Haberler-Duyurular


IMAGE
Feminist Politika 23. sayı çıktı!
Cumartesi, 26 Temmuz 2014
 Merhaba  23. sayı “Kadın Cinayetlerine İsyandayız!” kampanyasının başlaması ile birçok şehirden feminist kadınların enerjisini de içine katarak hazırlandı. Kadınları aileye, evliliğe hapsetmeye çalışan ve şiddete iten politikalar, hayata dair kendi tercihlerini gerçekleştirmeye, boşanmaya çalışan kadınları korumuyor. Yargı desteğiyle, kadınların canlarına kast eden erkekler cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Devletin sessizliğini protesto etmek üzere... Devamı...
IMAGE
Göçmen kadınlar yalnız değildir
Pazartesi, 14 Temmuz 2014
Onlarca kadın örgütünden kadınlar 12 Temmuz Cumartesi günü Beyazıt ve Kumkapı sokaklarında, işyerlerinde, evlerde göçmen kadınların yaşadığı taciz, tecavüz ve emek istismarına karşı eylem yaptı. Beyazıt tramvay durağında yapılan basın açıklamasında özellikle bölgedeki taciz ve tecavüze vurgu yapan kadınlar bir önce göçmen kadınları koruyucu mekanizmaların kurulmasını istedi:  "Her gün Aksaray, Laleli, Beyazıt ve Kumkapı sokaklarında, iş... Devamı...
IMAGE
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne ayakkabılarımızla girdik
Pazartesi, 14 Temmuz 2014
"Hele bir sor niye girdik?"Hatta şöyle sor "Bunca zamandır niye girmediniz?" Devamı...
IMAGE
Kadınlar ASP İl Müdürü'nün asılsız iddialarına cevap verdi
Cuma, 11 Temmuz 2014
 Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü binasında eylem yapan kadınlar İl Müdürü Önal İnaltekin'nin eylemle ilgili yaptığı açıklamalara cevap verdi.  Devamı...
IMAGE
Kadınlar cinayetlere karşı Aile Bakanlığı binasında eylemdeydi
Cuma, 11 Temmuz 2014
Sayıları her geçen gün artan kadın cinayetlerine karşı kadınlar. İstanbul'da Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü'ne girerek bina camından pankart sarkıtıp basın açıklaması yaptı. Devamı...
IMAGE
Pınar İkiz cinayetinin 8. duruşması için yarın Bakırköy Adliyesi'ndeyiz
Salı, 01 Temmuz 2014
Yine ‘aldattı’ savunması ve yine ‘haksız tahrik’ isteği! Pınar İkiz cinayetinin 8. duruşması 02.07.2014 saat 10.50’da Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Devamı...
IMAGE
Hanime Aslan’ın davasını takip ediyoruz!
Pazartesi, 30 Haziran 2014
Korumasıyla birlikte Adliye çıkışında öldürülen Hanime Aslan’ın davasını takip ediyoruz! 1 Temmuz saat 11.00’de Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeyiz! Devamı...
IMAGE
Rojava'da kadın ailenin eş başkanı olacak
Cuma, 27 Haziran 2014
Rojava Demokratik Halk hareketi (TEV-DEM) siyasetteki 'eş başkanlık' sistemini aileye taşıyor. Artık aile reisi hem kadın hem de erkek olacak. TEV-DEM Sözcüsü Çınar Salih "Aile bir kriz yaşıyor" diyor ve bu yeni süreçte eşitlik dengesini kadının lehine çevirmeye çalıştıklarını söylüyor. Salih ile yaptığımız söyleşi... Sizin için epey soru hazırladık ancak Kürt kadınları bizi şaşırtmaya devam ediyor. Bugün de yeni bir kavram duyduk sizden ; “aile eş... Devamı...

Feminist Politika 23. sayı çıktı!

 Merhaba

 23. sayı “Kadın Cinayetlerine İsyandayız!” kampanyasının başlaması ile birçok şehirden feminist kadınların enerjisini de içine katarak hazırlandı. Kadınları aileye, evliliğe hapsetmeye çalışan ve şiddete iten politikalar, hayata dair kendi tercihlerini gerçekleştirmeye, boşanmaya çalışan kadınları korumuyor. Yargı desteğiyle, kadınların canlarına kast eden erkekler cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Devletin sessizliğini protesto etmek üzere kadın örgütleri İstanbul Aile İl Müdürlüğünde bir eylem gerçekleştirerek; hazırladıkları bildiriyi burada okudular ve pankartlarını binanın her yanına asarak kampanyanın açılışını yaptılar. Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası bir yandan kadınların hayatlarının artık sistematik bir halde erkekler tarafından ellerinden alındığına dikkat çekerken, diğer yandan dayanışmaya çağırıyor ve kadınları güçlendirmeyi hedefliyor. Kadın Cinayetleri aynı zamanda bu sayıda mini dosya konusu olarak kampanyadan dava süreçlerine, öz savunma yollarından trans ve lezbiyen LGBT cinayetlerine farklı konu başlıkları altında ele alınıyor. Bu dosyada kampanya hakkında bir yazıyı da bulabilirsiniz.

Soma Ziyaretinden Notlar


Hilal Eyüpoğlu

Bu zamana kadar Somadaki insanların yaşadığı travma ve büyük acıdan çokça bahsedildi. Bu acıyla ne yapılacağına dair siyasetçilerden, sosyal bilimcilerden, siyaset bilimcilerden ve psikologlardan öneriler geldi. Ama acı çekerken insanların ne söyledikleri, acıyı büyüten ve öfkeyi ayakta tutan gerçeklikten genellikle bahsedilmedi. Bazı açıklamalarda öfkenin yas sürecinin bir parçası olduğu ve sorumlularla ilişkili olmadığı, zaten yaşanması gereken doğal bir duygu olduğu ifade edildi. Ancak Soma’nın halet-i ruhiyesini anlamak için oradaki insanların öfkesi doğaldır demek yetmiyor. Soma’nın öfkesine ve bu öfkenin nedenlerine bakmak zorundayız. İş koşullarından kaynaklı toplu bir katliamın analizi, sadece bireysel yas sürecini anlamaya çalışarak ve oranın gerçek sesine bakmadan yapıldığında eksik kalacaktır. Bu nedenle bu yazıda önceliği hızlı siyasi ve psikolojik analizler yerine sade bir anlama çabasına vermek istiyorum.

Göçmen kadınlar yalnız değildir

Onlarca kadın örgütünden kadınlar 12 Temmuz Cumartesi günü Beyazıt ve Kumkapı sokaklarında, işyerlerinde, evlerde göçmen kadınların yaşadığı taciz, tecavüz ve emek istismarına karşı eylem yaptı. Beyazıt tramvay durağında yapılan basın açıklamasında özellikle bölgedeki taciz ve tecavüze vurgu yapan kadınlar bir önce göçmen kadınları koruyucu mekanizmaların kurulmasını istedi: 

"Her gün Aksaray, Laleli, Beyazıt ve Kumkapı sokaklarında, iş yerlerinde, evlerde göçmen kadınlar tacize, şiddete ve hatta tecavüze uğruyor. Göçmen kadınlar savaştan, erkek şiddetinden kaçarak sığınmak amacıyla ya da ailelerine para gönderebilmek için Türkiye’ye geliyor. Türkiye’nin kısıtlayıcı göç ve çalışma yasalarından dolayı çoğu izinsiz çalışmak zorunda kalıyor. 'Kaçak’ olarak nitelendirilen ama aslında 'kağıtsız' olarak tanımladığımız bu durum çoğu işveren, esnaf ve ev sahibi tarafından suistimal ediliyor. Bütün göçmenleri etkileyen ayrımcı, ırkçı ve insan haklarına aykırı bu uygulamalar kadın göçmenler söz konusu olduğunda ayrıca taciz, tecavüz ve erkek şiddeti ile çok daha vahim bir hal alıyor.

Rojava'da kadın ailenin eş başkanı olacak

Rojava Demokratik Halk hareketi (TEV-DEM) siyasetteki 'eş başkanlık' sistemini aileye taşıyor. Artık aile reisi hem kadın hem de erkek olacak. TEV-DEM Sözcüsü Çınar Salih "Aile bir kriz yaşıyor" diyor ve bu yeni süreçte eşitlik dengesini kadının lehine çevirmeye çalıştıklarını söylüyor. Salih ile yaptığımız söyleşi...

Sizin için epey soru hazırladık ancak Kürt kadınları bizi şaşırtmaya devam ediyor. Bugün de yeni bir kavram duyduk sizden ; “aile eş başkanlığı”... Bunun ne olduğunu ve Rojava’da nasıl işlediğini bizimle paylaşır mısınız?

Demokrasi aslında katılımcılık ve çoğulculuktur. Bize göre şimdiye kadar yaşam tek yönlüydü. Bu yaşamın içinde egemen taraf olarak sadece erkekler vardı; ekonomi, siyaset vb. konularda erkek egemenliği vardı. Bize göre temel sorun şudur: Bu sistemde kadınlar köle olarak görülmüştür ve bunun sebebi erkek egemen sistemdir.

Suçlu erkek korunur, mağdur kadın ezilir: Burası Türkiye


A., dayanışma istediği için Feminist Kolektif ile tanışan çok genç bir kadın. Yakın zamanda sonuçlanan tecavüz davasından bir kez daha “mağdur” edilerek çıktı. Hukuk yolları tıkanmış durumda ve AİHM’e gitmenin de sonuç vermeyeceği söylenmiş kendisine. Kamuoyu oluşturup Yargıtay’dan yeni bir duruşma talep edilmesi olasıymış ama küçücük yaşında 3,5 yıldır bu mücadeleyi veren A. artık devam edemeyecek kadar yorgun.
Aşağıda okuyacağınız yazı, A tarafından kaleme alındı. “Yeni TCK” masallarıyla kadınları aldatacağını düşünen AKP iktidarının, bu erkek yargı düzenini sürdüren hukukçuların ve  el birliğiyle mağdur kadını bir kez daha mağdur eden erkek  toplumun dikkatine sunulur…

Devrim Özgürleştirir...

Özgür Can Sunata

Eyy Sarıgazi'de fahişeleri teşhir ettiğinin reklamını Dünya ile paylaşan cepheli en büyük solcular! Ben korktum sizden, beni titrettiniz, bravo.

Yapabileceklerinizden endişeliyim. Çok farklı olsak da, yelpazenin solu adına kaygı duyuyorum...

Sözün bittiği yerde bir şov izledik hepimiz. Aklıma ilk şu geldi, gücünün yettiği birini tespit edip buradan şov yapmak, delikanlılığa sığar mı? Sonuçta cepheliler için  "delikanlı" olmak çok forslu bir şeydir.

Göçmenliğin kadın hali

Türkiye'nin ayrımcı göç ve çalışma yasaları göçmen kadınları sadece kayıtdışı işlerde hak ihlalleri ile başbaşa bırakmakla kalmıyor cinsel taciz ve hatta tecavüze karşı da savunmasızlaştırıyor

Emel Coşkun

Her gün onlarca kadın savaştan, erkek şiddetinden kaçarak sığınmak ya da çalışmak amacıyla Türkiye'ye geliyor. Biraz sohbet ederseniz ya alkolik bir kocanın şiddetinden ya aile baskısından ya da yoksulluktan kaçıp geldiğini anlayabilirsiniz. Ellerinde kısa süreli turist vizeleriyle havaalanına ya da Yenikapı’daki otobüs garına inen bu kadınlar belki de birkaç yıl ülkelerine dönmeyeceklerini biliyorlar. Çünkü Türkiye'ye gelmek için varını yoğunu ortaya koyup katlandıkları zahmete değmesi gerek. Kenyalı bir göçmen kadın çocuğunu annesine bırakarak Türkiye'de iş bulabilmek için bir acenteye 3 bin 500 dolar ödediğini söylüyor. Şimdi o acente ortada yok, onu havaalanında bir başına bırakmış. 'En az üç yıl kalacağım' diyor. Geri dönüşünün doğuracağı sebeplerin ağırlığı o kadar fazla ki, planlarını ancak şöyle ifade edebiliyor: `Ne pahasına olursa olsun burada çalışacağım, en az üç yıl kalacağım.` 

Biseksüel ve Evli Bir Feminist: Kurukahveci Adeola Hanım


Evliliğim üniversiteyi yarım bırakıp aile evine dönmüş ve annesiyle nasıl mücadele edeceğini bilemeyen birinin aklına ilk gelen kaçış planıydı diyebilirim. Beni ailemden kurtarsın diye seçtiğim adamsa, dindar ailemin aksine, dinle hiç alışverişi olmayan, aslında evlilikle de bir alışverişi olmayan ama en az benim kadar ailesinden kaçmaya çalışan biriydi. Ben namaz kılmak, oruç tutmak ve sürekli bir başörtüsü kavgası vermekten kurtulmak istiyordum; o ise içinden sigara parasını alıp kalan maaşını ailesine vermekten ve ailenin bitmek bilmeyen borçlarından kurtulmak istiyordu. İkimizin de evlenmekten ödü patlıyordu ama ailelerimizden de iyice bunalmıştık.

Gökkuşağı bayrağının öyküsü

Gökkuşağı renklerini taşıyan bayrağın LGBT hareketinin sembolü olarak ilk defa bundan 36 yıl önce,21 Haziran haftası, San Francisco Eşcinsel Özgürlük yürüyüşü sırasında kullanıldığını biliyor muydunuz? Bayrağı Judy Garland’ın "Gökkuşağının Üzerinde" adlı şarkısından ve Stonewall ayaklanmasından esinlenerek tasarlayan Gilbert Baker,

Barış İçin Kadın Girişimi İzlenimlerini Aktardı

Barış İçin Kadın Girişimi, Lice'de kalekollara karşı direnen kadınlar ve PKK'ye katılan çocuklarının geri gelmesi için Diyarbakır'da eylem yapan kadınlarla yaptığı görüşmenin sonuçlarını 17 Haziran'da yaptığı basın açıklaması ile duyurdu. Açıklamalarının tam metnini haberin devamında okuyabilirsiniz.

" KARAKOL GÖLGESİNDE BARIŞ UMUDU

Barış İçin Kadın Girişimi olarak geçtiğimiz haftasonu kalekol protestolarının devam ettiği Lice'yi ve Diyarbakır'da dağdaki çocukları için eylem yapan anneleri ziyaret ettik.