Haberler-Duyurular


IMAGE
1000 Feministten HDP'ye Destek Açıklaması
Cumartesi, 18 Nisan 2015
Halkların Demokratik Partisi'ne (HDP) oy verecek feministler kadınlara HDP'ye oy verme çağrısı yaptı. Bu çağrıyı yaparken kadın kurtuluş mücadelesinin HDP çatısına sığmayacak talepleri, hedefleri ve örgütlenme ilkeleri olduğunu ve herhangi bir karma siyasi partinin kadınların öz örgütlülüğünü esas alan feminist mücadelenin öznesi olamayacağını, dolayısıyla bir partiyi bu saikle işaret etmeyeceğini vurgulayan ve 1000 kadının imza verdiği destek metni... Devamı...
IMAGE
Kaos GL'nin Kadın Kadına Öykü Yarışması "Ses" temasıyla 10. kez çağırıyor
Pazartesi, 23 Şubat 2015
Kadın Kadına Öykü Yarışması ‘Ses’ temasıyla 10. kez kadınların öykülerine yer veriyor. Kaos GL Derneği’nin 2006 yılından bu yana sürdürdüğü yarışmanın bu yılki öyküleri için son başvuru tarihi 17 Nisan 2015. Duyuru linki : http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=18625 İletişim : kadın@kaosgl.org Devamı...
IMAGE
Canilik değil, erkek şiddeti!
Pazartesi, 16 Şubat 2015
Ecehan Balta-Özlem Barın Kadına yönelik şiddet; bir kadına yönelmiş görünse bile, aslında tüm kadınları susturmayı, bedenlerini ve hatta zihinlerini kontrol altına almayı hedefler. Örneğin, bir sokakta taciz hikâyesi dinlerseniz, o sokaktan artık kolay kolay geçemezsiniz. Özgecan’ı öldüren dolmuşçu olunca, bütün kadınların aklına dolmuşta yaşadıklarından başlayarak “teğet geçtikleri tehlikeler” üşüşür. Anneleri şiddete uğramış kadınlar,... Devamı...
IMAGE
Özgecan’ın öldürülmesinin sorumlusu kim/kimler? (İFK)‏
Pazartesi, 16 Şubat 2015
İstanbul Feminist Kolektif'in açıklamasını aşağıda okuyabilirsiniz.   Özgecan’ın tecavüz sonrası öldürülmesinin toplumun tüm kesimlerinden aldığı tepki, kuşkusuz kadın cinayetlerinin önlenmesi, erkeklerin engellenmesine yönelik bir fırsat yaratması açısından önemli. Fakat Özgecan’ın öldürülmesi hakkında yapılan tartışmaların çoğu bu yönde bir umut doğurmuyor. Çünkü başta iktidar olmak üzere hiçbir siyasi grup Özgecan’ın öldürülmesinin... Devamı...
IMAGE
Feminist Politika 25. Sayı Çıktı!
Pazartesi, 26 Ocak 2015
Merhaba Yılın ilk günü Sağlık Bakanı'nın annelik kariyerine dair sözlerine duyduğumuz öfke dinmemişken, sevgili Nevin'e ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildiğini duyduk. Belki de yüzümüzü biraz olsun güldüren tek haber Pınar Selek'in dördüncü kez de olsa beraatine karar verilmesiydi.25. sayımızı hazırlarken Kobanê direnişi çoktan altıncı ayına girdi. Devamı...
IMAGE
Feminist Politika okur toplantısı
Çarşamba, 31 Aralık 2014
Feminist Politika okur toplantısında buluşuyoruz! Feminist Politika’nın 24. sayısını konuşacağımız okur buluşmamızda yeni muhafazakar politikalarla sermayenin ihtiyaçlarına göre hızla şekillenerek kadınlara dar edilen kentsel mekanları, yani Aile- AVM-AKP kıskacındaki hayatlarımızı konuşacağız.  AVM’ler dışında var olabileceğimiz kamusal alanlar birer birer erirken bizler içinde yaşadığımız kentleri kendi ihtiyaçlarımıza göre şekillendirme... Devamı...
IMAGE
Elifhan Köse’nin yanındayız!
Pazartesi, 08 Aralık 2014
Son yıllarda AKP’nin politikalarını eleştiren, protesto eylemlerine katılan çok sayıda akademisyen çeşitli gerekçelerle soruşturmaya tabi tutuluyor ve işten çıkarılıyorlar. Bu politikalara baş kaldıranlar kadın akademisyenler olduğunda baskı iki kez artıyor ve AKP iktidarı adeta bir “cadı avı” gerçekleştiriyor. Devamı...
IMAGE
Çözüm Süreci’nin neresindeyiz?
Çarşamba, 26 Kasım 2014
Barış İçin Kadın Girişimi, düzenlediği "Kadınlar çözüm sürecinin neresinde" başlıklı basın toplantısıyla kalıcı bir barışın inşası için tüm tarafları kadınların sürece eşit ve nitelikli katılımını politikalarının parçası haline getirmeye davet etti. Devamı...

AKP’li Öznur Çalık’a soruyoruz: Neden Özgecan’ın öldürülmesine göz yumdunuz?

13 yıllık AKP iktidarı döneminde kadın cinayetlerinin görünürlüğü arttı diyorsunuz. Peki, istatistiklere de yansıyan bu görünürlük neden arttı? Çünkü, biz kadınlar artık erkek şiddetine itiraz ediyoruz. Sessizce boyun eğmiyoruz. Erkek şiddetinin kendi utancımız olduğunu öğreten erkek egemen ideolojiye karşı haykırıyoruz. Sokaklara dökülüyoruz. Polisten, yargıdan ve devletin diğer kurumlarından bizi korumasını talep ediyoruz. Kocamız, nişanlımız, ya da sevgilimiz olan bir erkeğin şiddetine ya da tecavüzüne maruz kaldığımızda devletin görevini yapmasını bekliyoruz.

Kadına karşı şiddete karşı

Sibel DAĞ
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.


I.

‘Kadına yönelik şiddet’ toplumsal yaşamda artık epey bilinen ve rahatlıkla kullanılan bir tanımlama. Her ne kadar tamlamanın içinde şiddetin failiyle ilgili bir giz varsa da bu kullanım kadın merkezli bakış açısının yerleşmesi açısından oldukça önemli. Başta kadın hareketi olmak üzere konuyla ilgili farkındalık yaratmayı hedefleyen tüm öznelerin tam da bu faili analiz etmekle ilgilendiğini biliyoruz. Eril olanla yani. İfadede adı geçmediği için hafif torpil görse de bu basbayağı erkek şiddeti.

Düşlerden Bilenir, Zılgıtlarla Direniriz

Mehtap Tosun

"Camerd doste pısao, dısmane serio”
1

 

Ailenin ailesi olan ikiyüzlü kültürümüz, içerdiği kodlarla kendi eril “hakikat “düzenini dayattı, dolaştırdı, aktardı ve bu kodlarıyla, yıllar yılı kadına yönelik her türlü şiddet eyleminde masumiyet karinesini işletti. Özgecan’la birlikte bu toplumun ve kültürün kadınlar üzerindeki riyakar ve şuursuz tavrının net bir şekilde görülmesine yeniden tanık olduk. Bu denli yankı bulmasının nedeni, “içeriyi” kime ve neye karşı koruduğunu hiçbir zaman sorgulamayan ve sorgulatmayan ev düzeninin “karşılıksız koruyuculuğunun” sarsılması ve derinden yara almasıydı.

Özgür bir kenttir elimizden aldığınız!

 

Özlem Çelik

Özgecan’ın yaşadıkları hepimizin hayatta en az bir kere düşündüğü, bu ihtimalin çok yakınlarında olduğunu bildiği bir olaydı ve de tesadüf değildi

"Dolmuşa bindiğinde, şoförün kapıyı kapatıp, gaza basıp ıssız bir yere götüreceği korkusunu yaşamayan; bu korku yüzünden tek kalmamak için son inenle birlikte inmek zorunda kalmayan,
ıssız bir sokakta iki adımda bir arkasına tedirginlikle bakmadan yürüyebilen, arkasından gelen kişinin adımlarının temposuna kulak kesilmeyen,
yanından geçen birinin kendisini taciz edebileceği korkusu yaşamayan,
eve yemek siparişi verdiğinde bile tekse eğer, siparişi getiren kişinin yalnız olduğunu anlamaması için elinden geleni yapan,
hayatında hiç tacize uğramamış olan,
bindiği taksinin plakasını almak zorunda kalmayan,
hayatında bir kere olsun tecavüze uğrama korkusu yaşamamış olan bir kadın kaldı mı bu ülkede?"

Özgecan’ın ardından bu alıntı birçok kadının facebook sayfasında paylaşıldı. Özgecan’ın bundan birkaç gün önce yaşadıkları bir taş gibi oturdu içime. Hepimize oldu bu. Doğru ama, feminist olan ya da olmayan kadınlar bu tecavüz ve cinayet ardından neden bu kadar hızlı sokağa çıktılar?

İlerici- Gerici İkileminde Feminist Politika

 

Ece Kocabıçak 

13 Şubat 2015

İktidar partisinin liberal ilerici ya da dinci gerici olduğu ikilemi üzerinden politika yapmak bize yeni   olanaklar sağlıyor mu? Yoksa bu ikilem, patriyarkanın öznesi erkekler ile devlet arasındaki tarihsel bağı  görünmez mi kılıyor? Bu soruya yanıt verebilmek için öncelikle feminist politika açısından neyin ilerici, neyin gerici olduğunu tarif etmeye çalışacağım. Ardından, feminist zemin üzerinde yaptığım bu ayrıma sadık kalarak, liberal iktidarların her koşulda kadınlar için ilerici olup olmadığını tartışacağım. Böylesi bir tartışmanın liberal ilerici- dinci gerici ikileminin feminist politikaya getirdiği kısıtları göstermesini umuyorum. Son olarak, farklı bir kavramsal çerçevenin izinden giderek, erkekler ile patriyarkanın kurumları olan devlet, heteroseksüel aile, kültürel ve dini pratikler, şiddet ve cinsellik arasındaki ilişkiye ve kadınların bu kurumlarla mücadelesine değineceğim.[1]

 

8 Mart, Bal ve Patriarkal Gürültü

Direnen Kızkardeşler

 Bilgesu Yaprak

Susmuyor, konuşuyor patriarka. Kulaklarımızda çınlayan erkeklerin değil, erkekliğin sesi. Satır satır, her saniye…


***


“Kadın dediğin evinde oturur. Ben ona kraliçeler gibi bakarım hem, ne gerek var çalışmasına? Otursun çocuklara baksın, yemek yapsın.”

Bazı feminist grupların bakış açısı, kadının çalışması, çocuk yapmaması, yuva kurmaması gerektiği yönünde olsa da, benim desteklediğim feminizm anlayışının temelinde kadının ne isterse onu yapması yatıyor. Biz kadınların, kimsenin bizim adımıza karar vermesine, doğruyu yanlışı belirlemesine ihtiyacımız yok. Ve evet, bir kadın isterse ev hanımı olabilir, çocuk yetiştirebilir. Fakat burada, erkeğin yorumuna odaklanmak istiyorum. Bu topraklarda “kaşık düşmanı” gibi bir terim varken yüz yıllardır, ‘ben kadınıma kraliçeler gibi bakarım’ komedisini nasıl algılamamız bekleniyor?

Erkek Şiddeti ve Feminist Tutum

Gerek Özgecan'ın katli, gerekse bu vahşetin sonrasında ortaya çıkan toplumsal hareketlenme, birçok tartışmayı beraberinde getirdi. Bir yandan "idam, hadım, linç" sesleri yükseledursun, bir diğer yandan da bu olaya dönük tepkilerin içinden eril zihniyetin yeniden ve yeniden fışkırdığını görmek durumunda kaldık. Katilin anasına, bacısına küfredenlerden tutun da, yedi sülalesinin bir yerlerine koyan insanlara bazen meram anlatmaya çalıştık, bazen öfkemizden ne yapacağımızı bilemedik.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir diğer ses, koroya eklenmekte gecikmedi: “ Bu kadın-erkek meselesi değil, bu bir insaniyet meselesi.” “Olayı politikleştirmeyin, burada çok insani, çok vicdani bir durum var.” Bu sesin nasıl “üretildiğini” yani münferit olmayıp bizatihi ideolojik bir alt yapısı olduğunu görmek zor değil. AKP’nin eşitlik mücadelesini bile zoraki bir “eş değerlik” kabulüne indirgemek adına kurdurduğu bir STK (?) olan KADEM, televizyonlarda günlerdir bu söylemi yaygınlaştırmaya çalışıyor. Hülya Gülbahar başta olmak üzere feministler bu algı yönetiminin söylem mekanizmasına ne kadar çomak sokarsa soksun, söz yayılıyor: “Mesele kadın-erkek meselesi değil.”

Canilik değil, erkek şiddeti!

Ecehan Balta-Özlem Barın

Kadına yönelik şiddet; bir kadına yönelmiş görünse bile, aslında tüm kadınları susturmayı, bedenlerini ve hatta zihinlerini kontrol altına almayı hedefler. Örneğin, bir sokakta taciz hikâyesi dinlerseniz, o sokaktan artık kolay kolay geçemezsiniz. Özgecan’ı öldüren dolmuşçu olunca, bütün kadınların aklına dolmuşta yaşadıklarından başlayarak “teğet geçtikleri tehlikeler” üşüşür. Anneleri şiddete uğramış kadınlar, uğramamış olanlara göre kendileri de iki kat fazla şiddet görürler. Babaları şiddet uygulayan oğlan çocukları şiddete daha eğilimli olurlar. Şiddet etrafınızı ne kadar çevirmişse, o döngünün içinden çıkmak da o kadar zor olur.

Özgecan’ın öldürülmesinin sorumlusu kim/kimler? (İFK)‏

İstanbul Feminist Kolektif'in açıklamasını aşağıda okuyabilirsiniz.

 

Özgecan’ın tecavüz sonrası öldürülmesinin toplumun tüm kesimlerinden aldığı tepki, kuşkusuz kadın cinayetlerinin önlenmesi, erkeklerin engellenmesine yönelik bir fırsat yaratması açısından önemli. Fakat Özgecan’ın öldürülmesi hakkında yapılan tartışmaların çoğu bu yönde bir umut doğurmuyor. Çünkü başta iktidar olmak üzere hiçbir siyasi grup Özgecan’ın öldürülmesinin sorumluluğunu almak istemiyor. Özgecan’ın tecavüz sonrası öldürülmesi münferit bir olay gibi tartışılıyor. Ancak canilerin yapabileceği bir olay. Dolayısıyla eylemden eyleme koşan, demeç üzerine demeç veren erkekler kendilerini bu vahşi cinayetin dışında görüyorlar. Oysa Özgecan’ın katledilmesi hiç de tesadüf değil.

 

Özgecan’ın başına gelenleri önlenmeyen erkek şiddetinden, sürekli kadınlar hakkında konuşan siyasetten, kadınların kahkahasına, dekoltesine karışıp iffetli-iffetsiz kadın ayrımı yapanlardan, kadınların hayatını kontrol etmeyi kendine hak gören erkeklerden bağımsız göremezsiniz. Tecavüze faili olan erkekten ve erkek egemenliğinden soyutlayarak bakamazsınız.

 

Kadınlar Hayatlarına Sahip Çıkıyor

 

Peki, biz şimdi sizlere ne mi sunmak istiyoruz? Yaşamları ve canları için mücadele eden kadınların; şiddet gördüğü evde, sokakta, mahallede erkekler engellenmediği için canlarına tak ederek ve genellikle de canını kurtarmak için şiddete başvurmak durumunda kalmış kadınların, medyada duyulan haberleri üzerinden aylık bir döküm sunmayı hedefliyoruz. Yani, kadınların tuzluk uzatmadığı, boşanmak istediği, dilediği kıyafeti giydiği, facebook hesabı açtığı, izinsiz sokağa çıktığı için öldürülmelerinin tam tersi bir yerden, şiddetten kurtulmak ve ölmemek için şiddete başvuran kadınların haberlerini paylaşacağız.