP’nin ‘makbul kadın’ politikaları”.
12 yıldır “makbul kadın” yaratmaya çalışan AKP politikalarının yarattığı iklimde nefes alamıyoruz. AKP politikalarına karşı duruşu ve onların deşifre edilmesini amaçlayan Feminist Forum’a katılan feminist isimlerin forum konuşmalarını bu sayı dosyamıza taşıdık.  “AKP’nin ‘makbul kadın’ politikaları” başlıklı dosyamız bununla sınırlı değil elbet. Aileden Diyanet’e, kadınları muhtaç bireyler olarak gören yardım politikalarından, iş gücü piyasanın kadınlar aleyhine örgütlenmesine kadar geniş bir yelpaze sunan yazıları da bulacaksınız…
Feminist Politika 25

SAYI 25

25. sayıda dosya konumuz: Savaş, militarizm, direniş ve kadınlar…

Savaşın, kadınlara nasıl şiddetin bin bir yüzü olarak döndüğünü hep konuştuk, konuşmaya da devam edeceğiz. Bu şiddet biçimleri tecavüzden başlayarak, fuhuş, yerinden edilme/zorunlu göç, ekonomik şiddet ve çocuklarıyla birlikte aç kalmaya kadar uzanıyor… Öte yandan militarizmin günlük yaşamın bütün hücrelerine sinmiş olduğu bir ülkede nasıl ‘sağduyu’nun, sıradan aklın bir parçası haline geldiğini tekrar tekrar gözler önüne sermeye ihtiyacımız var. Bu dosyada bir yandan bunları yapmaya çalışıyoruz. Bunların ötesinde, çatışma dönemlerinde kadınların direniş biçimlerinin taşıdığı çeşitlilik, örneğin anneliğin bu amaçla nasıl mobilize edilebildiği de, savaş ve çatışma dönemlerine dair kadın hakikatlerinin özgünlüğü de, gerek başka ülkelerde gerekse bu ülkede yaşanan deneyimlerde aşikâr.  Dosyamızda bunların yanı sıra, daha tartışmalı bir alana da adım atıyoruz: Kadınların direnişinin şiddetle, silahla ilişkisine yer verdik.

Feminist Politika 24

SAYI 24

24.sayıda dosya konumuz yeni muhafazakar politikalarla sermayenin ihtiyaçlarına göre hızla yeniden şekillenerek kadınlara dar edilen kentsel mekanlar; kısaca söylersek Aile- AVM –AKP kıskacında kadın. Yaşanılan dönüşümler ile var olan eşitsizlikler bir kat daha artarken, kadınlar kamusal alanlarda ayrış- tırılırken, AVM’ler dışında kadınların var olabilecekleri kamusal alanlar birer birer erirken elbette ki feministlerin de bu dönüşümlere dair bir sözü var. İçinde yaşadığımız kentleri kendi ihtiyaçlarımıza göre şekillendirme hakkı- mızı talep ediyoruz, kadınlar vardır diyoruz. Dosyamızda üniversitelerde okumak için farklı kentlere giden genç kadınların deneyimlerinden, LGBTİ bireylerin ve örgütlerinin kentte yer bulabilme mücadelelerine; kadınların yaşamını kolaylaştıracak kentsel planlama örneklerinden kadınlar plajı meselesine; kadınların vatandaşlık mücadelelerinden Kadifekale’deki genç kadınların kent deneyimlerine kadar geniş bir yelpazede tartışmalarımızı çeşitlendirdik

Feminist Politika 23

SAYI 23

23. sayı “Kadın Cinayetlerine İsyandayız!” kampanyasının başlaması ile birçok şehirden feminist kadınların enerjisini de içine katarak hazırlandı. Kadınları aileye, evliliğe hapsetmeye çalışan ve şiddete iten politikalar, hayata dair kendi tercihlerini gerçekleştirmeye, boşanmaya çalışan kadınları korumuyor. Yargı desteğiyle, kadınların canlarına kast eden erkekler cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Devletin sessizliğini protesto etmek üzere kadın örgütleri İstanbul Aile İl Müdürlüğünde bir eylem gerçekleştirerek; hazırladıkları bildiriyi burada okudular ve pankartlarını binanın her yanına asarak kampanyanın açılışını yaptılar. Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası bir yandan kadınların hayatlarının artık sistematik bir halde erkekler tarafından ellerinden alındığına dikkat çekerken, diğer yandan dayanışmaya çağırıyor ve kadınları güçlendirmeyi hedefliyor. Kadın Cinayetleri aynı zamanda bu sayıda mini dosya konusu olarak kampanyadan dava süreçlerine, öz savunma yollarından trans ve lezbiyen LGBT cinayetlerine farklı konu başlıkları altında ele alınıyor. Bu dosyada kampanya hakkında bir yazıyı da bulabilirsiniz.

 Feminist Politika 22

SAYI 22

Toplu taşıma araçlarındaki erkek işgaline karşı farkındalık yaratmayı amaçlayan feminist kampanya,
dergimizi yayına hazırladığımız sırada, hem sosyal medyanın hem de ana akım medyanın gündemine düştü ve büyük yankı buldu. Metrobüs, otobüs, metro duraklarına sticker yapıştırma eylemi, twitter’da #yerimiişgaletme ve #bacaklarınıtopla hashtag’i ile sürüyor. Bacaklarını V şeklinde açarak oturmayı ve kadınları bu yolla taciz etmeyi alışkanlık haline getiren erkeklere yaptığımız uyarının kadınlar tarafından bu denli sahiplenilmesi, bunun yaygın bir taciz olduğunun da göstergesi. Feminist Politika’nın bu sayısında iki ayrı dosya hazırladık. “Patriyarka: Muhafazakârlığın sağ kolu” başlıklı ana dosyamızda, dünyada ve Türkiye’de gelişen ve son otuz yıla damgasını vurmuş olan muhafazakâr söylem ve pratikleri feminist bir perspektifle irdeledik. Mini dosyamız ise, “Göçmenliğin kadın hali” başlığını
taşıyor ve göçmen kadınların maruz kaldığı sömürü ve şiddeti gözler önüne sermeyi amaçlıyor. Bugüne dek pek az üzerinde durulmuş, erkek yetkililerin perde arkasında tutmayı başarmış olduğu bu can yakıcı olguyu gündemleştirmek için bu dosya bir başlangıç.

 

SAYI 21

AKP-Cemaat kavgasının her gün yeni bir atakla sürdüğü, Türkiye gündeminin çalkantılı sular misali hepimizi salladığı ve kendi politik hattımızı güçlendirip büyütmenin önemini bizlere tekrar tekrar hatırlattığı bugünlerde, yeni sayımızı hazırladık. Bu sayıyı, kadınların hep gündeminde olan ancak AKP süreciyle birlikte daha da öne çıkan bir konuyu,  muhafazakârlığı tartışmaya başlamak amacıyla, Ayşe Toksöz ve Özlem Barın imzalı bir
muhafazakârlık yazısıyla açmak istedik. Söz konusu tartışmayı, bir sonraki sayımızda dosya konusu olarak sürdürmeyi ve genişletmeyi hedefliyoruz.

Bu sayımızın dosya konusu ise, feminist politikaya içkin bir soru etrafında örüldü: Farklılıklarımızla nasıl dayanışacağız? Bu soruya yanıt ararken, farklılıklarımızla bir arada durabilmenin yollarına, zorluklarına, güzelliklerine ve deneyimlerine daha yakından bakabilmeyi umuyoruz.

 

SAYI 20

Mutluluğun formülünün, bir kadın, bir erkek ve şarkının devamında söylendiği gibi bir de bebek olmadığını fark edeli neyse ki uzun zaman oldu. Feministler olarak, bize dayatıldığını sürekli söylediğimiz aile kurumunun altını oymak ve onun bir parçası olan imzasız ama kurumlaşmış heteroseksüel ilişkilere alternatif ilişki biçimlerini aramak, sormak, yaşamak politikamızın önemli bir parçası olmalı herhalde. Bu sayıda özellikle; erkeklerle ilişki kuran kadınların, kendilerini ahtapot misali saran, nefes aldırmayan tek eşli hallerini, bu hallerin onlara kattıklarını ve onlardanaldıklarını, aldatmayı, aldanmayı sorguladık. Kıskançlık, sadakat ve biricik olma kaygılarımızın bizi cinselliği tek insanla yaşama zorunluluğuna mahkûm etmesinin uzun vadede yaşattığı sorunları görmeye çalıştık. “Geleneksel ilişki normlarının dışına çıkmanın ufkunu nasıl geliştirebileceğimiz” sorusunu sormak, bu sayıdaki dosyamızın temel kaygısı. Diğer yandan, tek eşlilik – çok eşlilik, “kadınlar ve erkekler için geçerli toplumsal koşullar göz önünde bulundurulduğunda aynı mı yaşanır?” sorusu kritikliğini koruyor. Bu dosyayı tartışırken, cinsel özgürlük söyleminin, kadınlar söz konusu olduğunda ve erkeklerle eşitsiz ilişkiler içindeyken eşit şekilde ele alınamayacağını da söyledik.

 

SAYI 19

2013 yazı çok sıcak, çok hareketli başladı. Bu sayımızı yepyeni bir coşku ve telaş içerisinde, Gezi direnişi dahilindeki eylemler, forumlar arasında tamamladık. Dergi hazırlık sürecimizin son bir ayını geceli gündüzlü dolduran bu yeni gündeme, farklı illerdeki direniş biçimlerine SFK penceresinden göz attığımız bir mini dosya ile bakıyoruz. An itibarıyla parklardaki kadın forumları, cinsel tacize karşı atölyeler de sürüyor. Önümüzdeki sayıda buralardan çıkan sonuçlara da değinebileceğiz.

Ana dosyamız, “Türkiye’de mor yıllar: 1980’lerden bugüne..” başlığını taşıyor. Konu geniş; dolayısı ile feminist hareketin tüm ses- lerini kapsama gibi bir iddiamız da yok. Kadın mücadelesinin güncel zeminini belirginleştirip ayaklarımızı sağlam basmamızı, soracağımız yeni soruları da hedefe yakın yerden kurmamızı sağlamaya dair bir girişim bu. Teorik tartışmalara değil, sürecin içerisinden deneyim aktarımlarına odaklandık.

 

SAYI 18

Coşkuyla kutladığımız 8 Mart’ı geride bıraktığımız ve 1 Mayıs için “ezilenlerin de ezdikleri” olarak erkek egemenliğine ve kapitalizme karşı feminist sözümüzü alanlarda haykırmaya hazırlandığımız günlerdeyiz. Her zaman farklı görünümleriyle ister istemez gündemimizde olmasına karşın uzun zamandır enikonu ele alamadığımız aileyi geçen sayımızda az biraz didikledik; “Aile yıkılmayacak kale değil,” dedik ve aileye feminist bir gözle bakmaya çalışarak başka birlikte yaşama biçimlerinin neler olabileceğine dair ipuçları yakalamaya çalıştık. Bu hayatların neler olabileceğinin izini bu sayımızda da sürmeye devam ediyoruz. Geçen sayıda ikincisini yayınladığımız “Lezbiyen aşkın feminist eleştiri için kazanım ve imkânları”nın üçüncüsü bu izlerin peşine düşen yazılardan biri. “Benim Çocuğum” filmi, heteroseksizm eleştirisi ile yüreklerimize su serperken aileye mahkumiyetimiz meselesini ne kadar ele alıyor? Dergide bu sorunun da peşine düşüyoruz. Aile konusundaki diğer iki yazıdan biri, içine doğduğumuz aileden nasıl vazgeçemediğimizi anlatıyor; diğeri ise genel olarak sol muhalefetin evlilik ve aile konusundaki sınırlı bakışına dikkat çekiyor.

fp-sayi17

SAYI 17

Bildiğiniz üzere, bir önceki sayımızda aşk denen mefhumun kadınlar için anlamını tartıştık. Bu sayımızda evlilikle sonlanan şeyin “aşk” olmadığının farkındalığıyla, aşkın bir üst aşaması olarak görülen ailenin, birbirine “âşık” bir erkek, bir kadın ve onların “aşklarının meyvesi” çocuklardan başka bir şey olduğunu anlatmaya çalıştık.

Bunu anlatmaya çalışırken de, “mutluluk mekânı” olarak kurgulanan “aile evleri”nin kadınlara sunduğu boşluk duygusundan, popüler film ve dizilerin aileyi ele alış şekillerine; dünyada yeni muhafazakârlığın ve neoliberalizmin aileye etkisinden, bunun Türkiye’de AKP ve Gülen Cemaati cephelerindeki yansımalarına; evlilik – boşanma, zorunlu annelik, duygusal / cinsel ilişkilerde yoksunluk, heteroseksüelliğin dayatılması, aile ilişkilerinde kadın emeğine zorbaca el konması gibi bir dizi konuya el attık.

fp-sayi16

SAYI 16

İki ayda bir elektronik ortamda yayımladığımız, kadın emeği alanındaki yazılarımızın yer aldığı “mutfak cadıları” bültenimiz artık dergimizin içinde de yer alacak. Bu sayıyla birlikte “tecrübeden tercümeler” adında yepyeni bir çeviri köşemiz var artık ve son sayfalarda sizi bekliyor.

16. sayı dosyamızda “aşkın kanunu yeniden yazmak” ve “aşka veda etmek” olasılıklarını birlikte tartışalım istedik. Bir reddedişten öte politik eleştiri çıtasını yükseltmeye dair bir çaba bizimkisi. Genel anlamda siyasetin boşluk tanımayacağı gerçeğinden yola çıkarak, alternatif ilişki biçimlerinin izini sürmeye çalıştık.

fp sayi15

SAYI 15

Malum, kürtaj yasası tartışmaları son aylarda bizi en çok uğraştıran mesele oldu. “Kadın örgütleriyle birlikte hazırlanıyor” diye övünülen Şiddet Yasası, kadınların mücadelesine karşın budana budana çıkarılmışken, bu kez de bir Kürtaj Yasası polemiği düştü ortaya. Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu olarak yakın takipçisi olduğumuz bu süreci, mini dosya halinde sayfalarımıza taşıdık. Kadınların güçlü tepkisi karşısında yasa apar topar geçirilemedi belki ama, düzenlemeler yolda. Sağlık çalışanlarının itirazlarına rağmen hemen yapılıveren sezaryen düzenlemesi gibi…

fp sayi 14

SAYI 14

Feminist Politika 14. sayısıyla 1 Mayıs’ta alanlarda!
Son üç ay yine çok yoğun geçti. 13. sayının dumanı tüterken biz uzun süredir aklımızda olan bir ziyareti gerçekleştirdik Şubat başında. Aralık sonunda Uludere’de yaşanan katliamı unutmamıştık ve oradaki kadınlarla dayanışmak için düştük yola. Acıyı yakından paylaşmak ve dayanışmaktı amacımız. Bu, bir ziyaretle hemen gerçekleşmeyecekti belki ama uzakta olan kadınlara kısa süreliğine de olsa daha yakındık.

fp sayi 13

SAYI 13

Bu sayımızda yüksek katılımlı ve coşkulu geçen konferans sürecinin kafamızda uyandırdığı soruları bir an önce tartışmaya başlayalım istedik. Yurt dışından gelen, kadın emeği konusunda önemli çalışmalar yapmış feminist dostlarımızın sunumları, bizlere dünyanın başka yerlerinde de feminist politikanın açmazların içine düştüğünü ve yeni mücadele zeminleri yaratmamız gerektiğini gördük. Türkiye’de son yıllarda yakaladığımız dinamiğin değerini bir kez daha anladık, “Peki bizde durum ne ve bundan sonra neler yapabiliriz?” diye sorduk. Bu nedenle “Güncel feminist politika” konulu dosyamızla karşınızdayız.

fp sayi 12

SAYI 12

Bu sayımız, 12-13 Kasım 2011’de İstanbul’da düzenlediğimiz “Kadın Emeği Konferansı” dönemine denk geldi. Konferans hazırlıkları nedeniyle aktif, dinamik ve heyecanlıyız… Konferans programını ve konuşmacıların daha önce yayınlanmış önemli makalelerinin özetlerini derginin ortasında çek-al formunda bulabilirsiniz.

Feminist Politika Sayı 11

SAYI 11

Kadına yönelik şiddetin yaygın olarak sürdüğü günümüzde, feminist hareket olarak cinsellik alanını politikleştirmemiz hiç kolay olmadı. “Cinsellik ve pornografi ” dosyamızda cinselliği konuşup yazarken, kişisel deneyimlerimizden hareketle, heteroseksüelliğin bizi nasıl biçimlendirdiğini; görünür olmayan ve hatta içselleştirdiğimiz cinsel baskıyı açığa çıkarmayı deneyerek daha dönüştürücü, özgürleştirici bir cinselliğin ve politikanın olanaklarını aradık.

Feminist Politika Sayı 10

SAYI 10

Yeni çıktı, dumanı üstünde, buyurun yeni sayıya… Dergimize lezzet katabilmek için, bu sayının yayın grubu epey uğraştı. Dosya konusu sıkıcı, bunu biliyoruz. Bazı bakımlardan adeta “yüzyıldır söylüyoruz” dosyası: Feminizmin diğer politik hareketlerle ilişkisi… Ama şimdiden söz veriyoruz; gelecek sayı çok daha eğlenceli olacak.

Feminist Politika Sayı 9

SAYI 9

Sokakta, aktif dergi satışlarımızda yaptığımız gibi, “Feminist Politika! Yeni sayısı çıktı!” diye seslenerek yine karşınızdayız. Dokuzuncu sayımızın dosya konusu “politik bir hareket olarak feminizm”. Feminizmi politik bir hareket olarak kurmaya çalışmanın taşıdığı anlamları, kadınların kolektif özne oluş serüvenini mümkün olduğunca geniş bir çerçeve içinde ele almaya çalıştık. Kadın hareketi ve hukuk mücadelesi, karma örgütlerin kadın alanı üzerinden feminizme yaklaşımı, akademi ve feminist politik hareket ilişkisi, iki binli yıllarda feminizm, dosyada bulabileceğiniz yazılardan. Bu dosyamızda birçok feminist yol arkadaşımızın da katkıları var

Feminist Politika Sayı 8

SAYI 8

Nasılsınız? Feminist Politika’yı özlediğinizi umarak yine karşınızdayız… Sekizinci sayıda dosya konumuz “kürtaj hakkı”: Son yıllarda ‘sağlıkta dönüşüm’ kisvesi altında giderek muhafazakarlaşan neoliberal politikalarla elimizden alınmaya çalışılan kazanımlarımızdan biri. Kürtaj hakkı kadınların kendi bedenleri ve yaşamları üzerindeki denetimlerinin asgari koşullarından birisi ve tam da bu yüzden patriyarkal baskıların konusu olmaya devam ediyor.

Feminist Politika Sayı 7

SAYI 7

Feminist Politika’nın karıncaları üç ay boyunca çalıştılar, araştırdılar, incelediler, haber kovaladılar, söyleştiler. Bakalım ortaya neler çıktı. 6. sayının dosya konusu kadınlara yönelik sosyal politikalar. Her geçen gün sosyal hakların daha da çok budandığı yasal düzenlemelere tanıklık ettiğimiz bu günlerde, “tam da zamanı” dedik ve dosyamızı oluşturduk. Çocuk bakımından yaşlı bakımına, sağlıktan boşanmış kadınların sosyal haklarına kadar dosyamızda yok yok…

fp sayi 06

SAYI 6

6. sayının dosya konusu kadınlara yönelik sosyal politikalar. Her geçen gün sosyal hakların daha da çok budandığı yasal düzenlemelere tanıklık ettiğimiz bu günlerde, “tam da zamanı” dedik ve dosyamızı oluşturduk. Çocuk bakımından yaşlı bakımına, sağlıktan boşanmış kadınların sosyal haklarına kadar dosyamızda yok yok…

fp sayi 05

SAYI 5

Bu sayımızın dosya konusu “kadın cinayetleri”, başlığı da “kadın cinayetleri politiktir” oldu. Kadına yönelik şiddet, feminist hareketin haliyle değişmez gündemi. Gazetelerin üçüncü sayfalarını ve her gün ortalama en az üç kadının öldürülme, tecavüz ve yaralanma haberlerinin yıllardır istikrarla sürdüğünü düşünecek
olursak, bu mücadele de, bu gündem de sürekli olmaya devam edecek, ta ki her şeyi
değiştireceğimiz günlere kadar!

fp4

SAYI 4

Dördüncü sayıdaki dosyamızda Bedenimiz Bizimdir diyoruz. Böyle bir dosya yapmaya karar verdiğimizde işimizin zor olduğunu biliyorduk. Beden politikalarının feminizmin olmazsa olmaz koşulu olduğu bilinciyle, bu sayı için çalışmaya başladığımızda tek sayıda konuyu her yönüyle ele alamayacağımızın farkındaydık. Dosyamızın, beden politikalarını daha kapsamlı bir biçimde konuşmaya, tartışmaya girme çabası olarak değerlendirilmesini istiyoruz.

fp sayi 03

SAYI 3

Feminist Politika’nın üçüncü sayısının dosya başlığını “ücretli/ücretsiz emek kıskacında kadınlar” olarak
belirlerken muradımız, kadınların ücretsiz emeği ile işgücü piyasasındaki konumları arasındaki mevcut bağları ortaya koymak ve “aile ve iş yaşamını uyumlulaştırma” güncel tartışmalarına feminist bir müdahalede
bulunmaktı.

fp sayi 02

SAYI 2

Feminist Politika ikinci sayısıyla yeniden karsınızda. Bu sayımızın dosya konusu, kısa süre önce asadıgımız yerel seçimler; dosyanın baslıgı ise, “Talep etmekten talip olmaya: Yerel seçim deneyimi”. Çesitli feminist grup ve kadınların olusturdugu “Seçim için feminist kolektif” olarak İstanbul Beyoglu’nda bagımsız adayımızla katıldıgımız yerel seçimler, bir ilk deneyim olarak, bize göre bir dosyayla degerlendirilmeyi hak ediyordu. Bu yüzden, dosyamızı agırlıklı olarak bu deneyimin degerlendirmesine ayırdık.

fp sayi 1

SAYI 1

Bir dergi fikri üzerine konuşmaya başladığımızda, hem örgütlenmemizin hem de sistem dışı feminist politikanın ihtiyaçlarını tartışmaya koyulmuş olduk. Feminist Politika’nın sadece feminizm içi bir akım olarak sosyalist feminizmin değil, feminist hareketin sesi olmasını umut

 

“Kadın Cinayetlerine İsyandayız” Kampanyası

logoİstanbul Feminist Kolektif- “Kadın Cinayetlerine İsyandayız” Kampanyası

Kadın cinayetleri feministlerin uzun yıllardır mücadele gündemlerinden biriydi. Kampanya fikri bu mücadeleyi daha güçlü olarak sürdürme gerekliliğinden doğdu. Kampanyaya gelene kadar İstanbul’da farklı gruplardan ve bağımsız feministler, birlikte faaliyet sürdürürken kimi zaman “feministler”, çoğunlukla “feminist kolektif” imzasını kullanıyorlardı. Bu kampanya ile birlikte İstanbul Feminist Kolektif imzasında karar kılındı.

Devamını Oku…

SFK 5. kampı (30-21 Ağustos 1-2 Eylül 2012)

2012gonenSFK 5. kampını 30-21 Ağustos 1-2 Eylül 2012 tarihlerinde Gönen’de gerçekleştirdik.

Sosyalist Feminist Kolektif 5.Kampı Sonuçları:

GENEL BAKIŞ

Sosyalist Feminist Kolektif’in 5. kampını geride bıraktık. 5. Kampımızı 30-31 Ağustos 1-2 Eylül 2012’de Gönen’de gerçekleştirdik. 2008 yılı Ağustos ayında yaptığımız ilk kampımız sonrasında Kasım 2008’de SFK’nın kuruluşunu kamuoyuna ilan etmiştik. O yıldan beri her yıl ağustosta kamp yapmak bizim için gelenekselleşti.Devamını Oku…

Cizre’de Nur Mahallesi düşerse Kadıköy’de Bağdat Caddesi de düşmüş olacak!

cizreHülya Osmanağaoğlu

9 gün süren sokağa çıkma yasağı, evlerin aşırı sıcak banyolarında sadece alt bezleriyle yatırılan bebekler, kuyuların diplerindeki çamurlu suları tülbentlerle süzerek içen ve tek odaya sıkışmış onlarca insan, bahçede abdest alırken keskin nişancılarca vurulan yaşlı kadın, annesiyle babaannesinin ölülerinin arasında saatlerce yaralı yatan bebek… Daha niceleri… Hepsini okumuştuk gitmeden önce ama yaşayanlardan dinlemek bir başka ağırlık yarattı yüreklerimizde.

Barış için Kadın Girişimi’nin politik dayanışmanın yanı sıra duygu paylaşımını da olanaklı kılan ve hepimize “ne iyi oldu” dedirten örgütlenmesiyle 150 kadın Cizre’ye gittik. Yukarıda yazdıklarımdan çok daha fazlasını hem Cizre kuşatması süresince özgür medya hem de birlikte Cizre’ye gittiğimiz kadın arkadaşlar yazdı/yazıyor. Biraz gördüklerimden ne anladığımı/hissettiğimi paylaşmak istiyorum…

Devamını Oku…

Bir kadin olarak susmuyoruz

1-1438196826Diren Cevahir Şen /

CHP’nin çağrısı ile olağan üstü gündemle dün, yani 29 Temmuz 2015 günü toplanan 25. Dönem TBMM’si, bu ilk toplantısıyla barış umutlarını bu coğrafyada belki de ilk kez yeşerten çatışmasızlık sürecinin devamına ve barışa yönelik ortak bir adım atmaktan çok uzaktı. AKP’li ve MHP’li milletvekilleri ölümlerin araştırılmaması yönünden oy kullanıp bolca HDP’li vekillere sataştı, HDP’lilerin konuşmalarını böldü.
Sonra sahneye halihazırda milletvekili olmayan ve görevi yeni hükümet kurulana kadar “geçici” olarak hükümet etmek ve koalisyon görüşmeleri için ortam hazırlayıp ülkeyi diğer seçime sağ salim götürmek olduğu halde üzerimize bombalar yağdırma hükümeti olan AKP hükümetinin başbakan yardımcısı Bülent Arınç çıktı.

Devamını Oku…

Neler yaptık, neler yapabilirdik?

feminist politika dergisi s.2, bahar 2009

S. Ülfet Taylı Taş

Feminist forumdan bir grup kadının seçimlerde aday olmamla ilgili önerisini kısa bir tereddüdün ardından kabul ettim*. Öncelikle önerinin bir süredir birlikte politika yaptığımız kadınlardan gelmesi, bu nedenle yerel politikalarla ilgili de ortak bir çerçeve oluşturabileceğimizi, önümüze çıkabilecek sorunları, kritik noktaları görebildiğimi düşündüğümden. Sonra da yeni bir yolculukta neleri biriktireceğimizi fazlasıyla merak ettiğimden.

Devamını Oku…

Biz de direndik ama söz, yetki, karar, iktidar erkeklerdeydi

gezi_forumKadınlar olarak Gezi’deydik , direnişteydik… Hükümetin baskıcı uygulamalarına ve kadın düşmanı politikalarına karşı alanlardaydık… Direniş süresince olduğu gibi, forumlarda oluşturmaya çalıştığımız ortak mücadele ve yaşam alanlarına da kadınlar olarak politik sözümüzü katmaya devam ediyoruz. Bu sözü daha da güçlendirmek için öncelikle direnişteki kadınlar olarak Gezi’deki deneyimlerimizi paylaşmak istedik. 26 Haziran 2013, Çarşamba günü hem Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda hem de Maçka Parkı’nda toplandık.

 

 

Devamını Oku…

Türkiye’yi Sarsan 20 Gün…

direngHülya Osmanağaoğlu

31 Mayıs sabahı saat 5’te Gezi Parkı ikinci kez saldırıya uğradığında başlayan direnişin bu boyutlara ulaşacağını kuşkusuz kimse öngörmemişti. Hükümet ise hâlâ bir şey görmemeye devam ediyor. O Cuma günü park çevresinde gün boyu süren küçük çaplı çatışmalar, akşam saat 7’den itibaren büyük bir isyana dönüşmeye başladı. Saatler ilerledikçe polisin direnişi kıramaması ve şiddetini artırması Taksim’e gelenlerin sayısının katlanarak büyümesine neden oldu. Polisin 31 Mayıs’ı 1 Haziran’a bağlayan gecede direnişi kırmak için Harbiye’den Tarlabaşı’na Tünel’den Cihangir’e gaza ve suya boğulmayan tek sokak ve tek insan bırakmamak üzere şiddetlendirdiği saldırı ise Cumartesi günü yüz binlerin Türkiye’nin her yerinde sokağa dökülmesiyle sonuçlandı. 15-16 Haziran işçi eylemlerinden sonra belki de en uzun yürüyüş eylemini Boğaz Köprüsünü 1 Haziran sabahı saat 5’te yürüyerek geçen halk gerçekleştirdi. Cumartesi sabahın erken saatlerinden başlayıp gün boyunca kırılamayan direniş sonucunda polis çekilmek zorunda kaldı ve yüz binler Taksim’e girdi. İlk Cuma gecesinden itibaren İstanbul’dakinin aksine yirmi gün boyunca neredeyse hiç dinmeyen polis terörüne rağmen Ankara, İzmir, Eskişehir Adana, Antakya ve Dersim’de binlerce insan sokağa dökülmeye devam etti/ediyor. Sonraki günlerde İstanbul’un değişik yerlerinde yükselen hareket, Gazi ve Okmeydanı gibi devletle mücadele söz konusu olduğunda önemli bir geleneğe sahip mahallelerde çok daha uzun vadeli olabilecek bir direnişin kıvılcımlarını da gösterdi. 1 Haziran Cumartesi günü Taksim Meydanındaki yüz binlerce insan bir yandan kazanılan zaferi kutlarken, bir yandan da meydandaki politik heterojenliğe dikkat kesiliyordu. O gece, Meclis’ten geçen alkol yasaklarına nazire yaparcasına insanların Taksim Meydanında oturarak içki içmeye başlaması, eylemlerin tek başına gezi parkındaki ağaçlar için olmadığını gösteriyordu zaten. Ve aslında Cuma gecesi ve Cumartesi günkü direniş boyunca yükselen sloganlar ve talepler, sonrasındaki yirmi günün başarılarını ve başarısızlıklarını analiz etmeyi mümkün kılıyor.

Devamını Oku…

Aile dışında hayat var!/Broşür

adhvBiz kadınların hayatları patriyarkal (ataerkil) kapitalist sistem altında her dönem zordu. Bize modern çekirdek aile içinde sunulan en iyi seçenek, karşılıksız ev ve bakım emeğimizin yanı sıra düşük ücretli “kadın işleri”nde çalışarak aile yaşamının idame ettirilmesinde  destek güç oluşturmak oldu. İçine sıkıştırıldığımız ücretli emek-ücretsiz emek kıskacı, eve ek gelir getirsek de aileden, kocalardan bağımsızlaşmamızın önünde hep bir engel oluşturdu.

Devamını Oku…

Aile dışında hayat var!/2013 Şubat

adhvBiz kadınların hayatları patriyarkal (ataerkil) kapitalist sistem altında her dönem zordu. Bize modern çekirdek aile içinde sunulan en iyi seçenek, karşılıksız ev ve bakım emeğimizin yanı sıra düşük ücretli “kadın işleri”nde çalışarak aile yaşamının idame ettirilmesinde  destek güç oluşturmak oldu. İçine sıkıştırıldığımız ücretli emek-ücretsiz emek kıskacı, eve ek gelir getirsek de aileden, kocalardan bağımsızlaşmamızın önünde hep bir engel oluşturdu.

Devamını Oku…

Ücretli İş ve Ücretsiz Bakım Hizmeti Ekseninde Kadın Emeği: 1980’lerden 2000’lere

Melda Yaman Öztürk

Türkiye’de sermaye birikimi sürecinde son on yıldır yaşanan dönüşüm, sermayenin ihtiyaçları uyarınca, emek süreçlerini de dönüştürmektedir. Türkiye’de sermaye, 1980’lerden itibaren üretim süreçlerini ‘esnekleştirmeye’, enformel istihdama yönelmeye başladı ve bu eğilim 2000’li yıllarda daha da hızlandı. 2003 yılında yürürlüğe konan Yeni İş Yasası esnek üretim süreçlerine yasal dayanak sağlamış oldu. Ardından, sosyal güvenlik sistemi yeniden yapılandırılarak çalışanların kazanımları törpülendi, emek maliyetleri düşürüldü. Ücretli çalışanların yarısının kayıt dışı istihdam edildiği koşullarda, sosyal güvenlik ve sağlığın metalaştırılmasıyla, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetlerine erişmek daha da zor hale geldi.

Devamını Oku…

Fişlenerek ve ikna turuna direnerek kürtaj…

ank-18-haz-kurt-9Filiz Karakuş

 

Orta yoldan kadınların kürtaj seçme hakkı değil devletin ve ailenin çıkarları çıkıyor.

Kürtajın cinayet olduğu ve yasaklanması gerektiği açıklamalarıyla başlayan tartışmalar, kadınların mücadeleleri ve her kesimden gelen tepkilerin belirlediği bir sürece yol açtı. Devamını Oku…

“Sol PATRİYARKAYI Hâlâ “Kadın Sorunu” Biçiminde Bir Alt BaşlIk Olarak Görüyor”

Söyleşi

Birikim dergisinin, Ağustos- Eylül 2009 sayısından alınmıştır.

Asena Günal: Feminizm ile sosyalizm arasındaki ilişkiden başlayalım istersen. Bu ilişki nasıl tasarlandı? Bir iç içe geçme mi, organik bir bağ mı, mekanik olarak eklemlenme mi, yoksa sosyalizmin feminizmle ya da tersi feminizmin sosyalizmle tamiri mi? Hem sen nasıl bir ilişkilendirmeden yola çıktın, hem de başka türlü ilişkilendirme biçimlerini nasıl değerlendiriyorsun?

Gülnur Acar Savran: Bu konuda üç yaklaşım belirginleşti gibi gözüküyor. Devamını Oku…