“Kocam çok sinirli”
Şiddet gören kadınların ve şiddete tanık olanların şiddeti anlatmaya başlarken kullandıkları ilk cümlelerden biridir bu. Veya şöyle cümleler duyarız; “çok asabi”, “işi çok yoğun olduğu için çok gergin”, “stresli”. Bu cümlelerin, biraz sonra anlatılacak şiddet öykülerinin giriş cümlesi olduğunu kadınlar olarak biliriz. Önce bu muğlak ve genel ifadelerin davranış düzeyindeki anlamını, somut karşılığını anlamaya çalışırız: “Bağırıyor, kızıyor, en ufacık şeyde tersliyor, bir şey konuşamıyorum onunla, hemen beni susturup üste çıkıyor…”. Konu derinleştikçe ve güven ortamı tesis edildikçe, şiddetin daha ileri boyuttaki örnekleri de çekingenlik ve utanç duygularıyla ortaya çıkmaya başlar: 









Aksi İspatlanıncaya Kadar, Kadının Beyanı Esastır! Tecavüzcü, Suçsuz Olduğunu Kanıtlamalıdır.
Kadın Cinayetlerine Karşı İsyandayız Kampanyası’na başlarken, belirlediğimiz hedeflerle bir noktaya geldik; bazı tespitlerimizle birlikte kampanyanın sözünü farklılaştırma ihtiyacı ile kampanyanın yeni yöneliminin ne olacağına dair bir feminist forum düzenledik. Forumda, erkek şiddeti ve kadın cinayetlerinin artışıyla ilgili paylaştığımız fikirlerimizle ilgili henüz ortak bir değerlendirme yapamadık.
Kadın örgütleri ve feminist hareket bir süredir kadın cinayetleri davalarında taraf olduklarını ileri sürüp, davalarda “müdahil olma” talebinde bulunuyor. Peki hukuken “davaya katılma” olarak adlandırılan bu talebin , kadınlar ve feminist mücadele bakımından anlamı nedir? Neden bir hukuki müessesenin uygulanması bir politik talep olarak dillendiriliyor? Bu yazıda kısaca bunun politik arka planı açıklanacaktır.


