Haberler-Duyurular


IMAGE
Ego eril midir? Bir çiçek-böcek tartışması
Salı, 05 Ocak 2016
    Ego eril midir? Bir çiçek-böcek tartışması /Dilan Özdemir/ "Erkeklere, erkeklere, en çok onlara, bu kendilerini, sonra yine kendilerini sevenlere kızgınlığım. İki düğmeli, üç düğmeli ceketleriyle duyarsızlar ordusu yığın yığın geçiyorlar. Ceketsiz, kravatsızlarda biraz olsun umudum vardı... Oysa tek dolaşmıyor onlar – güçsüzler. Rastlamadım işte, birilerine rastlamadım – Rast-la-san-da, rast-la-ma-san-da av-va gi-di-yo-ruz." Sevgi Soysal Ego eril... Devamı...
IMAGE
Hayat kadını mı dediniz?
Pazartesi, 14 Aralık 2015
Dursaliye Şahan/ Hayat kadını mı dediniz? Hürriyet’in başlığı aynen şöyle:“Esad ülkeni ne hale getirdin bak?”Efendim Şanlıurfa’da polis huzur operasyonu yapıyor ve bir mahalle baskınında 50 kadar Suriyeli kadın fuhuş yaparken tutuklanıyor.Olay bu!Ve arkasından yukarıdaki başlık atılıyor.Hani dersiniz ki, bu güne kadar Türkiye’de hiç fuhuş ticareti yapılmamış. Hatta niyetlenenler bile vatandaşlıktan çıkarılmış. Sanki bu ülkede bir zamanlar... Devamı...
IMAGE
Maçımız erkek egemen futbol kültürüyle!
Pazartesi, 30 Kasım 2015
Karşı Lig üç sezondur Kadıköy Kalamış'ta oynanıyor. Lig'de mahalle dayanışmalarından, çeşitli politik gruplardan ve taraftan gruplarından oluşan 17 farklı takım forma giyiyor. Toplumu apolitikleştirme aygıtı olan endüstriyel futbolun tersine Karşı Lig politikadan beslenen, politik eylemlere dâhil olan, gündeme kafa yorup söz üreten ve dayanışmayı örmeyi hedefleyen alternatif bir lig. Lig'de küfür edilen hakemler yok, ne küfür ediliyor ne de hakemlerin kontrol... Devamı...
IMAGE
Feminist Politika 28. Sayı çıktı!
Salı, 03 Kasım 2015
 Çilem, Nevin, Yasemin, Hasret, Öykü… Kadınlar hayatlarına sahip çıkıyor   Türkiye’de feministlerin 1980’lerden bu yana erkek şiddetiyle mücadelesi 2000’lerde başka bir boyut kazandı. Kadın cinayetlerine karşı artık ülkenin her yerinde kadınlar bir araya geliyor; evlerden sokaklara, mahkemelerden televizyonlara mücadele sürüyor. 2000’lerden bu yana ise kadın cinayetleri ile mücadelede öne çıkan, kadınların bu süreçte sadece mağdur olmadıklarıydı. Devamı...
KADIN ÖRGÜTLERİNE VE FEMİNİSTLERE...
Çarşamba, 28 Ekim 2015
KADIN ÖRGÜTLERİNE VE FEMİNİSTLERE... Sosyalist Feminist Kolektif olarak sekizinci kampımızı 28-30 Ağustos 2015 tarihleri arasında Şile'de gerçekleştirdik. SFK deneyimini feministlere açacağımız, nasıl bir politik hat ve nasıl bir feminist örgütlenme tartışmasını da yürüteceğimiz bir sürece karar verdik. Bugüne kadar eylem birlikteliği yaptığımız sokakta yan yana geldiğimiz kadın örgütlerine ve feministlere geldiğimiz noktayı açıklamayı bir sorumluluk... Devamı...
IMAGE
Cizre’de Nur Mahallesi düşerse Kadıköy’de Bağdat Caddesi de düşmüş olacak!
Cuma, 02 Ekim 2015
Hülya Osmanağaoğlu 9 gün süren sokağa çıkma yasağı, evlerin aşırı sıcak banyolarında sadece alt bezleriyle yatırılan bebekler, kuyuların diplerindeki çamurlu suları tülbentlerle süzerek içen ve tek odaya sıkışmış onlarca insan, bahçede abdest alırken keskin nişancılarca vurulan yaşlı kadın, annesiyle babaannesinin ölülerinin arasında saatlerce yaralı yatan bebek… Daha niceleri… Hepsini okumuştuk gitmeden önce ama yaşayanlardan dinlemek bir başka... Devamı...
IMAGE
Bu daha başlangıç…
Cumartesi, 29 Ağustos 2015
Aşağıdaki röportaj, Feminist Politika Ağustos 2015 sayısında yer aldı. 7 Haziran 2015 seçimlerini “ülke tarihinin en önemli seçimlerinden biriydi, feministler olarak çok tartışmıştık” diye anlatacağız gelecekte, “Feminist camiadan tanıdığımız yol arkadaşlarımızdan birisi HDP barajı aşınca vekil olmuştu” diye de ekleyeceğiz. Erkek ve egemen tarih yazımına inat, kendi tarihimizi yazalım diye HDP’den milletvekili olan feminist arkadaşımız Filiz... Devamı...
IMAGE
Fuat Uğur ve Kadın Düşmanı Erkekler
Cuma, 14 Ağustos 2015
 Bu yazı, Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur’un 13 Ağustos tarihli ‘ Figen Yüksekdağ ve ruh kanseri kadınlar ‘ başlıklı yazısına istinaden yazıldı. Devamı...

Hayat kadını mı dediniz?

Dursaliye Şahan/

Hayat kadını mı dediniz?

Hürriyet’in başlığı aynen şöyle:
“Esad ülkeni ne hale getirdin bak?”
Efendim Şanlıurfa’da polis huzur operasyonu yapıyor ve bir mahalle baskınında 50 kadar Suriyeli kadın fuhuş yaparken tutuklanıyor.
Olay bu!
Ve arkasından yukarıdaki başlık atılıyor.
Hani dersiniz ki, bu güne kadar Türkiye’de hiç fuhuş ticareti yapılmamış.
Hatta niyetlenenler bile vatandaşlıktan çıkarılmış.
Sanki bu ülkede bir zamanlar genelev patroniçesi Matild Manukyan’a vergi rekortmeni olduğu için üstün hizmet madalyası filan asla verilmemiş.
Orta Avrupa ülkelerinden binlerce kadını iş vaadi ile kandırıp zorla seks kölesi yapan çetelerin hiç biri Türkiye’li değil.
Filmlere, romanlara konu olan o Soğukoluk beldesi tamamen efsane.
Yani Esad’ın halkına yaptığını başka kim yapmış ki?!
Şimdiki gençlerin deyimi ile Oha yani!
Yılların gazetesi. Onca ekip. Bu kadar iddialı çıkışlar.
Ve sonuç?
İlkokuldaki duvar gazetesini aratmayan amatör bir bakış.
Ey haber merkezinin değerli editörleri!
Üzerinde yaşadığınız Türkiye topraklarında genelevler bizzat devletin izni ile resmi olarak çalıştırılır.
Vergiye tabiidirler.
Hatta bildiğim kadarı ile artık orada çalışan kadınlar da sigortalı olmak durumundadırlar.
Kahraman polislerimiz tarafından tutuklanan o kadınlara gelince, tamamen hayatta kalabilmek için bedenlerini satmaktalar.
Muhtemelen bazılarının çocukları bile var.
Ahlaki boyutuna gelince; yalan yanlış haberden, taraflı gazetecilikten daha fazla günahı yok.
Sağlıcakla kalınız

 

Feminist Politika 28. Sayı çıktı!

Feminist Politika 28. sayı

 Çilem, Nevin, Yasemin, Hasret, Öykü…

Kadınlar hayatlarına sahip çıkıyor

 

Türkiye’de feministlerin 1980’lerden bu yana erkek şiddetiyle mücadelesi 2000’lerde başka bir boyut kazandı. Kadın cinayetlerine karşı artık ülkenin her yerinde kadınlar bir araya geliyor; evlerden sokaklara, mahkemelerden televizyonlara mücadele sürüyor. 2000’lerden bu yana ise kadın cinayetleri ile mücadelede öne çıkan, kadınların bu süreçte sadece mağdur olmadıklarıydı.

Cizre’de Nur Mahallesi düşerse Kadıköy’de Bağdat Caddesi de düşmüş olacak!

CizreHülya Osmanağaoğlu

9 gün süren sokağa çıkma yasağı, evlerin aşırı sıcak banyolarında sadece alt bezleriyle yatırılan bebekler, kuyuların diplerindeki çamurlu suları tülbentlerle süzerek içen ve tek odaya sıkışmış onlarca insan, bahçede abdest alırken keskin nişancılarca vurulan yaşlı kadın, annesiyle babaannesinin ölülerinin arasında saatlerce yaralı yatan bebek… Daha niceleri… Hepsini okumuştuk gitmeden önce ama yaşayanlardan dinlemek bir başka ağırlık yarattı yüreklerimizde.

Barış için Kadın Girişimi’nin politik dayanışmanın yanı sıra duygu paylaşımını da olanaklı kılan ve hepimize “ne iyi oldu” dedirten örgütlenmesiyle 150 kadın Cizre’ye gittik. Yukarıda yazdıklarımdan çok daha fazlasını hem Cizre kuşatması süresince özgür medya hem de birlikte Cizre’ye gittiğimiz kadın arkadaşlar yazdı/yazıyor. Biraz gördüklerimden ne anladığımı/hissettiğimi paylaşmak istiyorum…

"Ben de o balık gibi Diyarbakır'dan İstanbul'a düştüm"


Söyleşi: Nacide Berber

Hanım Tosun’un göç ve mücadele hikayesi uzun ve zorlu bir yol hikayesi. Feminist Politika’nın dosya konusu için Hanım’la bir araya geldik; paylaştığı hikayesi ve deneyimiyle biz de içimizde başka türlü yollar aldık… Bu memlekette alamadığımız yollar için de bir kere daha başımızı önümüze eğdik… Ama Hanım’ın hikayesi herkese olduğu gibi bize de güç verdi. Kendi deyimiyle ayakta kalmak, mücadeleye devam etmek ve anlattıkları üzerine ek hiçbir söze gerek olmadığı için hemen sözü kendisine veriyoruz. *

Asma Yaprakları, Elmalar ve Kadınlar

Demet ÖZMEN
…Bir Anadolu efsanesine göre bir kadının çocuğu hastalanır, hekimlere başvurur bir çare bulamaz. Hekimlerden biri vahşi ve evcil hayvanların sütlerinin karışımını çocuğa içirmesini söyler. Kadın dağ dağ, diyar diyar gezer ve süt karışımını bulur ama geç kalmıştır. Çocuğunu kaybeden kadın süt karışımını bahçeye döker. Bahar vakti ekinlikten şimdiye kadar görmediği bir bitki çıkar. Kadın bu fidana çocuğunun hatırası olarak bakıp büyütür. Birkaç yıl sonra bitki kol atar meyve verir. Kadın meyvenin tadına bakar çok beğenir. Bir kısmının suyunu çıkarır, şişelere koyup tavan arasına kaldırır. Birkaç yıl sonra tavan arasına çıktığında unuttuğu şişeler gözüne takılır ve onu içince neşelenip oynar, nara atıp şarkı söyler. Sesi duyan eşi, komşuları da şişede kalmış üzüm şırasından içip aynı şekilde davranırlar...

Maçımız erkek egemen futbol kültürüyle!


Karşı Lig üç sezondur Kadıköy Kalamış'ta oynanıyor. Lig'de mahalle dayanışmalarından, çeşitli politik gruplardan ve taraftan gruplarından oluşan 17 farklı takım forma giyiyor. Toplumu apolitikleştirme aygıtı olan endüstriyel futbolun tersine Karşı Lig politikadan beslenen, politik eylemlere dâhil olan, gündeme kafa yorup söz üreten ve dayanışmayı örmeyi hedefleyen alternatif bir lig. Lig'de küfür edilen hakemler yok, ne küfür ediliyor ne de hakemlerin kontrol mekanizmasına ihtiyaç duyuluyor. Oyuncular ve takımlar arası dayanışmayı kurarken kazanma hırsının unutulması hedefleniyor. Ancak hepsinden önemlisi futbolda tribünleri ve sahaları işgal eden erkekler ve erkek egemen kültüre inat, kadınlar da erkeklerle birlikte sahada top koşturuyorlar. Karşı Lig'in oyuncularından Şule Akın ve Aslı Öz ile Karşı Lig'de kadın oyuncu olmak ve sahada feminist mücadele üzerine konuştuk...

Söyleşi: Başak B.

 

 Karşı Lig’e katılmaya nasıl karar verdiniz?

Şule: Kadıköy civarındaki gezi sonrası kurulmuş dayanışmalar arasında altı takımdan oluşan kısa bir turnuva yapıldı ve o turnuvada her takımda bir kadın oyuncu oynayacaktı. Ben de o maçtan itibaren Yeldeğirmeni Dayanışması’nın takımı olan “Forza Yeldeğirmeni”nde oynamaya başladım.
Aslı: Futbolu hiç sevmiyordum ve oynamayı da düşünmüyordum. Yakın çevremdeki arkadaşlarımın Karşı Lig'de oynaması sebebiyle futbol fikrine biraz daha yakınlaştım ve Çapultura takımında oynamaya başladım.

 Karşı Lig'den önce futbol oynamış mıydınız?

Şule: Evet, üniversitedeyken salon futbol takımında oynamıştım.
Aslı: Hayır, oynamamıştım.

KADIN ÖRGÜTLERİNE VE FEMİNİSTLERE...

KADIN ÖRGÜTLERİNE VE FEMİNİSTLERE...

Sosyalist Feminist Kolektif olarak sekizinci kampımızı 28-30 Ağustos 2015 tarihleri arasında Şile'de gerçekleştirdik. SFK deneyimini feministlere açacağımız, nasıl bir politik hat ve nasıl bir feminist örgütlenme tartışmasını da yürüteceğimiz bir sürece karar verdik. Bugüne kadar eylem birlikteliği yaptığımız sokakta yan yana geldiğimiz kadın örgütlerine ve feministlere geldiğimiz noktayı açıklamayı bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz. Bu süreçte Sosyalist Feminist Kolektif kurumsal adıyla yaptığımız tüm faaliyetleri durdurma ve bir örgütlenme olarak SFK’yı dondurma kararı aldık.

SFK kendisini yedi yıl boyunca bütünlüklü bir politika yapmaya çalışan, devletten-sermayeden ve erkeklerden bağımsız bir örgüt olarak tarif etti. Bunun yanı sıra kalabalık ve geniş bir örgütlenme modeline dönüştü.

Bu daha başlangıç…

Aşağıdaki röportaj, Feminist Politika Ağustos 2015 sayısında yer aldı.

7 Haziran 2015 seçimlerini “ülke tarihinin en önemli seçimlerinden biriydi, feministler olarak çok tartışmıştık” diye anlatacağız gelecekte, “Feminist camiadan tanıdığımız yol arkadaşlarımızdan birisi HDP barajı aşınca vekil olmuştu” diye de ekleyeceğiz. Erkek ve egemen tarih yazımına inat, kendi tarihimizi yazalım diye HDP’den milletvekili olan feminist arkadaşımız Filiz Kerestecioğlu’nun kapısını çaldık. Seçimleri, vekil olma öyküsünü, feminist hayallerini konuştuk. Tebrik ediyor ve kolaylıklar diliyor dergimiz Filiz’e. İyi okumalar.

1-HDP neden seni mecliste kendi saflarında vekil olarak görmek istedi?

Kadın partisiyim diyen bir parti HDP, elinden geldiğince kadın temsilini mecliste yansıtmak isteyen bir parti. Bu dönem Kürt Kadın Özgürlük Hareketi’nin mücadelesinin feminist hareketle buluştuğu bir dönem, daha gerçek buluşma yaşadığı bir dönem.