Searching for "kadın emeği platformu"

Kadın Emeği Platformu

Kadın Emeği Platformu 2013 Kasım başında faaliyetlerine başladı. SFK da, yaklaşık 2-2.5 yıl faaliyetlerini sürdüren platformun bileşenlerinden biriydi.

AKP hükümetinin “Kadın İstihdam Paketi” hazırlığı içinde olduğunu açıklamasının ardından emek örgütlerinden, kitle örgütlerinden, kadın örgütlerinden, feminist örgütlerden, siyasi partilerden kadınlar Kadın Emeği Platformunu oluşturdu. Platform mücadele hedefi olarak, “hükümetin ve sermayenin kadınların ücretli, ücretsiz emeğine yönelttiği her türlü saldırıyı deşifre edip ortak politikalar ve eylemler geliştirmeyi hedeflemektedir. Kadınların esnek ve güvencesiz çalıştırılması, çifte sömürünün derinleştirilmesi, kadın emeği ve bedeninin değersizleştirilmesine dönük her türlü uygulamaya karşı mücadele”yi belirledi.

yuruyus-resmi

Kadın İstihdam Paketi’ne karşı kurulan Kadın Emeği Platformu İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya’da kuruldu.

Platform 2 Kasım 2013 Cumartesi günü AKP’nin gündemdeki yasa tasarısını konuşmak için bir forum düzenledi. Kadınların ücretli ve ücretsiz çalışma hallerinin planlanan yeni yasal düzenlemelerden nasıl etkileneceğini ve tartıştı, taleplerini belirledi (2 Kasım KEP forumu sonuç metni)

Kadın Emeği Platformu (KEP), İstanbul Makina Mühendisleri Odası’nda 7 Kasım Perşembe günü bir basın toplantısı ile 2 Kasım forumunun sonuçlarını açıkladı. “AKP’nin kadın istihdamı paketini kabul etmiyoruz, taleplerimizin takipçisiyiz” dedi.

Kadın Emeği Platformu tarafından Kadın İstihdam Paketi adıyla anılan yasa tasarısı çalışmaları ile ilgili broşür hazırlandı. 

Ankara KEP Forumu Sonuç Metni yayınladı.

KEP, çalıştığı evin penceresinden düşerek yaşamını yitiren ev işçisi Rukiye Şimşek için Fındıklı’daki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü önünde 19 Kasım 2013 tarihinde açıklama yaptı.

KEP 22 Kasım 2013’te İstanbul Ticaret Odası önünde bir basın açıklamasıyla, AKP’nin “Kadın İstihdamı Paketine” karşı, paketin “müjde” filan değil, bir “hak paketi” değil, kadınları daha da yoksullaştırma ve güvencesizleştirme paketi olduğunu tekrar duyurdu.

TRT-Diyanet, Türk Mühendis Mimarlar Odaları Birliği Gıda Mühendisleri Odası’ndan 21 Kasım 2013 tarihinde yayınlanacak olan ‘Yeni Güne Merhaba” programında “Gıdaların üzerindeki etiket kodları”nı konuşmak üzere gıda mühendisi bir bay talep etti. İzmir KEP, 6 Aralık 2013’te TRT İzmir Bölge Müdürlüğü önünde bu cinsiyetçi talebi protesto etti.
İzmir’de KEP 2 Şubat 2014 tarihinde “Kadın Emeği ve İstihdamı” Atölyesi düzenledi.

Antalya KEP 16 Şubat 2014 günü bir forum düzenledi.

31 Ekim 2014 tarihinde Isparta’nın Yalvaç ilçesi yakınlarında elma toplayan mevsimlik tarım işçilerini taşıyan midibüsün şarampole yuvarlanması sonucu 15 kadın işçi yaşamını yitirdi. KEP, 07 Kasım 2014 tarihinde İstanbul Çalışma ve İŞKUR İl Müdürlüğü önünde bir basın açıklamasıyla yaşanan bu iş cinayetinin sorumlusu Tarım ve Çalışma Bakanları olduğunu duyurdu.

KEP 29 Aralık 2014 tarihinde TMMOB MMO İstanbul Şubesi’nde düzenlediğimiz bir basın toplantısı ile asgari ücrete dair tespit ve taleplerini açıkladı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 8 Ocak 2015 tarihinde Ankara Palas’ta, “Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı”nı açıkladı.
KEP, Ailenin ve Dinamik Nüfusun Korunması Yasası’na ilişkin bir broşür hazırladı.

KEP; ‘AKP’nin Aile ve Nüfus Programına İtirazımız var’ demek için 27 Şubat 2015 tarihinde Taksim Tünel’den Galatasaray’a bir yürüyüş düzenledi.

AKP Hükümeti doğum izinleri ve yarım gün çalışma ile ilgili düzenlemeleri TBMM’den geçirdi.  Yasa 29 Ocak 2016 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe kondu.

Başbakanlık kararıyla 13 Nisan 2016 tarihinde konuya ilişkin bir tebliğ Resmi Gazete’de yayınladı.

Kiralık işçiliğin önünü açan ve kadınlar için kısa süreli, geçici ve güvencesiz iş ilişkilere mahkûmiyetin güçlendiren mahkûm Özel İstihdam Bürolarının kurulmasına ilişkin kanun mayıs ayında yasalaştı. Kiralık işçi çalıştırma koşulları ile ilgili yönetmelik Resmi Gazete’nin 12 Ekim 2016 tarihinde yayınlandı.

http://kadinemegiplatformu.blogspot.ae/

Kadın Emeği Platformu

 

Kadın Emeği Platformu Kuruldu.

Kadın Emeği Platformu 2 Kasım Cumartesi günü düzenlediği kuruluş forumunun sonuç metnini  dün yaptığı basın toplantısıyla açıkladı. AKP’nin kadın istihdam paketinin ‘müjde’ olmadığını ve bu paket ile ‘emek piyasası’nın kadın ve toplum aleyhine yeniden düzenleneceğini vurgulayan platform taleplerini açıkladı

Sendikalar, kadın örgütleri, feminist örgütler ve siyasi partilerden kadınlardan oluşan Kadın Emeği Platformu 2 Ekim’de gerçekleştirdiği “AKP’nin Kadın İstihdam Paketi kime müjde?” isimli forumun sonuç metnini açıkladı. Bu forumu kuruluş etkinliği olarak nitelendiren platform, yaptıkları basın açıklamasında Kadın İstihdam Paketi’ne karşı kurdukları platformun taleplerini de sıraladı.

TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nda gerçekleşen basın açıklamasında kadınlara “doğum izni ve yardımı müjdesi” olarak lanse edilen yasanın aslında toplumsal yaşam ve “emek piyasası”nın kadın ve toplum aleyhine yeniden düzenlenmesi olduğu belirtildi. Patronların daha ucuz ve güvencesiz işçi ihtiyacına cevap verecek olan bu paketin ana temasının esnek, kuralsız ve örgütsüz çalışmayı yasalaştırma üzerine kurulu olduğu vurgulandı. Kadınlara bu paket ile sunulan tek seçeneğin, daha çok çocuk doğurarak ülkenin gelecekteki ucuz işgücü potansiyeline hizmet etmesi olduğunu söyleyen platform,  “kadınların aileye mahkum edilerek, iş yaşamındaki ve evdeki cinsiyetçi iş bölümünün derinleşmesini sağlayacaktır” dedi.

İstihdam paketinin dayattığı kadın esaslı esnek çalışma ve aile ile iş yaşamını ‘uyumlulaştırma’ yöntemlerine ‘esastan’ karşı çıkan platform bunun karşısında taleplerini de açıkladıktan sonra kadın emeğinin sömürülmesine karşı eylem ve etkinliklerine devam edeceklerini açıkladı. Ve tüm kadınları, erkek egemenliği ve sermayenin bu ittifakına karşı ses çıkarmaya çağırdı.

Kadın Emeği Platformu’nun talepleri:

  • Çocuk bakım izinlerinin, hiçbir hak kaybı ya da kismi zamanli çalışma dayatması olmaksızın, erkeklerle eşit hak ve sorumluluklarla düzenlenmesi gerekmektedir.
  • Yalnızca aile içinde değil hayatin tüm alanlarında kadın-erkek eşitsizliğinin ortadan kalkması, bakım hizmetlerinin kadının sorumluluğu olmaktan çıkarılması ve çocuklu-çocuksuz  özgür bireylerden oluşan bir toplum için politikalar hayata geçirilmelidir.
  • Kapatılan tüm kamu kreşleri açılmalıdır. Kadın/erkek olmasına bakılmaksızın, en az 50 işçi çalıştıran kamu/özel tüm işyerlerinde ücretsiz, (vardiya koşulları dikkate alınarak gerektiğinde 24 saat açık) bakım evleri ve kreşlerin açılması zorunlu olmalıdır.
  • İş yerlerindeki çalışma düzeni, kadınların ve erkeklerin çocuklarına bakma yükümlülüğüne uygun şekilde düzenlenmelidir.
  • Özel istihdam büroları kapatılmalı iş ve işçi bulma hizmetleri Çalışma Bakanlığı’na devredilmelidir.
  • Yasal hakların uygulanıp uygulanmadığını tespit için işyeri denetimleri yapılmalıdır.
  • Türkiye’nin de üyesi olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü’nün(ILO), 183 Sayılı Annelik Koruması Sözleşmesi imzalanmalıdır.

Kuruluş metninin tam hali şöyle:

Kadın ve emek örgütleriyle, kadın ve erkek işçilerin örgütleriyle ile hiçbir biçimde müzakere edilmeden, gizlice hazırlanan ve medyada “kadınlara müjde” haberleriyle duyurulan yeni istihdam yasa taslağının ayrıntıları “sızdırma/ısmarlama haberler” yoluyla belirginleştikçe; bunun “doğum izni ve yardımı müjdesi” değil, meşruiyetini erkek egemenliği ve sermayenin uyumundan alan, toplumsal yaşam ve “emek piyasası”nın kadın ve toplum aleyhine yeniden düzenlenmesi olduğu açığa çıktı.

Bizler de sendikalardan, kadın örgütlerinden, feminist örgütlerden, siyasi partilerden kadınlar; fabrikalardaki, atölyelerdeki, tarlalardaki, okullardaki, plaza ofislerindeki işlerimizi, en çok emek harcadığımız ve karşılığını hiç alamadığımız ev işlerini erteleyip 2 Kasım Cumartesi günü AKP’nin bu yasa tasarısını konuşmak için buluştuk. Ücretli ve ücretsiz çalışma hallerimizin planlanan yeni yasal düzenlemelerden nasıl etkileneceğini ve ne istediğimizi tartıştık, taleplerimizi belirledik.

Bu istihdam paketi, TİSK, TÜSİAD, TOBB gibi patron kuruluşlarının yıllardır talebi olan, zaman ve içerik olarak esnek/kısmi/keyfi çalışma kurallarına tabi olacak daha ucuz ve daha güvencesiz işçi ihtiyacını karşılayacak bir düzenlemedir. AKP hükümetinin ve sermayenin “kadın istihdamını artırma” argümanıyla üstünü örtmeye çalıştıkları bu olgu, medya aracılığıyla yapılan propagandalar yoluyla, uzun çalışma saatleri, düşük ücret, insanlık dışı çalışma koşulları ile yaşamından bezdirilen kadın (ve erkek) emekçilere dizi dizi haklar getirecekmiş gibi sunulmaya çalışılmaktadır. Kreş yardımları, yarım gün ücret, kısmi SGK primi ödemeleri gibi, ya hiçbir yaptırımı olmadığından kağıt üzerinde bırakılacak ya da bir gecede geri alınıverecek pamuk ipliğine bağlı göz boyama amaçlı haklarla bezeli bu paket kadınların sosyal haklarına kavuşamayacağı bir düzenlemedir. Paketin çelik çekirdeği, esnek, kuralsız ve örgütsüz çalışmayı yasalaştırmaktır. AKP kadınların işgücüne katılımında esnek çalışmayı temel istihdam biçimi olarak önerdiği halde, bu desteklerden faydalanabilecek olanların tam zamanlı çalışan kadın işçiler olduğu bilinmektedir. Aile Bakanı Fatma Şahin’in “kadınlara birçok seçenek sunacağız” iddiasının tam tersine, kadınlara bu paket ile sunulan tek seçenek, daha çok çocuk doğurarak ülkenin gelecekteki ucuz işgücü potansiyeline hizmet etmektir. Çocuklarına bakabilecekleri, evin işini rahatça yapabilecekleri bir zaman yaratma vaadiyle her türlü kazanılmış hakkından vazgeçirilen kadınlar düşük ücretli ve düşük statülü islere zorunda bırakılmaktadır.  Bunun diğer bir sonucu da, kadınların aileye mahkum edilerek, iş yaşamındaki ve evdeki cinsiyetçi iş bölümünün derinleşmesidir.

Biz bu forum ile kuruluşunu ilan ettiğimiz Kadın Emeği Platformu olarak diyoruz ki:

Kadın istihdam paketi diye sunulan ama kadın emeği sömürüsüne dayanan;  kadını düzenli, güvenceli işler yerine, anneliğe ve ev kadınlığına hapseden; kısmi zamanlı düşük ücretli işçi olarak sömürmeye hazırlanan bu pakete esastan itirazımız var.

Çocuk bakım izinlerinin, hiçbir hak kaybı ya da kısmi zamanlı çalışma dayatması olmaksızın, erkeklerle eşit hak ve sorumluluklarla düzenlenmesi gerekmektedir. Çocuk bakım sürecine katılabilmeleri için çalışan babalara ücretli ve annelere devredilemez minimum bir çocuk bakım izni verilmelidir.

Kadınların da özgür zamana ihtiyaçları olduğu unutulmamalı, iş ve iş dışı zamanları dikkate alınarak düzenlemeler yapılmalıdır

Yalnızca aile içinde değil hayatin tüm alanlarında kadın-erkek eşitsizliğinin ortadan kalkması, bakım hizmetlerinin kadının sorumluluğu olmaktan çıkarılması ve çocuklu-çocuksuz  özgür bireylerden oluşan bir toplum için politikalar hayata geçirilmelidir. Bu model içerisinde eğitim ve sağlık sisteminin yeniden organize edilmesinden; çocuk, engelli, yaşlı bakım sorumluluğunun devlet/özel sektör ve toplum tarafından üstlenilmesine dek birey olarak kadınları hak ve özgürlük temelinde destekleyen politikalar geliştirilmelidir.

Kapatılan tüm kamu kreşleri açılmalıdır. Kadın/erkek olmasına bakılmaksızın, en az 50 işçi çalıştıran kamu/özel tüm işyerlerinde ücretsiz, (vardiya koşulları dikkate alınarak gerektiğinde 24 saat açık) bakım evleri ve kreşlerin açılması zorunlu olmalıdır. 50’den az çalışanı olan işyerlerindeki çocuklu bireyler için ise her mahalleye ihtiyacı karşılayacak kadar kreş açılması amacıyla devlet kendisi girişimde bulunmalı, belediyelere yasal zorunluluk getirilmeli, işverenler de bu mahalle kreşlerine destek olmakla yükümlü olmalıdır. Çalışmayan ebeveynlerin çocuklarının da mahalle kreşlerinden faydalanması sağlanmalıdır. Kreşin bir çocuk hakkı olduğu gerçeğinden hareket edilerek politika geliştirilmelidir

İş yerlerindeki çalışma düzeni, kadınların ve erkeklerin çocuklarına bakma yükümlülüğüne uygun şekilde düzenlenmelidir.

Kadın ve erkek işçilerin kendilerine ve ailelerine zaman ayırabilmeleri için yasal günlük/haftalık çalışma süreleri günde en fazla 7, haftada en fazla 35 saate indirilmeli, toplu iş sözleşmeleri ile daha altında süreler hedeflenmelidir.

Devletin anayasal görevi olan, yurttaşlarına geçimlerini sağlayacak işi bulma özel şirketlere devredilerek özel istihdam büroları aracılığıyla örgütsüz ve sendikasız, denetimsiz bir çalışma yaşamı kurulmaya çalışılıyor. Bu paketle esnekliğin kural haline getirilmesine itiraz ediyoruz. Kadın ve erkek emekçiler için; esnek değil, yarı zamanlı değil; güvenceli, eşdeğer işe eşit ücret ödenen işlerde çalışılması güvence altına alınmalıdır. Bu nedenle, özel istihdam büroları kapatılmalı iş ve işçi bulma hizmetleri Çalışma Bakanlığı’na devredilmelidir.

Bu istihdam paketi, Türkiye koşullarında, emekli olma yaşını 65’e yükselterek çalışanların emeklilik hakkını “mezara gömen” düzenlemeyi daha da ileri götürmektedir. Kısmi/esnek zamanlı çalışmayı kural; tam zamanlı/düzenli çalışmayı istisna haline getiren bu düzenleme ile öncelikle kadınlar ve sonuçta tüm çalışanlar için “emeklilik” artık “bir hayal” bile olmaktan çıkartılmaktadır.

Amaç, gerçekten istihdamda kadın-erkek eşitliğini sağlamak ise, kadın ve erkek emekçilerce hiçbir biçimde kabul edilmeyecek bu “yaşamsı” düzenlemeler çöpe atılmalı, hali hazırdaki yasal hakların uygulanıp uygulanmadığını tespit için işyeri denetimleri yapılmalıdır.

Ve hazırlanmakta olan yeni anayasada; erkek egemenliğini koruyan, güçlendiren tüm düzenlemeler çıkarılmalı, (kamu ya da özel) “çalışma hayatının tüm alanlarında (tüm iş ve mesleklerde ve her yönetim kademesinde) kadınlarla erkeklerin eşit yer alması esastır” ilkesi getirilmelidir.

Türkiye’nin de üyesi olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü’nün(ILO), 183 Sayılı Annelik Koruması Sözleşmesi imzalanmalıdır.

Kadın Emeği Platformu olarak, AKP’nin yasalaştırmaya çalıştığı Kadın İstihdam Paketini kabul etmediğimizi ve mücadelemizle taleplerimizin takipçisi olacağımızı duyuruyoruz. Bundan sonraki süreçte hükümetin kadınların ücretli, ücretsiz emeğine yönelttiği her türlü saldırıyı deşifre edip ortak politikalar ve eylemler geliştireceğiz. Tüm kadınları, erkek egemenliği ve sermayenin bu ittifakına karşı ses çıkarmaya çağırıyoruz!

Kadın Cinayetlerine Karşı Eşzamanlı Eylem/20 Temmuz 2014

Bizler kadın örgütlerinden, feminist ve LGBTİ örgütlerden, siyasi partilerden, demokratik kitle örgütlerinden yaklaşık 150 imzacı olarak biraraya geldik. Bugun buradan bir kez daha belirtiyoruz. Bizler kadın ve trans cinayetlerine karşı birlikte ses çıkarmakta kararlıyız ve Cinayetlere Karşı Acil Eylem Grubu olarak Meclis bu konuyla ilgili tek gündemli toplanana kadar kampanyamızı sürdüreceğiz.

Her Yerde Kadın Cinayeti
Meclis Olağanüstü Toplansın!

Her hafta, kocası, babası, erkek kardeşi, oğlu, boşanmak/ayrılmak istediği kocası/sevgilisi, müşterisi tarafından öldürülen kadınların ve trans kadınların haberlerini duyuyoruz.
Kadınlar her gün kendi hayatları hakkında karar vermek isterken, erkekler tarafından öldürülüyor. Bu cinayetlerin sürekliliği, cinayetleri durdurmayan, gereken önlemleri almayan devletin eril yapısını gözler önüne seriyor. Hukuk sistemiyle cinayetler meşrulaştırılıyor, teşvik ediliyor.

Yaşadığımız erkek şiddeti cezasız kalırken, aileye mecbur bırakıldığımız politikalar oluşturulurken biz kadınlar her gün öldürülüyoruz.

İki gün içinde 6 erkek kadınlar tarafından öldürülseydi, devlet refleksi harekete geçerdi, hükümetten olaganüstü tedbirler alması beklenirdi.

Türkiye’de her gün kadınlar öldürülüyor.

Ve biz soruyoruz: İki gün içinde 6 kadın cinayeti işlenmişken, kadın cinayetleri, evde, işyerinde, sokakta, her yerde, özel ve kamusal alanda her an yaşamımızı tehdit eder hale gelmişken, meclis nerede?

Meclis olağanüstü toplansın!

Kadın cinayetlerine karşı isyanımızı haykırmak için ev işi, çocuk bakımı dayatmalarına kulak asmadan sokaklardayız. Meclisin olağanüstü toplanması için ses çıkarıyoruz;

Siz aile, aile dedikçe kadınlar öldürülüyor!

Siz ses çıkarmadıkça kadın cinayetleri meşrulaşıyor!

Siz haksız tahrik dedikçe, hayatımız tehlikeye giriyor!

Ailenin korunmasına dair değerleriniz boş; kadın bedenini denetleyen, tahakküm altına alan politikalarınız ve erkek şiddeti ile mücadele ediyorMUŞ(!) gibi yapan söylemleriniz erkek şiddetine arka çıkıyor, şiddet uygulayan erkekleri koruyor ve kolluyor.

Devlet kadın cinayetlerinden sorumludur!

Kadınlara ilişkin nadiren konuşurken gördüğümüz Aile Bakanı Ayşenur İslam, erkek şiddeti konusunda konuşmuyor; konuştuğunda ise, kadın cinayetlerini normalleştiren bir dil kullanıyor. “Kadınlar koruma altındayken öldürülmüyor” diyen Aile Bakanı, 6284 Sayılı Yasa’dan habersiz olduğu gibi, aynı zamanda kadın cinayetleri açısından bakanlığını “temize çekmeye” çalışan bir söylem geliştiriyor. Bir sözümüz var Aile Bakanı’na:
Devlet, kadın cinayetlerini gündeme almayan ve etkili mücadele yöntemleri kurmayan yasama ve yürütmesi ile, haksız tahrik indirimleri ile, erkeklere “teşvikler” sunan yargısı ile kadın cinayetilerinden sorumludur.

Hükümet kadın cinayetlerinden sorumludur!
Hükümetin büyük “reklam” çalışmaları ile yürürlüğe koyduğu 6284 sayılı yasa kağıt üzerinde kaldı. İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olmakla övünedursunlar, kadınların öldürülmesi karşısında ne kadar siyasi irade yoksunu olduklarını gördük.

Mekanizmaları hâlâ kurulmamış, cinsiyetsizleştirilmiş 6284 sayılı yasa, şiddete karşı koruma ve önleme talep eden kadınların talepleri karşısında, gereği gibi inceleme ve değerlendirme yapmayan mahkemeler tarafından kopyala-yapıştır kararlarla uygulanıyor. Erkek şiddetine karşı etkili yöntemler ile mücadele etmeyen sisteme , “şiddetle cinayetin ne ilgisi var?” diyen erkek egemen yargı mercilerine, şunu söylüyoruz: Kadın cinayeti bir tokatla, aşağılamakla başlıyor!

Ailenin kadından önce geldiği, kadın yerine ailenin ikame edildiği bir anlayış, aile merkezlerinden, aile avukatlarına, aile hekimlerine kadar herkes tarafından bize dayatılmak isteniyor; kadınların içinde öldürüldüğü, şiddet gördüğü, emeğinin sömürüldüğü, dışına çıkmak istediğinde öldürüldüğü aile, devletin erkek egemenliğinin yansıması olarak bir devlet kurumu olarak işliyor.

Devlet sığınakları, hâlâ bir “mekanizma”ya evrilememiş ve Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), kadınların ya şiddet ortamına geri dönmesine neden olmuş ya da erkek şiddeti karşısında kadınları daha da savunmasız bırakmıştır.

Hayatlarının her alanında ayrımcılık ile karşı karşıya kalan trans kadınlar, seks işçileri her an öldürülme tehlikesi ile karşı karşıya. Şiddete uğradıklarında sessiz kalan polis devleti seks işçilerini gittikçe daha güvencesiz koşullarda çalışmaya iterek ve keyfi para cezalarına çarptırarak cinayetleri ve şiddeti meşrulaştırıyor.

Bugüne kadar kadın cinayetlerini istatiksel bilgiye sığdırmaya çalışan devleti göreve çağırıyoruz.

Meclisin, kadın ve trans cinayetleri gündemi ile olağanüstü toplanmasını ve bu toplantıda, kadın örgütlerinin belirlediği cinayetleri önleyebilecek temel şartları doğrultusunda acil bir eylem planı oluşturmasını talep ediyoruz!

Biliyoruz ki biz kadınlar bir araya gelebilirsek cinayetleri önleyebiliriz. Bu yüzden meclis, kadın ve trans cinayetleri gündemiyle olağanüstü toplanana kadar sokakları boş bırakmıyoruz!
Bugün İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Marmaris, Fatsa, Kocaeli, Kayseri, Çanakkale, Eskişehir, Adana, Dersim, Ovacık, Antakya, Urfa, Denizli, Mersin, Samsun, Van’da kadın cinayetlerine karşı isyanımızı haykırmak için ev işi, çocuk bakımı dayatmalarına da kulak asmadan sokaklardayız. Meclisin olağanüstü toplanması için ses çıkarıyoruz!

ADANA EV HANIMLARI DAYANIŞMA VE KALKINDIRMA DERNEĞİ
ADIYAMAN YAŞAM DERNEĞİ
AKDAM KADIN DAYANIŞMA MERKEZİ VE SIĞINMA EVİ DERNEĞİ
AMARGİ İZMİR
ANARŞİST KADINLAR
ANKA LGBT
ANKARA FEMİNİST KOLEKTİF
ANTALYA KADIN DANIŞMA MERKEZİ VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
AYVALIK BAĞIMSIZ KADIN İNİSİYATİFİ
BAĞIMSIZ KADIN DERNEĞİ – MERSİN
BAĞLAR KADIN KOOPERATİFİ – DİYARBAKIR
BARIŞ İÇİN KADIN GİRİŞİMİ
BATMAN SELİS KADIN DANIŞMANLIK MERKEZİ
BATMAN HEVÎ UMUT KADIN ATÖLYESİ
BERFİN KADIN MERKEZİ – SİİRT
BERJİN AMARA KADIN MERKEZİ – VİRANŞEHİR
BODRUM KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ
BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI KULÜBÜ (BÜKAK)
BUCA EVKA-1 KADIN KÜLTÜR VE DAYANIŞMA EVİ
BURSA MOR SALKIM KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ
CEREN KADIN DERNEĞİ – DİYARBAKIR
ÇANAKKALE BAĞIMSIZ KADIN KOLEKTİFİ (ÇABA)
ÇİĞLİ EVKA-2 KADIN KÜLTÜR EVİ (ÇEKEV)
DEMOKRATİK ÖZGÜR KADIN HAREKETİ (DÖKH)
DERSİM ROŞTÎYA ASMÊ LGBTİ OLUŞUMU
DERSİM YAŞAM KADIN MERKEZİ
DERSİM YENİGÜN KADIN DAYANIŞMA DERNEĞ
DİDİM KİBELE KADIN YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
DİKASUM-DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR
EKİN CEREN KADIN MERKEZİ-DİYARBAKIR KAYAPINAR
EKMEK VE GÜL PROGRAMI VE DERGİSİ
ELDER KADIN EL EMEĞİNİ DEĞERLENDİRME DERNEĞİ
EGELİ KADIN YAZARLAR/EKYAZ PLATFORMU
EPİDEM-DİYARBAKIR YENİŞEHİR
ESENYALI KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ
EŞİT YAŞAM DERNEĞİ
EŞİTLİK İZLEME KADIN GRUBU – EŞİTİZ
EV KADINLARI DERNEĞİ – ADANA (EVKAD)
EV-EKSENLİ ÇALIŞAN KADINLAR ÇALIŞMA GRUBU
FİLMMOR KADIN KOOPERATİFİ
GİRİŞİMCİ KADINLARIN DESTEKLENMESİ DERNEĞİ (GİKAD)
GÖÇMEN DAYANIŞMA MUTFAĞI KADIN GRUBU
GÖKKUŞAĞI KADIN DERNEĞİ
GÜLŞİLAW KADIN MERKEZİ – NUSAYBİN
HALKEVCİ KADINLAR
İLERİCİ KADINLAR DERNEĞİ
İMECE EV İŞÇİLERİ SENDİKASI
İMECE KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ
İSTANBUL FEMİNİST KOLEKTİF
İŞTAR KADIN MERKEZİ – MERSİN
İZMİR BAĞIMSIZ KADIN İNİSİYATİFİ
İZMİR KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ
İZMİR FEMİNİST KOLEKTİF
JİNWAR KADIN MERKEZİ – ÇINAR
KADEM DİYARBAKIR-SUR
KADIN ADAYLARI DESTEKLEME DERNEĞİ – KA.DER
KADIN DAYANIŞMASI
KADIN DAYANIŞMA VAKFI
KADIN EMEĞİ KOLEKTİFİ
KADIN EMEĞİ VE İSTİHDAMI GİRİŞİMİ PLATFORMU
KADININ İNSAN HAKLARI YENİ ÇÖZÜMLER DERNEĞİ
KADINLARLA DAYANIŞMA VAKFI
KADINLARA HUKUKİ DESTEK MERKEZİ (KAHDEM)
KAMPÜS CADILARI
KAPADOKYA KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ
KARDELEN KADIN MERKEZİ – DİYARBAKIR BAĞLAR
KARADENİZ KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ
KARYA KADIN DERNEĞİ
KAYSERİ KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ
KAZDAĞI KADIN DAYANIŞMA GRUBU
KESKESOR LGBTİ DİYARBAKIR OLUŞUMU
KIRMIZI BİBER DERNEĞİ
KIRMIZI ŞEMSİYE CİNSEL SAĞLIK VE İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
KOZA KADIN DERNEĞİ
KÜRTAJ HAKTIR KARAR KADINLARIN PLATFORMU
LAMBDAİSTANBUL LGBTİ DAYANIŞMA DERNEĞİ
MALATYA HOMOFOBİ VE TRANSFOBİ KARŞITI GENÇLİK İNİSİYATİFİ
MAVİ KALEM DERNEĞİ
MAYA KADIN MERKEZİ-BOSTANİÇİ
MERSİN KADIN EMEĞİ KOLEKTİFİ DERNEĞİ
MERSİN LGBTİ 7 RENK DERNEĞİ
MEYA KADIN MERKEZİ-SİLVAN
MOİRA SAKARYA KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ
MOR ÇATI KADIN SIĞINAĞI VAKFI
MOREL ESKİŞEHİR LGBTİ
MSGSÜ KADIN ARAŞTIRMALARI KULÜBÜ
MUĞLA KADIN DAYANIŞMA GRUBU
MUŞ KADIN DERNEĞİ (MUKADDER)
NUJEN KADIN MERKEZİ-BİSMİL
NUJİYAN KADIN MERKEZİ – LİCE
ODTÜ LGBTİ
ÖZGÜR GENÇ KADIN
PELJİN KADIN MERKEZİ – DERİK
PETROL-İŞ KADIN DERGİSİ
PEMBE CARETTA LGBTQ
SELİS KADIN DERNEĞİ – DİYARBAKIR
SELİS KADIN MERKEZİ – ERGANİ
SINIR TANIMAYAN KADINLAR
SİTİYA ZİN KADIN MERKEZİ – CİZRE
SMYRNA İŞ VE MESLEK SAHİBİ KADINLAR DERNEĞİ
SOSYALİST FEMİNİST KOLEKTİF
SOSYALİST KADIN MECLİSLERİ
SPOD LGBTİ (SOSYAL POLİTİKALAR CİNSİYET KİMLİĞİ VE CİNSEL YÖNELİM ÇALIŞMALARI DERNEĞİ)
ŞANLIURFA YAŞAM EVİ KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ
ŞİDDETE SON PLATFORMU (271 ÖRGÜT)
TÜRKİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU
UÇAN SÜPÜRGE KADIN İLETİŞİM VE ARAŞTIRMA DERNEĞİ
ULUSLARARASI KADIN HAKLARI & KALKINMA FORUMU (AWID)
VAKASUM – VAN
VAN KADIN DERNEĞİ (VAKAD)
VAN MAVİ GÖL KADIN DERNEĞİ
VAN YAŞAM, KADIN, ÇEVRE, KÜLTÜR VE İŞLETME KOOP.
YENİ DEMOKRAT KADIN
YOĞURTÇU KADIN FORUMU
ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBE KADIN KOMİSYONU
DİSK KADIN KOMİSYONU
EMEK PARTİ’Lİ KADINLAR
GENEL-İŞ SENDİKASI’NDAN KADINLAR
HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PARTİSİ / HAK-PAR KADIN KOMİSYONU
HALKLARIN DEMOKRATİK KONGRESİ / HDK KADIN MECLİSLERİ
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ / İHD KADIN KOMİSYONU
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ / İHD ANKARA ŞUBESİ KADIN KOMİSYONU
İSTANBUL EĞİTİM-SEN 2 NOLU ŞUBE KADIN KOMİSYONU
İSTANBUL EĞİTİM-SEN 5 NOLU ŞUBE KADIN KOMİSYONU
İSTANBUL EĞİTİM-SEN 6 NOLU ÜNİVERSİTELER ŞUBESİ KADIN KOMİSYONU
İSTANBUL EĞİTİM-SEN LGBTİ KOMİSYONU
İSTANBUL KESK’Lİ KADINLAR
İŞCİ DEMOKRASİSİ PARTİSİ’NDEN KADINLAR
İZMİR KENT KONSEYİ KADIN MECLİSİ
KADIN PARTİSİ
MAHALLE YAŞAM DAYANIŞMA DERNEĞİ’NDEN KADINLAR
NİLÜFER KENT KONSEYİ KADIN MECLİSİ
ÖDP KADIN KOORDİNASYONU, İZMİR
ÖDP’Lİ KADINLAR
SOSYALİST YENİDEN KURULUŞ PARTİSİ KADIN MECLİSİ
TMMOB’Lİ KADINLAR
TOPLUMSAL DAYANIŞMA İÇİN PSİKOLOGLAR DERNEĞİ (TODAP) KADIN KOMİSYONU
TÜRK TABİBLER BİRLİĞİ / TTB KADIN HEKİMLİK VE KADIN SAĞLIĞI KOLU
TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI KADIN KOMİSYONU
TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ KADIN RUH SAĞLIĞI ÇALIŞMA BİRİMİ
YEŞİL SOL KADINLAR
78’LİLER FEDERASYONU’NDAN KADINLAR
ANTAKYA KADIN EMEĞİ KOLEKTİFİ

20 Temmuz 2014

Her Yerde Kadın Cinayeti/17 Temmuz 2014

dsc_0798 dsc_0787Her Yerde Kadın Cinayeti
Meclis Olağanüstü Toplansın!

Her hafta, kocası, babası, erkek kardeşi, oğlu, boşanmak/ayrılmak istediği kocası/sevgilisi, müşterisi tarafından öldürülen kadınların ve trans kadınların haberlerini duyuyoruz.
Kadınlar her gün kendi hayatları hakkında karar vermek isterken, erkekler tarafından öldürülüyor. Bu cinayetlerin sürekliliği, cinayetleri durdurmayan, gereken önlemleri almayan devletin eril yapısını gözler önüne seriyor. Hukuk sistemiyle cinayetler meşrulaştırılıyor, teşvik ediliyor.

Yaşadığımız erkek şiddeti cezasız kalırken, aileye mecbur bırakıldığımız politikalar oluşturulurken biz kadınlar her gün öldürülüyoruz.

İki gün içinde 6 erkek kadınlar tarafından öldürülseydi, devlet refleksi harekete geçerdi, hükümetten olağanüstü tedbirler alması beklenirdi.

Türkiye’de her gün kadınlar öldürülüyor.
Ve biz soruyoruz: İki gün içinde 6 kadın cinayeti işlenmişken, kadın cinayetleri, evde, işyerinde, sokakta, her yerde, özel ve kamusal alanda her an yaşamımızıtehdit eder hale gelmişken, meclis nerede?

Meclis olağanüstü toplansın!

Kadın cinayetlerine karşı isyanımızı haykırmak için ev işi, çocuk bakımıdayatmalarına kulak asmadan sokaklara çıkıyoruz! Meclisin olağanüstü toplanmasıiçin ses çıkarıyoruz;

Siz aile, aile dedikçe kadınlar öldürülüyor!

Siz ses çıkarmadıkça kadın cinayetleri meşrulaşıyor!

Siz haksız tahrik dedikçe, hayatımız tehlikeye giriyor!

Ailenin korunmasına dair değerleriniz boş; kadın bedenini denetleyen, tahakküm altına alan politikalarınız ve erkek şiddeti ile mücadele ediyorMUŞ(!) gibi yapan söylemleriniz erkek şiddetine arka çıkıyor, şiddet uygulayan erkekleri koruyor ve kolluyor.

Devlet kadın cinayetlerinden sorumludur!

Kadınlara ilişkin nadiren konuşurken gördüğümüz Aile Bakanı Ayşenur İslam, erkek şiddeti konusunda konuşmuyor; konuştuğunda ise, kadın cinayetlerini normalleştiren bir dil kullanıyor. “Kadınlar koruma altındayken öldürülmüyor” diyen Aile Bakanı, 6284 Sayılı Yasa’dan habersiz olduğu gibi, aynı zamanda kadın cinayetleri açısından bakanlığını “temize çekmeye” çalışan bir söylem geliştiriyor. Bir sözümüz var Aile Bakanı’na:
Devlet, kadın cinayetlerini gündeme almayan ve etkili mücadele yöntemleri kurmayan yasama ve yürütmesi ile, haksız tahrik indirimleri ile, erkeklere “teşvikler” sunan yargısı ile kadın cinayetlerinden sorumludur.

Hükümet kadın cinayetlerinden sorumludur!

Hükümetin büyük “reklam” çalışmaları ile yürürlüğe koyduğu 6284 sayılı yasa kağıt üzerinde kaldı. İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olmakla övünedursunlar, kadınların öldürülmesi karşısında ne kadar siyasi irade yoksunu olduklarını gördük.

Mekanizmalarıhâlâ kurulmamış, cinsiyetsizleştirilmiş 6284 sayılı yasa, şiddete karşı koruma ve önleme talep eden kadınların talepleri karşısında, gereği gibi inceleme ve değerlendirme yapmayan mahkemeler tarafından kopyala-yapıştır kararlarla uygulanıyor. Erkek şiddetine karşı etkili yöntemler ile mücadele etmeyen sisteme , “şiddetle cinayetin ne ilgisi var?” diyen erkek egemen yargımercilerine, şunu söylüyoruz: Kadın cinayeti bir tokatla, aşağılamakla başlıyor!

Ailenin kadından önce geldiği, kadın yerine ailenin ikame edildiği bir anlayış, aile merkezlerinden, aile avukatlarına, aile hekimlerine kadar herkes tarafından bize dayatılmak isteniyor; kadınların içinde öldürüldüğü, şiddet gördüğü, emeğinin sömürüldüğü, dışına çıkmak istediğinde öldürüldüğü aile, devletin erkek egemenliğinin yansıması olarak bir devlet kurumu olarak işliyor.

Devlet sığınakları, hâlâ bir “mekanizma”ya evrilememiş ve Şiddeti Önleme veİzleme Merkezleri (ŞÖNİM), kadınların ya şiddet ortamına geri dönmesine neden olmuş ya da erkek şiddeti karşısında kadınları daha da savunmasız bırakmıştır.

Hayatlarının her alanında ayrımcılık ile karşı karşıya kalan trans kadınlar, seks işçileri her an öldürülme tehlikesi ile karşı karşıya. Şiddete uğradıklarında sessiz kalan polis devleti seks işçilerini gittikçe daha güvencesiz koşullarda çalışmaya iterek ve keyfi para cezalarına çarptırarak cinayetleri ve şiddeti meşrulaştırıyor.

Bugüne kadar kadın cinayetlerini istatistiksel bilgiye sığdırmaya çalışan devleti göreve çağırıyoruz.

Meclisin, kadın ve trans cinayetleri gündemi ile olağanüstü toplanmasını ve bu toplantıda, kadın örgütlerinin belirlediği cinayetleri önleyebilecek temelşartları doğrultusunda acil bir eylem planı oluşturmasını talep ediyoruz!

Biliyoruz ki biz kadınlar bir araya gelebilirsek cinayetleri önleyebiliriz. Bu yüzden meclis, kadın ve trans cinayetleri gündemiyle olağanüstü toplanana kadar sokakları boş bırakmıyoruz!
20 Temmuz’da kadın cinayetlerine karşıisyanımızı haykırmak için ev işi, çocuk bakımı dayatmalarına da kulak asmadan sokaklara çıkıyoruz! Herkesi de olduğu yerde sokaklara çıkmaya çağırıyoruz! Meclisin olağanüstü toplanması için ses çıkarıyoruz!

#KadınKatliamıVar

EYLEM PROGRAMI

16 TEMMUZ ÇARŞAMBA
DERSİM / Sanat Sokağı

17 TEMMUZ PERŞEMBE
MERSİN / Taş Bina Önü, 12:30

18 TEMMUZ CUMA
VAN / Sanat Sokağı,18:00

20 TEMMUZ PAZAR
İSTANBUL / Kadıköy Boğa Heykeli, 14:00
ANKARA / Güven Park, 14:00
ANTALYA / Kapalı Yol Halk Bankası, Karaalioğlu Parkı, 21:30
İZMİR / Alsancak Garı, 18:30
BURSA / Nilüfer Metro İstasyonu, Beşevler durağı, 22:00
MARMARİS / 21:00
FATSA / Sahilde oturma eylemi, 21:00
KOCAELİ / Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü önü, 17:00
KAYSERİ / Cumhuriyet Meydanı Almer Önü, 16:00
ÇANAKKALE / Kordon Boyu, 20:00
ESKİŞEHİR / Adalar Migros Önü, 17:00

21 TEMMUZ PAZARTESİ
ADANA / İnönü Parkı, 18:30

İMZALAR:
1 Adana Ev Hanımları Dayanışma ve Kalkındırma Derneği
2 Adıyaman Yaşam Derneği
3 AKDAM Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınma Evi Derneği
4 Amargi İzmir
5 Anarşist Kadınlar
6 ANKA LGBT
7 Ankara Feminist Kolektif
8 Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
9 Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi
10 Bağımsız Kadın Derneği – Mersin
11 Bağlar Kadın Kooperatifi-Diyarbakır
12 Barış İçin Kadın Girişimi
13 Batman Selis Kadın Danışmanlık Merkezi
14 Batman Hevî Umut Kadın Atölyesi
15 Berfin Kadın Merkezi -Siirt
16 Berjin Amara Kadın Merkezi-Viranşehir
17 Bodrum Kadın Dayanışma Derneği
18 Buca Evka-1 Kadın Kültür ve Dayanışma Evi
19 Bursa Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği
20 Ceren Kadın Derneği-Diyarbakır
21 Çiğli Evka-2 Kadın Kültür Evi (ÇEKEV)
22 Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH)
23 Dersim Yaşam Kadın Merkezi
24 Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği
25 Didim Kibele Kadın Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
26 DİKASUM-Diyarbakır Büyükşehir
27 Ekin Ceren Kadın Merkezi-Diyarbakır Kayapınar
28 Ekmek ve Gül Programı ve Dergisi
29 Elder Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği
30 Egeli Kadın Yazarlar/EKYAZ Platformu
31 EPİDEM-Diyarbakır Yenişehir
32 Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği
33 Eşit Yaşam Derneği
34 Eşitlik İzleme Kadın Grubu – EŞİTİZ
35 Ev Kadınları Derneği – Adana (EVKAD)
36 Ev-eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu
37 Filmmor Kadın Kooperatifi
38 Girişimci Kadınların Desteklenmesi Derneği (GİKAD)
39 Göçmen Dayanışma Mutfağı Kadın Grubu
40 Gökkuşağı Kadın Derneği
41 Gülşilaw Kadın Merkezi-Nusaybin
42 Halkevci Kadınlar
43 İlerici Kadınlar Derneği
44 İmece Ev İşçileri Sendikası
45 İmece Kadın Dayanışma Derneği
46 İstanbul Feminist Kolektif
47 İştar Kadın Merkezi-Mersin
48 İzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifi
49 İzmir Kadın Dayanışma Derneği
50 İzmir Feminist Kolektif
51 Jinwar Kadın Merkezi-Çınar
52 KADEM Diyarbakır-Sur
53 Kadın Adayları Destekleme Derneği – KA.DER
54 Kadın Dayanışması
55 Kadın Dayanışma Vakfı
56 Kadın Emeği Kolektifi
57 Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi Platformu
58 Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği
59 Kadınlarla Dayanışma Vakfı
60 Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
61 Kampüs Cadıları
62 Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği
63 Kardelen Kadın Merkezi-Diyarbakır Bağlar
64 Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği
65 Karya Kadın Derneği
66 Kayseri Kadın Dayanışma Derneği
67 Kazdağı Kadın Dayanışma Grubu
68 Keskesor LGBTİ Diyarbakır Oluşumu
69 Kırmızı Biber Derneği
70 Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği
71 Koza Kadın Derneği
72 Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu
73 Lambdaistanbul LGBTİ Dayanışma Derneği
74 Malatya Homofobi ve Transfobi Karşıtı Gençlik İnisiyatifi
75 Mavi Kalem Derneği
76 Maya Kadın Merkezi-Bostaniçi
77 Mersin Kadın Emeği Kolektifi Derneği
78 Mersin LGBTİ 7 Renk Derneği
79 Meya Kadın Merkezi-Silvan
80 Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
81 MorEl Eskişehir LGBTİ
82 MSGSÜ Kadın Araştırmaları Kulübü
83 Muğla Kadın Dayanışma Grubu
84 Muş Kadın Derneği (MUKADDER)
85 Nujen Kadın Merkezi-Bismil
86 Nujiyan Kadın Merkezi-Lice
87 ODTÜ LGBTİ
88 Özgür Genç Kadın
89 Peljin Kadın Merkezi-Derik
90 Petrol-iş Kadın Dergisi
91 Pembe Caretta LGBTQ
92 Selis Kadın Derneği-Diyarbakır
93 Selis Kadın Merkezi-Ergani
94 Sınır Tanımayan Kadınlar
95 Sitiya zin Kadın Merkezi-Cizre
96 Smyrna İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Derneği
97 Sosyalist Feminist Kolektif
98 Sosyalist Kadın Meclisleri
99 SPoD LGBTİ (Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği)
100 Şiddete Son Platformu (271 örgüt)
101 Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu
102 Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği
103 Uluslararası Kadın Hakları & Kalkınma Forumu (AWID)
104 Urfa Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği
105 VAKASUM-Van
106 Van Kadın Derneği (VAKAD)
107 Van Mavi Göl Kadın Derneği
108 Van Yaşam, Kadın, Çevre, Kültür ve İşletme Koop.
109 Yeni Demokrat Kadın
110 Yoğurtçu Kadın Forumu
111 Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Kadın Komisyonu
112 DİSK Kadın Komisyonu
113 EMEK Parti’li Kadınlar
114 Genel-iş Sendikası’ndan Kadınlar
115 Hak ve Özgürlükler Partisi / Hak-Par Kadın Komisyonu
116 Halkların Demokratik Kongresi / HDK Kadın Meclisleri
117 İnsan Hakları Derneği / İHD Kadın Komisyonu
118 İnsan Hakları Derneği / İHD Ankara Şubesi Kadın Komisyonu
119 İstanbul Eğitim-sen 2 Nolu Şube Kadın Komisyonu
120 İstanbul Eğitimsen 3 No’lu Şube Kadın Komisyonu
121 İstanbul Eğitim-sen 5 Nolu Şube Kadın Komisyonu
122 İstanbul Eğitim-sen 6 Nolu Üniversiteler Şubesi Kadın Komisyonu
123 İstanbul Eğitim-sen LGBTİ Komisyonu
124 İşci Demokrasisi Partisi’nden Kadınlar
125 İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi
126 Kadın Partisi
127 Mahalle Yaşam Dayanışma Derneği’nden Kadınlar
128 Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi
129 ÖDP Kadın Koordinasyonu- İzmir
130 Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Kadın Meclisi
131 TMMOB’li Kadınlar
132 Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP) Kadın Komisyonu
133 Türk Tabibler Birliği / TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu
134 Türkiye Gazeteciler Sendikası Kadın Komisyonu
135 Türkiye Psikiyatri Derneği Kadın Ruh Sağlığı Çalışma Birimi
136 Yeşil Sol Kadınlar
137 78’liler Federasyonu’ndan Kadınlar

Göçmen Kadınlar Yalnız Değildir

gocmenkadinlar22Onlarca kadın örgütünden kadınlar 12 Temmuz Cumartesi günü Beyazıt ve Kumkapı sokaklarında, işyerlerinde, evlerde göçmen kadınların yaşadığı taciz, tecavüz ve emek istismarına karşı eylem yaptı. Beyazıt tramvay durağında yapılan basın açıklamasında özellikle bölgedeki taciz ve tecavüze vurgu yapan kadınlar bir önce göçmen kadınları koruyucu mekanizmaların kurulmasını istedi:

“Her gün Aksaray, Laleli, Beyazıt ve Kumkapı sokaklarında, iş yerlerinde, evlerde göçmen kadınlar tacize, şiddete ve hatta tecavüze uğruyor. Göçmen kadınlar savaştan, erkek şiddetinden kaçarak sığınmak amacıyla ya da ailelerine para gönderebilmek için Türkiye’ye geliyor. Türkiye’nin kısıtlayıcı göç ve çalışma yasalarından dolayı çoğu izinsiz çalışmak zorunda kalıyor. ‘Kaçak’ olarak nitelendirilen ama aslında ‘kağıtsız’ olarak tanımladığımız bu durum çoğu işveren, esnaf ve ev sahibi tarafından suistimal ediliyor. Bütün göçmenleri etkileyen ayrımcı, ırkçı ve insan haklarına aykırı bu uygulamalar kadın göçmenler söz konusu olduğunda ayrıca taciz, tecavüz ve erkek şiddeti ile çok daha vahim bir hal alıyor.

Devamını Oku…

Barış İçin Kadın Girişimi Çözüm Süreci Raporu

rozetBarış İçin Kadın Girişimi, kadınların çözüme ve barışa dair beklentileri, talepleri, gerekli yasal düzenlemeler, savaş hakikatleri ve güvenlik reformu konularının yer aldığı, kadınların barış sürecine yaklaşımlarını ve çözüm için önerilerini sundukları raporu açıkladı. ‘Barış İçin Kadın Girişimi Çözüm Süreci Raporu’nu paylaşıyoruz:

Devamını Oku…

Novamed’li Kadınlar 1 Yıldır Grevdeler Biliyor Muydunuz!

Novamed Greviyle Dayanışma Kadın Platformu Basın Açıklaması
16.09.2007

Onlar 81 kadın
Antalya Serbest Bölgede Kan Seti üreten NOVAMED’de çalışıyorlar.
26 Eylül’den bu yana talepleri kabul edilmediği için grevdeler.

Novamed’de grev öncesi neler oluyordu?

Kimyasallardan korunmak için maske takılmasına izin verilmiyordu.

Devamını Oku…

Neo-liberal saldırıya karşı kadın dayanışması

 Feminist gazete-8 Mart 2008
 Necla Akgökçe

Kadınlar olarak 2007 yılında yüzakıyla çıktığımız önemli eylemlerden biri Novamed Grevi’ydi.  Birkaç sol grup dışında, kamuoyu, sendika ve grevci kadınlar,  grevin kazanılmasında kadının dayanışmasının ne kadar önemli bir rol oynadığı konusunda hemfikirler. Her görüşten feministler ve kadın hareketi yanlıları için dayanışma platformunun eylemleri kendi gücümüzü görme fabrikadaki kadının deneyimleri ile ortaklaşma açısından çok önemliydi.

Çok düşük ücretli, güvencesiz, yarım zamanlı çalışmalar, kötü çalışma koşulları, yüksek işsizlik oranı. Bunlara sosyal devletin ve sosyal hakların tavsiyesi, sağlık ve bakım hizmetlerinin özelleştirilmesi de eklenince neo- liberalizmin kadınları nasıl etkilediğine dair tabloyu tam olarak görebiliriz.

AB ülkelerinde yarım zamanlı işlerin büyük bir bölümü kadınlar tarafından yapılıyor, gelişmekte olan ve azgelişmiş ülkelerde ise yapısal uyum programlarıyla özelleştirmelerle kamuda pek çok kadın işsiz kalıyor, tarım çözülüyor geniş bir kadın kitlesi işsiz kalıyor.

Yarım zamanlı işler düşük ücretli ve evde yapılan işler genellikle. Batı’da feministler bu tür çalışma biçimlerine karşı çıkıyorlar. Çünkü bu işlerle birlikte ev işleri ve bakım işleri kadınların sırtına yükleniyor. Evde yapılan yarım zamanlı işler  kadınların emek piyasalarına  uzmanlaşmasını engelleyip onları vasıfsızlaştırırken evdeki patriyarkal işbölümünü de derinleştiriyor.  “Ev yükümlülükleri ile iş yükümlülüklerinin birleştirilmesi” sloganı ile bu durumun ideolojisi de yapılıyor.  Temel amaç kadınlara tam zamanlı güvenceli iş filan değil…Çünkü bu talebin ardından kreş çocuk bakım hizmetleri vs gelecek… Eşit ücret mücadelesi de bir kenara itildi…  İşyerini temelden sarsan yapısal feminist taleplere artık yüz verilmiyor. Eviçleri ekonominin gereğine göre yeniden örgütlenirken, evişlerinin görünülmezliği artıyor, kadınlar üzerindeki patriyarkal baskı katmerleşiyor.

Güney’de yoksul ülke kadınlarına reva görülen ise güvencesiz çalışma, hizmetçilik, seks işçiliği, serbest bölgelerdeki ter atölyeleri.. Serbest bölgeler tümüyle kadın emeği üzerine şekillenmiş yerler. Kadın emeğinin en ucuz ve en edilgen olduğu Güney Asya ülkeleri ve Latin Amerika ülkelerinde çok yaygın…Kadın emeğinin ucuzluğu ve edilgenliği ise doğrudan doğruya o bölgedeki patriyarkanın gücüyle ilişkili. Genç kadınların din ve baba, koca baskısıyla edilgenleştirildiği yerlerde emek hem daha ucuz hem de örgütlenmeye daha az yatkın… Bu tür işyerlerinde kadınlar ustabaşılardan dayak  yiyiyorlar…Bunun yanında taciz ve tecavüz de onları baskı altında tutma biçimleri olarak işlev görüyor…

Neo liberalizmin sosyal devlete karşı biliyorsunuz. Sosyal devletin çocuk ve yaşlı hasta bakımı  hizmetlerinden en fazla yararlanan kesim tabii ki kadınlar. Hizmet ve bakım işleri özelleştirilince, bu işlerin çoğu kadınların sırtına yükleniyor. Neoliberalizmin erkek emeği üzerinden değil  kadının görünmeyen ve görünen emeği üzerinden kendine hayat imkanı buluyor.

Erkekler bu süreçte daha düzenli ve daha fazla gelir getiren işlerde çalışırken kadınlar erkeklere yemek pişirip, onların üzerlerini, yıkayıp paklayarak sahip oldukları işlerde kariyer yapmalarını da kolaylaştırıyorlar. Kadınlar evkadınılaştırılırken, dışarıdaki emekleri değersizleşiyor, yukarıda saydığımız güvencesiz işler onlara ait işler oluyor, erkeklerin emek piyasalarındaki değerini daha da artırıyor.

Ama Neo-liberal politikalar, Kuzey’in zengin ülkelerindeki kadınların geleceği ile Güneyin ve Doğu’nun yoksul ülkelerindeki kadınların kaderi birbirlerine bağlıyor. Bu da kadınlar arası dayanışmanın ve birlike mücadelenin şartlarını hazırlıyor. Aynı Novamed eyleminde olduğu gibi.

Kadınlar direndi, feminist kadınlar onlarla dayanıştı, dayanışma mail aracılığıyla dünyanın diğer ucundaki kadınları da harekete geçirdi. Ve serbest bölgeye Türkiye’de bir sendika girdi. Antalya’da Serbest Bölgede Alman Fresenius Medical Care çokuluslu şirketine ait Novamed isimli işyerinde 448 gün devam eden kadın grevi, başarıyla sonuçlandı.  Kadınlar 2 Ocak 2008 tarihinde işbaşı yaptılar. Aynı gün kendisiyle yapılan bir söyleşide Novamed sendika temsilcisi  Aysel Göncü şöyle söylüyordu;

“Kadınlar olarak şu anda en önemli hak kazanımımız özgürlük! Evde olsun, işyerinde olsun dışarıda olsun, bir özgürlük kazandık gerçekten. Erkeklere karşı ezilmediğimizi göstermiş olduk.”

Özgürlüğü kazanmak,  tek tek kadın olarak değil kadınlar olarak kazanmak… Bireyin, bireysel kurtuluşun, kimlik politikalarının öne çıkarıldığı, dayanışma ilişkilerinin çözüldüğü neo-liberalizmin ideolojik olarak hakim olduğu bir dönemde, “biz” demek “biz kadınlar” demek çok önemli. Biliyoruz ki, “biz kadınlarla” “biz feministler” arasındaki yol çok kısa ve çok dolaysız bir yol var.

Novamed Greviyle Kadın Dayanışması

Kadınlar hep birlikte patriarkaya ve kapitalizme karşı

1478006326_cff751523b_oAnlatılan Novamed grevinin hikayesidir:

“Burada çalışırken doğum yaptım. Son sıralı doğumlardan biriydi. Benden sonra zaten sendika girdi ve sıralı doğumu iptal ettiler. İki ay süre veriliyordu, bana ‘çalışmalara başlayabilirsin’ dediler. Yaptın yaptın! Yapmadığın zaman sıra başkasına geçiyordu.

Devamını Oku…

Biz Kadınlar Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısına İtiraz Ediyoruz!

Kadınların da bu yasaya sözü var!

“Sosyal güvenlik reformu” adı altında hazırlanan yasa tasarısı uzun tartışmalardan sonra TBMM gündemine geldi. Yasa tasarısı tartışılırken yasa hazırlayıcıları kimi “sosyal tarafların” görüşlerini dikkate aldı. Birçok örgüt temsilcisi ile bizzat görüştü. Bu süreçte bir taraf olarak yok sayılan kesim ise kadınlar oldu. Ne yasa hazırlanırken, ne de yasada kimi tadilatlara gidilirken kadınların sözüne kulak verilmedi. Kadınlar bir taraf olarak muhatap alınmadı.

Yasayla kurulan sosyal güvenlik sisteminde kadınların birey olarak hakları, eşitsiz konumları yok sayılmakta, baba ve kocalarına bağımlı, onların himayesi altında varlıklar olarak değerlendirilmektedir.

Yasanın en temel problemi kadınların emek verdikleri ve karşılığını alamadıkları bakım hizmetlerinin yok saymasıdır.  Kadınların kimliğinin ayrılmaz parçası olarak görülen bu hizmetlerin büyük çoğunluğu kamunun, işverenin ve erkeklerin yapması gereken ama yapmadığı işlerdir. Yasa kadınların yaptığı karşılıksız işleri görmediğinden; kadınları ilanihaye ev işlerini ve bakım hizmetlerini yapmaya mecbur kılıyor.

Bu tasarı kadınlarla erkekler arasındaki eşitsizlikleri doğalmış gibi sunarak kadınların erkeklere bağımlığını daha da arttıracaktır. Bu bakış açısı, kadınların belli bir yaşa geldiklerinde evlenmelerini ve evlilik içinde kalmalarını öngörmektedir. Tasarının yasalaşması, kadınların aile içindeki ezilmelerini ve güvencesizliğini pekiştireceği için son yıllarda kadınların eşitlik yolundaki Medeni Kanun, TCK’da gibi kimi kazanımlarının kullanılmaz hale gelmesine de yol açacaktır. Kadınların, bu yasa aracılığı ile erkeğe bağımlılıklarının pekiştirilmesi, kadına yönelik aile içi erkek şiddetinin sistematik olarak artmasını da getirecektir.

Bu yasanın tamamında kadınlara söylenen ana söz “Haydi Kadınlar Evlere” sözüdür.

Yasanın kadınlara gösterdiği bu yola dolayısıyla bu yasaya esastan itirazımız var.

Tadilat yetmez. Bu yasanın esastan değişmesi dolayısıyla geri çekilmesi gerekmektedir.

Bu yasa emzirme parasının,  cenaze parasının arttırılması ile düzelmez. Yasanın hem tüm çalışanları ilgilendiren temel parametrelerinin hem de erkek egemenliği üzerine kurulu yapısının esastan değişmesi gerekiyor.

Yasanın tüm çalışanları ilgilendiren temel itiraz noktaları emeklilik yaşının 65’e çıkarılması, emekli maaş bağlama oranlarının düşürülmesi ve sağlığın prime dayalı paralanmasıdır. Bu temel sorunlar dışında yasada onlarca hak kaybı söz konusu.

Biz kadınlar bu temel itiraz noktalarına katılıyoruz.  Bu itiraz noktalarından sağlık hizmetlerinin ücretlendirilmesine itirazımızı bir kadın kurtuluş talebi olarak tekrarlıyoruz. Çünkü sağlıkta katkı payı ve sağlık hizmetlerinin ücretlendirilmesi, bu hizmetlere herkesin erişebilmesini engeller. Birçok sağlık ve bakım hizmeti ev içinde çözülmeye çalışılır. Yani kadınların ev içi köleliğinin koşulları ağırlaşır.

Bunun yanı sıra biz ev içindeki karşılıksız emeğimiz ortadan kaldırılıncaya dek kadınların evdeki çalışmalarının dikkate alınmasını istiyoruz.

Yani eşit uygulamalar değil, eşitlik sağlanana kadar geçici özel önlem istiyoruz. Pozitif ayrımcılık yapılmasını istiyoruz.

Bu yasa kayıt dışı çalışan 13 milyondan fazla kişiyi sosyal güvenlik sistemine sokmak için hiçbir ciddi önlem önermemekte; bütün sistemini çalışan ve prim ödeyen ve erkek bireyler üzerinden kurmaktadır.

SSGSS Yasa Tasarısı ile çoğunluğu kadın olan ev-eksenli çalışanlar, gündelikçiler, tarım işçileri, ücretsiz aile işçileri, geliri asgari ücretin altında olanlar sosyal güvenlik sisteminin dışında tutuluyor.
Ev-eksenli çalışan, gündelikçi, tarım işçisi, ücretsiz aile işçisi, geliri asgari ücretin altında olan kadınlar için çalışma süreleri ve yerlerine bakılmaksızın sosyal güvenlik hakkı olmalıdır.

Biz kadınlar Sosyal güvenlik sisteminin,

kadın-erkek herkese işsizlik, kaza, hastalık, malûllük, yaşlılık ve ölüm hallerinde ve tüm kadınlara analık ve doğurganlık hallerinde sosyal güvence sağlanması

kadınlara sosyal haklarını babalarından ve kocalarından bağımsız olarak tanıması,

kadınlara ev içinde harcadıkları emeğin karşılığı olarak erken emeklilik, cinsiyete dayalı yıpranma payı/fiili hizmet zammı haklarını tanıması gerekir.

Bunların hiçbirini sağlamadığı için bu yasanın geri çekilmesini istiyoruz.

Bu yasa önümüzdeki günlerde tartışılmaya açılacak istihdam paketiyle birlikte değerlendirilmelidir. İstihdam paketinin kamuoyuna yansıdığı kadarıyla, kadınlar için özel önlem getirilmemesi ve kreş, emzirme odası gibi işveren yükümlülüklerinin ortadan kaldırılması kadınların iş yaşamına katılımının önüne yeni engeller getireceği ortadadır. İstihdam paketinin de kadınların taleplerini görmezden gelinerek hazırlanıyor olması, kadınlar için sosyal güvencesizliği ve sağlık hizmetlerinden yararlanamamayı mutlaklaştıracaktır. Yasa bakım hizmetleri ile ilgili bir adım atmaya gerek görmeden hatta mevcut hali dahi geriye götürerek kadınları aileye mahkûm etmektedir.

Yasal düzenlemelerle, kadınlar aileye bağımlı kılınırken; Başbakan tarafından dillendirilen kadınların daha çok çocuk doğurması talebi de hükümetin “kadının asıl yeri evidir” zihniyetini de açıkça ortaya koymaktadır.

Bu yasa “kadınların asıl yeri evdir” anlayışı ve cinsiyetçi bakışla kurulan zincirin bir parçasıdır.

İtirazımız Var!
Yaşasın Kadın Dayanışması!

Sosyal Haklar İçin Kadın Platformu /15 Nisan 2008-Ankara TBMM önü

Yoğurtçu Kadın Forumu’ndan Eylem Çağrısı

Sözde kadın istihdamını artırmayı hedefleyen AKP’nin yeni yasa taslağına karşı 1 Kasım Cuma akşamı Kadıköy’de eylem yapmaya hazırlanan Yoğurtçu Kadın Forumu tüm kadınları eyleme destek olmaya çağırıyor…

kadin-istihdamiHatırlanacağı gibi bir süre önce DİSK, Tabipler Birliği ve KESK’in çağrısı ile Kadın Emeği Platformu (KEP) kuruldu. Kadın örgütlenmeleri ve feministlere de çağrı yapan bu platform, AKP Hükümeti’nin “Nüfus ve Aile Politikaları Mevzuat Çalışmaları” adı altında kadınların yarı-zamanlı, “güvenceli” ve esnek çalışmasını teşvik etmek üzere planladığı yasa taslağına karşı ortak bir mücadele ve eylem çağrısı ile kuruldu. İlk etapta KEP yeni yasa taslağı ile ilgili bir bildiri çıkarmaya hazırlanıyor. Bir dizi eylem ve etkinlikler yapmaya hazırlanan, kadın örgütlenmelerine de eylem çağrısı yapan KEP, 29 Ekim Salı günü 18:00’de DİSK’te geniş katılımlı bir toplantı yapacak. Ayrıca 2 ya da 3 Kasım’da bir günlük eş zamanlı forumlar organize edilmesi planlanıyor.

Devamını Oku…

Gözaltinda Kadınlara Yönelik Cinsel Taciz ve Saldırılara Sessiz Kalmıyoruz!

İsteklerimiz, özlediğimiz hayat, üzerimizdeki baskı ve denetimle uzlaşamıyordu uzun süredir. Kadınlar ve translar olarak bizler, Gezi direnişi boyunca taleplerimizi ve isyanımızı kararlılıkla savunduğumuz için ön plandaydık. Direnişin sokaklarında dolaşırken, yabancısı olmadığımız bir şiddet biçimiyle, polis şiddetiyle yeniden yüzleştik. Direnişte arkadaşlarımızı kaybettik, bazılarımız geri dönüşü olmayan ağır fiziksel hasarlar aldık. Günlerce bu şiddetin hukuksuzluğunu, yarattığı yıkımı tartıştık. Öte yandan polis şiddetinin emrini veren Emniyet Müdürü, Vali, İçişleri Bakanı, Başbakan gibi devlet ve hükümet görevlileri, art arda yaptıkları açıklamalarla taraf tuttuklarını ve sorumlu olduklarını açıkça beyan ettiler. Çoğu yetkilinin şiddeti yaşayanlara değil, uygulanan şiddete sahip çıktığına; İstanbul Valisi’nin gazetecileri hedef göstermesi, Başbakan’ın, “Polise emri ben verdim,” demesi gibi örneklerdeyse şiddetin açıkça teşvik edildiğine şahit olduk. Emniyet güçlerinin bu toplumsal ayaklanma karşısındaki şiddeti, nihayetinde ana akım medyanın bile gündemine girdi. Bu cinayet, yaralama ve hak ihlallerinin baş sorumlularının istifasını talep ettik, karşılığında birkaç zabıtayı görevden alıp, Ethem’in katilini serbest bıraktılar.

Gelin görün ki biz kadınların ve transların yaşadığı şiddet, alternatif medya ve direnişçilerce seslendirilen ve belgelenen bu fiziksel polis şiddetiyle sınırlı kalmadı. Yine çok sistematik bir başka şiddet biçimiyle hep burun burunaydık: Devletin erkek silahı cinsel taciz ve tecavüz, açıkça bedenimize doğrultulmuştu.

Cinsel şiddet örtük ya da açık halleriyle aslında biz kadınların ve transların gündelik yaşamımızın bir parçası. Her gün, her an üzerimizde hissettiğimiz cinsel taciz ve tecavüz tehdidi, devlet tarafından da nicedir bir işkence aracıolarak kabul görüyor, örgütlü ve sistematik biçimde kullanılıyor. Gözaltındaki ve tutuklu kadınlara ve translara yönelik bu işkenceyi yıllardır, saldırıya maruz kalanlarla birlikte deşifre etmeye çalışıyoruz. Gezi direnişinin farkıysa, devletin bu yöntemi çok daha geniş bir hedef kitlesi üzerinde tatbik etmesiydi.

Gözaltına alınan kadınlar bir bir yaşadıklarını anlatmaya başladılar. İstanbul’da 31 Mayıs’ta gözaltına alınan 7 arkadaşımızın İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tamamen soyularak tümüyle hukuksuz ve keyfi bir “ince” aramaya tabi tutulduklarını öğrendik. İzmir’de Şakran Cezaevi’nde tutulan arkadaşlarımız da kendilerine çıplak arama yapıldığını açıkladılar. Ankara’da Eylem K., Akrep’e bindirilirken ve araç içinde üç saat boyunca keyfi olarak bekletilirken yaşadığı cinsel saldırıyı cesaretle herkesle paylaştı. Kızılay’daki eylemde gözaltına alınan D.E. uğradığı tacizi bir gazeteciye anlatırken, “Kadın ve erkeğe yönelik şiddetin birbirinden farklı olduğunu, kadınların hem dayak hem de taciz ile çift taraflı saldırıya uğradığını ve şiddet üstü şiddet gördüklerini,” söyledi. D.E., 16 Haziran günü gözaltına alınırken yaşadıklarını Facebook’ta anlattı, işittiği “hakaretleri” şöyle sıraladı: “orospu, terörist, kahpe, vatan haini…” Ve bir sürü sözlü tecavüz tehdidi. ETHA ve ANF muhabiri Arzu Demir ile ETHA Haber Müdürü Derya Okatan 18 Haziran günü ajanslarının ve evlerinin basılması sırasında polisin çıplak arama dayatmasına maruz kaldıklarını anlattılar. Birçok kadın ve trans arkadaşımız da gözaltında yaşadıkları cinsel taciz deneyimlerini paylaştılar. Gözaltına alınan arkadaşlarımızın hemen hepsi, sözlü tecavüz tehdidiyle korkutulmaya çalışılmıştı. Yaşananların bu çarpıcı ortaklığı, kadınlara ve translara karşı uygulanan cinsel taciz ve cinsel saldırının sistematik olduğunun açık kanıtıdır.

Bu cinsel tahakküm yöntemleri sadece devletle olan ilişkilerimizde değil, tüm toplumsallaşma süreçlerinin de içinde. Bu yüzden, yaşadıklarımızı her zaman yüksek sesle haykıramıyoruz. Cinsel taciz veya tacize uğrama korkusu, bazılarımızı politik alanın dışına itip sessizleştiriyor, uzun süre mücadele edecekleri korkularla baş başa bırakıyor. Öte yandan aynı endişe birçoğumuzda, büyüyen ve erkek iktidarını tehdit eden bir cesaret ve kararlılığa dönüşüyor. Gezi direnişi verdiği “Bir Haziran Dersi”nde, hiçbir haklı talep ve mücadelenin sonsuza kadar şiddet ve emirle bastırılamayacağını muktedirlere anlattı. Bizler bu dersi zayıf hafızalara hep hatırlatacağız, gözaltında tacize sessiz kalmayacağız.

Bugüne kadar devlet tarafından yapılan tek resmi açıklama olan Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün açıklamasında hiçbir soruşturma, incelemeden söz edilmeksizin taciz iddiaları dayanaksızca reddediliyor. Eylem K.’nın yaşadığı şiddetten değil, “kanuna aykırı” eylem yaptığından bahsediliyor. Halbuki resmi kurumlardan beklediğimiz, gözaltında yapılan tacizler için mazeretleri yazıya dökmeleri değil, bu muameleleri bir an önce tespit edip cezalandırmalarıdır; gözaltında taciz ve şiddetin hiçbir durumda meşruiyeti yoktur.

Uluslararası birçok sözleşme ve rapor, gözaltında ve cezaevinde yaşanan her türlü cinsel saldırıyı işkence olarak tanımlamaktadır. Bu sözleşmelerde hükümetler, sözlü veya fiziksel cinsel tacizi önlemek ve cezalandırmakla yükümlü kılınmışlardır. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmaların kanunlarla farklı hükümler içermesi halinde milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınmasının anayasal bir hüküm olduğunu hatırlatırız. Bizler, hükümet yetkililerinin, emniyet mensuplarının ve polis akademisindeki akademisyenlerin bu sözleşme ve raporlardan haberdar olduklarına eminiz. Buna rağmen gözaltında cinsel taciz ve cinsel saldırının bu kadar standart ve sistematik olması bizi ikna etmiştir: Cinsel taciz devlet eliyle bilinçli olarak kullanılan bir işkence yöntemidir. Aksini kanıtlayabilecek tek girişim, taciz suçlarında sorumluluğu olan emniyet mensuplarının yargılanması ve polis teşkilatı içinde konuyla ilgili kapsamlı bir soruşturma başlatılması olacaktır. Bir an önce, gözaltında cinsel taciz ve cinsel saldırılara son verilmeli, sorumlular cezalandırılmalıdır.

12 Temmuz 2013

İmzacılar:

Adana Kadın Danışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği (AKDAM)
Amargi İzmir
Ankara Feminist İletişim
Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi
Bağımsız Feministler
Barış İçin Kadın Girişimi
Boğaziçili Feministler
Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu
Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği/ CEİD
Cumhuriyet Kadınları Derneği
Çanakkale Girişimci Kadınlar Üretim ve Pazarlama Kooperatifi
Çankırı Kadın Dayanışma Derneği
Elder Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği (Çanakkale)
Eşitlik İzleme Grubu/ EŞİTİZ
Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu
Ev Hanımları Dayanışma ve Kalkındırma Derneği/ EVKAD (Adana)
Filmmor Kadın Kooperatifi
Girişimci Kadınların Desteklenmesi Derneği/ GİKAD (Denizli)
Gökkuşağı Kadın Derneği (İstanbul)
İmece Kadın Dayanışma Derneği
İmece Kadın Sendikası
İstanbul Feminist Kolektif
İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği
İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği
İTÜ Cins Arı Heteroseksizm Karşıtı Öğrenci Topluluğu
İzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifi
İzmir Çiğli Evka Kadın Kültür Evi /ÇEKEV
İzmir Kadın Dayanışma Derneği
Kadın Adayları Destekleme Derneği/ KA.DER Genel Merkezi
Kadın Çalışmaları Derneği (Ankara)
Kadın Dayanışma Vakfı
Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi Platformu/ KEİG
Kadınlarla Dayanışma Vakfı /KADAV
Kadın Eğitim ve İstihdam Derneği/ KEİD (Ankara)
Kadın Erkek Eşitliği Derneği (İzmir)
Kadın Emeği Kolektifi/ KADEM
Kadın Gazeteciler Takipte Oluşumu
Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği
Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik Elemanlar Grubu
Kadın Partisi Girişimi
KA.DER Adana Şubesi
KA.DER Kadıköy Şubesi
KAMER
KAOS-GL Derneği
Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği
Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği/ Karkad-Der (Trabzon)
Karya Kadın Derneği
KAZETE- Bağımsız Kadın Gazetesi (İzmir)
Koza Kadın Derneği (Bursa)
Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar Dergisi
Lambdaistanbul LGBT Derneği
Lezbiyen, Biseksüel, Queer, Trans Odaklı Haz Ve Direnişten Yana Antiotoriter Otonom!- İllet
Mavi Göl Kadın Derneği (Van)
Mersin Bağımsız Kadın Derneği
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu
Muğla Kadın Dayanışma Grubu
Muş Kadınlarla Dayanışma ve Sağlıklı Yaşam Derneği
Petrol İş Kadın Dergisi
Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği
Selis Kadın Derneği (Diyarbakır)
Sosyalist Feminist Kolektif
Sosyalist Kadın Meclisleri
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu
Türk Kadınlar Birliği (Tüm Şubeleri)
Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği (Urfa)
Yaşam Kadın Çevre Kültür İşletme Kooperatifi /YAKA-KOOP (Van)
Yeni Demokrat Kadın
Van Kadın Derneği /VAKAD
Başak Kültür ve Sanat Vakfı’ndan Kadınlar
Devrimci İşçi Partili Kadınlar
DİSK Kadın Komisyonu
Eğitim-Sen İstanbul Üniversiteler Şubesi Kadın Komisyonu
Eğitim-Sen İstanbul 2 No’lu Şube Kadın Komisyonu
Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube’den Kadınlar
Halkevci Kadınlar
Halkların Demokratik Kongresi Kadın Meclisi
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Kadın Komisyonu
İşçi Cephesi’nden Kadınlar
Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi’nden Kadınlar
Mavi Kalem Derneği’nden Kadınlar
Müştereklerimiz’den Kadınlar
Öteki Bisikletli Kadınlar
Özgürlük ve Dayanışma Partili Kadınlar
Plaza Eylem Platformu’ndan Kadınlar
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partili Kadınlar
Tarlabaşı Toplum Merkezi’nden Kadınlar
Tiyatro Boyalı Kuş
TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonu
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Kadın Çalışma Grubu
Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği Kadın Komisyonu
Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu
Yeşiller Ve Sol Gelecek Partili Kadınlar
78’liler Federasyonu’ndan Kadınlar

Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu

kurtajkarar

Kürtajın yasaklanmasının gündeme gelmesiyle, bu hakkın geri alınmasına karşı çıkmak amacıyla bir araya gelen kadınların oluşturduğu Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, çalışmalarına Haziran ayında başladı. Kırktan fazla bileşeni olan platform, sekiz aylık süreçte çeşitli illerde geniş katılımlı eylemler, kürtaj kampanyaları ve etkinlikler gerçekleştirdi.


Bugüne Kadar Neler Yapıldı?

• Kürtaj yasağını protesto etmek amacıyla, 8 Haziran cuma günü, Türkiye’nin 22 ilinde eş zamanlı yürüyüş ve oturma eylemi gerçekleştirildi. Yapılan açıklamanın ardından diğer illerde eylem yapan kadınlarla canlı bağlantı kuruldu.

• Kürtaj yasağının kadınlar için ne anlama geldiğini açıklayan bir bildiri hazırlanarak yaygın olarak dağıtıldı.

• 17 Haziran pazar günü İstanbul, Ankara ve İzmir’de geniş katılımlı yürüyüşler gerçekleştirildi. Sadece İstanbul eylemine binin üzerinde kadın katıldı.

• 28 Haziran’da, Galatasaray’dan Taksim’e “Kürtaj, Gebelik, Bekaret Fişlemez” eylemi yapıldı.

• 08 Eylül cumartesi günü “Tecavüze uğrayan kadınları doğurmaya zorlayan hukukunuz batsın” pankartıyla, Nevin ve Zeynep şahsında, fiili kürtaj yasağına ve hukuk mercilerinin yaklaşımına karşı eylem yapıldı.

• “Doğru sanılan yanlışlara” ve kürtaj uygulamasındaki sorunlara dikkat çekmek amacıyla bir bilgilendirme broşürü hazırlayan platform, broşürün etkin bir şekilde kullanılması için çalışmalarını sürdürüyor. İstenmeyen bir gebelik sonucu kürtaj yaptırmak için başvurulduğunda karşılaşılan engellerle ilgili deneyim ve uygulamalara yer verilen broşürün Ocak ayında 20 ilde dağıtılması planlanıyor.

• Kadınları birçok engelle karşı karşıya bırakan kürtajla ilgili uygulamalara dikkat çekmek amacıyla; ‘Süre’, ‘Gebe Avı’, ‘Suçlu’ ve ‘İkna Odası’ başlıklı dört video hazırlandı. Ortalama birer dakika süren videolarda yasal kürtaj süresinden ceza uygulamalarına, ikna sürecinden takip ve korunma yöntemlerine kadar pek çok konuda uygulanan fiili engellemelere işaret edildi.

İKNA ODASI: http://www.youtube.com/watch?v=jfrOr_yPBn4
SUÇLU: http://www.youtube.com/watch?v=pjy9iFTVvlE
ERKEKLER KORUNSUN: http://www.youtube.com/watch?v=Ak3AYFLJcQo
SÜRE: http://www.youtube.com/watch?v=VZrv8V1xfrE

• ‘Hangi İnsan Hakları? Film Festivali’ kapsamında kadınlarla ‘kürtaj hakkı’ konulu bir Forum Tiyatrosu gerçekleştirildi. 12 Aralık’ta, Salt Galata’da sahnelenen ilk oyunu davetli kadınlar ilgiyle izledi ve oyuna aktif olarak katıldı.

• Kürtaj yasağı, fişleme, sezaryen deneyimleri üzerinden devletin kadın düşmanlığını ifşa etmek amacıyla “Rahim Hikâyeleri” adıyla hikayeler toplandı. Kadınların doğururken, kürtaj olurken, sezaryen yaptırırken yaşadıkları kötü deneyimler http://www.kurtajhaktir.com sitesinde biriktirildi.

Platform Kimlerden Oluşuyor?

İstanbul Feminist Kolektif, Amargi, Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği, Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi Demokratik Özgür Kadın Hareketi, Filmmor, Gökkuşağı Kadın Derneği, Feminist Kadın Çevresi, Feminist Yaklaşımlar, İMECE Kadın Sendikası Girişimi, KA.DER Genel Merkez, KA.DER Kadıköy Şube, KA.DER İzmir, KA.DER Bursa, KA.DER Adana, KA.DER Eskişehir, Kadın Mühendisler Grubu, Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği, Mor Çatı, Sosyalist Feminist Kolektif, BDP İstanbul Kadın Meclisi, Aka-Der Kadın Faaliyeti, Anarşist Kadınlar, DİP’li Kadınlar, DSİP’li Kadınlar, Emek Partili Kadınlar, KESK’li Kadınlar, Mavi Kalem Derneği, ÖDP’li Kadınlar, SDP’li Kadınlar, Sendikal Güç Birliği Platformu Kadın Koordinasyonu, Sosyalist Kadın Meclisleri, Sosyalist Parti’li Kadınlar, TMMOB’lu Kadınlar, Kadın Emeği Kolektifi, TMMOB İstanbul İKK Kadın Komisyonu, Emekçi Hareket Partili Kadınlar, Halkevci Kadınlar, İmece Kadın Sendikası Girişimi, Kazete, TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu, İKD (İlerici Kadınlar Dayanışma Derneği), Yeşiller ve Sol Gelecek Partili Kadınlar vb

kurtaj-eylemGüvenli, erişilebilir, sağlıklı, ücretsiz kürtaj hakkı talebiyle bir araya gelen kadınlar olarak diyoruz ki;

•Kürtaj hakkı kadınların kendi bedenleri ve doğurganlıkları üzerindeki söz hakkının bir parçasıdır. Hükümetten bir an önce bütün kamu ve özel hastanelerde kürtajda 10 haftalık yasal süreye uyulmasını ve yasal süresinin 12 haftaya çıkartılmasını istiyoruz.

• Kadınların doğum kontrol yöntem ve araçlarına ulaşmasının önündeki engellerin kaldırılması, ücretsiz, sağlıklı, erişilebilir ve güvenli koşullarda kürtajın sağlanmasıyla birlikte kadınların yaşam hakkının güvenceye alınmasını;

• Tecavüz durumlarında kürtaj süresinin başka ülkelerde olduğu gibi en az 24 hafta olmasını,

• Kürtajda koca izninin kaldırılmasını ve kadının kendi kararının esas alınmasını,

• İstenmeyen gebeliklerin önlenmesi için gerekli doğum kontrol yöntem ve araçlarına kolay ve bedelsiz erişimin sağlanmasını, suça maruz kalınması durumunda, “tecavüz sonucu ortaya çıkan gebeliklerde “savcılık izni” talebiyle kürtajın fiilen engellenmemesini, kadının beyanının yeterli görülmesini,

•Kürtaj klinikleri ve hastanelerinde son tıbbi teknoloji doğrultusunda, gebeliğin sonlandırılması için konulan yasal sürenin uygulanarak sağlıklı koşullarda kürtaj servisinin sağlanmasını,

•Doğum kontrol yöntemlerinin arttırılmasını, doğum kontrol araç ve ilaçlarının ücretsiz ve kolay erişilir olarak sağlanmasını, özellikle erkekler için doğum kontrol yöntemlerinin arttırılmasını ve yaygınlaştırılmasını,

•Bir doğum yöntemi olan sezaryeni neredeyse yasaklayan yasanın yürürlükten kaldırılmasını, hamile kadın ve bebeğin sağlığı göz önüne alınarak doğumun hangi yöntemle yapılacağına devletin değil; hekim ve hamile kadının birlikte karar vermesini sağlayacak bir yasanın yürürlüğe sokulmasını talep ediyoruz.

EK: 2013 Ocak-2016 Ekim arasındaki faaliyetlerden:

• Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, 3 Mayıs 2013 tarihinde Kürtaj yapmayan/kürtaj yaptırmanın önüne engel koyan hastanelerde uygulamaların kürtaj hakkı yönünde düzenlenmesi talebiyle, bir eğitim-araştırma hastanesi olup kadın doğum bölümü olduğu halde kürtaj yapmayan hastanelerden biri olan Taksim İlk Yardım Hastanesi bahçesinde bir basın açıklaması yaptı.

• İspanya Hükümetinin kürtaj hakkını yasaklamaya yönelik yasa tasarısı İspanya ve Avrupa’nın her yerinde kadınların tepkisiyle karşılaştı. Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, İspanya’da kürtaj hakkından vazgeçmemek için mücadele eden kadınlarla dayanışmak için 1 şubat 2014 tarihinde İspanya Konsolosluğu önünde bir basın açıklaması yaptı.

• Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu 30 Mart 2014 tarihinde yapılacak mahalli idareler genel seçimlerinde, kadınları kürtaj yasakçılarına oy vermemeye ve ‘Kürtaj yasakçılarına oy yok’ demek için 28 Mart 2014 tarihinde mor giyip sokağa çıkmaya çağırdı.

• 26 Mart 2014 tarihinde Kadıköy sokaklarında Kürtaj yasakçılarına oyumuz yok!! #kurtajyasalhastanedeyasak yazılmaları yapıldı.

• 28 Mart 2014 tarihinde Kürtaj yasakçılarına oyumuz yok!! #kurtajyasalhastanedeyasak sosyal medya eylemi yapıldı.

• Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, 3 Ekim 2016 tarihinde Polonya’da kürtajın yasaklanması girişimine direnen Polonyalı kadınlarla dayanışma mesajı yayınladı.

KÜRTAJ HAKTIR KARAR KADINLARIN PLATFORMU

*Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu Ocak-2013 tarihinde, platformun kimlerden oluştuğunu, amacını ve faaliyetlerini bir metinde topladı. Platformun Ocak 2013- Ekim 2016 arasındaki faaliyetlerini de facebook sayfasındaki paylaşımlardan derledik.

  Kürtaj hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz, kürtaj yasakçılarına oy vermeyeceğiz!

  İstemeden Hamile Kalırsanız!

  Kürtaj Yasada Hak Hastanede Yasak!

  Yasada Hak Hastanede Yasak!

  Kürtaj Uygulamalarına Dair Videolar Yayında!

  Kadınlara çağrı; Rahim Hikayelerimizi Anlatıyoruz…

  ‘Bekaret, Gebelik, Kürtaj fişlenemez’

  Kürtaj Haktır, Pazar Günü Yürüyoruz!

  Kurtaj Yasağına Karşı 17 Haziran’da Kadınlar Ankara, İstanbul ve İzmir’de Sokakta

  Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu/Tanıtım

  Kürtaj Haktır Karar Kadınların/Haziran 2012

  Kadıköy’de “Kürtaj Haktır” Eylemi Yapıldı

Derleyen. Filiz Karakuş

Hükümetten Kadına Nakdi Yardım “Gösterisi”

Kadınla erkeği eşit kılmayıp, sadece “eşi vefat etmiş ve aylık geliri asgari ücretin üçte birinin altında olan kadınlara” nakdi yardım yapan hükümete KEİG Platformu’ndan haklı bir itiraz geldi. Ayrıca nakdi yardımın koşulları da kadınların büyük kısmını dışlayıcı ve ayrımcı nitelikte!

Devamını Oku…

Gülbinşah, Tuğçe ve Demet… Kadın Katillerini Kim Koruyor?

kadn-cinayetiFatoş Hacıvelioğlu

Gülbinşah henüz 14 yaşında iken erkek arkadaşı var diye babası tarafından okuduğu okuldan alınır. Bir süre sonra annesinin yokluğunun da verdiği yalnızlık sonucu evden kaçar ve katili olacak adamla evlenir. Bu arada iki çocuk sahibi olur. Kocası sürekli dövmeye başlar. Çeşitli zamanlarda evden ayrılıp babasının evine sığınan Gülbinşah tekrar döner. Çünkü koca “Çocukları öldürüp suçu senin üzerine atarım” diyerek korkutur. En son ise yine dayak yer ve babasının evine gider. Bu kez kararlıdır ve boşanacaktır. Ayrı oldukları bu dönemde iş bulur ve çalışmaya başlar Gülbinşah . 23 Haziran 2009 günü kocası bir süredir işsiz gezdiğinden Gülbinşah’ı görmek üzere onun çalıştığı iş yerine gider. Gülbinşah’ı işyerinin önünde telefonla görüşürken bulan adam, yanına yaklaşıp elindeki telefonu zorla alıp konuşulan son numarayı tekrar arar. Bir erkek sesiyle karşılaşan koca hiçbir şey sormadan döverek eşini bir taksiye bindirip evine götürür. Vahşice ekmek bıçağını rast gele vücuduna saplamaya başlar ve 66 kez bıçaklar. Gülbinşah’ın cansız bedenini orada bırakıp, namusunu temizlemiş bir erkeğin zafer kazanmış edasıyla karakola gidip eşini öldürdüğünü “göğsünü gere gere” anlatır. Gülbinşah ölmeden bir buçuk ay önce ablasına şunları söyler; “Boşanmak istiyorum, çok mutsuzum, Şener beni “Oy Yarê” isimli şarkıyı telefonuma yüklediğim için dövdü. Nerede ise bana rüyamı nasıl göreceğime kadar söylüyor”

6 Kasım 2009’da Adana’da 24 yaşındaki öğretmen Demet Eygi’nin, sevgilisi evinin önüne gelerek konuşmak istediğini söyler. Evinde kardeşi Didem ve kuzeniyle birlikte akşam yemeği hazırlığı yaptığı esnada sevgilisi Hüseyin A.’nın ısrarı üzerine konuşmak için aşağı iner. Bir süre konuştuktan sonra tartışmaya başlar ve sokak ortasında 10 bıçak darbesiyle öldürülür. Ablası Demet’in “Hüseyin yapma” çığlıklarını duyan kardeşi Didem, aşağı indiğinde ablası Demet’i kanlar içinde yerde bulur. Olaydan önceki gece Hüseyin A.’nın Demet’in oturduğu binanın önüne gelerek 3 el havaya ateş ettiği herkesçe bilinmesine rağmen hiçbir şey yapılmaz.

Tuğçe daha 20 yaşındaydı ve bir markette kasiyer olarak çalışıyordu. Eski erkek arkadaşı sürekli peşinde idi. İş yerine gelip açıkça gözdağı veriyor, tekrar birlikte olma isteğini reddettiği için “Sen Adana’nın Münevver’i olacaksın” diye defalarca tehdit ediyordu. 30 Kasım’da Seyhan Nehri kıyısında, kayalıklar arasında boğazı kesilmiş halde yerde kanlar içindeki genç kadının 28 yerinden bıçaklanmış cesedi bulundu.

Katil “Tuğçe’yi çok seviyordum” diyor ve daha az ceza almak için diğer tüm katiller gibi aynı şeyi söylüyordu; “Cezaevine girince başkasıyla dolaşmaya başlamış. Sahilde konuşurken bana ağır hakaretler etmeye başladı. Nasıl bıçakladığımı hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde Tuğçe ölmüştü.” Oysa katil olay yerine bıçak, hatta havlu götürmüştü. Üstelik yanında bir de cinayet işlenirken Tuğçe’nin “Ne olur beni hastaneye götür” demesine aldırmayan ikinci bir katil vardı.

Adana Kadın Platformu üyeleri olarak Tuğçe Anlaş’ın ailesini ziyaret ettik.
Tuğçe’nin annesi Meryem Anlaş ile görüşmemizde davaya müdahil olarak katılacağımızı belirttik. Kadın dayanışmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha somut olarak görmüş olduk. Anne bütün acısına rağmen “Demek kadın dernekleri var, demek siz beni ziyarete geldiniz, çok sağolun” diyor, ancak katilin “tahrik” indiriminden yararlanmasından endişe ettiğini belirtiyordu.

Üç kadın daha 20’li yaşlarda namus bahanesi ile defalarca bıçaklanarak katledildiler ve yargılamaları sürüyor. Ama bizler hep kaygılıyız, çünkü yargılama sonunda katillerin büyük olasılıkla “haksız tahrik” maddesi ile ödüllendirilmeleri söz konusu.

Yeni TCK’nın Mahkeme Yorumu: Kadın Katillerine Yeni Koruma Ve Teşvik!

2005 yılında kadınların yoğun çabaları sonucu TCK’da namus cinayetlerinde katillerin cezalarında indirimi sağlayan “ağır-hafif tahrik” maddesinin yerine, 29.madde ile “haksız tahrik” maddesi getirildi ve haksız bir fiilden kaynaklı suçun işlenmesi şartı getirilmiş oldu. Belki bu kez, en azından kadın katillerinin hemen “tahrik” olmaları engellenecekti. Gelgelelim, kanunda yapılan değişikliklerin gerçek yaşamda karşılığının olması bütünüyle, pratik süreçlerde kararı veren mahkemelerin yorumuna bağlı. Ama bakın bu değişiklik mahkemeler tarafından nasıl benimsenmiş: (Onlarca örnekten sadece her yıl için birer tane!)

2006’da, bir tv programında gençliğinde kendisinin tecavüzüne uğradığını söylediği için kızı Nermin Ardıç kurşun yağmuruna tutarak öldüren katil babanın müebbet hapis cezası, “haksız tahrik”ten 15 yıla indirildi.

2007’de eşi Sevgi Aguş’u “Çevrendekilerle cilveli konuşuyorsun” diyerek, iki çocuğunun ve onlarca kişinin gözleri önünde 15 yerinden bıçaklayarak öldüren katilin cezasını “kot pantolon giyip, tanımadığı erkeğe cilveli şekilde saati sormasının” “haksız tahrik” oluşturduğu görüşüyle 24 yıla indirdi.

2008’de İzmir’de eşini öldüren Ethem Gürsoy’un ömür boyu hapis cezası, eşinin kendisine “boynuzlu” dediğini iddia etmesi üzerine “haksız tahrik”ten 16 yıla indirildi.

2009 yılında Sevda’yı bıçaklayarak öldüren kocası Mustafa Akyurtlaklı’nın ömür boyu hapis cezası aşk içerikli mesajları indirim sebebi sayılarak 18 yıla indirildi.

Bütün bu cinayetlerde katillerin cezalarının indirilmesini sağlayan TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen “haksız tahrik” maddesine getirilen yukarıda aktarılan yorumlardır. “Haksız tahrik” maddesine dayanılarak cezalarda yapılan indirimler hukuk sisteminin ne kadar cinsiyetçi olduğunun somut bir göstergesidir.

Sonuç olarak “değişen” TCK’da, değişmeyen tek şey “namus” anlayışı oldu. Namus takıntısı olduğu gibi korunuyor. Uygulama öyle bir hale geldi ki, nerede ise yasada anlatılan töre cinayeti mağdur olan (örneğin tecavüz edilen) kadınlarla sınırlandı. Kadının beğendiği tercih ettiği biri ile birlikte olması, flört etmesi, evlenmeye direnmesi, bekaretini kaybetmesi, boşanmak istemesi, sinemaya gitmesi, istediği gibi giyinmesi durumları “namus” nedeni ile hoş görülmeye devam etti.

Yerel mahkemelerden Yargıtay’a kadar bütün bir yargı sistemi, bir kadının katledilmesinde sadece kadın olduğu ve cinsiyet rollerinin dışına çıktığı için katil açısından haklı bir yan bulmakta ve çoğunlukla indirim yapmaktadır. Yargının “haksız tahrik” maddesine dayanarak uyguladığı indirim “Bu davranışla kadının kendisi ölümü hak etti!” demekten başka bir anlam taşımamaktadır. Zaten katiller “ kadın tahrik ettiği” için öldürmekte, tecavüzcüler “ kadın tahrik ettiği” için tecavüz etmekte, yargı da onları alkışlamaktadır.

Kadın Cinayetleri Politiktir!

Biz kadınlar namus cinayetlerinin erkek egemen sistemin bir ürünü olduğunu ve bu suçlara maruz kalmak için sadece kadın olmanın yeterli şart olduğunu çok iyi biliyoruz. Erkekler kadınları hasta, sapık, eğitimsiz oldukları için değil, kendilerini kadın bedeni üzerinde hak sahibi gördükleri için öldürüyorlar. Erkeklerin kadınların yaşamlarını, kimliklerini, emeklerini ve bedenlerini denetim altında tutmasının en önemli araçlarıdır töre, namus, ahlak, iffet. Bu nedenle biz kadın cinayetlerinin politik cinayetler olduğunu biliyoruz söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz. İşlenen namus cinayetlerinin politik yönü kadına yönelik sistematik olarak uygulanan şiddetin bir parçası olmasıdır. Bu anlamda olayların her biri, biz kadınlar açısından “politik” bir olaydır. Namus cinayetlerinde kadınları öldürenler kocaları, babaları, erkek kardeşleri vs. gibi en yakınında bulunanlar olduğu için bu davalarda ortada şikayetçi olmadığı için ya da kalan yakınları da korktukları için ölen kadınların hakları savunulmuyor. Hakları savunulmayan kadınların haklarını bizler kadın kurumları ve feminist avukatlar savunmak için mahkemelere başvurduğumuzda bu taleplerimiz reddediliyor. Bütün kadınlar olarak bu tür suçların potansiyeli olarak görüldüğümüzü belirtip, “cilveli” saat sormanın, piercing takmanın, tayt giymenin, boşanmak istemenin, sevişmek istememenin öldürülmemize neden olamayacağını haykırmak için müdahale talebinde bulunmaya devam edeceğiz.

Erkeklerin egemenliklerini sarsmak, bedenimize sahip çıkmak için; mücadeleyle kazandığımız lehimize olan TCK maddelerinin doğru uygulanmasını ve “haksız tahrik” ile ilgili düzenlemelere devam edilmesi için, erkek egemen anlayışın bütün yasalardan ve düzenlemelerden temizlenmesi için dayanışacağız. Ayşe için, Sevim için, Aynur için, Sakine için, Oya için, Hatice için, Nermin için, Sevgi için, Güldünya için, Gülbinşah için, Tuğçe için Demet için…

“Sol Patriyarkayı Hâlâ “Kadın Sorunu” Biçiminde Bir Alt BaşlIk Olarak Görüyor”

Söyleşi

Birikim dergisinin, Ağustos- Eylül 2009 sayısından alınmıştır.

Asena Günal: Feminizm ile sosyalizm arasındaki ilişkiden başlayalım istersen. Bu ilişki nasıl tasarlandı? Bir iç içe geçme mi, organik bir bağ mı, mekanik olarak eklemlenme mi, yoksa sosyalizmin feminizmle ya da tersi feminizmin sosyalizmle tamiri mi? Hem sen nasıl bir ilişkilendirmeden yola çıktın, hem de başka türlü ilişkilendirme biçimlerini nasıl değerlendiriyorsun?

Gülnur Acar Savran: Bu konuda üç yaklaşım belirginleşti gibi gözüküyor. Devamını Oku…

Her Yerde Kadın Cinayetlerine İsyandayız!

Feminist Kolektif/İstanbul

“Her gün üç kadın öldürülen bir ülkede, cins kıyımdan/ kadın katliamından söz edilip, meclisin olağanüstü toplanacağını sanırsınız … Oysa, gittikçe yükselen muhafazakarlık, artan kadın düşmanlığı, kadınlara ölüm olarak geri dönerken,  kadın katili erkeklere de “haksız tahrik indirimi” olarak kâr sağlıyor.”

Feminist-iz/İzmir

“Bu cinayetlerin, ataerkil sistemin meşru gördüğü erkek şiddetini silah olarak kullanan erkekler tarafından işlendiğini biliyoruz. Her zaman ‘erkekçe’ mazeretleri olan bu katillerin sapık ya da akıl hastası olmadıklarının, “Erk” kendilerine ait bir değer olduğu için; bedenimize, hayatımıza ve emeğimize dair yaptırım uygulama hakkını kendilerinde gördüklerinin farkındayız.”

Adana Kadın Platformu

“Erkek devlet, katilleri ve tecavüzcüleri korumaya devam ettiği sürece, şiddet her boyutuyla artmaya devam ediyor.”

Ankara Kadın Platformu

“Öfkemizi ve isyanımızı haykırmaya devam edeceğiz. Kadın cinayetlerine suç ortaklığı yapan devleti, polisi, yargıyı, medyayı teşhir etmeyi sürdüreceğiz”

Eskişehir Demokratik Kadın Platformu

“Erkeklerin kadınları katletmesine, devletin koyduğu yasalarla erkekleri korumasına, hayatın her noktasında olan kadınların aramızdan ayrılmasına izin vermeyeceğiz.”


İstanbul Feminist Kolektif / 2 Nisan 2010 / Taksim

Basına ve Kamuoyuna!

İstisnasız her gün üç kadın, sevildiklerini sandıkları erkekler tarafından öldürülüyor.Feminist hareket yıllardır, bu ülkede kadına yönelik erkek şiddetini, açık etmeye çalışırken, devletin kurumları, kadın cinayetlerini önlemek yerine, kadın katillerini azmettirici  kararlara/sözlere imzalar atıyorlar. Polis, karakola başvuran kadını “zulüm gördüğü aileye”  iade edip, bizzat şikayetçi olduğu koşullara yeniden itiyor. Devlet, kadın vatandaşlara “katilin olacak kişiyle baş başa kal” diyor.

MEDYA öldürülmüş kadınlar üzerinden, erkeği koruyan “Çılgın aşık, işsiz erkek vb” başlıklarla cinayeti  MEŞRULAŞTIRICI, “kadınlar ölümü hak etmişti” ön kabulü yaratacak haberler yapmaya devam ediyor.

Kadın düşmanlığı üzerinden MAHKEMELER kuruluyor, öldürülmüş kadınlar konuşmuyor. YARGI ise kadın katillerinin  bahanelerini makul bulup, ellerinin kanıyla HAKSIZ TAHRİK indirimi uyguluyor.

Erkek egemen sistemin, kadınları baskılandırması, üzerimizde şiddet uygulaması ve öldürmesi için tek bir bahane yetiyor: kadın olmak!Her gün üç kadın öldürülen bir ülkede, cins kıyımdan/ kadın katliamından söz edilip, meclisin olağanüstü toplanacağını sanırsınız … Oysa, gittikçe yükselen muhafazakarlık, artan kadın düşmanlığı, kadınlara ölüm olarak geri dönerken,  kadın katili erkelere de “haksız tahrik indirimi” olarak  kâr sağlıyor.

Biz feministler, sesimizi bir kez daha yükselterek,

*Şiddete maruz bırakılan kadınlara, erkek egemen zihniyete uygun davranarak kadını evine gönderen polise.

*Erkeklerden yana yasalara

*Şiddet gören kadınları koruyamayan vali, kaymakam, devlete…

*Kadın cinayetlerini, meşrulaştırıcı ve cinsiyetçi bir dille haber yapan medyaya…

*HAKSIZ TAHRİK İNDİMİ yaparak, kadın öldürme bahanelerini ödüllendiren yargıya…

*Kadın SIĞINAKLARI açmayan belediyelere, “Siz, kadın katillerinin SUÇ ORTAKLARISINIZ!”, diyoruz. Kadın katillerine ve suç ortaklarına isyan ediyoruz.

İsyan ediyoruz!

İsyan ediyoruz!

İsyan ediyoruz!


Feminist-iz /İzmir

Mezar Değil Sığınak İstiyoruz!

Endişeliyiz…

Hayatlarımız, geleceğimiz ve sevdiklerimiz için…

Öfkeliyiz…Yaşama hakkımız her vesileyle elimizden alındığı, ömürlerimiz bozuk para gibi harcandığı, şiddete maruz kaldığımızda bize gidecek yer bırakılmadığı için…

Kabul etmek istemiyoruz…Gazetelerin 3. sayfalarına haber malzemesi yapılmayı, bizlere yönelen katliamın mazur görülebilmesini, katillerin cezalandırılmamasını ve bunca katliama karşı sessiz kalmayı…

Bu nedenle bugün sokaktayız. Katliamların sorumluları ortaya çıkarılsın, hesap sorulsun, kadınlar öldürülmeden önce önlem alınsın diye buradayız. Artık susmayacak ve bu şiddetle barışmayacağız…

Kadın katliamlarının sorumlularını teker teker göstereceğiz. İşaret parmaklarımızdan korkun artık! İşte başlıyoruz…

Sorumluları biliyoruz: Başta İç İşleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Kadından ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Savcılıklar, Mahkemeler, Valilikler, Belediyeler olmak üzere önlem almakla yükümlü tüm devlet kurumları; bu sistemi yeniden ürettikleri ve görevlerini yerine getirmedikleri için her kadın ölümünden sorumludurlar.

Türkiye’de halen 1,5- 2 milyon kadına bir sığınma evi düşmekte. Son rakamlara göre 40’a yakın sığınak var. Ama nüfusa oranladığınızda, 1400 civarında sığınağa ihtiyaç var. Nüfusu 50 bini geçen tüm belediyelerde bir sığınak açması gerekli. 81 il var. Ama bu illerin hepsinde kadın sığınağı yok. Sığınma evlerinin yetersizliği nedeniyle, şiddete uğrayan kadın ve çocukların, şiddet gördükleri ortamda kalmaya devam ettiğine ya da sokakta yaşamak zorunda bırakıldığına ve öldürüldüğüne şahidiz.

Şiddet mağduru kadınlar için yeterli korumanın sağlanmaması, adli makamlara ulaşımı konusunda yaşanan sorunlar ve şiddet uygulayanın cezalandırılmaması da sistemin kadına şiddeti olağan gören yapısının sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu durum aynı zamanda kadına yönelik şiddetin devamı için zemin oluşturuyor.

Diğer taraftan, kadın cinayetlerine uygulanan haksız tahrik indirimleri ile cinsiyetçi yargı mekanizması kendisini ele veriyor. Sistemin cinsiyetçi yaklaşımı, kot pantolon giydi, alışverişe çıktı ya da sevişmeyi reddetti gibi gerekçeleri, erkekleri provoke eden davranışlar olarak kabul edip, cinayeti işleyenleri bu anlamda haklı bulup cezalarda indirime gidiyor. Pek çok kadının karakola gittiğinde ciddiye alınmayacağı, şikayette bulunursa sonuç getirmeyeceği inancı nedeniyle adli makamlara yaşadığı şiddeti aktarmayıp sessizce boyun eğdiğine şahidiz.

Katilleri tanıyoruz:  Bu cinayetlerin, ataerkil sistemin meşru gördüğü erkek şiddetini silah olarak kullanan erkekler tarafından işlendiğini biliyoruz. Her zaman ‘erkekçe’ mazeretleri olan bu katillerin sapık ya da akıl hastası olmadıklarının, “Erk” kendilerine ait bir değer olduğu için; bedenimize, hayatımıza ve emeğimize dair yaptırım uygulama hakkını kendilerinde gördüklerinin farkındayız.

Kadına yönelik şiddet aile içi, akrabalık sistemi, aile dışı gibi herhangi bir yer belirlemeksizin varlığını devam ettiriyor. Eril dünya düzeni kadınları çeşitli bahaneleri öne sürerek yok etmeye devam ediyor. Erkeklerin sevgisi, hergün 3 kadını öldürüyor.  Basına yansıyan haberlere göre 2009 yılında erkekler tarafından 198 kadın öldürüldü. Bunun sadece basına yansıyan kadarı olduğunu düşününce; kaygımız ve öfkemiz, evlerimizden, işyerlerimizden ve mutfaklarımızdan taşarak bizleri buraya getirdi.  Bugün sözün bittiği ve eylemin başladığı gün…

Bugün öfkemizin, kabullerimizi yendiği gün…

Bugün hayatın, kadınların birlikte mücadelesi ile şiddetsiz olabileceğine dair umudumuzu haykırdığımız gün…Bugün nehrin denizi aramaya başladığı gün…

Bugün başlayan bu isyan çığlığımız, 25 Kasım’a kadar sürecek bir kampanyanın habercisi. Bundan sonra hangi ilde bir kadın öldürülürse o ilin Emniyet Müdürü hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Balkonlarımıza pankartlar asacağız. Her hafta bir semtte eylem yapacağız. Cinsiyetçi bir dil kullanarak haber yapan basın kuruluşlarını deşifre edeceğiz.    Bilinsin istiyoruz:1 Mayıs’tan başlayarak her gün saat 21:00’de sokağa, balkona, pencereye çıkıp 1 dakika boyunca düdük öttürecek, kadın cinayetlerine karşı ses çıkaracağız. Gürültü yapacağız, rahatsız edeceğiz, hatırlatacağız.

Biz feministler, bu davanın hem şahidi hem davacısı hem de takipçisiyiz. Bu davanın hem sanıklarından hem de azmettirenlerinden hesap soracağız.  Tüm kadınları sesimizi çoğaltmaya çağırıyoruz…  Sokağa çık, hayır de! Kadın cinayetlerini engelle!


Ankara Kadın Platformu / 6 Mayıs  2010

Yasta Değil İsyandayız

Biz kadınlar artık yas tutmuyoruz. Askılı elbise giydiği, eve geç geldiği, boşanmak istediği, aşık olduğu, sevişmek istemediği, sevmediği kişi ile evlenmek istemediği için öldürülen, aslında yalnızca ”kadın” olduğu için öldürülen binlerce kadının yasını tutmuyoruz.

YASTA DEĞİL, İSYANDAYIZ!

Kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran ataerkil sistemi arkasına alarak çeşitli bahanelerle eşini, kızını, sevgilisini, kız kardeşini öldüren, aslında sadece ”erkek” olduğu için öldürmeyi hakkı olarak gören bu zihniyete karşıduruyoruz. Artık susmuyoruz.

KADINLAR ARTIK SUSMAYACAKLAR, SUSMAYACAKLAR, SUSMAYACAKLAR!

Artık yas tutmuyoruz, çünkü kadın cinayetlerinin hesabını katillerden ve suç ortaklarından sormak için öfkemizi ve isyanımızı sokağa taşıdık. Kadın cinayetlerini ısrarla görmek istemeyenlere göstermek, işitmek istemeyenlere haykırmak için sokaklardayız: KATİLLERİ TANIYORUZ!

NAMUS AŞK BAHANESİ HEPSİ KADIN CİNAYETİ!

Katiller, baba, koca, sevgili, ağabey, kardeş…Katiller mühendis, doktor, işçi, işsiz… Katiller Kürt, Türk, Laz, Çerkez… Katiller genç, yaşlı… Ortak noktaları, erkek olmaları. Erkek kadını katlettiğinde devlet, medya, yargı, polis hepsi erkeklikte birleşiyor, kadın cinayetlerine suç ortağı oluyor.

YARGI: ERKEK! DEVLET: ERKEK! POLİS: ERKEK! MEDYA: ERKEK! HEPSİ KADIN KATİLİ!

Kadın cinayetlerinde suç ortaklığı yapanları, en can yakıcı, en yakın, en apaçık halleriyle Siirt’te 2 yıldır süregelen devlet-erkek işbirliğiyle örtbas edilmeye çalışılan tecavüzlerde gördük.

Suç ortaklarını TANIYORUZ!

Başta Başbakanlık, İç işleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Aileden ve Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü, mahkemeler, savcılıklar, valilikler ve belediyeler olmak üzere önlem almayan tüm devlet kurumları sistematik olarak gerçekleştirilen kadın cinayetlerinde, tecavüz dahil kadına yönelik her türlü şiddet eyleminde suç ortağıdır. Katilden, tecavüzcüden yana haber yapan, katillerin beyanını esas alan medya da en az önlem almayanlar kadar bu suçlara ortaklık etmektedir .

Polis Suç Ortağıdır; çünkü şiddet gören kadını, zulüm gördüğü, can güvenliğinin olmadığı yere, katilinin yanına yolluyor,

Belediyeler Suç Ortağıdır çünkü, yasayla zorunlu kılınmasına rağmen sığınma evlerini açmamakta direniyor,

Medya Suç Ortağıdır, çünkü işsizlik cinayeti, namus cinayeti, aşk cinayeti diyerek katili mağdurlaştırıyor, kadın cinayetlerini meşrulaştırıyor,

Yargı Suç Ortağıdır, çünkü erkeklerin ipe sapa gelmez bahanelerini haksız tahrik gerekçesi olarak kabul ediyor, ceza indirimleri ile kadın cinayetlerini teşvik ediyor.

KADINLARIN MEZARINI ERKEK DEVLET KAZIYOR!

Resmi rakamlara göre bile, erkekler istisnasız her gün en az 3 kadın öldürüyor. Ve erkek yargı haksız tahrik indirimi vererek erkek katilleri koruyor.

Kadın olmak haksız tahrik sebebi değildir.

ERKEK ADALET DEĞİL, GERÇEK ADALET!

Biz biliyoruz ki kadın cinayetleri münferit değil, sistematiktir.

MÜNFERİT DEĞİL, SİSTEMATİK CİNAYET!

Bizzat 2006/17 sayılı Kadın ve Çocukları şiddetten korumak için çıkartılan Başbakanlık Genelgesinin takipçisi olmadığı için Başbakan istifa etmelidir.

Kadınların güvenliğini sağlamayan İç işleri Bakanı ve cinayetlere seyirci kalan Aileden ve Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Kavaf derhal istifa etmelidir.

KAVAF İSTİFA!!! ATALAY İSTİFA!!!

Sığınmaevleri ve danışma merkezleri açılması için,.
Kadın örgütleri tarafından açılan sığınmaevlerinin maddi sorunlar yüzünden kapanmasına engel olunması için,

2006/17 sayılı Başbakanlık Genelgesinin uygulanmasını için,

Mahkemelerde kadın katillerine haksız tahrik indirimi uygulanmaması için,

Kadınların yaşam hakkını koruyan bütün yasal düzenlemelerin tamamlanması için,

25 Kasım’a kadar her yerde ve her fırsatta öfkemizi ve isyanımızı haykırmaya devam edeceğiz. Kadın cinayetlerine suç ortaklığı yapan devleti, polisi, yargıyı, medyayı teşhir etmeyi sürdüreceğiz.

Mücadelemiz, özgürlük ve yaşam içindir.


TMMOB Adana İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonu TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu Kadın KomisyonuTMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonu TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu Kadın KomisyonuTMMOB Eskişehir İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonu TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonu TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Kadın Çalışma Grubu 

25 Haziran 2010

Erkek Şiddetinden Kurtulmuş Kadın Yoktur! 

Basına ve kamuoyuna,

Peyzaj mimarı arkadaşımız Hülya Yolcubal’ın eski sevgilisi tarafından aylarca taciz ve tehdit edildikten sonra öldürülmesi bize bir gerçeği tekrar hatırlattı: Hiçbirimiz kadın katliamından muaf değiliz. İster Bodrum’da, ister Ardahan’da, ister Edirne’de ya da Antalya’da yaşayalım;  ister kasiyer, ister bankacı, öğretmen, hemşire, doktor ya da mimar olalım; hepimiz bir erkek bizi “öldüresiye sevdiği” için günün birinde üçüncü sayfa haberi olabileceğimiz gerçeğiyle yaşıyoruz. Günde en az üçümüz erkekler tarafından katlediliyoruz. Katillerimiz çoğu zaman sokaktaki, tanımadığımız erkekler değil. Babamız, kardeşimiz, oğlumuz, mevcut ya da ayrıldığımız kocamız, sevgilimiz, nişanlımız tarafından öldürülüyoruz.  Her hafta ortalama iki kadın şimdiki veya eski eşi veya sevgilisi tarafından öldürülüyor. Evlenme teklifini kabul etmemek, boşanmak istemek, sevgiliden ayrılmak, artık başka bir erkeği sevmek gibi gerekçeler erkeklerin kadınları öldürmesine yetiyor. Bu gerekçelere dayanarak katillere haksız tahrik indirimi uygulanıyor, kadın katliamı meşrulaştırılıyor. Çünkü kadın katilleri gibi, yasa koyucu da, uygulayıcı da kadınların kendi hayatlarının sahibi bağımsız bireyler olduğuna inanmıyor. Son 7 yılda kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı. Her kadın cinayeti, hayatta kalan kadınlar için bir gözdağı. Hiçbiri münferit değil. İşte bu nedenle kadın cinayetleri politiktir ve işte bu nedenle tüm kadınlar kadın cinayetlerinde taraftır. Hülya Yolcubal’ın suç duyurusunun gereğini yapıp göz göre göre gelen cinayeti engelleyemeyen kurumlar; “güzel mimara 8 aşk kurşunu”, “katili uğruna kitap yazmış”, “mimar kızın katil zanlısı, kitap yazıp aşkını ilan etmiş”, “çıplak fotoğrafları ortaya çıktı” gibi başlıklarla cinayetleri magazinleştirerek haberleştiren medya ve katilleri tahrik indirimiyle ödüllendiren, cesaretlendiren yargı suç ortağıdır.  Herkesi, kadın cinayetlerine karşı ses çıkarmaya, hesap sormaya davet ederken; “ya benimsin, ya kara toprağın” diyen ataerkil zihniyete isyan ediyor, bu davanın takipçisi olacağımızı ilan ediyoruz.


Adana Kadın Platformu / 01.06.2010

Basına ve Kamuoyuna

Türkiye’de kadına yönelik şiddet  çeşitli boyutlarıyla durmadan artmaktadır. Geride bıraktığımız son iki ayda onlarca kadın öldürüldü ve yüzlercesi taciz ve tecavüze uğradı. Kadınların hayatlarına, bedenlerine ve emeklerine  el koyan erkek egemen sistem bu tabloyu görmemekte ısrar etse de, kadın katliamları sıradan cinayetler olarak algılansa da, aylardır yaptığımız basın açıklamaları gösteriyor ki bir ülkede her ay ortalama  25 kadının ölmesi, 80 kadının taciz ve tecavüze maruz kalması kesinlikle bir tesadüf olamaz. Her ay yaşanan bu katliamlar şiddetin ne denli sistematik bir hal aldığını göstermektedir. Nisan ayında Siirt’te yatılı bölge okulunda yaşanan tecavüz olayı söze hacet bırakmıyor. 2 yıl saklanan tecavüz olayının soruşturması da gizli yapıldı. Şehir sessizliğe büründü çünkü tecavüzlerin içerisinde müdür yardımcısı, asker ve polis vardı.   Yani devlet hala tecavüzcüleri koruyor. Olanları tüm çıplaklığıyla basına yansıtmak yerine ” Nasıl olsa bu da unutulur” mantığıyla hareket ediyor. Oysa ki yaşananlar unutulmayacak kadar ağırdır. Erkek devlet, katilleri ve tecavüzcüleri korumaya devam ettiği sürece, şiddet her boyutuyla artmaya devam ediyor. Yanlızca Nisan ve Mayıs aylarında yaşanan şiddet, taciz,tecavüz ve kadın katliamları basına böyle yansıdı:

1 Nisan Taciz:  Adana’da bir ilköğretim okulunda sekizinci sınıf öğrencileri H.A. (14) ve E.K.’ya (14) cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklanan okul müdürü İ.S. hakkında, bir kız öğrenci daha şikayette bulundu. Yaralama: Mersin’de M.G. (25) kendisiyle evlenmek istemeyen amcasının kızı E.G.’yi (22) “Seni başkasına yar etmem” diyerek sokak ortasında bıçakladı. Taciz: Adana’da E.Y. (27), belediye meclis üyesi G.C.’nin (61), iş vaadiyle kandırıp kendisine tacizde bulunduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Cinayet: Aydın’da rehber öğretmen A.T. (34), karısı H.T. (34) ile eşinin çalıştığı rehabilitasyon merkezinin sahibinin pompalı tüfekle vurarak öldürdü. Cinayet: Giresun’da önceki gün cesedi bulunan 14 çocuk annesi H.G.’yi (40), eşi M.G.’nin (44) av tüfeğiyle vurarak öldürdüğü ortaya çıktı. Cinayet: Denizli’de tartıştığı eşi, üç çocuk annesi S.Y.’yi (31) silahla vurarak öldüren E.Y. (38) intihar etti. Cinayet: Ümraniye’de üç aylık evli S.E. (18), evinde bıçakla öldürülmüş olarak bulundu. (BB) 2 NİSANTecavüz: Bursa’da işsiz C.K. (27), birlikte yaşadığı E.Ş.’nin (24) kz kardeşi Ö.Ş.’ye (17) üç yıl boyunca tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklandı.Tecavüz: Antalya’nın Alanya ilçesinde B.D. (41), dört yıl önce boşandığı eşi Z.B.’yi (38) dövdükten sonra tecavüz etti.3 NİSANTecavüz: Bursa’da temizlik şirketleri aracılığı ile iş bulma sözü verip evlerinde hizmetli olarak çalıştırdıkları bir çocuk annesi D.C.’ye (27) tecavüz ederek görüntüleyen ve para karşılığı erkeklerle birlikte olmaya zorlayan dört kişi yakalandı. 4 NİSANTecavüz: Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde, zihinsel engelli Ş.Ç.’ye (15) tecavüz ettiği öne sürülen F.G. tutuklandı. Ş.Ç.’nin daha önce de tecavüz uğradığı öne sürüldü. Tecavüz :Gaziantep’te A.D.’ye (17) tecavüz ettikleri öne sürülen beş  kişi  tutuklanarak cezaevine gönderilirken A.D. çocuk esirgeme kurumuna teslim edildi. 5 NİSANYaralama: Kars’ta eşi M.A. ve kayınbiraderi R.A. tarafından darp edildiğini ileri süren kadın hastanede tedavi altına alındı. Burnunda kesikler olan Y.A., başvurduğu karakoldan hastaneye götürülüşü sırasında görevli bir askerin de kendisine şiddet uyguladığını söyledi. Yaralama: Erzincan’da E.Ç., kendisinden boşanmak isteyen ve halasının evinde kalmaya başlayan eşi F.Ç.’yi (22) altı yerinden bıçakladı. Taciz – cinsel istismar: Samsun’da M.D. (40) ve O.K., evden kaçan ilköğretim okulu öğrencileri Ş.M. (14) ile M.D.’yi (15) evlerine götürüp tacizde bulundukları iddiasıyla gözaltına alındı. 6 NİSANCinayet: Aydın’da E.Ç. velayeti eski eşinde bulunan üç yaşındaki oğlunu kaçırdı. E.Ç. çocuğu almaya gelen eski eşi A.Ç’yi kayınvalidesini ve kayınpederini av tüfeğiyle vurarak öldürdü.Tecavüz: Bursa’da fuhuş operasyonunda kurtarılan Y.Ö.’nün (15), komşusunun ve üvey babasının tecavüzüne uğradığı, daha sonra üvey babası tarafından fuhuşa zorlandığı belirlendi.  7 NİSANYaralama: Amasya’da K.K., emniyet müdürlüğünün önünde tartıştığı eşi T.K.’yi (30) bıçakla ağır yaraladı.Tecavüz: Kütahya’da madde bağımlısı A.K. (17) ve Z.K. (18), gece yarısı çöplerden atık toplarken gördükleri sağır ve dilsiz E.U.’ya (49) tecavüz etti. Taciz – cinsel istismar: Gaziantep’te lise müdürü H.B.’nin lise öğrencisi kızlara tacizde bulunduğunu öne süren üç veli, cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu.8 NİSANCinayet: Kaçak yollarla geldiği Iğdır’da garsonluk yapan Azeri N.İ. (25), konsomatristlik yapan karısı N.E.’yi (38) döverek öldürdü. Cinayet :Şanlıurfa’da Vedat Kaya ikinci çocuğuna sekiz aylık hamile olan eşi Gülistan Kaya’yı (28), koyunları otlatmadığı için tekme, tokat ve keserle dövdü. Gülistan Kaya olaydan sonra karnındaki bebekle birlikte yaşamını yitirdi. Vedat Kaya gözaltına alındı. Taciz – cinsel istismar: Mersin’de ilköğretim okulu öğretmeni O.M. (35), dokuz yaşındaki iki kız öğrencisini taciz ettiği iddiasıyla tutuklandı.Taciz – cinsel istismar :Mersin’de bir lisenin okul aile birliğinde yönetici olan S.Y., aynı okulda öğrenci olan bir kız öğrenciye okul dışında cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla gözaltına alındı. Cinsel istismar: Trabzon’da ilköğretim okulu öğretmeni M.A.G.(26), dokuz kız öğrenciye cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklandı. 9 NİSANEnsest: Zonguldak’ta askerden yeni gelen S.K., dört yaşındaki yeğeni N.K.’ye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklandı. Cinayet: Fethiye’de iki çocuk annesi G.K.’yi bıçaklayarak öldürdüğü şüphesiyle gözaltına alınan A.K., emniyette suçunu itiraf etti. Tecavüz: Bursa’da H.K. (21) ve A.Y. (20), ikisiyle de aynı anda birlikte olduğunu fark ettikleri N.K.’ya (16) tecavüz etti. Taciz – cinsel istismar:Samsun’da bir ilköğretim okulunda bir ay önce hizmetli olarak çalışmaya başlayan M.E. (35), birinci sınıf öğrencisi iki kız çocuğuna tacizde bulunduğu iddiasıyla gözaltına alındı.  10 NİSANTecavüz:Çorum’da M.G. (18), T.T. (15) ile cinsel ilişkiye girip hamile kalmasına neden olduğu iddiasıyla tutuklandı. T.T., Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı.Taciz – cinsel istismar:Kastamonu’da M.K. (25) amcasının kızı D.K.’ya (9) cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklandı. 11 NİSANYaralama: İzmir’de polis memuru K.Y., kendisi gibi polis olan karısı B.Y.’yi tabanca ile ateş ederek yaraladı. Yaralama: Kayseri’de B.Ç., kredi kartı borcu nedeniyle tartıştığı eşi G.Ç.’yi döverek yaraladı. 12 NİSANCinayet:Kocaeli’nde Y.U. (37), eşi G.U.’yu (37) kendisini aldattığı iddiasıyla yedi yerinden bıçaklayarak öldürdü. Tecavüz: Bursa’da gece kulübünde tanıştıkları M.A. (16) ve E.Ö.’ye (17) tecavüz ettikleri öne sürülen 211 suçtan sabıkalı  E.Ç. (17) ile arkadaşı tutuklandı. 13 NİSANTecavüz: Batman’da hamile olduğu anlaşılan zihinsel engelli E.Y.’ye tecavüz ettiği ortaya çıkan K.S. (17), tutuklandı.Tecavüz – ensest: Kütahya’da, 8 yaşındaki oğlu Ö.Ç.’ye tecavüz ettiği iddia edilen İ.Ç. (38) tutuklandı.14 NİSANTaciz:Antalya’da F.K. (33), Ocak ve Şubat aylarında hırsızlık amacıyla girdiği dört evde kadınlara tecavüze kalkıştığı iddiasıyla gözaltına alındı.15 NİSANCinayet:Gaziantep’te İ.D., üç yıl önce boşandığı eşi M.K.’yi (36), çocuklarını görmek için gittiği çocuk yuvasının önünde bıçaklayarak öldürdü. Tecavüz: Manisa’daki bir camide görev yapan 16 yıllık imam A.I. (41), İmam Hatip Lisesi’nin yurdunda kalan dört erkek öğrenciyle cinsel ilişkiye girdiği iddiasıyla gözaltına alındı. Suçunu itiraf eden imam A.I., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Taciz: Afyonkarahisar’da H.T.(33), kendisini taciz ettiğini öne sürdüğü kayınbiraderi Y.T.’yi (32) av tüfeğiyle öldürdü. H.T. ve eşi S.T. gözaltına alındı. 16 NİSANTaciz: Bursa’da sokakta oynarken görüp parka götürdüğü Ç.G.’yi (6) taciz eden İ.S gözaltına alındı. 17 NİSANCinayet :Bursa’da C.A. (26), üç ay önce boşandığı eşi A.Ç.’yi (24) çocuğunu göstermediği gerekçesiyle bıçaklayarak öldürdü. Tecavüz: Antalya’da sekiz ay önce hırsızlık suçundan cezaevine giren Z.D.’nin (17) sübyan koğuşunda 15 kişinin tecavüzüne uğradığı, falakaya yatırılıp sopayla dövüldüğü ve jiletle tehdit edildiği ortaya çıktı. Z.D.’nin olayın ortaya çıkmasının ardından nakledildiği bir başka koğuşta da tecavüze uğradığı saptandı. 15 tecavüz zanlısı hakkında 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Taciz – intihar :Bursa’da altı ay evvel komşuları H.V.’nin (60) tacizine uğrayan ve olayla ilgili soruşturma sürerken intihar girişiminde bulunan ilköğretim okulu öğrencisi R.T. (15), yaşamını yitirdi. Taciz :Konya’da mahalle muhtarı A.K. (70) ile oğlu E.K.(30), resmi işlemlerini yaptırmak üzere muhtarlığa gelen öğretmen A.M.A.’ya (29) tacizde bulundukları iddiasıyla gözaltına alındı. 18 NİSAN Yaralama:Samsun’da H.A. (30), eşi H.A.’yı (26) darp edip omzundan bıçakla yaraladıktan sonra kaçtı. 19 NİSANTecavüz: Bursa’dan kaçırılan ve beş kişinin tecavüzüne uğradığı iddia edilen G.D. (21), Ankara Otobüs Terminali AŞTİ’de bulunarak ailesine teslim edildi. 20 NİSAN Cinayet :İstanbul’da Y.K.(52), üç ay önce kendisinden boşanan eşi A.K.’yi (48) öldürdükten sonra intihar etti. Taciz – cinsel istismar: Aydın’da ilköğretim okulunda resim öğretmeni olarak görev yapan A.E., sınıfındaki bazı kız öğrencilere cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla gözaltına alındı.21 NİSANCinsel istismar: Siirt Valisi Necati Şentürk, kentte bir ilköğretim okulunda meydana geldiği iddia edilen ”nitelikli cinsel istismar olayı” ile ilgili 2 kamu görevlisinin açığa alındığını bildirdi. 22 NİSAN Cinayet: Şanlıurfa’da askerliğini yapan C.K. ile Ağrı’ya kaçtıktan sonra evlenen E.K. (22), erkek kardeşi F.E.(19) tarafından bıçaklanarak öldürüldü. 23 NİSANTaciz – ensest: Muğla Yatağan’a bağlı Akgedik köyü’nde 17 yaşındaki lise ikinci sınıf öğrencisi öz kızını taciz ve darp ettiği iddia edilen A.İ. çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Taciz – cinsel istismar: Kahramanmaraş’ta ilköğretim okulu öğrencisi E.K.’ye (14) cinsel taciz ve istismarda bulunduğu öne sürülen M.T. (30) ve S.K. (25) gözaltına alındı. 24 NİSANCinayet: Bursa’da B.K. (25), çocuğunu görmek için gittiği evde boşandığı eşi E.B.’yi (20) bıçaklayarak öldürdü. Taciz – ensest:  H.B. Bursa’da annesi ağabeyi tarafından bıçaklanarak öldürüldü. babasının tacizine uğradığı iddiasıyla sık sık evden kaçan H.B.’nin 15 gün önce Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne başvurup babasından şikayetçi olduğu, gözaltına alınan babanın mahkeme tarafından serbest bırakıldığı öğrenildi. 25 NİSAN Cinayet: Adana’da N.S.G. (41), evinin bahçesinde av tüfeği ile vurularak öldürüldü.26 NİSANCinayet:  Aydın’da C.A., üç çocuk annesi eşi K.A.’yı silahla vurarak öldürdü.Tecavüz : Antalya’da A.S.’ye (25) silah tehdidiyle tecavüz ettiği ve parasını gasp ettiği iddia edilen Y.K. (26), olaydan üç gün sonra poliisle girdiği çatışmanın ardından yakalandı. Tecavüz: Siirt’te Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) öğrencilerinin, iki ve üç yaşındaki çocuklara tecavüz edip, birinin öldürülmesi olayında, ailelerin konunun kapanması için kendi aralarında anlaştığı ortaya çıktı. Pervari Belediye Başkanı DP’li İsmail Bilen, yaşanan tecavüz vakasını “çocuk oyunu” olarak değerlendirerek, “YİBO’larda tüm Türkiye’deki gibi olay olur” dedi. Vali Necati Şentürk ise olayla ilgili olarak tutuklanan üç kişinin daha sonra mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığını söyledi. 27 NİSANCinayet: Antalya’da H.H.A. (40), karpuz tarlasında çapa yapan eşi H.A.’yı (35) otomatik av tüfeğiyle ateş ederek öldürdü.Tecavüz – ensest : Edirne’de öz kızına 13 yaşından itibaren 8 yıl boyunca tecavüz eden ve kızından 2 çocuğu olan R.B. (53), kızından olan ve 17 yaşına gelen kızına da cincel tacizde bulundu. Genç kızın intihara kalkışmasıyla ortaya çıkan olay sonrası tutuklanan baba hakkında, 7 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istendi. Cinsel istismar: Şanlıurfa’da E.A. (22), K.Ö. (14), K.K. (3) ve Ö.K.’ye (5) cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla gözaltına alındı. K.Ö., K.K. ve kardeşi Ö.K. ailelerine teslim edildi. 28 NİSANYaralama: Şanlıurfa’da S.Ç. (32), eşi S.Ç.’yi (25) bıçakla yaraladı. Cinayet: Manisa’da A.N.B. (50), ayrı yaşadığı karısı LB.’yi (39) sokak ortasında vurarak öldürdü. Tecavüz: Iğdır’da adliyede görevli Y.S. (32), lise öğrencisi S.A.’ya (15) tecavüz ettiği suçlamasıyla tutuklandı. Tecavüz :İstanbul’da, yedi kişi, B.Z.’yi (16) zorla alıkoyup fuhşa zorladıkları iddiasıyla gözaltına alındı. Tecavüz: Bursa’da sevgilisinin akrabasına tecavüz ettiği öne sürülen ve polise yakalanmamak için sığınakta 20 gün saklanan E.D.  yakalandı. Cinsel istismar: Sakarya’da H.A.K. (30), 15 yaşındaki üvey kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklandı. Taciz :THY, 14 yıldır şirket bünyesinde görev yapan kaptan pilot E.G.’nin sözleşmesini, bir kabin memuruna tacizde bulunduğu iddiasıyla son verdi. Olay, kabin memurunun şikayetiyle ortaya çıktı. 29 NİSANCinayet: Ö.Ç Muğla’da kardeşinin eşi S.Ç.’yi (42) av tüfeği ile vurarak öldürdü.Cinayet: Kars’ta iyi halden izinli olarak cezaevinden çıkan F.T., bir yaşındaki kızlarını komşularına bıraktıktan sonra eşi F.T.’yi bıçaklayarak öldürdü. F.T. cinayetten sonra polisi arayarak teslim oldu. Tecavüz: Bursa’da zihinsel engelli F.S.’ye (17) tecavüz ettikleri ileri sürülen dört kişiden biri tutuklandı. Taciz: Kayseri’nin Melikgazi ilçesi Ahmet Baldöktü yatılı ilköğretim okulunda, iki öğretmenin kız öğrencilere cinsel tacizde bulunduğu ortaya çıktı. Taciz : Uşak’ta, dokuz yaşındaki ilköğretim okulu öğrencisine cinsel tacizde bulunduğu öne sürülen M.G. (26) gözaltına alındı. 30 NİSANTaciz: İstanbul’da evinden kaçan zihinsel engelli S.M.’nin (14) Sultangazi’de terk edilmiş bir kamyonet içinde kimliği belirsiz kişilerce cinsel tacize uğradığı iddia edildi. S.M.’yi taciz ettiği öne sürülen şahıslar, kızı araçta bırakarak kaçtıTaciz: İzmir’in Urla ilçesindeki bir ilköğretim okulunda beşinci sınıf öğrencisine cinsel tacizde bulundukları öne sürülen beş öğrenciden üçü tutuklandı. Cinayet: Ordu’da H.Ç.(47), eşi A.Ç.’yi (42) vurduktan sonra intihar etti. 02 MAYIS-Mardin’in Midyat İlçesi’nde 38 yaşındaki D.Y., 70 yaşındaki N.Y.’ye iddiaya göre tecavüz edip, bıçak zoruyla 7 bin TL’sini gasp etti. Jandarma tarafından gözaltına alınan şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 6 yaşındaki bir kız çocuğunu kaçırarak cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınan uzman çavuş M.Y.’ye (30)   tutuklandı.03 MAYIS-İstanbul’da, Zülfü K.(24) kendisini polis gibi tanıtarak, tanıştığı kadınlardan gasp yaptığı ve tecavüz ettiği iddiasıyla gözaltına alındı.04 MAYIS- Çorum’da Lise 1. sınıf öğrencisi Nilgün Erkmen (16), sabah saatlerinde okula giderken kendisini rahatsız edip arkadaşlık teklifinde bulunan O.K. (24) adlı gencin üzerine benzin dökerek yakması sonucu hayatını kaybetti.07 MAYIS-  Ankara’da mobilya mağazaları sahibi 27 yaşındaki Mehmet K., 20 yaşındaki sevgilisi Betül Çelik ‘i kendisi ile birlikte olmak istememesi üzerine  başka bir erkekle aldattığını düşünerekten çeşitli yerlerinden bıçaklayıp öldürdükten sonra baraja attı.09 MAYIS- Kahramanmaraş’ta Yusuflar Mahallesi’nde oturan H.K. (30), boşandığı ancak bir süre önce birlikte yaşamaya başladığı eski eşi Fatma Darendeli (26) ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyüyüp kavgaya dönüşmesi üzerine H.K., Fatma Darendeli’yi eliyle boğarak öldürdü.10 MAYIS- Şanlıurfa’da hırsızlıktan sabıkalı 2 gencin, kapı komşuları 16 yaşındaki engelli B.D.Y’yi eve kilitleyip, zorla bira içirip cinsel tacizde bulunduğu iddia edildi. Mutfak dolabı içerisinde üstü çarşafla örtülü, bilekleri kesilmiş halde polisler tarafından bulunan engelli kızın ailesi, olay sonrası depresyona girdi.14 MAYIS- Düzce’nin Akçakoca ilçesinde, fındık bahçesinde parçalanmış bir kadın cesedi bulundu. Cesedin Düzce’de 5 Ocak 2010 tarihinde okul çıkışı kaybolan 15 yaşındaki Hatice A.’ya ait olduğu tahmin ediliyor.15 MAYIS- Ceyhan’da Fatih Ü. (24), boşanma davası açan eşi Kezban Ü. (22)  ve kayınpederi Osman Göçer’i (45) av tüfeğiyle öldürdü.16 MAYIS- Antalya’nın Manavgat ilçesi Sorgun sahilinde kıyıya vurmuş boynuna taş bağlı bir kadın cesedi bulundu.Mersin’in Tarsus İlçesi’nde, üç aylık evli 24 yaşındaki Reyhan Arıdağ, evinde bıçaklanarak öldürüldü17 MAYIS- Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde  S.Ç. (18), 13 yaşındayken amcasının oğlu tarafından tecavüze uğradı. Daha sonra F.K. isimli biri ile evlendirildi. Bakire olmadığını öğrenen eşi tarafından terk edildi.yine  amcasının oğlu tarafından  tecavüze uğradı.S.Ç., Siverekte kalacak yeri ve can güvenliği i olmadığı için İlçe Emniyet Müdürlüğüne giderek, kadın sığınma evine gönderilmesini istedi.18 MAYIS- Trabzon Adli Tıp Kurumu’nda otopsi kameramanı olarak görev yapan 42 yaşındaki Şengül Karabacak evinde ölü bulundu.19 MAYIS- Gaziosmanpaşa’da, alkollü halde eve geldiği sırada tartıştığı 6 aylık hamile sevgilisi Derya Demiral’ı döverek öldüren Ufuk Ç. polise teslim oldu.20 MAYIS- Sakarya’nın Pamukova İlçesi’nde 14 yaşındaki üvey kızı tarafından tecavüzle suçlanan 49 yaşındaki Süleyman Ş. “Bu iftirayı temizleyin” diyerek eşiyle birlikte gittiği polis merkezinde çelişkili ifade verince, sevk edildiği mahkemece tutuklandı.21 MAYIS- Denizli’de , lokantada bulaşıkçı olarak çalışan 3 çocuk annesi Fatma Özalp’ı, daha önce beraber yaşadığı ileri sürülen Niyazi Karaca adlı bir kişi sokak ortasında pompalı tüfekle öldürüldü.  23 MAYIS- Tekirdağ’da, kıskançlık krizine giren taksici Adnan Yakut, yabancı uyruklu eski sevgilisi Zaharonova Kerimbekinova ile onun yeni sevgilisi olduğu iddia edilen Serkan Şekerpancarı’nı öldürdükten sonra intihar etti. 24 MAYIS- Beylikdüzü’nde, 41 yaşındaki Vedat Türkoğlu, boşanma davası açan 36 yaşındaki eşi Ayşe Türkoğlu’nu kahvaltı almak için girdiği pastanede kurşunlayarak öldürdü.25 MAYIS- Adana’da  İlker K.(36) adlı bir kişi , boşandığı eşi Nurdan Bakşi’yi sokak ortasında tartışırken tabanca ile öldürmek isterken Nurdan Bakşi’nin ablası Remziye Bakşi kardeşini korumak için silahın önüne atladı.Hastaneye kaldıran Remziye Bakşi’nin durumunun ağır olduğu öğrenildi.26 MAYIS- İnşaatlarda çalışan 26 yaşındaki Adem Soylu, kısa süre önce kendisini terk eden kuaför eşi 18 yaşındaki Burcu Soylu’yu çalıştığı işyerinde av tüfeğiyle öldürdü, diğer çalışanları rehin aldı.28 MAYIS- Ağrı’nın Diyadin ilçesine bağlı Yolcupınar köyünde,  Özlem ve Şehriban D’nin cesetleri, köyde terk edilmiş bir evin tavanına iple asılı vaziyette bulundu. Öte yandan, Yanıkçukur köyünde yaşayan Saniye Ç’den (20) de haber alamayan yakınları dün akşam saatlerinde eve gitti. Evin kapısını kırarak içeri giren yakınları, genç kadının tavana asılı cesedini buldu.Yalova’nın Samanlı köyünde bir servis şoförü, torunu yaşındaki öğrencilere elle ve sözlü cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklandı. 62 yaşındaki M.P. adlı servis şoförünün öğrencilere cinsel tacizde bulunduğu iddia edildi.Pendikte emekli Yusuf Coşaran ,25 yıllık eşi Hüsne Coşaran’ı pompalı tüfekle öldürdü. Durumu oğlunu arayarak “Anneni öldürdüm, ben de intihar edeceğim. Şu anda ormandayım” dedi.Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde yaşayan Mustafa Kalkan (79),  yaklaşık 15 yıldır ayrı yaşadığı eşi Umahan Kalkan ‘ı(77) av tüfeğiyle vurarak öldürdü, oğlunu yaraladı.30 MAYIS- Konya’da 12 yaşındaki bir kız çocuğu 5 ay boyunca öz babasının tacizine uğradı. Tacizci baba annenin şikayeti üzerine tutklandı.Kayseri’de 22 yaşındaki M.K. annesi İkramiye Köse’yi boğazını keserek öldürdü.Bugün burada Türkiye’de son iki ayda yaşanan şiddeti gözler önüne serdik. Nisan ve Mayıs ayında yaklaşık 40 kadın öldürüldü, 120 kadın taciz ve tecavüze uğradı. Onlarca çocuk ise cinsel istismara maruz kaldı.Bizler Adana Kadın Platformu olarak aylardır kadınların yaşadığı şiddetin çetelesini tutmaya, öldürülen kadınların duruşmalarını takip etmeye devam ediyoruz. Katillerin ve tecavüzcülerin ceza indirimlerinden yararlanmamaları için davalara müdahil olma ısrarımız devam edecektir.

KADIN KATLİAMLARINA SON!

YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!


Eskişehir Demokratik Kadın Platformu / 17 Ağustos 2010

Yasta Değil İsyandayız! Tüm Kadın Cinayetlerinin Hesabını Soracağız!

Kadın cinayetleri gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Hergün bir başka bahaneyle öldürülen kadınların haberini alıyoruz. Kıskançlık, erkeğin aşkına karşılık vermediği için, boşanmak istediği için, aile meclisi kararıyla, güzel koktuğu için ve daha niceleri. Kadınların ölümüne türlü türlü gerekçeler gösteriliyor. Hayatın her noktasında olan kadınlar birer birer ayrılıyorlar aramızdan.

2010 yılının ilk 6 ayında 135 kadın öldürülürken, Temmuz ayında cinayetler hız kesmedi, 36 kadın erkekler tarafından katledildi.31 Temmuz’da yaptığımız eylemimizden bu yana  7 kadın cinayeti daha işlendi. Eskişehir’de kocasından boşanmak üzere olan Mediha BAŞTÜRK  kocası tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Kocasından şiddet gören Mediha sığınma evine gitmiş olmasına rağmen, devlet tarafından kocasına teslim edildi ve hiçbir önlem alınmadı. Malatya’da aile meclisi kararıyla öldürülen Hanife DURAK, Ankara’da kıskançlık bahanesiyle öldürülen Makbule SEYFİ, İstanbul Ümraniye’de Sebahattin Alkan, rüyasında “çıplak gördüğü” gerekçesiyle eşi Ruzkat Alkan ve evli-hamile kızı Sevgi Arslan’ı boğarak öldürdü. Mersin’de Orçan Yaraş, ayrılmak üzere olduğu karısı Nuray Yaraş’ı yazlık sitede, kızlarının gözleri önünde  10. kattan aşağı atarak öldürdü. Van, Cevdetpaşa Mahallesi’nde yaşayan 29 yaşındaki Altun Akırmak eski dini nikahlı eşi tarafından av tüfeğiyle vurularak katledildi. En son İstanbul Beyoğlu’da 77 yaşındaki Burhan Cahit Tekinliğ’in birlikte yaşadığı 61 yaşındaki Neşide Dırmıkçı’yı hunharca katledip, cesedi elektrikli testereyle parçalara ayırdı.

Kadın cinayetleri bu kadar artarken, devlet erkekleri koruyarak kadınların katledilmesine izin vermeye devam ediyor. Kadın cinayetlerinde erkeklere ceza indirimleri uygulayarak, erkeklerin kadınları öldürmesine yol açıyor. Ankara’da öldürülen Makbule Seyfi’nin kocası cinayetten sonra beni “tahrik etti”, “yaptığım için pişmanım” ifadelerini kullandı. Artk katiller hangi ceza indirimlerinden faydalanacaklarını bilerek ifade veriyorlar ve birbirlerinden besleniyorlar. Bizler cinsiyetinden, cinsel yöneliminden ve cinsiyet kimliğinden ötürü öldürülen kadınların, katillerinin nitelikli hal kapsamında yargılanmasını istiyoruz.

Ne vakit bir kadın öldürüldüğünde bizler orda olacağız ve kadın katillerinden hesap soracağız. Kadın katilleri her an soluğumuzu enselerinde hissedecekler.

Erkeklerin kadınları katletmesine, devletin koyduğu yasalarla erkekleri korumasına, hayatın her noktasında olan kadınların aramızdan ayrılmasına izin vermeyeceğiz.

Hergün bir kadın cinayetiyle uyanmayacağız. Kadın cinayetlerinin nitelikli hal sayılması için alanlarda, adliye önlerinde olmaya devam edeceğiz.

Örgütlü gücümüzle kadın cinayetlerini durduracağız.

 

Kadınlar İçin Sosyal Haklar: “SSGSS’ye Esastan İtirazımız Var”

6-say-iin-002Sosyal Haklar için Kadın Platformu  2007’nin Aralık ayında “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısı  (SSGSS) ‘ye esastan itirazımız var’ kampanyası başlattı. Bu kampanya önemliydi; Çünkü Türkiye’de ilk kez  politikasını kadınların ücretli/ücretsiz emek kıskacından hareket ederek kuran bir kampanya yapılıyordu.

Devamını Oku…

Parçası Olduklarımız

2009 Mart Yerel Seçimleri:”Bey-Oğlu’na Feminist Sözümüz Var!” / Feminist Kolektif (İstanbul)

Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası/ İstanbul Feminist Kolektif  (2010-2014)

Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu

Kadınların Gezi Direnişi (Haziran-Eylül 2013)

Barış İçin Kadın Girişimi

Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu

Kadın Emeği Platformu

 

Dergi: Feminist Politika

Dergilerimizi internet ortamında görüntülemekte sorun yaşıyorsanız, dilediğiniz derginin üzerine sağ tıklayarak (Mac için kntrl+tık), hedef dosyayı bilgisayarınıza kaydetmeyi seçebilirsiniz.

PDF dosyalarını açamıyorsanız, bilgisayarınıza Acrobat Reader yüklemek için tıklayın

Feminist Politika 28

SAYI 28

28.sayı dosyamızda “Kadınlar hayatlarına sahip çıkıyor” dedik. Çilem Doğan’ı, Nevin Yıldırım’ı, Yasemin Çakal’ı basına yansıyan hikâyelerinden tanıyorsunuz: Onlar hayatlarını başka biçimlerde savunma alternatifleri kalmamış, erkek şiddeti karşısında meşru müdafa hakkını kullanan kadınlar. Çilem ve Yasemin ile avukat arkadaşlarımız cezaevinde görüştü; Nevin’in sesini, onun mektuplarından derlediğimiz bir yazıyla yansıtmaya çalıştık. Çeşitli korunma – direnme stratejileri geliştiren, Hasret’in yaptığı gibi boşanan, Deniz gibi trans kadın olmayı seçen, kadın dayanışmasıyla güçlenen daha niceleri var. Dosyamızda birçok tekil hikâyenin yanısıra, büyük resme bakmayı deneyen feminist kadınların yazılarına da yer verdik.
Feminist Politika Sayı 28 İçindekiler

Feminist Politika 27

SAYI 27

27.sayımızın dosyasında kadınların yol hikayelerine kulak verirken, özgür seyahatlerden zorunlu göçlere uzanan yelpazeyi biraz dalgalandırdık. İsteyerek çıkılan keşif yolculuklarının getirdiği heyecanı, özgürlük duygusunu, bazıları sonradan hazza dönüşen kimi acılı zorlanmaları paylaşan yazıları; ufku belirsiz, zorunlu göçlerin kadınları yaşamlarında köklü değişimlere, mücadelelere ve güçlenmeye götürüşünü anlatan yazılarla harmanladık.
Kadınların yol hikayelerinin kadınların kendilerini nasıl değiştirdiğine bakmak istedik.
Gidilemeyen yolculukları, seçilemeyen yolları tarif edebilmenin, hikayeleştirmenin yolculuğun
kendisi kadar besleyici olabildiğini de fark ettik. Yol hikayelerimizin bizi feminizm yolculuğumuz hakkında birlikte düşünmeye davet etmesi, yol göstermesi dileğiyle.
Feminist Politika Sayı 27 İçindekiler

Feminist Politika 26

SAYI 26

26.sayıda dosya konumuz: AKP’nin ‘makbul kadın’ politikaları
12 yıldır “makbul kadın” yaratmaya çalışan AKP politikalarının yarattığı iklimde nefes alamıyoruz. AKP politikalarına karşı duruşu ve onların deşifre edilmesini amaçlayan Feminist Forum’a katılan feminist isimlerin forum konuşmalarını bu sayı dosyamıza taşıdık. “AKP’nin ‘makbul kadın’ politikaları” başlıklı dosyamız bununla sınırlı değil elbet. Aileden Diyanet’e, kadınları muhtaç bireyler olarak gören yardım politikalarından, iş gücü piyasanın kadınlar aleyhine örgütlenmesine kadar geniş bir yelpaze sunan yazıları da bulacaksınız.
Feminist Politika Sayı 26 İçindekiler

Feminist Politika 25

SAYI 25

25. sayıda dosya konumuz: Savaş, militarizm, direniş ve kadınlar…

Savaşın, kadınlara nasıl şiddetin bin bir yüzü olarak döndüğünü hep konuştuk, konuşmaya da devam edeceğiz. Bu şiddet biçimleri tecavüzden başlayarak, fuhuş, yerinden edilme/zorunlu göç, ekonomik şiddet ve çocuklarıyla birlikte aç kalmaya kadar uzanıyor… Öte yandan militarizmin günlük yaşamın bütün hücrelerine sinmiş olduğu bir ülkede nasıl ‘sağduyu’nun, sıradan aklın bir parçası haline geldiğini tekrar tekrar gözler önüne sermeye ihtiyacımız var. Bu dosyada bir yandan bunları yapmaya çalışıyoruz. Bunların ötesinde, çatışma dönemlerinde kadınların direniş biçimlerinin taşıdığı çeşitlilik, örneğin anneliğin bu amaçla nasıl mobilize edilebildiği de, savaş ve çatışma dönemlerine dair kadın hakikatlerinin özgünlüğü de, gerek başka ülkelerde gerekse bu ülkede yaşanan deneyimlerde aşikâr.  Dosyamızda bunların yanı sıra, daha tartışmalı bir alana da adım atıyoruz: Kadınların direnişinin şiddetle, silahla ilişkisine yer verdik.
Feminist Politika Sayı 25 İçindekiler

Feminist Politika 24

SAYI 24

24.sayıda dosya konumuz yeni muhafazakar politikalarla sermayenin ihtiyaçlarına göre hızla yeniden şekillenerek kadınlara dar edilen kentsel mekanlar; kısaca söylersek Aile- AVM –AKP kıskacında kadın. Yaşanılan dönüşümler ile var olan eşitsizlikler bir kat daha artarken, kadınlar kamusal alanlarda ayrış- tırılırken, AVM’ler dışında kadınların var olabilecekleri kamusal alanlar birer birer erirken elbette ki feministlerin de bu dönüşümlere dair bir sözü var. İçinde yaşadığımız kentleri kendi ihtiyaçlarımıza göre şekillendirme hakkı- mızı talep ediyoruz, kadınlar vardır diyoruz. Dosyamızda üniversitelerde okumak için farklı kentlere giden genç kadınların deneyimlerinden, LGBTİ bireylerin ve örgütlerinin kentte yer bulabilme mücadelelerine; kadınların yaşamını kolaylaştıracak kentsel planlama örneklerinden kadınlar plajı meselesine; kadınların vatandaşlık mücadelelerinden Kadifekale’deki genç kadınların kent deneyimlerine kadar geniş bir yelpazede tartışmalarımızı çeşitlendirdik
Feminist Politika Sayı 24 İçindekiler

Feminist Politika 23

SAYI 23

23. sayı “Kadın Cinayetlerine İsyandayız!” kampanyasının başlaması ile birçok şehirden feminist kadınların enerjisini de içine katarak hazırlandı. Kadınları aileye, evliliğe hapsetmeye çalışan ve şiddete iten politikalar, hayata dair kendi tercihlerini gerçekleştirmeye, boşanmaya çalışan kadınları korumuyor. Yargı desteğiyle, kadınların canlarına kast eden erkekler cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Devletin sessizliğini protesto etmek üzere kadın örgütleri İstanbul Aile İl Müdürlüğünde bir eylem gerçekleştirerek; hazırladıkları bildiriyi burada okudular ve pankartlarını binanın her yanına asarak kampanyanın açılışını yaptılar. Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası bir yandan kadınların hayatlarının artık sistematik bir halde erkekler tarafından ellerinden alındığına dikkat çekerken, diğer yandan dayanışmaya çağırıyor ve kadınları güçlendirmeyi hedefliyor. Kadın Cinayetleri aynı zamanda bu sayıda mini dosya konusu olarak kampanyadan dava süreçlerine, öz savunma yollarından trans ve lezbiyen LGBT cinayetlerine farklı konu başlıkları altında ele alınıyor. Bu dosyada kampanya hakkında bir yazıyı da bulabilirsiniz.
Feminist Politika Sayı 23 İçindekiler

 Feminist Politika 22

SAYI 22

Toplu taşıma araçlarındaki erkek işgaline karşı farkındalık yaratmayı amaçlayan feminist kampanya,
dergimizi yayına hazırladığımız sırada, hem sosyal medyanın hem de ana akım medyanın gündemine düştü ve büyük yankı buldu. Metrobüs, otobüs, metro duraklarına sticker yapıştırma eylemi, twitter’da #yerimiişgaletme ve #bacaklarınıtopla hashtag’i ile sürüyor. Bacaklarını V şeklinde açarak oturmayı ve kadınları bu yolla taciz etmeyi alışkanlık haline getiren erkeklere yaptığımız uyarının kadınlar tarafından bu denli sahiplenilmesi, bunun yaygın bir taciz olduğunun da göstergesi. Feminist Politika’nın 22. sayısında iki ayrı dosya hazırladık. “Patriyarka: Muhafazakârlığın sağ kolu” başlıklı ana dosyamızda, dünyada ve Türkiye’de gelişen ve son otuz yıla damgasını vurmuş olan muhafazakâr söylem ve pratikleri feminist bir perspektifle irdeledik. Mini dosyamız ise, “Göçmenliğin kadın hali” başlığını
taşıyor ve göçmen kadınların maruz kaldığı sömürü ve şiddeti gözler önüne sermeyi amaçlıyor. Bugüne dek pek az üzerinde durulmuş, erkek yetkililerin perde arkasında tutmayı başarmış olduğu bu can yakıcı olguyu gündemleştirmek için bu dosya bir başlangıç.
Feminist Politika Sayı 22 İçindekiler

 

SAYI 21

AKP-Cemaat kavgasının her gün yeni bir atakla sürdüğü, Türkiye gündeminin çalkantılı sular misali hepimizi salladığı ve kendi politik hattımızı güçlendirip büyütmenin önemini bizlere tekrar tekrar hatırlattığı bugünlerde, yeni sayımızı hazırladık. Bu sayıyı, kadınların hep gündeminde olan ancak AKP süreciyle birlikte daha da öne çıkan bir konuyu,  muhafazakârlığı tartışmaya başlamak amacıyla, Ayşe Toksöz ve Özlem Barın imzalı bir muhafazakârlık yazısıyla açmak istedik. Söz konusu tartışmayı, bir sonraki sayımızda dosya konusu olarak sürdürmeyi ve genişletmeyi hedefliyoruz.

21. sayımızın dosya konusu ise, feminist politikaya içkin bir soru etrafında örüldü: Farklılıklarımızla nasıl dayanışacağız? Bu soruya yanıt ararken, farklılıklarımızla bir arada durabilmenin yollarına, zorluklarına, güzelliklerine ve deneyimlerine daha yakından bakabilmeyi umuyoruz.
Feminist Politika Sayı 21 İçindekiler

 

SAYI 20

Mutluluğun formülünün, bir kadın, bir erkek ve şarkının devamında söylendiği gibi bir de bebek olmadığını fark edeli neyse ki uzun zaman oldu. Feministler olarak, bize dayatıldığını sürekli söylediğimiz aile kurumunun altını oymak ve onun bir parçası olan imzasız ama kurumlaşmış heteroseksüel ilişkilere alternatif ilişki biçimlerini aramak, sormak, yaşamak politikamızın önemli bir parçası olmalı herhalde. 20. sayıda özellikle; erkeklerle ilişki kuran kadınların, kendilerini ahtapot misali saran, nefes aldırmayan tek eşli hallerini, bu hallerin onlara kattıklarını ve onlardan aldıklarını, aldatmayı, aldanmayı sorguladık. Kıskançlık, sadakat ve biricik olma kaygılarımızın bizi cinselliği tek insanla yaşama zorunluluğuna mahkûm etmesinin uzun vadede yaşattığı sorunları görmeye çalıştık. “Geleneksel ilişki normlarının dışına çıkmanın ufkunu nasıl geliştirebileceğimiz” sorusunu sormak, bu sayıdaki dosyamızın temel kaygısı. Diğer yandan, tek eşlilik – çok eşlilik, “kadınlar ve erkekler için geçerli toplumsal koşullar göz önünde bulundurulduğunda aynı mı yaşanır?” sorusu kritikliğini koruyor. Bu dosyayı tartışırken, cinsel özgürlük söyleminin, kadınlar söz konusu olduğunda ve erkeklerle eşitsiz ilişkiler içindeyken eşit şekilde ele alınamayacağını da söyledik.
Feminist Politika Sayı 20 İçindekiler

 

SAYI 19

2013 yazı çok sıcak, çok hareketli başladı. Bu sayımızı yepyeni bir coşku ve telaş içerisinde, Gezi direnişi dahilindeki eylemler, forumlar arasında tamamladık. Dergi hazırlık sürecimizin son bir ayını geceli gündüzlü dolduran bu yeni gündeme, farklı illerdeki direniş biçimlerine SFK penceresinden göz attığımız bir mini dosya ile bakıyoruz. An itibarıyla parklardaki kadın forumları, cinsel tacize karşı atölyeler de sürüyor. Önümüzdeki sayıda buralardan çıkan sonuçlara da değinebileceğiz.

19. sayıda ana dosyamız, “Türkiye’de mor yıllar: 1980’lerden bugüne…” başlığını taşıyor. Konu geniş; dolayısı ile feminist hareketin tüm seslerini kapsama gibi bir iddiamız da yok. Kadın mücadelesinin güncel zeminini belirginleştirip ayaklarımızı sağlam basmamızı, soracağımız yeni soruları da hedefe yakın yerden kurmamızı sağlamaya dair bir girişim bu. Teorik tartışmalara değil, sürecin içerisinden deneyim aktarımlarına odaklandık.
Feminist Politika Sayı 19 İçindekiler

 

SAYI 18

Coşkuyla kutladığımız 8 Mart’ı geride bıraktığımız ve 1 Mayıs için “ezilenlerin de ezdikleri” olarak erkek egemenliğine ve kapitalizme karşı feminist sözümüzü alanlarda haykırmaya hazırlandığımız günlerdeyiz. Her zaman farklı görünümleriyle ister istemez gündemimizde olmasına karşın uzun zamandır enikonu ele alamadığımız aileyi geçen sayımızda az biraz didikledik; “Aile yıkılmayacak kale değil,” dedik ve aileye feminist bir gözle bakmaya çalışarak başka birlikte yaşama biçimlerinin neler olabileceğine dair ipuçları yakalamaya çalıştık. Bu hayatların neler olabileceğinin izini bu sayımızda da sürmeye devam ediyoruz. Geçen sayıda ikincisini yayınladığımız “Lezbiyen aşkın feminist eleştiri için kazanım ve imkânları”nın üçüncüsü bu izlerin peşine düşen yazılardan biri. “Benim Çocuğum” filmi, heteroseksizm eleştirisi ile yüreklerimize su serperken aileye mahkumiyetimiz meselesini ne kadar ele alıyor? Dergide bu sorunun da peşine düşüyoruz. Aile konusundaki diğer iki yazıdan biri, içine doğduğumuz aileden nasıl vazgeçemediğimizi anlatıyor; diğeri ise genel olarak sol muhalefetin evlilik ve aile konusundaki sınırlı bakışına dikkat çekiyor.
Feminist Politika Sayı 18 İçindekiler

fp-sayi17

SAYI 17

Bildiğiniz üzere, bir önceki sayımızda aşk denen mefhumun kadınlar için anlamını tartıştık. Bu sayımızda evlilikle sonlanan şeyin “aşk” olmadığının farkındalığıyla, aşkın bir üst aşaması olarak görülen ailenin, birbirine “âşık” bir erkek, bir kadın ve onların “aşklarının meyvesi” çocuklardan başka bir şey olduğunu anlatmaya çalıştık.

Bunu anlatmaya çalışırken de, “mutluluk mekânı” olarak kurgulanan “aile evleri”nin kadınlara sunduğu boşluk duygusundan, popüler film ve dizilerin aileyi ele alış şekillerine; dünyada yeni muhafazakârlığın ve neoliberalizmin aileye etkisinden, bunun Türkiye’de AKP ve Gülen Cemaati cephelerindeki yansımalarına; evlilik – boşanma, zorunlu annelik, duygusal / cinsel ilişkilerde yoksunluk, heteroseksüelliğin dayatılması, aile ilişkilerinde kadın emeğine zorbaca el konması gibi bir dizi konuya el attık.
Feminist Politika Sayı 17 İçindekiler

fp-sayi16

SAYI 16

İki ayda bir elektronik ortamda yayımladığımız, kadın emeği alanındaki yazılarımızın yer aldığı “mutfak cadıları” bültenimiz artık dergimizin içinde de yer alacak. Bu sayıyla birlikte “tecrübeden tercümeler” adında yepyeni bir çeviri köşemiz var artık ve son sayfalarda sizi bekliyor.

16. sayı dosyamızda “aşkın kanunu yeniden yazmak” ve “aşka veda etmek” olasılıklarını birlikte tartışalım istedik. Bir reddedişten öte politik eleştiri çıtasını yükseltmeye dair bir çaba bizimkisi. Genel anlamda siyasetin boşluk tanımayacağı gerçeğinden yola çıkarak, alternatif ilişki biçimlerinin izini sürmeye çalıştık.
Feminist Politika Sayı 16 İçindekiler

fp sayi15

SAYI 15

Malum, kürtaj yasası tartışmaları son aylarda bizi en çok uğraştıran mesele oldu. “Kadın örgütleriyle birlikte hazırlanıyor” diye övünülen Şiddet Yasası, kadınların mücadelesine karşın budana budana çıkarılmışken, bu kez de bir Kürtaj Yasası polemiği düştü ortaya. Parçası olduğumuz Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu olarak yakın takipçisi olduğumuz bu süreci, mini dosya halinde sayfalarımıza taşıdık. Kadınların güçlü tepkisi karşısında yasa apar topar geçirilemedi belki ama, düzenlemeler yolda. Sağlık çalışanlarının itirazlarına rağmen hemen yapılıveren sezaryen düzenlemesi gibi…
Feminist Politika Sayı15 İçindekiler

fp sayi 14

SAYI 14

Feminist Politika 14. sayısıyla 1 Mayıs’ta alanlarda!
Son üç ay yine çok yoğun geçti. 13. sayının dumanı tüterken biz uzun süredir aklımızda olan bir ziyareti gerçekleştirdik Şubat başında. Aralık sonunda Uludere’de yaşanan katliamı unutmamıştık ve oradaki kadınlarla dayanışmak için düştük yola. Acıyı yakından paylaşmak ve dayanışmaktı amacımız. Bu, bir ziyaretle hemen gerçekleşmeyecekti belki ama uzakta olan kadınlara kısa süreliğine de olsa daha yakındık.
Feminist Politika Sayı 14 İçindekiler

fp sayi 13

SAYI 13

Bu sayımızda yüksek katılımlı ve coşkulu geçen konferans sürecinin kafamızda uyandırdığı soruları bir an önce tartışmaya başlayalım istedik. Yurt dışından gelen, kadın emeği konusunda önemli çalışmalar yapmış feminist dostlarımızın sunumları, bizlere dünyanın başka yerlerinde de feminist politikanın açmazların içine düştüğünü ve yeni mücadele zeminleri yaratmamız gerektiğini gördük. Türkiye’de son yıllarda yakaladığımız dinamiğin değerini bir kez daha anladık, “Peki bizde durum ne ve bundan sonra neler yapabiliriz?” diye sorduk. Bu nedenle “Güncel feminist politika” konulu dosyamızla karşınızdayız.
Feminist Politika Sayı 13 İçindekiler

fp sayi 12

SAYI 12

Bu sayımız, 12-13 Kasım 2011’de İstanbul’da düzenlediğimiz “Kadın Emeği Konferansı” dönemine denk geldi. Konferans hazırlıkları nedeniyle aktif, dinamik ve heyecanlıyız… Konferans programını ve konuşmacıların daha önce yayınlanmış önemli makalelerinin özetlerini derginin ortasında çek-al formunda bulabilirsiniz.
Feminist Politika Sayı 12 İçindekiler

Feminist Politika Sayı 11

SAYI 11

Kadına yönelik şiddetin yaygın olarak sürdüğü günümüzde, feminist hareket olarak cinsellik alanını politikleştirmemiz hiç kolay olmadı. “Cinsellik ve pornografi ” dosyamızda cinselliği konuşup yazarken, kişisel deneyimlerimizden hareketle, heteroseksüelliğin bizi nasıl biçimlendirdiğini; görünür olmayan ve hatta içselleştirdiğimiz cinsel baskıyı açığa çıkarmayı deneyerek daha dönüştürücü, özgürleştirici bir cinselliğin ve politikanın olanaklarını aradık.
Feminist Politika Sayı 11 İçindekiler

Feminist Politika Sayı 10

SAYI 10

Yeni çıktı, dumanı üstünde, buyurun yeni sayıya… Dergimize lezzet katabilmek için, bu sayının yayın grubu epey uğraştı. Dosya konusu sıkıcı, bunu biliyoruz. Bazı bakımlardan adeta “yüzyıldır söylüyoruz” dosyası: Feminizmin diğer politik hareketlerle ilişkisi… Ama şimdiden söz veriyoruz; gelecek sayı çok daha eğlenceli olacak.
Feminist Politika Sayı 10 İçindekiler

Feminist Politika Sayı 9

SAYI 9

Sokakta, aktif dergi satışlarımızda yaptığımız gibi, “Feminist Politika! Yeni sayısı çıktı!” diye seslenerek yine karşınızdayız. Dokuzuncu sayımızın dosya konusu “politik bir hareket olarak feminizm”. Feminizmi politik bir hareket olarak kurmaya çalışmanın taşıdığı anlamları, kadınların kolektif özne oluş serüvenini mümkün olduğunca geniş bir çerçeve içinde ele almaya çalıştık. Kadın hareketi ve hukuk mücadelesi, karma örgütlerin kadın alanı üzerinden feminizme yaklaşımı, akademi ve feminist politik hareket ilişkisi, iki binli yıllarda feminizm, dosyada bulabileceğiniz yazılardan. Bu dosyamızda birçok feminist yol arkadaşımızın da katkıları var.
Feminist Politika Sayı 9 İçindekiler

Feminist Politika Sayı 8

SAYI 8

Nasılsınız? Feminist Politika’yı özlediğinizi umarak yine karşınızdayız… Sekizinci sayıda dosya konumuz “kürtaj hakkı”: Son yıllarda ‘sağlıkta dönüşüm’ kisvesi altında giderek muhafazakarlaşan neoliberal politikalarla elimizden alınmaya çalışılan kazanımlarımızdan biri. Kürtaj hakkı kadınların kendi bedenleri ve yaşamları üzerindeki denetimlerinin asgari koşullarından birisi ve tam da bu yüzden patriyarkal baskıların konusu olmaya devam ediyor.
Feminist Politika Sayı 8 İçindekiler

Feminist Politika Sayı 7

SAYI 7

Feminist Politika’nın karıncaları üç ay boyunca çalıştılar, araştırdılar, incelediler, haber kovaladılar, söyleştiler. Bakalım ortaya neler çıktı. 6. sayının dosya konusu kadınlara yönelik sosyal politikalar. Her geçen gün sosyal hakların daha da çok budandığı yasal düzenlemelere tanıklık ettiğimiz bu günlerde, “tam da zamanı” dedik ve dosyamızı oluşturduk. Çocuk bakımından yaşlı bakımına, sağlıktan boşanmış kadınların sosyal haklarına kadar dosyamızda yok yok…
Feminist Politika Sayı 7 İçindekiler

fp sayi 06

SAYI 6

6. sayının dosya konusu kadınlara yönelik sosyal politikalar. Her geçen gün sosyal hakların daha da çok budandığı yasal düzenlemelere tanıklık ettiğimiz bu günlerde, “tam da zamanı” dedik ve dosyamızı oluşturduk. Çocuk bakımından yaşlı bakımına, sağlıktan boşanmış kadınların sosyal haklarına kadar dosyamızda yok yok…
Feminist Politika Sayı 6 İçindekiler

fp sayi 05

SAYI 5

Bu sayımızın dosya konusu “kadın cinayetleri”, başlığı da “kadın cinayetleri politiktir” oldu. Kadına yönelik şiddet, feminist hareketin haliyle değişmez gündemi. Gazetelerin üçüncü sayfalarını ve her gün ortalama en az üç kadının öldürülme, tecavüz ve yaralanma haberlerinin yıllardır istikrarla sürdüğünü düşünecek
olursak, bu mücadele de, bu gündem de sürekli olmaya devam edecek, ta ki her şeyi
değiştireceğimiz günlere kadar!
Feminist Politika Sayı 5 İçindekiler

 

fp4

SAYI 4

Dördüncü sayıdaki dosyamızda Bedenimiz Bizimdir diyoruz. Böyle bir dosya yapmaya karar verdiğimizde işimizin zor olduğunu biliyorduk. Beden politikalarının feminizmin olmazsa olmaz koşulu olduğu bilinciyle, bu sayı için çalışmaya başladığımızda tek sayıda konuyu her yönüyle ele alamayacağımızın farkındaydık. Dosyamızın, beden politikalarını daha kapsamlı bir biçimde konuşmaya, tartışmaya girme çabası olarak değerlendirilmesini istiyoruz.
Feminist Politika Sayı 4 İçindekiler

 

fp sayi 03

SAYI 3

Feminist Politika’nın üçüncü sayısının dosya başlığını “ücretli/ücretsiz emek kıskacında kadınlar” olarak
belirlerken muradımız, kadınların ücretsiz emeği ile işgücü piyasasındaki konumları arasındaki mevcut bağları ortaya koymak ve “aile ve iş yaşamını uyumlulaştırma” güncel tartışmalarına feminist bir müdahalede bulunmaktı.
Feminist Politika Sayı 3 İçindekiler

 

fp sayi 02

SAYI 2

Feminist Politika ikinci sayısıyla yeniden karşınızda. Bu sayımızın dosya konusu yerel seçimler; dosyanın baslığı ise, “Talep etmekten talip olmaya: Yerel seçim deneyimi”. Çeşitli feminist grup ve kadınların oluşturduğu “Seçim için feminist kolektif” olarak İstanbul Beyoğlu’nda bağımsız adayımızla katıldığımız yerel seçimler, bir ilk deneyim olarak, bize göre bir dosyayla değerlendirilmeyi hak ediyordu. Bu yüzden, dosyamızı ağırlıklı olarak bu deneyimin değerlendirmesine ayırdık.
Feminist Politika Sayı 2/İçindekiler

 

fp sayi 1

SAYI 1

Bir dergi fikri üzerine konuşmaya başladığımızda, hem örgütlenmemizin hem de sistem dışı feminist politikanın ihtiyaçlarını tartışmaya koyulmuş olduk. Feminist Politika’nın sadece feminizm içi bir ayrım olarak sosyalist feminizmin değil, feminist hareketin sesi olmasını umut ediyoruz. Bir yandan feminist hareketin kolektif siyasal özne olarak kendi gündemini yaratmasına aracı/yardımcı olmasını, diğer yandan gündemin bize dayattıklarının bizleri kendi belirleyeceğimiz gündemden koparmamasını sağlamayı amaçladık. Güncel gelişmelere ilişkin politika üretirken, Türkiye’deki feminist hareketin deneyimlerini göz önünde bulundurmaya, yani feminist geleneğin birikimini yansıtmaya da çalışacağız. Feminist yol arkadaşlarımızın çıkardığı diğer yayınların bir tamamlayıcısı olmak, hareketin ihtiyaçları karşısında yayınlar aracılığıyla da dayanışmak, yani mevcut feminist yayınlarla görev paylaşımıdır bizim için esas olan.

Bu sayıdaki dosya konumuz ” Neo-liberalizm, AKP ve Kadın Emeği”. Dergi hazırlıklarımız esnasında belirlediğimiz dosya başlığı dünyada gitgide büyüyen ekonomik krize denk düşünce, krizin AKP politikaları ile alacağı sonuçları birlikte değerlendirmek ihtiyaç oldu. Orta sayfalarımızda Sosyalist Feminist Kolektif’i oluştururken kendimizi anlatmak için uzun tartışmalardan sonra sonuçlandırdığımız Başlarken metnini bulacaksınız.
Feminist Politika Sayı 1 İçindekiler

 

 

 

 

Violence Against Women Cannot be Eradicated by Ignoring the Expertise and Experience of Women’s Organizations!

kadin-siginaklar-ve-danisma-dayanisma-merkezleri-kurutlay-i-sona-erdiCauses and consequences of violence against women and women killings (femicide) in Turkey have been voiced repeatedly by women’s organizations for many years. The Emergency Measures Coalition Against Femicide and Violence comprised of 124 women’s organization, has been demanding that the Turkish Parliament take urgent action against male violence resulting from patriarchy, inequalities in practice and everyday life, and all kinds of discrimination against women since July 2014. After years of struggle and calls to action (by the women’s movement) Parliament finally set up a commission called “Parliamentary Research Commission to Explore the Causes of Violence Against Women in order to Determine the Necessary Measures for Prevention.”

However, to our great dismay, the commission’s first steps have led to great disillusionment. The vast majority of independent women’s groups, who have been working relentless in the field of violence for years, were not invited and excluded from the meeting of NGOs planned to take place on 5th February 2015 in Ankara. Thus, the commission has made it clear from the start that it is only willing to work with NGOs who share the government’s political views, rather than working with organizations who have expertise in this field.

Why would the parliamentary commission of a country with record high levels of violence against women act in such a way? We see this as a strategy to trivialize and ignore women’s groups who have been fighting violence against women for years and have amassed great knowledge and experience in this sphere. In attempting to resolve such a mammoth problem, we would have expected commission members to cooperate with both independent and public women’s groups involved in running shelters and counseling centers, together with the many women’s organizations who make up the Shelters and Consultation Centers Convention in its 18th year.

We are faced with an alarming situation whereby the commission, consisting largely of ruling AKP parliamentarians, is ignoring calls to include these relevant organizations claiming it will later ask for written feedback. It seems the Turkish government and state is adding a new one to its existing failures and deficiencies in addressing violence against women. With the exception of a few NGOs working on violence they did invite, they are on the whole choosing to work with organizations, which are not well equipped on the subject. This is a clear indication of not only the AKP government’s authoritarian style of governance, which lacks tolerance for opinions other than its own, but also the lack of political will to formulate a successful and workable action plan to end violence against women.

We, the undersigned women’s organizations protest this attitude and invite the Turkish Government, Parliament and all involved political parties to rectify this fault. We ask the commission to issue a public statement about the criteria used in choosing the organizations with which to cooperate, and the reasons why such an anti-democratic process was employed. We also demand that the knowledge and expertise of women’s organizations which have been at the forefront of the struggle to eradicate violence against women for decades be urgently and meaningfully included in the commission’s work.

 

  1. Adana Women’s Solidarity Center and Shelter Association – Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği (AKDAM)
  2. Adıyaman Association of Women and Life – Adıyaman Kadın Yaşam Derneği (AKAYDER)
  3. Ankara Feminist Collective-Ankara Feminist Kolektif (AFK)
  4. Antalya Women’s Counselling and Solidarity Centre – Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
  5. Ataşehir Women’s City Council – Ataşehir Kent Konseyi Kadın Meclisi
  6. European Women’s Lobby Coordination Desk for Turkey- Avrupa Kadın Lobisi Türkiye Koordinasyonu
  7. Ayvalik Independent Women’s Initiative – Ayvalık Bağımsız Kadın İnisyatifi
  8. Independent Women’s Association – Bağımsız Kadın Derneği
  9. CEDAW Civil Society Executive Committee – CEDAW Sivil Toplum Yürütme Kurulu
  10. Association for Gender Equality Watch – Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD)
  11. Çanakkale Association for the Utilization of Women’s Handicrafts – Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği (ELDER)
  12. Divriğili Womens Association – Divriğili Kadınlar Derneği
  13. Diyarbakir Grand Municipality Center for Research and Implementation of Women’s Issues – Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİKASUM
  14. Disabled Women’s Association – Engelli Kadın Derneği
  15. Ergani Selis Women’s Association – Ergani Selis Kadın Derneği
  16. Association for Equal Life-Eşit Yaşam Derneği
  17. Equality Watch Women’s Group (EŞİTİZ) – Eşitlik İzleme Kadın Grubu
  18. Association for Life Equality – Eşit Yaşam Derneği
  19. Home-based Working Women’s Group – Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Grubu
  20. Adana Housewives Association – Adana Ev Hanımları Derneği (EVKAD)
  21. Femin & Art International Women Artists Association – Femin & Art Uluslararası Kadın Sanatçılar Derneği (10 Branches)
  22. Rainbow Women’s Association – Gökkuşağı Kadın Derneği
  23. Women’s Coordination of People’s Democratic Party – Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Koordinasyonu
  24. Hurriyet campaign for End to Domestic Violence! – Hürriyet Aile İçi Şiddete Son! Kampanyası
  25. IRIS Watching Groups for Equality -İRİS Eşitlik Gözlem Grubu
  26. İstanbul Feminist Collective – Istanbul Feminist Kolektif (İFK)
  27. İstanbul Union of Women’s Organisations-İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği
  28. İzmir Women’s Solidarity Association – İzmir Kadın Dayanışma Derneği
  29. The Association for the Support and Training of Women Candidates – Kadın Adayları Destekleme Derneği, Ankara (KA-DER)
  30. Platform for Urgent Action Against Femicide – Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Platformu
  31. Association for Women’s Studies – Kadın Çalışmaları Derneği
  32. Woman Solidarity Foundation – Kadın Dayanışma Vakfı
  33. The Association for Women’s Training and Employment – Kadın Eğitim ve İstihdam Derneği (KEİD)
  34. The Collective for Women’s Labour- Kadın Emeği Kolektifi
  35. Gender Equality Association – Kadın Erkek Eşitliği Derneği (KAZETEDER)
  36. Women’s Party – Kadın Partisi
  37. Women for Women’s Human Rights – New Ways (WWHR) – Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler Derneği (KİH-YÇ)
  38. Women’s Solidarity Foundation – Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)
  39. Kaos Gay and Lesbian Cultural Research and Solidarity Association – Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği (Kaos-GL)
  40. Cappadocia Women’s Solidarity Association – Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği
  41. Black Sea Women’s Solidarity Association – Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği (KarKad-Der)
  42. Kardelen Women’s Centre – Kardelen Kadın Merkezi
  43. Independent Women’s Gazette – Bağımsız Kadın Gazetesi (KAZETE)
  44. The Initiative for Women’s Labour and Employment-Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG)
  45. Women from Trade Union of Public Workers – Kamu Emekçileri Sendikası’ndan (KESK) Kadınlar
  46. Red Pepper Association – Kırmızı Biber Derneği
  47. Red Umbrella Sexual Health and Human Rights Association – Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği
  48. Koza Women’s Association – Koza Kadın Derneği
  49. Lambdaİstanbul LGBTI Solidarity Association – Lambdaİstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği
  50. The Association for Women Cooperation from Mardin – Mardin Mardin Ortak Kadın İşbirliği Derneği
  51. The Association for LGBT 7 Colours Training and Research from Mersin– Mersin LGBT 7 Renk Eğitim ve Araştırma Derneği
  52. Purple Roof Women’s Shelter Foundation – Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
  53. Mor Salkım Women’s Solidarity Association – Mor Salkın Kadın Dayanışma Derneği
  54. Muş Women’s Roof – Muş Kadın Çatısı
  55. Muş Women’s Association – Muş Kadın Derneği (MUKADDER)
  56. Pink Life LGBTT Solidarity Association – Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği
  57. Petrol-İş Trade Union Women’s Magazine – Petrol-İş Sendikası Kadın Dergisi
  58. Selis Women’s Association – Selis Kadın Derneği
  59. Women Without Borders – Sınır Tanımayan Kadınlar
  60. Sosyalist Feminist Collective (SFK)- Sosyalist Feminst Kolektif
  61. Association for the Study of Social Policies, Gender Identity and Sexual Orientation – Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD LGBTİ)
  62. The Union of Turkish Women-Türk Kadınlar Birliği
  63. TMMOB Women’s Working Group of İzmir – TMMOB İzmir Kadın Çalışma Grubu
  64. The Association for Turkish Women University Graduates – Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği
  65. Flying Broom Women Communication and Research Association-Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği
  66. Van Women’s Association – Van Kadın Derneği
  67. The Association for Women’s Solidarity and Home for Life -Yaşam Evi Kadın Dayanışma Derneği

 

Arrêtez le harcèlement sexuel et le viol! Les femmes migrantes ne sont pas seules!

gocmenChaque jour, les femmes migrantes sont confrontées au harcèlement sexuel, la violence et le viol sur les d’Aksaray, de Laleli, de Beyazit et de Kumkapi, au travail et aux maisons. Les femmes migrantes viennent en Turquie pour échapper à la guerre et la violence masculine et trouver refuge ou de pouvoir envoyer de l’argent à leurs familles. En raison de la politique migratoire turc et le droit du travail sont restrictive ; elles sont obligés de travailler sans permis. Cette situation que nous définissons comme sans papier est surtout considéré comme fugitif est maltraité par les employeurs et les propriétaires. Ces violations de droits des humaines, racisme et discrimination deviennent graves comme le harcèlement sexuel et la violence masculine.

Devamını Oku…

Borçlanarak, Fonlanarak Çocuk Bakmak İstemiyoruz!

Sosyal sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Yasası tamamen geri çekilmeli!

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa maddeleri emekçilerin ve kadınların aleyhine hükümetin istediği şekilde meclisten hızla geçiriliyor.

AKP hükümeti sesimizi duymamakta ısrar ediyor. Çünkü hükümet, emekçilerin taleplerini ve çıkarlarını değil sermayenin ve sağlık tekellerinin çıkarlarını düşünüyor!  Hükümet kadınların sesine de kulaklarını tıkayarak, IMF ve Dünya bankasının talimatlarını uyguluyor!  Ancak hükümet, bu talimatları uygularken milletvekillerinin hak kayıplarından etkilenmemesi için yasaya özel maddeler koymayı da ihmal etmiyor.

Devamını Oku…

Sosyal Güven(siz)lik Yasa Tasarısı Geri Çekilsin!

Hükümet yasayı geçirmekte ısrarlı.

Biz kadınlar da bu haliyle yasanın geri çekilmesinde ısrarlıyız.

Çünkü: bu yasa kadınların ev içinde harcadıkları emeğin tümünü, ev dışında harcadıkları emeğin ise büyük bölümünü yok saymaktadır. Bu yasayla, sosyal güven(siz)lik sistemi, kadınların asıl kimliklerinin annelik ve eşlik olduğu üzerinden kurulmuş. Kadınların erkeklerle eşitliğini değil; eşitsizliğini esas almış. Yasa bununla da yetinmemis; kimi düzenlemelerini kadınlarla erkeklerin eşit olduğunu varsayarak yapmıştır. Bu yasa tasarısı kadın ve erkekler arasındaki eşitsizlikleri derinleştirmektedir.

* Yasa ile emeklilik yaşı, emeklilik süresi ve prim sayısı  ile ilgili daha önce kadınlar lehine olan düzenlemeler, güçlendirilmesi gerekirken ortadan kaldırılmıştır Emeklilik yaşı ile ilgili düzenlemeleri örneklersek; Bundan on yıl önce kadınlar ve erkekler için yaş sınırı yokken erkekler 25, kadınlar 20 yıl ve 5.000 gün prim ile emekli olurken emeklilik yaşı önce kademeli olarak kadınlar için 58’e erkekler için 60’a çıkarılmış. Yeni yasa ile ise kadın erkek tüm çalışanlar için emeklilik yaşı 65’e çıkarılmakta. Kadınlar lehine emeklilik yaş farkı %10’dan önce %3,3’e şimdi de %0’a indirilmiştir.

* Kadınların ev içindeki emekleri yok sayılarak yapılan tüm düzenlemeler aynı zamanda bu karşılıksız emeğin erkekler ve devletçe üstlenilmesinin önünü kapatır. Bu anlamda  bu yasa ile kadınların ev içi köleliği kalıcılaştırılmakta ve kadınların çoğuna sosyal güvenlik sisteminde “himaye altına alınan kesim” yani dul ve yetim olmaktan başka seçenek kalmamakta.

*Bu yasa dul ve yetimlerle ilgili hakları en aza indirmekte ve bu hak kaybı en çok kadınları ilgilendirmekte.

*Bu yasa sağlıkta katkı payını getirerek sağlığı herkes için erişebilir olmaktan uzaklaştırmakta. Bu hizmetlere ulaşamayanlar açısından zorunlu haller dışında evde anne ve eş bakımının ücretsiz ve şefkatli elleri cazip hale gelmekte. Yani bu yasa ile kadınların ev içi bakım hizmetleri her bir yandan ağırlaşmakta.

* Bu yasa bütün sistemini düzenli prim ödeyen ücretli çalışma üzerine kurduğundan,  evde ücretsiz çalışan ev kadınları, gündelikçi kadınlar,  çoğunluğu kadın olan ev eksenli çalışanlar, tarım işçileri, ücretsiz aile işçileri, geliri asgari ücretin altında olanlar sosyal güvenlik sistemi altında tutuluyor.  Bu yasayla 17 milyon kadın sosyal güvenlik sisteminin dışında kalmakta.

Sosyal güvenlik sisteminin,

*kadın-erkek herkese işsizlik, kaza, hastalık, malûllük, yaşlılık ve ölüm hallerinde ve tüm kadınlara analık ve doğurganlık hallerinde sosyal güvence sağlanması

*kadınlara sosyal haklarını babalarından ve kocalarından bağımsız olarak tanıması,

*kadınlara ev içinde harcadıkları emeğin karşılığı olarak erken emeklilik, cinsiyete dayalı yıpranma payı/fiili hizmet zammı haklarını tanıması gerekir.

Bunların hiçbirini sağlamadığı için sermaye ve erkek egemenliği işbirliği ile hazırlanan bu yasanın geri çekilmesini istiyoruz.

Hükümete sesleniyoruz. IMF’nin ve sermayenin sözüne değil; emekçilerin ve kadınların sesine kulak ver.

Biz kadınlar diyoruz ki bu yasa tadilatla düzelmez. Sosyal Güven(siz)lik yasa tasarısına esastan itirazımız var!
Derhal geri çekilsin…

Erkek Egemenliğine ve Kapitalizme Karşı  Yaşasın Kadın Dayanışması

Kadınlar için Sosyal Haklar Platformu / 19 Nisan 2008-Taksim Metro önü

 


 

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Yasa Tasarısına Esastan İtirazımız Var!/Bildiri

Sosyal Haklar için Kadın Palformu’nun “SSGSS’ye esastan itirazımız var!”bildirisi
Bu Yasa Kadınları Aileye, Erken Evliliğe, Koca Eline Bakmaya Mahkum Ediyor.

SSGSS yasa tasarısı ile biz kadınların
•    Emeklilik yaşı yükselecek
•    Emekli, dul ve yetim maaşı azalacak..
•    Emeklilik için gereken prim ödeme gün sayısı artacak.
•    Bekar olanlarımızın, babaya bağlı sağlık güvencesi sona erecek.

Bu tasarı yasalaşırsa,  kadınları daha da yoksullaştıracak.
Bu tasarı yasalaşırsa kadınların eviçi emeği yok sayılmaya devam edecek.
Bu tasarı yasalaşırsa milyonlarca kadın sosyal güvenlik sistemi dışında tutuluyor olacak.

IMF’nin emriyle AKP hükümeti tarafından meclisten geçirilmeye çalışılan bu yasa tasarısı ile  emekçilere kısıtlama, sermayeye yeni kar alanları sunuluyor. Bu yasa eşitsizlikleri arttırıp, derinleştirecek.

Bütün Kadınlar Evde Çalışıyor

Yasa biz kadınları erkeklerle eşit kabul ederek düzenleme getiriyor. Oysa, biz eşit değiliz!
Ücretli çalışsak da çalışmasak da yemekleri biz yapıyor, bulaşık, çamaşırı biz yıkıyor, evi biz temizliyoruz. Sökükleri biz dikiyor, kocalarımıza çocuklarımıza, yaşlı büyüklerimize ve aile içindeki hastalara biz bakıyoruz. Bütün bu yaptıklarımız ise işten sayılmıyor. Ev içindeki emeğimiz görünmüyor. Emeğimizin parasal bir karşılığı yok.

“Kadının asıl yeri ev”, “Yuvayı yapan dişi kuş” olunca, erkeklere göre daha az okutulan da biz oluyoruz.. Kayıt dışı, sosyal güvencesiz,  esnek, kolayca işten çıkartılabildiğimiz, düşük ücretli işler hep bize kalıyor. Kimi iş alanlarına/işkollarına  hiç sokulmuyoruz.. Aynı işyerinde çalıştığımızda “kadın işi” olarak görülen düşük statülü işlerin tamamı bize , ‘’erkek işi’’ olarak tanımlanan daha iyi işler hep erkeklere veriliyor..

Ev İçindeki Karşılıksız Emeğimiz Ortadan Kaldırılıncaya Dek;

Bizi sanki  eşitmişiz gibi gören yasalar değil geçici özel önlemler alınmasını, pozitif ayrımcılık yapılmasını istiyoruz!

•    Hem evde hem işte çalışıyor, çifte mesai yapıyoruz. Yeraltında çalışanlara, tehlike sınıfı yüksek işlerde çalışanlara verilen yıpranma payı gibi  Cinsiyete Dayalı Yıpranma Payı, Yıpranma Payına Bağlı Düşük Primle  Erken  Yaşta Emeklilik İstiyoruz.
Ev işleri ve bakım hizmetlerinin erkekler tarafından da eşit derecede üstlenilmesini, kimi hizmetlerin sosyal devletin sorumluluğunda olması, bunlar sağlanana kadar; Her Çalıştığımız Yıl İçin 180 Gün Fiili Hizmet Zammı İstiyoruz.
•    Evli ya da  bekar olsun Ücretli Bir İşte Çalışmayan Kadınlar İçin Kocaya  Veya Babaya Bağlı Olmayan Ücretsiz Sağlık Güvencesi Ve Emeklilik Hakkı İstiyoruz.

Ssgss Yasa Tasarısı ile çoğunluğu kadın  olan ev-eksenli çalışanlar, gündelikçiler, tarım işçileri, ücretsiz aile işçileri, geliri asgari ücretin altında olanlar sosyal güvenlik sisteminin dışında tutuluyor.

Ev-eksenli çalışan, gündelikçi, tarım işçisi, ücretsiz aile işçisi, geliri asgari ücretin altında olan  kadınlar için çalışma süreleri ve yerlerine bakılmaksızın  sosyal güvenlik hakkı  istiyoruz.

Mevcut tasarı, kadınların aile içinde ev işi ve bakım hizmeti yaptığını yok sayıyor ve mevcut bazı koruyucu önlemleri kaldırıyor. Dolayısıyla kadınları aileye, erken evliliğe, koca eline bakmaya mahkum ediyor. Bu nedenle yasa tasarısına esastan itirazımız var. Kadın erkek eşitliği sağlanıncaya, ev içinde harcadığımız ilave emek ortadan kalkıncaya kadar, kadınlara özel önlem uygulamalarının muhafaza edilmesi ve arttırılması için mücadele edeceğiz..

Kadınların Ev İçi Emekleri Yok Sayılarak Hazırlanan
SSGSS Yasa Tasarısı Geri Çekilsin

Erkek Egemenliğine Ve Kapitalizme Karşı
Yaşasın Kadın Dayanışması

Kadınlar İçin Sosyal Haklar Platformu

Nasıl Feminist Oldum/Gönül Korkmaz

Sevim Zarif’e;

Nasıl feminist oldum, diye hiç düşünmedim desem! Feminist Politika dergisine “Nasıl feminist oldum?”u yazıncaya kadar… Bu ülkede kadın olarak yaşıyorsan, zaten feministsindir… Öyle uzun uzadıya kafa yormaya gerek yok. Sadece adlandıramayan vardır diye düşünüyorum… fazla mı abartıyorum? Yoo, aksine az bile söylüyorum. Devamını Oku…

End Sexual Harassment and Attacks on Women Under Custody!

For some time now, mechanisms of oppression and regulation over our lives go against the life we wanted and longed for. We, women were at the forefront in the Gezi resistance for we were bound and determined to fight for our cause and press forward our demands. In the streets, we were exposed to a brutal form of violence, which we are actually acquainted with: police violence. We lost some of our friends during the resistance and some of us got heavily injured. We discussed for days about the unlawfulness of police violence and the destruction it caused. Meanwhile, government and state authorities such as the Police Chief, the Governor, the Minister of Internal Affairs and the Prime Minister, through their statements, repeatedly revealed that they are taking sides with the police and therefore manifested responsibility for the violence. Even the mainstream media, otherwise overlooking the significance of the events, had to pay attention to the disproportional use of violence by the security forces. The leadership of the Gezi resistance demanded the resignation of those responsible for deaths, injuries and the abuse of rights but state authorities only symbolically dismissed a few police officers and released the murderer of Ethem Sarısülük.

Violence we were exposed to as women, on the other hand, was not limited to these well-documented cases of street violence. We always faced another, an equally systematic form of violence: Sexual harassment and rape. The weapons of the masculine state were directed at us.

Devamını Oku…

SFK 5. Kamp (30 Ağustos – 2 Eylül 2012)

2012gonenSFK’nın 5. kampını 30-21 Ağustos ve 1-2 Eylül 2012 tarihlerinde Gönen’de gerçekleştirdik.

Sosyalist Feminist Kolektif 5. Kamp Sonuçları

GENEL BAKIŞ

Sosyalist Feminist Kolektif’in 5. kampını geride bıraktık. 5. Kampımızı 30-31 Ağustos 1-2 Eylül 2012’de Gönen’de gerçekleştirdik. 2008 yılı Ağustos ayında yaptığımız ilk kampımız sonrasında Kasım 2008’de SFK’nın kuruluşunu kamuoyuna ilan etmiştik. O yıldan beri her yıl Ağustos ayında kamp yapmak bizim için gelenekselleşti.Devamını Oku…

IMC TV Yönetimi’nin Dikkatine

Mayıs 2011 tarihinden itibaren yayında olan, feminist hareketin içinden bir ekiple, gündemi toplumsal cinsiyet temelli analizle yorumlayan Mor Bülten 29 Şubat tarihinde itibaren yayından kaldırıldı.

Mor Bülten çalışanı yol arkadaşlarımız 2 Mart’ta yazdıkları kısa bilgilendirme yazısında bültenin hiçbir gerekçe gösterilmeden yayından kaldırıldığını ve işlerine son verildiğini açıkladılar.

Devamını Oku…

Doğum Borçlanması: Alacaklıyken Borçlu Çıkarıldık…

Mutfak cadıları – Ağustos 2010

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) yasası ile doğum yapan kadınlara verilen prim borçlanma hakkının kapsamı 01.07.2010 tarihinde yapılan bir düzenleme ile genişletildi. Daha önce doğum borçlanmasından faydalanabilmesi için kadın sigortalının, doğum nedeniyle işten ayrılmış veya işten ayrıldığı tarihten itibaren üçyüz gün içinde doğum yapmış olması gerekiyordu.

Devamını Oku…