Sosyalist Feminist Kolektif
BarIş olsun, KadIn olsun, Hayat olsun PDF Yazdır e-Posta
26 yıldır bu topraklarda savaşın korkunç sonuçlarını yaşadık. 26 yıldır barış özlemi çekiyoruz ama yalnızca savaşı tanıyoruz. Savaşı, ölümlerden, yıkımlardan, yanan ormanlardan, mayında kopan bacaklardan tanıyoruz. Sokaklarda kol gezen erkek şiddetinden, tecavüzlerin artıp meşrulaşmasından tanıyoruz savaşı. Havanla parçalanan ceylanlardan, ölü çocuklardan tanıyoruz. Uykusuz gecelerden, ölüm taşıyan günlerden, göçlerden ve yoksulluktan tanıyoruz savaşı. Hayata hâkim olan eril dilden tanıyoruz onu. Hoşgörüsüzlük ve linçten… Sırtımızdaki yükün artmasından, sesimizin duyulmaz, taleplerimizin görünmez olmasından tanıyoruz. Biz kadınları hayatın en kıyısına itmesinden tanıyoruz onu. Savaşı çok iyi tanıyoruz. Ve savaş istemiyoruz. Daha fazla ölüm, daha fazla acı, daha fazla yangın, daha fazla erkek şiddeti istemiyoruz. Yeryüzünün korunmasına,  yaşamın hepimiz için iyileştirilmesine harcanacak gelirin, savaşa, bombalara, öldürmeye, düşmanlığa harcanmasını istemiyoruz.
Devamını oku...
 
ADLİ TIP KURUMU TRAVMASINA SON! PDF Yazdır e-Posta

    Dehşet içerisindeyiz. Yargıtay, kamuoyu tarafından "Kasklı Sapık" olarak tanınan Şahin Öğüt hakkında verilen mahkumiyet kararlarını birer birer bozuyor. Kadın katliamlarında, taciz ve tecavüz davalarında tarafgirliği ayan beyan açık olan mahkemelerden çıkan kararları bildiğimiz için kaygılarımız daha da artıyor. Yargıtay, çocuk tacizcisi Hüseyin Üzmez'i aklayan, işkence davalarında "işkence görmemiştir" raporları veren, sicili şaibeli Adli Tıp Kurumu'ndan Şahin Öğüt Davası için kadınların-çocukların ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığının sorulmasını istiyor.
Devamını oku...
 
ERKEKLERDEN ALACAKLIYIZ! PDF Yazdır e-Posta

Ekonominin at gözlüğünden bakan resmi rakamlarına göre bile biz, dünya gelirinin ancak yüzde 10’una, üretim araçlarının ise yüzde 1’ine sahibiz. Farklı ülkelerde, farklı ulusların mensupları olarak, farklı koşullarda yaşasak da; farklı dinlerimiz, dillerimiz olsa da, yoksulların en yoksulu olmaya devam ediyoruz. 

 

 

Bugüne kadar, binlerce çocuk doğurduk, besledik, büyüttük, kimse, “yeter!” demedi. “Üç çocuk daha” dediler.

 

Binlerce litre çorba pişirdik, kimse aşçı demedi. “Vazifeniz!”, dediler.

 

Binlerce sökük diktik, kimse terzi demedi. “Çalışmaya devam!” dediler.

 

Binlerce bütçe denkleştirdik, kimse ekonomist demedi. “Suyu biriktirin, ekmeği evde yapın!” dediler.

 

On binlerce dert dinledik,  kimse psikolog demedi. “Daha da anlayış isteriz!”, dediler.

 

On binlerce kez, tacize, tecavüze, şiddete uğradık, canımızı kaybettik. Sudan bahaneler ileri sürdüler!

 

Ev ve bakım işlerine harcadığımız saatlerimizi, günlerimizi, yıllarımızı geri istiyoruz! Hayatımızı geri istiyoruz!

 

Çocukların, yaşlıların, hastaların bakıma ihtiyacı var. Doğru! Ama çocuklar erkeklerin de çocukları; yaşlılar, hastalar onların da yakınları. Erkekler bu işleri yapmadıkça, yapmayı reddettikçe kadınların yükü artarak devam ediyor.

 

Evet, alacaklıyız! Erkeklerin bize borcu var! Karşılığı ödenmemiş emeklerimiz için alacaklıyız. İster ev dışında çalışalım, ister tam zamanlı ev kadını olalım, bütün ev işlerini ve bakım yükünü üstümüze yıkan erkeklerden alacaklıyız.

 

Erkeklerden alacaklarımızı alana kadar ev işi yapmayalım!

 

Ev işleri erkeklerin işi olsun. Yemeği, ütüyü onlar yapsın; çamaşırı, bulaşığı onlar yıkasın. Çocuklara babaları baksın. Sabahları onları okula hazırlasın, akşam yemeklerini hazır etsin, derslerinde yardımcı olsun. Hastalandıkları nda işi bırakıp, eve babaları koştursun.

 

Yaşlı anne babaların bakımını, hastalandıkları nda ilaçlarını hatırlamayı, banyolarını yaptırmayı, oğulları, damatları üstlensinler. Erkekler, dert ortaklığı etmeyi, kendi çocuklarıyla, babalarıyla ilişkilerini düzenlemeyi öğrensinler.

 

Erkekler kadınların işyerinde, arkadaşlarıyla yaşadıkları sorunları dinlesin, kadınların gündelik hayat stresini üzerlerinden alsın. Erkekler ‘sevgi’ uğruna, kadınların egosunu tamir etmek, beslemek için bedenlerini ve ruhlarını paspas etsin.

 

Bu doğal bir işbölümü değil, politik bir sorun. Aile içinde maruz bırakıldığımız, acılarla dolu hayatlara yol açan, cinsiyetçi işbölümünün değişmesinin zamanı çoktan geldi.

 Ev dışında çalışalım, çalışmayalım, devlet, sosyal hakları budamak yerine, bakım yükünü kadınların üzerinden almak üzere çözümler üretmelidir. Çocuk bakımından hasta ve yaşlı bakımına kadar nitelikli bakım hizmeti sunmalıdır. İkinci hedefimiz, bakım yükümüzü hafifletecek, ucuz/bedava kreşler, kamusal bakım merkezleri olmalı.

Ancak kadınların bakım yükünü azaltmaya yönelik reformlar kendi başına aile içindeki cinsiyetçi işbölümünü ortadan kaldıramaz. Bu nedenle, bir yandan bakım yükümüzü hafifletecek ucuz/bedava kreşler, kamusal bakım merkezleri talep ederken, bir yandan da ev kadınları için, sağlık güvencesi, annelik ödeneği, vergi indirimi istiyoruz.

 

Hem evde hem işte çalışıyoruz. Çifte mesai yapıyoruz. Erken emeklilik istiyoruz. İstiyoruz ki, evliliğe, aile içindeki cinsiyetçi işbölümüne mahkûm olmayalım. Bu işbölümüne “hayır!” diyebilecek gücümüz olsun.

 

Devlet ve hükümetler ise, suç ortaklığı yapmak üzere yaratılmış baskı araçları. Sosyal harcamaların kısılarak bakımın faturasının üzerimize çıkarılmasına; kadın istihdamının artırılması kisvesi altında kayıt dışı, güvencesiz işlere sürülmeye itiraz ediyoruz! Eğer bu koşullarımız değişmeyecekse, hükümet boşuboşuna “kadın istihdamına yönelik genelge”ler yayınlamasın!

 

Ücretli bir işte çalışabilmek için, kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı ücretli doğum izni;  işgününün ücretler değişmeden, hem kadınlar hem erkekler için kısaltılmasını istiyoruz.

 

Çalışırken, cinsiyetlendirilmiş uygulamaları istemiyoruz. Yıllarca ev yönettiğimiz halde, dışarda çalışmaya kalktığımızda vasıfsız sayılıyoruz. İşe alınırken ayırımcılığa maruz kalmak, ne zaman çocuk yapacağımızın hesabını vermek istemiyoruz. Meslek eğitiminde ve  bütün işkollarında kadınlar için kota; iş arayıp bulamadığımızda süresiz işsizlik ödeneği istiyoruz.

 

Yüzyıllardır, emeklerimize, bedenlerimize, kimliklerimize erkekler tarafından el konuluyor.

 

Erkekler başarılarını, icatlarını, şimdiye dek biriktirdikleri sermayelerini, hep bizim sırtımızdan, kadınların karşılıksız emeğinden sağladılar. Yüzyıllardır toplumsal yeniden üretimin en ağır yükünü biz kadınlar çekiyoruz. Bu nedenle erkeklerden alacaklıyız. Geçmişin hesabını soruyor, geleceğimizi istiyoruz!

 

 Evlere hapsedilmek değil, hayatımızı istiyoruz, özgürlüğümüzü istiyoruz!  
 
ERKEKLERDEN ALACAKLIYIZ PDF Yazdır e-Posta
 Matbaadan yeni çıkmış dergimiz “Feminist Politika”nın 6. sayısında yine yok yok. Feminist mücadelenin güncel politik eylemlerinden, değerlendirme yazılarına, seks işçiliğinden, ana dil hakkına kadar feminizm için konular, deneyim yazıları, cezaevi mektupları yine 6. sayımızın içerdikleri. Yazı elbette bayatlamaz ama siz yine de dergimizi taze taze alıp okuyun. 7. sayıda buluşmak dileğiyle.
Devamını oku...
 
FEMİNİST İSYAN PDF Yazdır e-Posta
 

 

Kadınlar öldürülüyor. Birileri için ise  hayat devam ediyor. Bu topraklarda kadın cinayetleri hepten sıradan. Öfkemiz büyük ve katilleri koruyan herkese. Kadın cinayetlerini önlemek için kılını kıpırdatmayanları artık daha çok rahatsız edeceğiz, bağıracağız. Çünkü öldürülmek için kadın olmak yetiyor. Feministler "kadın cinayetlerine karşı isyanda"!
Devamını oku...
 
FEMİNİSTLER İSYANDA! PDF Yazdır e-Posta
<iframe src="/http://www.haberler.com/video-haber/iframe/video.asp?id=1989490" frameborder=0 framespacing=0 scrolling=no width=440 height=330></iframe>
 
CADI AVI'NDAN KADIN CİNAYETLERİNE PDF Yazdır e-Posta

Kadını Görmeyen Bilim ve Sağlık Politikaları 

Müge Yetener

Tıbbın tarihine kadınlar açısından bakmak, ataerkil ideolojinin denetimindeki tıbbın bugününü anlamamızı kolaylaştırıyor.Kadınların tarihin ilk dönemlerinden itibaren doğayla ve bitkilerle olan ilişkileri, bitkilerdeki iyileştirici gücü keşfetmelerini sağladı. 1300’lerden itibaren doğayı gözleyerek bitkilerden ilaçlar elde eden şifacı kadınlar, yaraların iyileştirilmesi, ağrıların giderilmesi, kanamaların durdurulması, cilt hastalıklarının sağaltımı, gebelik, doğum ve kadın bedeniyle ilgili bilgileri biriktirdiler.  

Devamını oku...
 
ASİYE PDF Yazdır e-Posta
Tuğba Özay Baki  Asiye Nasıl Kurtulur? filmini bilmeyen yoktur sanırım. “Kurtarılacak” kadın imgesinden,  kurtuluşunun kendi ellerinde olduğunu savunan kadın imgesine.. Çok sular aktı “mücadele” köprüsünün altından. Asiyelerle bulaşabileceğimizi biliyoruz, bir hastane bahçesinde, bir toplantıda, bir fabrikada, bir mahallede, bir eylemde... Tıpkı yaşanmış bu öyküdeki raslantı gibi...
Devamını oku...
 
HAMİLE KADIN NASIL İŞTEN ATILIR? PDF Yazdır e-Posta

Nihal Tümay

Online İK elektronik haberleşme gruplarından sadece biri.Grubun tanıtımındaki; “İnsan Kaynakları alanında her türlü paylaşıma açık olan grubumuzda ilan yayınlayabilir, özgeçmişinizi gönderebilir, eğitim ilanlarınızı yayınlayabilir, iş dünyası ve insan kaynakları alanına yönelik her türlü paylaşımda bulunabilirsiniz...

Tüm bunlar için sadece gruba katılmanız yeterli olacaktır.”  der ve ekler;“ İş bulmak ve ilan vermek hiç bu kadar kolay olmamıştı.”Üniversite mezunu binlerce işsiz gençler arasındaki genç bir kadın yakınım için  “iş”  bakınırken bu gruptan haberdar olunca, hem  “işsiz genç kadın” yakınımı haberdar ettim, hem de kendim üye oldum.Üyeliğimin ilk günü biraz umut biraz merakla gruba gelen iletileri okurken aşağıya aynen kopyaladığım bilgilenme (!) iletisine rastladım.

Devamını oku...
 
Ev İşİnİ BIrak Dünya Dursun PDF Yazdır e-Posta
  

Kurtuluş ve özgürlüğümüzün öznesi olmak için;100 yıl öncesinden yola çıktık... 8 Mart’ın 100. Yılında, pek çok yerde bu uzun soluklu mücadelenin taşıyıcı kadınlar yine sokaklarda meydanlarda olacak. “Bedenimiz kimliğimiz emeğimiz bizimdir” diyecek. Talep etmeye devam ederken özgürlüğümüzün yolunu açacak bağımsız örgütlenmemizle talip de olacağız. Feministler bu 8 Mart’ta karşılıksız olduğu için değersiz sayılan görünmeyen emeği; ev içi emeği öne çıkarıyor; Ev İşini Bırak Dünya Dursun diyor.. Etkinlikler için "devamını okuyun"u tıklayın.

  
Devamını oku...
 
DİZİLERDEKİ CİNSİYETCİLİĞİ İZLEME KOMİSYONU KURULSUN! PDF Yazdır e-Posta

Hülya Osmanağaoğlu 

Kadınlara her fırsatta üç çocuk doğurmasını salık veren Başbakan Erdoğan'ın  kabinesinin Kadın ve Aileden sorumlu bakanı Aliye Kavaf dizilerden çok dertli ve rahatsız bu sıralar. Çünkü sevişiyorlar öpüşüyorlar. Çocuklara kötü örnek oluyorlar, sarsılmaz Türk aile yapısının temeline dinamit koyuyorlar. Bu tür dizileri şifrelemek gerek diyen bakana soruyoruz; Türk aile yapısını düşündüğün kadar, o ailenin bütün yükünü çeken kadınları, yine o ailede katledilen kadınları da düşünüyor musun?

Devamını oku...
 
PINAR'IN YANINDAYIZ PDF Yazdır e-Posta
Sosyalist Feminist Kolektif

Feminist yol arkadaşımız Pınar’ın yanındayız

Hala tanığız. Adalet istiyoruz 

Hakkındaki tüm iddiaların tek tek çürütüldüğü, bu nedenle iki kez beraat eden Pınar; yine “yargı” tehdidiyle karşı karşıya . 

“Adalet istiyoruz”çağrılarının hiç susmadığı bu coğrafyada Pınar için endişeliyiz. 
Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 4

Free template 'Colorfall' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!